13 Ağustos 2019 Salı

YETENEKLİ BAY RIPLEY - PATRICIA HIGHSMITH

Ingilizce'den çeviren: Esra birkan
1. Baskı 2001
2. Baskı 2016
312 sayfa


Bir anti-kahraman hikayesi.

Beş kitaplık serinin ilk kitabı.

Polisiye kısmı en az yer tutan kısım kitap boyunca(bence), vurucu ya da heyecanlı kısım ise polisiyenin olduğu kısımlar.

Eşcinsellik ile borderline 'ın(bu benim olabilir diye düşündüğüm rahatsızlık belki başka bir karşılığı da vardır ) belirgin izleri.

Aşk, eh işte ...

Ve sebepsiz eylemler...

Nedenleri belki de serinin diğer kitaplarındadır, kim bilir!

Bir de filmi varmış ve denilene göre kitabından iyiymiş, henüz izlemedim :)


9 Ağustos 2019 Cuma

İNSAN OLMAK - ENGİN GEÇTAN

Metis'te 1. Basım 2003
16. Basım 2018
180 sayfa

Geçtan önsözde diyor ki;

"Bu kitapta, insanın kendi kendisine tutsak olmasına yol açan kısır döngülerin oluşum nedenlerine ve yaşanış biçimlerine ağırlık verilmiştir.  Çünkü insan, kendisine karşıt düşen davranışların nasıl geliştiğini göremedikçe, özgür olabilmek için neyi aşması gerektiğini de bilemez."

Terminolojik olmayan anlatımıyla gönlümde bir yer edindi yazar.

"İnsan, varolduğu günden bu yana sürekli olarak, içinde yaşadığı dünyayı ve evreni tanımaya ve anlamaya çalışmış, ancak bu çabası içinde en az taşıyabildiği varlık yine kendisi olmuştur. "

Geç buldum ama hemen bırakmamaya ahdettim.

"Kadercilik ve uyuşukluk, çevreyle baş edememenin doğal sonuçlarıdır. "

Bireyin kendi farkındalıkları için, karakter analizi ve psikolojisine açıklamalar bulacağı türden bir şey.

"Güçlülük, yürekli olmayı gerektirir. Yüreklilik ise insanın kendi gerçekleriyle yüzleşebilmesini içerir. "

Gelişim psikoljisinde Freudyen yaklaşımın tam karşılanamadığı yerde, tecrübelerin devreye girdiği bir birikim patlaması.

Tekrar Freud ve Jung okumalıyım, hem de en acilinden.


"...insanlığın kendi yazgısını denetleyebileceği bir üst-sistem, ancak
 alt-sistem olarak bireylerin kendi yazgılarını yönlendirme sorumluluğunu üstlenmeleriyle gerçekleştirilebilir. "


Bakmayın sayfa sayısına, ciddi söylüyorum salim kafayla, düşüne düşüne, irdeleye irdeleye, sayfalarını çize çize ve en önemlisi kafa yorarak okunacak bir kitap. Zaten bu şekilde okumuyorsanız, göz kası egzersizi yapıyorsunuzdur. Yapmayın!




SDNEY LONDON - DANVERS SERİSİ



304 Sayfa

182 Sayfa 

295 Sayfa 

3 Ağustos 2019 Cumartesi

EVE DÖNÜŞ ŞARKISI- JODI PICOULT

April yayıncılık 
Çeviri: Dilek Berilgen CENKCİLER
482 Sayfa

"Bir anda artık o insan olmak istemediğime karar verdim. Dünyayı aldatıyor gibi yapmak istemiyordum, çünkü aldatmıyordum. Başka birinin benim için plan yapmasını istiyordum, çünkü kendi başıma başarılı olduğum asla söylenemezdi. "
"Bir insanın sizin için doğru olduğunu, söylemek zorunda olmadıkları söylediklerinden daha da önemli olduğu zaman anlıyorsunuz. "


Blogda aradığımda Bir Daha Bak adlı kitabını buldum, muhtemelen Kız Kardeşim İçin olanı blogdan önce okudum. İlk iki kitaptan sonra "bütün kitaplarını edinmek istiyorum" demişim. Çünkü farklı bir tarzı, günümüz yaşantılarına farklı bakış açılarından bakmanızı sağlayacak hikayeleri vardı. Bir de hikayeyi okur okur ve sonunda kesinlikle olaya daha spesifik bakan birinin gözünden neticeye ulaşırdınız. 

Bu kitabı ne zaman edindiğimi bile hatırlamıyorum. Geçen yıl boyunca bir sınavdan öbürüne, bir projeden diğer ödeve ve tabii staja ayrılan zamanımda yeterince kitap okuyamadığımdan şikayet edip durdum ama bakmayın siz insan isterse her zaman okumaya vakti kalır. Benimki biraz da bahanesi hazırlardan oldu.  Ve sonunda her şey bitti dediğim 27 Temmuz'dan sonra ise bir ne yapacağını bilememe, bir dizi başlama, bir film yarım bırakma şeklinde devam ederken günlük hayatıma "ya ben niye okumuyorum eskisi gibi" diye düşünerek, beni saatlerce kendine bağlayacak bir kitap arayışına girdim. Çünkü ne zamandır okumayı bırakmamış olsam da elime 3 ya da 4 saat kitap alabilmişliğim yok. 

Uzattım ama Picoult'un kitabını görünce ilk aklıma "işte bu" demek geldi. İlk iki kitabına bakarak diyebilirdim ki beni 3-4 saat  kendine bağlayacak kitaplardan biri olabilir. Nitekim de kitabı 482 sayfa olmasına rağmen bir günde bitirdim.

Ancaaak, ben hep önceki iki kitabındaki vurucu anı beklesem de, yazar da sonunda sürprizimsi bir şey yapmış olsa da beni tatmin etmedi. Öncelikle hikayede çok fazla ayakları yere basmayan şey vardı, bir diğeri LGTB 'li bireylerin L harfini karşılayan kesimini anlatıyor olsa da ben bir türlü o hissi, o samimiyeti yakalayamadım. Ha hikaye acayip enteresan, oldukça acıklı, inişi çıkışı bol . Belki de sadece ben böyle düşünmüş olabilirim, yani yaptığımın öznel bir eleştiri olduğunu unutmayın belki sizde uyandırdıkları bambaşka olabilir. 

Yine de Picoult'un bir sonraki kitabını edinmek için tereddüt etmem, bütün bu anlattıklarıma rağmen.

Sevgiyle, kitapla kalın.



31 Temmuz 2019 Çarşamba

BÜYÜK KARDEŞİM ATATÜRK- MAKBULE ATADAN

2. Baskı 2016
214 Sayfa

Kitap;
 1 Kasım 1951- 22 Mart 1953 yılları arasında Yeni İstanbul gazetesinde Makbule Atadan'la yapılan gazete söyleşisini içeriyor.

İki bölümden oluşan söyleşinin ilk bölümü;  Zübeyde Hanım'ın gençliği ile başlıyor, nasıl evlendiği, Mustafa Kemal'den önce olan çocukları, Ali Rıza Bey'in yaşamı, o dönem içinde yaşanılan hayat koşulları, bilhassa kadın ve kızların ahvali gibi konuları ele alarak devam ediyor.

İkinci bölüm,
 Mustafa Kemal'in çocukluğunda başlayıp, 13 Mart 1899'da İstanbul'daki Harp Okuluna girişiyle son buluyor.

Açıkçası kitapta Mustafa Kemal Atatürk'ten ziyade bir dönemi -o dönemin Yunanistan'nını- anlatmış Makbule Hanım. Savaş, göç, kadına bakış, Yunanistan'da Osmanlının nasıl göründüğü , çeteler, muhacirler detaylıca aktarılmış.

Ben daha ziyade Atatürk'ün birey olarak daha detaylı ve özel tanımlamalarını bulacağımı umarak başlamıştım kitaba ancak o dönemi okumak ta - hele ki yaşamış birinin ağzından çıkıyorsa- oldukça etkileyiciydi. Her ne kadar o dönemi belki defalarca okumuş olsam da bıkmadan daha defalarca okuyabilirim. 

Tarih severlerin kaçırmaması gerektiğini düşünüyorum.

Bilhassa Atatürk hakkında her yazılanı okumak isteyenler varsa, ya da benim gibi kütüphanelerinde bir Atatürk köşesi oluşturmaya azmetmişler ise edinilmesi gerekenlerden biri.

Bir iki alıntı ile yorumumu bitiriyorum, hepinize keyifli okumalar olsun, sevgiyle...

********

"Memlekette idare soysuzlaşmasından çok daha tehlikeli bir düşman olduğunu unutmamak lazım. Bu düşman, taassuptur."

"Aldatmak, devlet kasasını soymak, rüşvet almak sosyal bir fazilet haline gelmiş..."

"Askerlik bugün olduğu gibi, en kutsal bir vatan hizmeti değil, yalnız fakit vatandaşların sırtına çöken ağır bir yüktü. Bedelini veren askerden kurtuluyor. Medreseliler ise rahat ne bedel var ne askerlik. "

"Osmanlı padişahları arasında kültür düşmanlığı ile tanınmış olanlar çoktur. Fakat bunların başında Abdülhamit gelir. Onun sultanlığı zamanında her türlü fikir hareketi, sırf idare maksadıyla durdurulmuştur. O'na göre halk ne kadar bilgisiz kalırsa o kadar kolay idare edilir."

"..bizde her şey yasak. Düşünmek, öğrenmek, fikir sahibi olmak yasak...Burada yasak olmayan şey, dalkavukluk, iki yüzlülük..."




21 Temmuz 2019 Pazar

SERGÜZEŞT- SAMİ PAŞAZADE SEZAİ /ÇEKİLİŞ SONUCU




Çekilişimizin kazananı Burcu Odacı. Tebrik ediyor, şansı daim olsun diliyorum. Keyifli okumalar olsun. 







İstek Yayınlarında 1. Basım 2018
112 Sayfa


!!!Türk klasiklerinin ilklerinden biri, İstek Yayınları işbirliği ile içinizden birinin olacak, artık bildiğiniz üzere tek yapmanız gereken yorum bırakmak.

Son Katılım 27.07.2019 Cumartesi 00.00


"Hayatımız son dakikalara, felaketimiz son derecelere yaklaştığı zaman ani bir teselli, ilahi bir yardım, kırık kalplerimizin çoğunun imdadına yetişir."

Sadeleştirmesini Prof. Dr. Mehmet Kanar yapmıştır.

Eser Türk edebiyatında romantizm'den realizme geçiş eseri olarak görülür. O dönemin sorunlarından kölelik ve insanların parayla alınıp satılması konu edilmiştir. Sami Paşazade Sezai'nin hayat hikayesi ile değerlendirildiğinde otobiyografik unsurların olduğu görülür.

 Edebiyat severlerin mutlaka okuması, tarih meraklılarının da kaçırmaması gerekir. Tarih ne alaka demeyin, ülkenin o döneminin bir kesitini, realist bir bakış açısıyla görmeyi sağlar.


Not: Sergüzeşt; Farsça "ser: baş" ve "guzeşt :geçmiş" kelimelerinin birleşiminden oluşup, "macera, serüven" anlamında kullanılmıştır.


8 Temmuz 2019 Pazartesi

EDEBİYATIN AYKIRI ÇOCUKLARI- ANDREW SHAFFER

Çeviri: Çetin Soy
1. Baskı 2014
249 Sayfa

Kitapta bahsi geçen kişiler, edebiyat dünyasındaki izleri asla yadsınamayacak isimler. Fakat bu isimlerin yaşamlarını normal kabul edebilmek(Normal ne demekse!) mümkün değil.

Mesela  sadizmin isim babasının Marquis de Sade olduğunu bilir miyiz? Peki bu isim babalığını hak etmek için yaşamı boyunca elinden geleni ardına koymadığından haberdar mıyız?

Ya da Samuel Taylor Coloridge'ın Kubilay Han'ı yazarken ciddi miktarda afyonun tesirinde olduğunu?

İçlerinde en masumu olan Balzac'ın günde 50 fincan sade kahve içtiğini?

Madam Bovary'nin en çok yargılanan kitaplar arasında olduğunu?

Oscar Wilde'ın kadınsı kıyafetler, makyajlı hali ve davranışlarıyla (evli ama eş cinsel olduğunu saklamaz) gazetelerde alay konusu olduğunu?

Bütün bunlara rağmen yazarın da dediği gibi:

"Tüm zamanların en iyi 100 romanının dilediğiniz listesini açın. Fitzgerald'ların, Faulkner'lerin ve Hemingway'lerin arasında çok sayıda sakin, ayık edebiyatçı göreceksiniz. Hayır aykırı edebiyatçılar arkalarında o değerli yapıtları şoka uğratan davranışları sayesinde değil, 
onlara rağmen bıraktı. "




5 Temmuz 2019 Cuma

KIYIDA YAŞAMAK- AHMET CEMAL

1. Basım 2004
3. Basım 2017
149 Sayfa 

"Dostluğun ahlakı, bir noktada aşkın ahlakından çok daha çetin cevizdir. Çünkü aşkta, aslında hayallerinde yarattığın insanı severken, dostuna sırf o nasılsa öyle olduğu için bağlanırsın."

"Bir hayat, hiç yaşanmadığı gibi anlatılabilir. Nasıl yaşananlar da hiçbir zaman yaşandığı gibi anlatılamıyorsa."

"Şimdi, büyük bir akıntıda sürüklenmeyle geçen onca yılın ardından, hala yüzebildiğim kanısındayım. Ama aslında bütün yapabildiğim, bulunduğum yerde debelenmekten ibaret."

*******

Ahmet Cemal'i duymuşsunuzdur, hiç yoksa adını bir Kafka, bir Zweig, bir Canetti  çevirisinde görmüşsünüzdür.

Aslında adını, izini bir yerlerde hep gördüğümüz isimlerden biridir Ahmet Cemal, çok şey yapmış, iz bırakmış fakat bu iz toplumun geneli tarafından pek bilinmemiştir.

Kıyıda Yaşamak, Ahmet Cemal'in tek romanı, otobiyografik unsurları çokça, roman olarak adlandırmaktan ziyade parçalamış yaşam kesitleri demek yerinde belki de.

Aslında reel hayattan, Ahmet Cemal'in hayatından, hislerinden, fikirlerinden bir demet. 

Bir çocuğun, eşcinsel bir bireye dönüşünün nasıl ve nedenleri üzerine kafa yorması, aşık olmak istemesi, hayattan bekledikleri ve  sahip olabildikleriyle evrilişi.

İçim acıyarak, ebeveynliğimi sorgulayarak okudum diyebilirim tabii bazı anlarda içinde yetiştiğim aileyi de anımsadım.

Okunası, hele Ahmet Cemal yazmışsa edinilesi diyeceğim kitaplardan. Ama her okuyan bu kitabı sever mi emin değilim, sanmıyorum.





Gereksiz epub


331 Sayfa 

112 sayfa

Mary jo putney -kayıp lordlar serisi
351 sayfa
302 Sayfa

30 Haziran 2019 Pazar

İDEALİST ÖĞRETMEN- GRIGORIY PETROV

Çeviren: Ayser Ali
88 sayfa


"Dünyada pek çok sihirbaz var. Ve her insan, eğer isterse, kendi yaptığı işte sihirbaz olabilir."

"Tembellik sizi cezbediyorsa, çalışmanızı bölüyor ve dikkatinizi dağıtıyorsa, kendinizi yenmeyi öğrenin."

Kitabı bir fuarda gördüm, şimdi hangi fuar olduğunu bile hatırlamadığım ama yazarı görünce, Beyaz Zambaklar Ülkesi'ni ve tabii ki Ata'mı hatirladığımı ve buna istinaden kitabı edindiğimi söyleyebiliyorum.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde'yi okumuştum, bloga da koymuştum sanki ama bulamadım, eğer blogdan önce okumuşsam ya da eklemediysem üzüleceğim kitaplardan biri olacak.

Atatürk'ün, 100 temel eser arasına "mutlaka" alınmasını istediği Beyaz Zambaklar Ülkesi'nin yazarından, ütopik fakat  keşke olabilse dedirten bir hikaye.

Moskova üniversitesinden bir profesörün, bütün kariyerini bir kenara bırakıp, köyüne öğretmen olması, oldukça kısa ama etkili satırlar ile anlatılmış. Kısacık öyküde mutlaka daha önce duymuş olduğunuz isimlerin olması daha da etkili.

Aslında imkan olsa size kitaptan değil  de yazarın hayatından bahsedebilsem. Ne ki siz araştırsanız sanırım daha etkili olabilir, bence tam bir mücadele insanı olan, hayatını bu yolda harcayan Petrov'un bu kitabını da okuyun, Beyaz Zambaklar Ülkesi'ni de tabii fakat bilhassa kitaplarından ziyade hayatını okuyun, google amcaya bile sorsanız size temel şeylerden haber verebilir ve kitapları için de fikir sahibi olmanızı sağlayabilir. 

Şimdi diyeceksiniz ki "kardeşim, seni boşuna mı okuyoruz, sen yazıversene ne diye uğraştırıyorsun bizi." Ben de diyorum ki, size bugüne kadar balık verdim, şimdi balık tutmanıza izin verme zamanı. Rast gele :)


BAZEN UMULMADIK BIR KİTAPTAN BIR KAÇ SATIR


Bazen en sıkıntılı zamanlarında, hiç ummadığın bir kitaptan birkaç satır yeniden umut olur sana...



111 sayfa

"Bazen çok komik oluyorsun."
"Biliyorum, ama seni gülerken görmeyi seviyorum."
"Neden?"
"Çünkü o zaman dünya cennet oluyor. "

Bu kitabı mutlaka okuyun falan demiyorum tabii ki, fazlasıyla basit, fazlasıyla ticari bir hikaye... Yine de bana yeniden başlamak için gereken teşviki vermiş olabilir.  Sırf bu sebepten bu blogda ayrı bir post olmayı hak etti. 

Gülüşü, dünyanızı cennete çeviren kişileriniz olsun hayatınızda, kitapla, sevgiyle...

29 Haziran 2019 Cumartesi

ÇEKİLİŞ SONUCU

Bir çekilişimin daha nihayet bulması sevindirici.

Çekilişi beni uzun zamandır yorumları ile destekleyen IŞINONUR kazanmıştır tebrik eder, keyifli okumalar dilerim. Şansın daim olsun.




İstek Yayınları ve İstekle.com'un sponsorluğunda çekilişler devam edecektir, katılımlarınızı bekliyorum. Hepinize teşekkür ederim, keyifli okumalar, bol kitaplı günler dilerim.

27 Haziran 2019 Perşembe

RUBAİLER - ÖMER HAYYAM

Farsçadan Çeviren: Prof. Dr. Ali Güzelyüz
1. Baskı 2012
187 Sayfa

 XI-XII. yy'da yaşamış Ömer Hayyam, aslında  bir matematikçidir.İkinci ve üçüncü derece denklemleri sınıflandıran ilk kişidir. Newton ve Pascal'ın bulduğu binom formulünü de aslında ilk kez Hayyam bulmuştur, batıda matematik, cebir ve fizik üzerine el yazması eserleri mevcuttur.

 Astronomi, felsefe, fizik ve metafizik konularında çalışmaları vardır fakat dünya onu rubaileri ile tanır. Dünya tanır derken abartmıyorum, bizim edebiyatımızda çevirileri yapılmadan önce batıda çevirileri okunmaktadır. 

Hemen yanı başımızda yaşamış Hayyam'ı ne yazık ki hâlâ pek tanıyanımız yoktur. 

Rubai üstadı olarak bilinen Hayyam'ın satırları inanılmaz, tabii edebiyat ile ilgilenenler için daha manidar gelecektir.

Aşağıya bir, iki örnek bırakıyorum, en azından fikir sahibi olmanız dileğiyle...

"Dün çarşıda bir çömlekçi gördüm,
Bir çamur parçasını tekmeliyordu, 
O çamur parçası, kendi diliyle ona:
"Ben de senin gibiydim, bana iyi davran." diyordu."

"İster iki yüz, üç yüz, ister bin sene hayat sürsen de,
Bu köhne, yıkık saraydan atacaklar seni yine de!
İster kral olsun, ister sokak dilencisi;
Aynı değeri biçecek ölüm her ikisine de."

"Bu çorak yerde, insanın elde edeceği, 
Ölünceye dek üzülmekten başka bir şey değildir,
Ne mutlu çabuk gidene dünyadan;
Huzurlu olan, dünyaya hiç gelmeyen kişidir!"




UNUTMA BENİ - HOLLY JACOBS

1. Basım 2016
272 sayfa

"Kendine bir yol çiz ama yön değiştirmekten de korkma."

Kitabı okuyalı kaç zaman oldu kim bilir, benim bilmediğime bakılırsa oldukça uzun olmuş orası kesin!

Kitabı yine bir "sınavlardan başka bir şey görmüyor gözüm" döneminde, farklı yaşamlar vardır bu dünyada belki de, diyerek elime aldım.

Ne bekliyorum kitaptan; aşk, meşk, hızlı okunsun, akılda çok kalmasın, kafamı da ders transından bir miktar çıkarsın.

Peki ne kalıyor kitaptan her sayfayı çevirdiğimde aklımda; milyonlarca düşünce. Öyle müthiş bir anlatım gücü, harika bir ifade tarzı ya da şahane bir edebi birikim değil bunları yazarken kastım, ama insan hayatına dair düşündürücü satırlar olduğu kesin.

Evet çok fazla tesadüfi ve pozitif bir sonu olabilir ama yine de bu blogda tek başına post olmayı hak edenlerden biri olduğunu düşünüyorum.

Şans verilebilir, neden olmasın!

21 Haziran 2019 Cuma

JAPON SEVGİLİ - ISABEL ALLENDE

İspanyolca'dan Çeviren: İnci KUT
1. Basım 2017
333 Sayfa

"Kamplarda enterne edilenlerin geri kalanı gibi onlar da, sadakat ve vatanseverliklerinden kuşku duyulan o aşağılayıcı yıllar hakkında başkalarının yanında hiçbir zaman konuşmayacaklardı; insanın şerefi olmadan hayatın pek fazla değeri yoktu."

"Birbirimizi sevmemizin kaderimiz olduğunu pek çok kez söyledik, daha önceki hayatlarımızda sevdik birbirimizi, gelecek hayatlarda da buluşmayı sürdüreceğiz. Ya da belki geçmiş ve gelecek diye bir şey yoktur da her şey evrenin sonsuz boyutları içinde eş zamanlı olarak gerçekleşiyordur. Eğer öyleyse sürekli olarak birlikteyiz, sonsuza kadar. "

Kitabı 05.02.2018'de almışım.

Kapağına bakınca sıradan bir aşk romanı olacağını düşünenler Allende adını biliyorlarsa, kitabın içindekinin "sıradan" olarak asla nitelenemeyeceğini de bilirler.

Bir kere aşk var ama bir tane değil...
Sonra kitapta neler neler var;
Amerika'nın Japonlar'a yaptığı zulüm, Yahudi'lere yapılanlardan bir kesit, çocuk pornografisi, Lgtb, bakımevi yaşantısı vs...

Aslını isterseniz kitapta ne yok diye anlatmak belki de daha kolay olabilir. Elimde biraz uzunca kalmasının sebebi kitap değildir kesinlikle çünkü içeriği çok yoğun olsa da anlatımı oldukça yalın.

En sonunda da beklenmeyen bir son.

Allende, yine kendisinden beklentilerimi boşa çıkartmıyor ve bir kere daha beni kendisini okumak için teşvik ediyor.

Çok yakın zamanda olmasa da, mutlaka diyerek ayrılıyorum kitaptan.

Ve umarım okursunuz ...



JENNIFER PROBST- EPUB SERİ OKUMALAR

Sıranın ne önemi var, önemli olan kafa dağıtmak!

4. Kitap
2015 Basım 
366 sayfa


3.kitap
286 sayfa


1. Kitap
261 sayfa


2. Kitap
285 sayfa

19 Haziran 2019 Çarşamba

ÇEKİLİŞ - CİNGÖZ BALIK

1. Baskı 2019
46 Sayfa

"Küçük balıklar, hatta büyük balıklar için tehlike yalnız denizdekiler değildi. Bir de yukarıda insanlar vardı."

İstek yayınevi ve İstekle.com'un göndermiş olduğu kitaplardan biriydi Cingöz Balık. İçinde birbirinden güzel 6 hikaye var, en çok Kuş Cenneti'nin Kurtuluşu adlı hikayeyi beğendim.

 Çocuk kitapları dikkatle okunduğunda büyükler için de inanılmaz dersler barındırır, işte onlardan biri.

Ben okudum, siz de okuyun isterim.

 Bunun için tek yapmanız gereken bu postun altına yorum yapmak. Blogumu takip etmeniz önemli değil, yorum yapan her kişi katılıma hak kazanacak.

Son katılım:29 Haziran 2019
Saat 12.00
Ödeme alıcıya ait olacaktır.



11 Haziran 2019 Salı

AŞKIN SEÇİMİ- NICHOLAS SPARKS

1. Basım 2016
292 Sayfa 

"Her hikaye, en az onu anlatan kişi kadar eşsizdir ve en iyi hikayeler sürpriz sonla bitenlerdir."

Demişti hikayenin kahramanı kitabın ilk satırlarında. Yazar Nicholas Sparks olunca hele de böyle bir cümleyle başlayınca Defter'den de iyi bir hikaye bekledim kendisinden.

Olmadı... Bence olmadı, seveni mutlaka olacaktır ama hem hikayeye girişteki detayların fazlalığı, asıl olayın dank diye olması ve tahmin edilebilirliği arttırılmış sonu ile benim beklentilerimi karşılamadı.

Oysa kitaba hadi şöyle vitamin gibi bir şey olsun, hem bedeni hem kafayı rahatlatsın diyerek başlamıştım.

Sadece fazlaca vakti olanlar okusun.

7 Haziran 2019 Cuma

CEMİLE - ORHAN KEMAL

30. Baskı 2017
150 sayfa

"Yıllardır kahrımı çekmekten usanıp yorulmayan, cefakâr karıma..." 4.5.958

"Küçük Adamın Romanı" serisinin 3. kitabı. Otobiyografik özelliği ile ayrıca özeldir. üstteki ithaftan anlayacağınız üzere Orhan Kemal'in büyük bir sevda ile tutkun olduğu karısının ve kendisinin hikayesi. 

Toplumcu edebiyatın 3 Kemal'inden 1'i olan Orhan Kemal'den efsane bir anlatı. 

Hem biyografik unsurları ile hem de döneminin işçi hareketlerine, toplum yapısına bakışıyla mutlaka okunması gerekenlerin başında gelmeli. 

İlk ikisini okumadınız ise de aslında bir yönüyle diğerlerinden bağımsız bir tarafı var. O sebepten ilk ikiyi okumadan Cemile'den de başlayabilirsiniz. Tabii bana sorsanız Katip Necati'yi tanımak belki biraz daha anlayabilmek adına ilk ikisini okumanız daha iyi olacaktır.

En nihayetinde okuyun, neresinden başlarsanız başlayın önemli değil ama mutlaka okuyun...

Sevgiyle...

2 Haziran 2019 Pazar

EYLEMLERİM - DURUM GÜNCELLEMESİ


Öncelikle bu güzel kitapları gönderen Yeditepe Üniversitesi Yayınevi ve İstek Yayınları'na  teşekkür ediyorum. En yakın zamanda blogumda her birinin ayrı ayrı yorumlarını okuyacak ve içinizden şanslı olanlara da her birini hediye edeceğim. Kitaplar için;
 yoğunluğum hasebiyle maillerine geç cevap verdiğim (sınavlarımın gerçekten çok yoğun olduğu 2 haftaydı), halde  anlayış, nezaket ve kibarlığı asla elden bırakmayan Serkan Bey'e ayrıca teşekkür etmeyi bir borç telakki ediyorum. Gerçekten çok çok teşekkürler.

Sevgili arkadaşlarım son 1 senedir farkındayım, istediğim kadar kitap okuyamadığım gibi bloğuma da post giremiyorum. Blogu her ne kadar kendime arşiv olarak kullanıyorsam da sizlerin yorumları ile daha verimli okumalar yapıp, yeni kitaplar/yazarlar tanıyor ve kitaplar üzerine konuşabilmekten mutlu oluyorum. Hepinize teşekkür ediyorum, dostluğunuzun ve yol arkadaşlığınızın devamını diliyorum. 

Şimdi gelelim bu bir yıla, 4 yıl önce "madem bu kadar çok kitap okuyorum hakkını da vereyim ve ne okuduğum hakkında fikir sahibi olayım" diyerek Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne başladım, sonra sonra edebiyat okumanın ne kadar keyifli (bir o kadar da zor) olduğunu fark edip işi bir tık ileri götürüp Marmara Üniversitesi'nin Pedagojik Formasyon  programına katıldım. Tabii önce anne, sonra eş, sonra ev hanımı olunca, edebiyat dersleri bu yıla kadar amatörce de olsa sürdürülebildi fakat  bir de Marmara Üniversitesinin kampüsü Göztepe'de olunca işler benim açımdan ciddi şekilde zorlaştı. Bütün bunları topladığımda ve tam şu anda yine de iyi iş çıkardığımı söyleyebilirim, bugün Formasyon'un son dersinin de notu açıklandı ve inanılmaz bir rahatlama hasıl oldu bende (evet daha edebiyat derslerim belli değil ama umuyorum bu yıl onun da diplomasını alacağım).

İşte bütün bu yoğunluk doğrultusunda sizlerin postlarınızı okuyamama ve yorum yapamamam ile başlayan sosyal medya pasifliğim, instagram,  facebook ve son olarak ta twitter hesabımı askıya almamla devam etti, şimdi yavaştan bir buçuk yıl sonra instagram'a dönüş yapmaya çalışıyorum, takip etmek isterseniz hesabım;

Kitap okumaktan bu yoğunlukta bile asla vazgeçmedim, evet istediğim kalite ve sıklıkta değildi belki ama asla hiç kıvamına gelmedi.

Şimdi en azından bir süre, tekrar eski sıklığında paylaşımlarımla geri döneceğimi umut ediyorum.

Bu kadar uzun bir yazıyı buraya kadar okumuşsanız ayrıca teşekkür ediyor, yorumlarınızı bekliyorum.

İyi tatiller, iyi bayramlar dilerim.

Keyifli okumalarınız olsun, sevgiyle...
                        
                             Eylem.



31 Mayıs 2019 Cuma

BIR BİLİM ADAMININ ROMANI MUSTAFA İNAN - OĞUZ ATAY

51. Baskı 2017
272 sayfa
"Belki bütün Mustafa Inan'lar da bütün görünmez ve görünür kazaları atlattıkları halde, ne yapacaklarını bilemedikleri için damdan düşmekten beter olmuşlardır."

Çook uzun zaman oldu mu gerçekten  buraya yazmayalı ya da bana mı bu kadar uzun geldi.

Hemen hemen bir 10 günü vardır kitabı bitirmişliğimin gerçi değil 10 gün 10 ayda unutmak mümkün değil.

Bir kere Mustafa İnan anlatıldığı için efsane, anlatan Oğuz Atay olduğu için şahane. 

Bir de edebiyatımızdaki ilk biyografik roman denemesidir kendisi, sipariş üzerine yazılmışlığı eleştirilmiş olsa da, her ilk farklı bir his doğurur nedense insanda.

Her şeyden önce Mustafa İnan gibi bir bilim adamını kim yazmış olursa olsun okumak gerekir diye düşünüyorum.  

Oğuz Atay yazmış asla hafife almamak gerekir, daha bir önemsemek daha bir özümsemek gerekir okurken.

Uzattım biliyorum ama özlemişim harflerden kelimeler yapmayı, hissedilenlerin tam olarak ifade edilemeyeceği kaygısını...

Okuyun...Mutlaka...