Çekiliş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çekiliş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2021 Çarşamba

KİTAP ÇEKİLİŞİ / YIL DÖNÜMÜ /10. YIL

 

Tebrik ediyorum kazanan arkadaşı, 27 Eylül Pazartesiye kadar iletişim bilgileri gelmesi gerekir aksi halde yedek talihli geçerli olacak :D Keyifli okumalar olsun hepimize :D Yeni Çekilişlerde görüşmek dileğiyle :D



Arkadaşlar bloğumun 10. yıl dönümü  nedeniyle bu iki kitabı bir kişiye hediye edeceğim, yapmanız gereken tek şey bu posta yorum yapmak ya da instadaki gönderiye 2 arkadaşınızı etiketlemek.

Son katılım: 22 Eylül 2021 
Sonuçlar: 23 Eylül saat 12.00'de açıklanacak.
Gönderi ücreti bana aittir 🙋‍♀️


Bu kısım bir miktar muhasebe içerecek sanırım, emek neydi, diye girmek istiyorum söze.  Emek aslında sevmekti, ya da sevmek emek vermek demekti :) 
10. Yıl dönümü bugün bloğumun, bu 10 yılda çok şeyler oldu, 
blog için konuşacak olursam 15 Eylül 2011'de Nazlı Eray'ın Sis Kelebekleri ile açmışım blogu, öyle dan diye, hiç giriş/selam vs olmadan. 
Gittiğim filmlerden, yaptığım gezilerden bahsetmişim 
1193 postta.
  1343 kişi takipte görünüyor ama "bi şey bakıp çıktıydım ben abi" diyenler de yok değil :)
18287 yorum yapılmış, en sevdiklerimden :)
Bu 10 yılın sadece son 4 yılında 100'ün altında post girmişim, en azını geçen yıl girmişim, nedeni malum .
Bu 10 yılda özel hayatımda da çok şey değişmiş, 10 yıl önce oğlum Kerem 10 yaşında bir ortaokul öğrencisiymiş bugün gururun her şeklini yaşatan 20 yaşında gencecik bir üniversiteli,  Çorlu'da başlayan blog yolculuğu İstanbul'dan sonra ufak bir Trakya turu atıp  Ankara'ya naklolunmuş,  Edebiyat bölümü tarafımdan bitirilip Formasyon alınmış, 2 yıl İsmek Osmanlıca kursuna gidilip, kurs arkadaşlarıyla ne kadar mezarlık/ hazire varsa gezilmişti. 

Bu 10 yılda pek çok hayal kurulmuş, pek çok hayal kırıklığı yaşanmış, pek çok blog dostuyla tanışmış birkaçını kaybetmişimdir, hüznü de sevinci de ayrı bir kıymetli, bulunduğum noktadan bakınca. 10 yıldır gerek özel hayat gerekse sadece blog sayesinde temasta olduğum bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, yorumlarınız bir blogger için bazen yeni bir post atmanın, ya da hayatındaki sonraki saati programlamanın umudu olabilir. Son 1 - 1,5 yıldır zor zamanlardan geçtiğim ve dengeli bir şekilde yorumlarınıza dönemediğimi üzülerek bir daha ifade edeyim, bu demek değil ki yazdıklarınız önemini kaybetti, her bir kelimenin çok özel yeri var gönlümde, bazen cevap yazamamış olduğumda bile okuduğum ve o yoruma cevap yazacağım diye kendime görev edinerek bir sonraki anıma umut olduğunuzu biliniz. Can-ı gönülden gelen sevgi ve teşekkürlerimi kabul ediniz, bir fazla olarak üstteki kitapları da içinizden birine hediye etmek istiyorum, teşekkürümün ifadesi için yeterli olmasalar da...
Hemen her postu bitirdiğim gibi bitirelim yine,
sevgiyle... sağlıkla...kitaplarla kalınız.

9 Ocak 2020 Perşembe

ÇEKİLİŞ - ALDATMA LİSANSI

2020’nin ilk çekilişinde 2 kitap 2 kişiye gidecek. Postiga Yayınlarından çıkan R.J. Red imzalı Aldatma Lisansı adlı kitabı kazanmak için tek yapmanız gereken yorum bırakmak. 15.01.2020  son katılım, bol şanslar hepinize şimdiden.
Not:Gönderi ücreti kazanana aittir.
Çekilişimizin kazananı @okuyanperii_  ve @kitapkolik_kahvekolik olmuştur.  Adres bilgilerinizi iletmeniz halinde en yakın zamanda hediyeleriniz sizlere ulaştırılacaktır. 

  • Şansınız daim olsun .

15 Ekim 2019 Salı

ÇEKİLİŞ SONUCU -VATAN YAHUT SİLİSTRE /NAMIK KEMAL

96 sayfa



Çekilişimizin kazananı Dilek Kerem, tebrik eder şansının açık olmasını dilerim.


Namık Kemal'in bir döneme damga vurmuş tiyatro eseri Vatan Yahut Silistre adlı kitabı İstek Yayınları ve Yeditepe Üniversitesi Yayınevi sponsorluğunda içinizden birinin olacak.


*15.10.2019 gününe kadar ister bu postun altına, isterseniz instagram gönderisinin altına yorum yapmanız yetecek. Uzun uzun yazmanıza da gerek yok, nokta olsun yetecek.

*********

--Namık Kemal Tanzimat Edebiyatının kurucularındandır.

Şiirde "Vatan, Millet ve Hürriyet " kavramlarını ilk kullananlardandır.

Sanat toplum içindir görüşünü benimsemiş ve bu minvalde eserler kaleme almıştır.

Vatan Yahut Silistre'nin kişileri gerçek hayattan alınmıştır.

Oyun sahnelendiği zamanlarda ciddi ses getirmiş, halkın desteği ve beğenisini kazanmıştır. 

Eseri Türkçeye uyarlayan Prof. Dr. Mehmet Kanar'dır.

Kaçırmayın derim.

21 Temmuz 2019 Pazar

SERGÜZEŞT- SAMİ PAŞAZADE SEZAİ /ÇEKİLİŞ SONUCU




Çekilişimizin kazananı Burcu Odacı. Tebrik ediyor, şansı daim olsun diliyorum. Keyifli okumalar olsun. 







İstek Yayınlarında 1. Basım 2018
112 Sayfa


!!!Türk klasiklerinin ilklerinden biri, İstek Yayınları işbirliği ile içinizden birinin olacak, artık bildiğiniz üzere tek yapmanız gereken yorum bırakmak.

Son Katılım 27.07.2019 Cumartesi 00.00


"Hayatımız son dakikalara, felaketimiz son derecelere yaklaştığı zaman ani bir teselli, ilahi bir yardım, kırık kalplerimizin çoğunun imdadına yetişir."

Sadeleştirmesini Prof. Dr. Mehmet Kanar yapmıştır.

Eser Türk edebiyatında romantizm'den realizme geçiş eseri olarak görülür. O dönemin sorunlarından kölelik ve insanların parayla alınıp satılması konu edilmiştir. Sami Paşazade Sezai'nin hayat hikayesi ile değerlendirildiğinde otobiyografik unsurların olduğu görülür.

 Edebiyat severlerin mutlaka okuması, tarih meraklılarının da kaçırmaması gerekir. Tarih ne alaka demeyin, ülkenin o döneminin bir kesitini, realist bir bakış açısıyla görmeyi sağlar.


Not: Sergüzeşt; Farsça "ser: baş" ve "guzeşt :geçmiş" kelimelerinin birleşiminden oluşup, "macera, serüven" anlamında kullanılmıştır.


5 Eylül 2018 Çarşamba

ÇEKİLİŞ---YARIM KALAN ÖYKÜLER- ERDAL ARSLAN

176 sayfa

Kitap yayınevinden geldi , o kadar uzun süre okuyamadım ki ...

Bu kitabın tanıtımını daha sonra bu postun altına yapacağım , öncesinde her gelen kitap için yaptığımı yapıp kitabı içinizden birine hediye edeceğim .

Kitabı isteyenler yorum bıraksın yeter , yine manuel olarak yorumculardan birinin ismi çekilecek ve kitap kendisine tarafımdan gönderilecek.

Hepinize bol şans diliyorum.

Son katılım tarihi :15 Eylül 2018  24:00



1 Ocak 2018 Pazartesi

BAKIŞ AÇISI - DEMET BAYKAL / ÇEKİLİŞ SONUCU

1.-2. Baskı 2017
127 Sayfa

Uzun bir aradan sonra , yine bir yayınevi gönderisini sizlerle paylaşmak istedim.


Yeni yıl yaklaşırken , hem size bir güzellik yapmış olayım hem de kendime.

Çekilişimin talihlisi 

Mücahit Doğan oldu .Kutluyor, 2018'de şansının hep onunla olmasını diliyorum. 


Bu postun altına mail adresinizi bırakmanız , katılım için tek şartım :D 



Karina Yayınevi ve Demet Baykal'a teşekkür ederim.

Not:Arkadaşlar hediye gelen kitapları kendim okuduktan sonra  çekiliş postunda sizlerle paylaşıyorum bildiğiniz üzere, fakat bundan sonra sadece kitaptan alıntıları paylaşacağım ki heyecanı kaçmasın. 

Bol şanslar ...

********
"Tüm tezatlarım  ; umuttandı."

"Yaşamın kalitesi tesadüf değildir ."

"Belki de sevgiye olan açlığımdan , içi boş birkaç sevgi sözcüğüne kanıverdim ."



14 Eylül 2017 Perşembe

AZADE-FAZİLE AŞAR AYDINALP /ÇEKİLİŞ



1. Baskı 2017
112 Sayfa

"İlla ki kimlik kaygısı taşıyacaksa insan , insan kimliğine gerçek manada sahip olup olmadığının kaygısını taşımalı."

"Gece bütün işleri bitirince kahve veya çayın eşliğinde yeni bir arkadaş alıyorum kitaplığımın rafından. Ben onu okuyorum o ise benim içimi...Zararsız , iftirasız , acılara dilsiz , gülüşlere ortak nice kitap arkadaşımla yaşıyorum."

*********

Kitap, hediye gelenlerden biri.

Eskiden , gençken bu tür hikayeleri daha bir şevkle okuyormuşum , onu fark ettim.

Manevi duyguları , dünyevi duyguların önüne alan hikayelerden bahsediyorum.

Hikayeyi beğendim ama reel hayatta gerçekleşmesi çok ta mümkün olmayan sahneleri olması sebebiyle azıcık hayali buldum.

Yazar Türk Dili ve Edebiyatı okuyormuş, Divan Edebiyatı etkisi hemen hissediliyor kitapta.

Edebi değeri tartışılır ama o ayrı.

Dediğim gibi hikayeyi sevsem de bazı haller ya olmalı ya da hiç o satırlarda yer almamalı diye düşündüm.

Bir de  yazım hataları oldukça fazla geldi , "o de'lerin hepsini ayrı yazmayacaktınız" diyesi geliyor insanın.

Yazarın ilk kitabı olduğunu düşünüyorum , o sebepten zamanla daha da oturması beklenebilir tarzının.

Çekilişle hediye edeceğim  kitabı,   bu postun altına mail adresinizi yazarak çekilişe katılabilirsiniz .


 19 Eylül Salı günü çekilişi sonlandıracağım :)


Keyifli okumalar olsun.



Arkadaşlar çekiliş sonucunda kazanan arkadaşım 
tebrik eder, keyifli okumalar dilerim.

11 Ekim 2016 Salı

5. YIL KUTLAMALARI






 2011 Eylül 15' te ilk postu girmişim bloga.Evet biraz geç kaldım ama  bayramdı , okullar açılıyordu bahanelerim ile bu kadar gecikmeyi hoş göreceğinizi düşünüyorum.5 yılda 1150 kişi ile devam ediyorum blog yolculuğuma . 
Çok iyi insanlarla tanıştım , pek çoklarıyla sadece yazıştım , benimle başlayanlardan bırakanlar da oldu , hala devam edenler de var ...

Hepinize teşekkür ediyorum , blogu açarken de bu 5 yıllık süreçte de yorumlarınızla yalnız bırakmadınız beni.

Yayınevlerinden gönderilen kitaplarla zaten çekiliş yapıyordum ama bu yıl kendi seçtiğim kitapları hediye etmek istiyorum size.

Benden de bir şeyler olsun istiyorum .

Çekilişimin tek şartı yorum bırakmanız, mail adresinizi yazmanız bile yeter.
Sosyal medya hesaplarından birinin altına bırakılan yorumları da kabul edeceğim .Daha çok kişiye ulaşması açısından blogunda ya da herhangi bir sosyal medya hesabında paylaşanlara +1 hak  vereceğim . Tabii linki bana yazmanız halinde :D

Ekim ayının  2. haftası pazar günü saat 12 'ye kadar yorumlarınız ile çekilişe katılabilirsiniz . 

16 Ekim Pazar 12.00 'den sonra belirlenecek 1 talihli  bu 5 kitabın sahibi olacak  .


Uzun yıllar birlikte olmak dileğiyle ...

26 Şubat 2016 Cuma

ÇEKİLİŞ



Artık pek çoğunuzun bildiği , bilmeyenlerin de şimdi öğrendiği üzere , okumam için gönderilen imzasız kitapları okuduktan sonra başka kitapseverler de okusun diye çekiliş yapıyorum.

Gökyüzü Çocukları'nı bana Domingo Yayınları göndermişti , kitap hakkındaki düşüncelerimi çekiliş bittikten sonra okuyabilirsiniz . 

Domingo Yayınları'na bir kez daha buradan teşekkür ederim . 

Gelelim çekiliş şartlarına;

yine tek şart bu postun altına  ya da İnstagramda paylaşacağım fotoğrafın altına yorum ile birlikte mail adresi bırakmak. Tabii sadece mail adresinizi de yazsanız olur.



Son katılım 28.02.2016  saat 23.59


Not:Şartsız yazıyorum ya hani , illa bloglarınızda paylaşın demiyorum fakat sosyal medya hesaplarınızdan paylaşmanız halinde daha çok kişiye ulaşılabileceğini düşünüyorum.


Bütün kitap sevdalılarına bol şans diliyorum ...:) 

21 Temmuz 2015 Salı

ÇEKİLİŞ SONUCU


Az ve öz katılımlı bir çekilişimi daha nihayete erdirmenin mutluluğunu yaşıyorum.




Bu defa kurayı çeken kitapkurdu yeğen oldu.


Kuyruklu Yıldız Eken Adam kitabını kazanan talihli yorumcu da Abdullah Özer.



Kutluyorum , şansı daim olsun.



7 Temmuz 2015 Salı

ÇEKİLİŞ - HEDİYE KİTAP- TEK ŞART YORUM



Tek Şart; YORUM.


Hediye kitabım;





Kitap hakkındaki fikirlerim için , bir TIK...



Ne zamandır hediye gelen kitapların içinde imzasız olan yoktu.

Günışığı Kitaplığı , on8'den, Kuyrukluyıldız Eken Adam'ı gönderdiğinde ilk düşüncem , hediye edebileceğim bir kitabım daha oldu :D


Artık pek çoğunuzun bildiği üzere, okumam için gönderilen kitapları , ismime imzalı değilse , sizler de okuyun istiyorum.

Bu sebeple de ufak çekilişler düzenliyorum.

Tek ve en önemli  şartım ; bu postun altına mail adresinizi de belirten bir yorum bırakmanız.

Ama destek olmak isterseniz , sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanıza da itirazım olmaz :D

Son Katılım 21 Temmuz 2015, 08.00

Sevgiyle...







31 Mayıs 2014 Cumartesi

KİTAP İSTEYEN?-ÇEKİLİŞ



Yine bir yazarımızın desteğiyle , şanslı bir kitapsevere bu kitabı hediye ediyoruz.

Ve yine kitabınız isme imzalı gelecek.

Klasik usulle yapıyorum artık bildiğiniz üzere çekilişimizi.

Bloguma üyelik şart değil, kitabı isteyen herkes sadece mail adresini yazarak katılabilir.

Fakat daha çok kişiye ulaşmasını istiyorum bu çekilişin , bu sebepten;

 paylaşacağınız her sosyal paylaşım sitesi için +1 hak vereceğim.

Çekiliş 23.05.2014-03.06.2014 tarihleri arasında geçerlidir.

Hepinize bol şans , çok kitaplı günler.

AYNADAKİ GÖZ

26 Temmuz 2013 Cuma

ÇEKİLİŞ-Tolga KARANLIKOĞLU KİTAPLARI /söyleşi




Çok uzun zamandır çekiliş yapmıyordum .

Tolga Bey ile hem söyleştik hem de kitaplarının daha çok okura ulaşması için bir şeyler yapalım dedik.

Ben O'na 10 adet soru yönelttim , O da bu söyleşinin altına yorum yazanlardan birine kitaplarını hediye etmeyi vadetti:)

Sorduğum sorular ile hem Tolga Karanlıkoğlu tanınsın, hem de kitap yazmak isteyen blogger arkadaşlarım, yazarımızdan   küçük ipuçları edinsinler istedim. 

Evet arkadaşlar tek şartımız; bu Söyleşi /Röportajın altına yorum bırakmanız , bloguma üye olmanıza gerek yok ama adsız olarak yapılan yorumlara geri dönüş yapamayacağımdan hiç olmaz ise bir mail adresi  bırakın lütfen , sadece mail adresinizi bile yazabilirsiniz yorum olarak:)

Söyleşiye yorum ya da mail adresi bırakacak kişilerden , çekiliş ile belirlenecek  birine (1 Kişiye ), 2 Adet Tolga KAranlıkoğlu Kitabı hediye edilecektir, 

Son yorum yazma tarihimiz:)

29 TEMMUZ 2013 günü saat 22 'dir.


İşte o sorular:)
BEN:)1-Öncelikle Tolga KARANLIKOĞLU, kimdir?

TK:)1-Tolga Karanlıkoğlu kimdir?
Tolga Karanlıkoğlu denen kişi, A'dan Z'ye sizden hiçbir farkı olmayan, hiçbir üstünlüğü olmayan, her sabah erken kalkıp otobüse binerek zar zor işine giden, çoluğu çocuğuyla herkes gibi bir geçim derdinde olan, gelecek kuşaklara bir toz tanesi olsun bırakmayı kendine amaç edinmiş bir dostunuz, bir kardeşiniz, bir kader ortağınızdır. Aydınlık yarınlara ulaşmak için yürüdüğünüz yolda kol kola girdiğiniz bir dava arkadaşınızdır. Başka da hiçbir şey değildir.

BEN 2-Hem yazar , hem eş ve baba , hem de mühendis olmak zor değil mi?Günlük rutininizde yazmaya yeterince vakit ayırabildiğinizi düşünüyor musunuz?

TK:)2-Bir eş, bir baba, bir mühendis olmak ve vakit konusu
Günler bilinen süreyle sınırlı (bildiğiniz gibi bir dünya günü 24 saattir), haklısınız. Evli olmanın sorumlulukları var, bunlar ihmal edilebilecek, devredebilecek, yok sayılabilecek şeyler değildir. Baba olmak hele ondan da zor, eş dediğiniz insan genelde kendi başına bir akıl sahibi biri olduğu için onunla bir asgari müşterekte buluşmak olasıdır. Fakat çocukla yaptığınız tüm savaşlarda kaybetmeye mahkumsunuz. Sokakta birisi size eşek dese kızarsınız, tepki gösterirsiniz ama çocuk sizi eşek niyetine kullanmak istediğinde kaçarınız yok, zevk almaya bakacaksınız. Mühendis olmak ise stresten başka bir şey değil, onun için başlı başına bir başlık açmam lazım. Bunlar hepsi büyük vakit ve sorumluluk gerektiren, odaklanma gerektiren ve yaparken başka bir şeyle uğraşmanız mümkün olmayan şeyler. Tabi iş bu kadarla bitmiyor, kendinize de mecbur vakit ayıracaksınız, benden yazı bekleyen okurlarıma vakit ayırmalıyım, büyükler ve yaşlıları da sevindirmeliyim ve onların bin kez anlattığı hikayelerini bin birinci kez ilk defa dinliyormuşum gibi içten gülebilmeliyim, yalnız olmadıklarını gösterebilmeliyim. Bu kadar mı? Ne gezer! Ülke sorunları için kafa yorulmalı, sivil topluma katkıda bulunulmalı, hatalı uygulamalara tepki gösterilmeli, sokak çocuklarına bir ayakkabı olsun fazladan sağlanmalı, Afrika'da su bulamayan insanlar için çalışanlara üç-beş kuruş olsun katkı yapılmalı, insanlığın birbirini yok etmesi için silah geliştirmeye deve yüküyle para harcanırken birilerinin insanlığın faydasına teknolojiler geliştirmesi, planlar projeler yapması gerek. Daha saysam akşama kadar sayarım. Bunların hepsine mümkün olduğunca vakit ayırmak gerek. Hepsine tam olarak vakit ayırdığımı söyleyemem ama bir plana göre birini bitirdikçe öbürüne geçmek şeklinde ilerliyorum. Bu şekilde başarılı olmak kolay değil hayatta ama mutlu olmak çok kolay.

BEN_3/2 kitap yazmış bu kitapları da belli bir satış grafiği yakalamış bir yazar olarak sesinizi yeterince duyurabildiğinize inanıyor musunuz?


TK:3-Sesini Duyurma Konusu
Sesini duyurmak herhalde yeni başlayan bir yazar için en büyük problemdir. Algılarda ve yerleşik sistemlerde kabiliyet düşmanı yerleşik olgular var. Bunların arasından sıyrılmak çok zor. Örneğin okur kitlesinin kalitesi cidden içler acısı (bu konunun detayına başka bir sorunuzda gireceğim), çoğunluk okumak için değil gösteriş için kitap alıyor. Hatta bizim iş yerinde bile "ben okuyucu değilim alıcıyım" deyip her ay bir koli kitap alıp şuna buna dağıtanlar var. Yani Internet'ten alışverişin pisikolojik etkileriyle de yönlenebiliyor okur. Çoğunluk çok satanlar bölümünden birkaç kitap alır ve masasının üstüne koyar. En iyi ihtimalle birkaç sayfa okur sonra sıkılıp çıkmaz ayın son çarşambasında geri başlamak üzere bir kenara koyar. Genelde kitap kumbaraları veya eski kitapçılar olur bu eserlerin sonu. Yani diyebiliriz ki ülkemizde satın alınan kitapların yüzde doksanı okunmaz. Eh, okumak için kitap almayan bir kitleye kendinizi nasıl tanıtacaksınız? Genelde bu tanıtımı yayınevinin yapması beklenir. Peki eğer yayınevi kendi kendini dahi tanıtamamışsa sizi nasıl tanıtabilir? Bildiğiniz yayınevlerini sayın desem kaç tane söyleyebilirsiniz? On mu? Yirmi mi? Otuz mu? Ülkede altı bin (sayıyla 6000) yayınevi var, akla gelen otuz tanesi bile olmadığını düşünürseniz yayınevi işletmecilerinin hedeflerini ve zihniyetlerinizi anlayabilirsiniz. Yayınevi denen yerlerin çoğu para tuzağıdır (ironik bir şekilde bunu tüm yayınevleri de kabul eder). Yazar olma hayallerinizi ve heyecanınızı sömürerek paranızı cebe indirdikten sonra bir daha yüzünüze bakmazlar. Sizler (blog sahipleri) bu konuda çok önemli bir pencere teşkil ediyorsunuz, sizler bu sektörün itici gücü oldunuz. Yeni yazarlar sizin sayenizde görünür olma şansı yakalıyorlar. Yoksa ne gazete ne de televizyonlar popüler olmayan birine yer vermeyi kabul ediyor. Onların derdi kültür hizmeti değildir. Kültür hizmeti yapıyor olduklarını iddaa etmeleri, tarihin en utanç verici yalanıdır! Onların amacı patronlarına sürekli biraz daha çok para getirecek şeyleri sağlayıp kendi kesintisiz fakirleşmelerine boyun eğmektir. Neyse, konunun özüne dönelim. Sesimi çok duyurabilmiş falan değilim. Fakat yardımlarınızla belki az çok duyurabilirim günün birinde.

BEN-4/gelecekte kendinizi nerede görüyorsunuz?

TK:4-Gelecekte Kendimi Nerede Görüyorum?
Nerede olmamı istiyorsanız orada. Eğer sevginizle, desteğinizle bana yol verir, yol açarsanız bir daha hiçbir çocuğun ağlamadığı, hiçbir insanın paragözlük yüzünden acı çekmediği, silahlara ve ölüm kusan canavarlara tonla para harcanmadığı, hastalık ve mutsuzluk olmayan, neşe dolu, umut dolu aydınlık yarınlara ulaşmak için kaç icat yapılması gerekiyorsa, kaç "süpergücün" bileğini bükmek gerekiyorsa, kaç savaş vermek gerekiyorsa, kaç okul yapmak, kaç kitap basmak, kaç öğretmen yetiştirmek, ne kadar teknoloji geliştirmek gerekiyorsa hepsini yapmak için insanlığa ve işlerin ehillerine yatırım yapacağım. Hiç yol vermezseniz, hiç sevmezseniz, hiç okumazsanız da canınız sağolsun, o zaman meydanlarda, fabrikalarda, forumlarda, okullarda ve hayatın erişebildiğimiz her alanında daha iyi ve daha aydınlık yarınlar için omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğiz. Son nefesimde dahi bu mücadelenin içinde olacağım, ister en aşağısında olsun ister en yukarısında. Artık bizi neresine koyarsanız...

BEN 5_Türkiye'deki kitap okuma oranlarını değerlendirmenizi istesem?

TK:)5-Ülkemizdeki Okunma Oranları
Az önce kısaca açıkladım, okur kitlesinin kalitesi yazar kitlesininkinden bile daha düşük, hatta içler acısı. Bu ülkenin layığı bu değil, herkes kendine bir kum tanesi kadar olsun bir şey katma şansını değerlendirmeli. Kitaplara sırt çevirmek ilerlemeye sırt çevirmek demektir. Ülkenin durumu ortada, bizden daha üst seviyedekiler tarafından asırlardır sömürülüyoruz. Demek ki bu cendereden kurtulmak için seviyemizi yükseltip onları geçmemiz gerek. Demek ki eldeki yetmiyor, üstüne bir şeyler koymak gerek. Okumak bu eklemenin yegane ve biricik yoludur. Hatta bir gün okuyarak gelişip bizi acımasızca sömürenleri geçsek bile arkadan kendilerini geliştirerek gelenler olacak, onlardan da günün birinde geriye düşmemek için okumaya zirvedeyken bile devam etmeliyiz. Biz ne yapıyoruz peki? Etrafınızda kaç kişiyi görüyorsunuz elinde bir kitapla? Bir otobüse binin, bir parka oturun, bir restorana gidin, bir kafeye gidin, kaç kişiyi görüyorsunuz elinde bir kitapla? Benim kitabım asla elimden eksik olmaz. Günümün iki saatini işe gidip gelmek için sıkış tıkış bir otobüste geçiriyorum. Bu süre boyunca kitabımı okurum. Günde beş dakika olsun kitap okumaya zamanım yok demek herkesten önce kendini aptal yerine koymak demektir. Beş dakika günlük ayıramayacaksan öl kardeşim, kimseye bir faydan dokunmaz. Direk sık kafana, adam başı düşen kaynak miktarını arttırmış olursun hiç değilse. Okuyun arkadaşlar, benim için değil kendiniz için. O zaman ülkemizdeki okunma oranları belki sözünü etmeye değer bir seviyeye ulaşır.


BEN 6_-Kitaplarınızın isim ve konularını seçerken etrafınızda destek gördüğünüz , fikrini aldığınız kimseler var mı?


TK:)6-İsim ve Konuları Seçerken Etraftan Alınan Destek
Şimdi size bir yazar olmanın birinci sırrını vereceğim: etrafınıza yazar olmak istediğinizi açtınız, hatta örnek çalışmanızı da paylaştınız belki. Şu formül hiç şaşmaz: ne kadar çok beğenmeyen olduysa, ne kadar çok acımasız eleştiriler aldıysanız o kadar doğru yoldasınız demektir. Garip bir sosyal pisikoz var bizde, "birisi bana kadar düştüyse o kişide iş yoktur" diyoruz. Bunu şu şekilde test edip siz de görebilirsiniz: bir berbere gidin. Hatta televizyonda STV kanalı açık bir berbere gidin. Bu kanala ve izleyicisine karşı bir tavrım yok, sadece inek şaban filmlerinden başka bir şey yayınlamadığı için seçtim bu örneği. Buradan hareketle berberimizin bu milenyum içinde yapılmış herhangi bir filmden pek haberdar olmadığı sonucuna varabilirsiniz. Kendisine bir senaryo yazdığınızı söyleyin, hatta atın bir şeyler: ne bileyim, bir çocuk var kardeşi ölecek bu onu yaşatmak için para topluyor deyin, sallayın işte bir şeyler. Eminim ki tıraş boyunca size bir sürü tavsiyeler verecek, senaryo yazımının inceliklerinden bahsedecek ve büyük ihtimalle sinemada en son gittiği film 1976 yapımı bir Ferdi Tayfur filmi olmasına karşın sinemada başarının altın kurallarını da dizecektir. Bu tarz insanlarla konuşmak hiçbir şey sağlamayacağı gibi yeni yazarları bu işten soğutmada birebirdir. En son ilkokulda Cin Ali okumuş adamlar size iki saat boyunca nasıl yazmanız gerektiğini anlatmakta hiç sakınca görmez. Asla kendine hangi yetkinliğe dayanarak bu konuşmayı yaptığını sorgulamaz. Bir örnek daha: beş kişiye kendi kitabınızdan bir alıntıyı ünlü bir yazardan sunuyormuş gibi söyleyin. Sonra başka beş kişiye bu alıntıyı kendi kitabınızdan yaptığınızı söyleyin. Göreceksiniz ki ünlü yazarın olduğunu sandıklarında çok beğenecekler, sizin olduğunu bildiklerinde saçmalıkta sınır tanımayacaklardır. Bu nedenle etraftan alacağınız en büyük destek hiç destek almamaya çalışmaktır. Bir kitabı okuyup anlayıp yorumlayıp usulünce eleştirebilecek yetkinlikte insanlara yönelmek en doğrusudur. Örneğin ben genelde çok kitap okumuş ve eleştirilerinde tutarlı gördüğüm blog sahiplerinden rica ederim eleştirileri. Bugüne kadar da dikkate almadığım, en azından hakkında düşünmediğim tek bir eleştiri yoktur. Bu konudaki sözlerimi eleştiri ve etrafın yaklaşımı ile ilgili bir Nasreddin Hoca fıkrasıyla tamamlamak istiyorum: "Bir gün hoca ve torunu, eşeğe binip yola çıkmışlar. Onları gören biri demiş ki: Aman be hocam, hayvanın canını mı çıkaracaksınız? İki kişi bu sıcakta hayvana binmişsiniz, yazık değil mi? Hoca düşünmüş, doğru ya demiş. Kendisi inmiş eşekten. Biraz gitmişler, bir adam demiş ki: Aman hoca, sen yaşlı başlı adam bu sıcakta yürüyor, gencecik çocuk eşeğe biniyor, yazık değil mi? Hoca düşünmüş, evet ya demiş. Kendi binmiş torunu indirmiş. Sonra biraz daha gitmişler, bu kez başka birini görmüşler. Adam demiş ki: hocam ayıp değil mi? bu sıcakta küçücük çocuğu yürütmek günahtır. Hoca da düşünmüş, evet ya demiş. İkisi de inmişler eşekten. Biraz daha gitmişler, birisi demiş ki: Hocam madem binmeyeceksin eşeği neden aldın? Hoca demiş doğru, fakat tüm kombinasyonları denemişler, geriye hiçbir olası binme yöntemi kalmamış. Onlar da mecbur sırtlamışlar eşeği, gidecekleri yere öyle varmışlar". Velhasıl dostlar, eşeği sırtınıza almayın. Eşek binmek için vardır ama sağı solu dinlersen, ya da şöyle diyeyim: önüne gelene kulak asarsan en sonunda eşeği sırtına yüklerler.

İsim ve konuları her zaman kendim belirlerim. Konular zihnime bir saniyede gelir, dört saniyede olgunlaşır, on beş dakikada kurgulanır, iki haftada yazılır. Genelde böyledir.

BEN 7_İlk kitabınızı yazdıktan sonra basılmasına kadar yaşadığınız zorluklardan bahsedebilir miyiz ?

TK:)7-İlk Kitabın Basım Zorlukları
Biraz bahsettiğim gibi doğru düzgün firmalar popüler yazar arar, daha doğrusu daha çok satacak bir şeyler arar. Geri kalanı da bir an önce paranızı kendi cebine transfer edip başka kazlar yolmaya koyulmak için hesap kitap peşindedir. İşiniz çok zor. Önce hiçbir kitap evi tanınmadığınız için kitabınızı almaz. Böylece kitabınızdan haberdar olup satın almak için kitapçılara giden tek tük vatandaş da kitabınızı bulamadan geri döner. Burada tek seçenek Internet'ten satıştır. Fakat siz siz olun ilk kitabınızda parayı öncelikli beklenti yapmayın. Ben şahsen hayat boyu para denen illetten nefret ettiğim için bu konuda sıkıntı yaşamadım. Çoğu yazarın eşi dostu bile okumaz kitaplarını. Benim de etrafımda kitaplarımı okumuş yakın akraba sayım 2-3 tür. Çok nadir istisnalarını gördüm tabi bu işlerin, dokuz yaşında bir çocuğun kitaplarından yüz tane alıp birbirleriyle kitap hakkında konuşan akrabalar da gördüm. Fakat istisna tabi bunlar. Şimdi siz özene bezene bir kitap yazdınız, belki iyi de bir şey yaptınız. En azından geliştirilebilecek bir şey yazdınız diyelim ki bu kabiliyette çok yazar var aslında, neredeyse tamamı bu aptal sistem içinde yok olup gidiyor. En yakınlarınızdan destek falan beklemeyin, bulma şansınız yüzde on. Yayınevlerine gideceksiniz mecbur, o halde bu işten para falan beklemeyin. Amacınız kitabınızın Internet sitelerinde görünmesi olmalı. Sonra bir görünürlüğe kavuştuğunuzda, adınızı soyadınızı Google'dan yazıp sizin bir yazar olduğunuz anlaşılacak duruma geldiğinizde de sosyal medyaya yönelin. Sakın bu işlere para falan harcamayın çünkü başarı parayla satın alınmaz. Başarılı olmak için gönüllere girmeli, kalpler kazanmalısınız. Bu çok yavaş gelişen, büyük ölçüde şansla alakalı ve insanı bitirip tüketen bir süreçtir. Buradaki dayanıklılığınız, vazgeçmeden inatla mücadele etmeniz sizin var olmanız veya yok olmanızı belirleyecektir. Ben de aynen bu yollardan geçtim ve şükür ki başlangıçtan bir sonraki seviyeye vardım. Önümde upuzun bir yol var, fakat bu yazıyı okuyan birileri oldukça umut da olacaktır.

BEN 8-Yazmış olduğunuz türün dışında farklı türde kitaplar yazmak ister misiniz ?

TK:)8-Farklı Türlerde Kitap Yazmak
Elbette, her yazar farklı farklı türlerde yazmak ister. Bu işi bir memurluk olarak görmeyen, tek derdi satış olmayan, bir kabiliyet ve yaratıcılık sergilemek isteyen her yazar değişik türlere yönelir. Şu anda piyasaya çıkmış iki kitabım var ve ikisi de farklı türlerde. İki tane de çocuk kitabım basılmak için uygun şartların oluşmasını bekliyor. Haydi şartların adını koyalım, yeterince param olmasını bekliyor. Ayrıca üçüncü kitabım da bambaşka bir türde. Var olan kitaplarımın devam kitapları da var, ikisinin de ikinci kitabı bitti. Bir de hikaye blogum var, adı Sihirli Hayaller ( http://sihirlihayaller.blogspot.com ) orada değişik değişik türlerden hikayeler yazıyorum. Her biri bir kitaba dönüşebilir, her biri ayrı ayrı devamı gelecek eserler olabilir. Bilimkurgudan gerilime, komediden maceraya kadar pek çok hikayeler var ve olmaya da devam ediyor. Ömrüm yettiği sürece alakalı alakasız pek çok türde yeni kitaplar yazmayı sürdüreceğim.

BEN 9_Çok iyi bir okur olduğunuzu biliyorum.Etkilendiğiniz bir iki kitap ismi alabilir miyiz?

TK:)9-Etkilendiğim Kitaplar
İlk anda aklıma yüz tane kitap ismi gelmiştir herhalde, fakat en çok hayran olduğum kitaplar Alexander Dumas'nın Monte Cristo Kontu ve Victor Hugo'nun Notre Damme'ın Kamburu eserleri. Bunların değişik çevirilerini buldukça okumaya devam ediyorum, inanın mesela Monte Cristo Kontu'nda Morcerf'in kendini vuruşunu, Firavun'un replikasının aynı kargoyla limana girip Morrel'in itibarını kurtarmasını okudukça halen tüylerim diken diken olur. Ya da Notre Damme'ın Kamburu'nda Quasimodo'nun katedrali savunması, çingene kızın idam ânını düşünmek anında kan dolaşımımı hızlandırıyor.

BEN 10-buradan sesinizi duyan ve yazar olmak isteyen arkadaşlara tavsiyeleriniz? 

TK:)10-Yazar Adaylarına Tavsiyelerim
Yazıların arasında pek çoklarını sıraladım ama bir daha tekrar edeyim:
1-Yakınlarınızdan destek falan beklemeyin, bu yolda sonuna kadar tek başınıza gidebilecekseniz çıkın, yoksa oturun evinizde. Tuhaftır ama herkes sizi başarıya ulaştıktan sonra destekleyecektir ki bu fiiliyatta hiç desteklemese de olur anlamına gelir
2-Zorlu bir başlangıca hazır olun. İlk amacımız Google'dan bakıldığında kitaplarınızın Internet sitelerinde görünmesi. Böylece bir yazar olduğunuza herkesi inandırabilirsiniz ve bu, düzgün yayınevlerinin size ulaşması için bir fırsat verir. Unutmayın, Internet ortamında yoksanız hiç şansınız yok!
3-Belirli kalitenin altındaki insanlarla asla kitap tartışmasına girmeyin, aklı başında eleştiri yapabilecek insanların eleştirilerini de ne kadar sert olursa olsun sonuna kadar dinleyin ve her kelimesi hakkında düşünün
4-Sosyal medyayı etkin kullanın. Ne kadar çok kişiye ulaşabilirseniz o kadar iyidir. Unutmayın, başarıya giden yol gönüllere girmekten geçiyor!
5-ASLA paragöz olmayın. Çekilişte vereceği bir kitabın parasından yırtmak için ayak üstü kırk yalan söyleyen tiplerden olmayın, küçük hesapların insanı olursanız hep küçük insan olarak kalırsınız
6-Üretmekten, yeni şeyler yazmaktan asla vazgeçmeyin

Bu tavsiyelere uyup da başarısız olmak olası değildir. Kimsenin birinci günden sizi keşfedip şöhrete dalacağınız hayallerine kapılmayın. Bunu yapmak muhtemelen size yapılabilecek en büyük kötülük olur ve sizin en kısa yoldan bitişiniz anlamına gelir.

1 Nisan 2013 Pazartesi

YENİ KULE, KİTAPLAR , HEDİYEM:)

Eski kulem KAVGAM ile bitti:) Bakınız:)


Bu da yeni kulem:)
Sağdan sola okumayı düşünüyorum ki ilk kitabım da en sağdaki , zaten blogda kavgam'dan sonra okuyorum yazan kitap:)Yani aslında okumaya başladım:)

Ama bu kuleye ilave bir kitap var:)
Günay GAFUR'un kitabına kavuşmama KİTAPLIK GÜNCESİ vesile oldu .

Blogunda yaptığı çekilişin talihlisiydim ve:)
İsmime imzalı kitap için çok mutlu oldum , Bestemina'ya ve Günay GAFUR'a tekrar teşekkürler:)

Dolayısı ile bu kitap ta yukarıdaki kulede yerini aldı , çünkü bir an önce okumak için sabırsızlanıyorum:)

Bu arada bu yıl, her ay için Türkçe Öğretmeni oğlumun sınıfına bir kitap öneriyor , elimizde olmayan kitabın siparişi verilirken annesini de unutmuyoruz:)
Bir iki güncel kitabı sepete atıyoruz:)
Ve çok MUTLU oluyoruz:)

Bunları yukarıdaki kuleme eklemiyorum , çünkü elimde başka kitaplar da var ve bunları da kullanarak yeni kuleler oluşturacağım.

28 Ocak 2013 Pazartesi

KİTAP ÇEKİLİŞİ

Sevgili kitap sever blogger ailemizden , Beyaz Kitaplık'tan çok hoş bir incelik:)
Blogum yok demeyin!

Face'im yok demeyin!

Twit'im yok demeyin!

Herkese hitap eden çekiliş bu:)

Katılın:)

http://beyazkitaplik.blogspot.com/2013/01/10-kitap-cekilisi-tolga-karanlikoglu.html