Öykü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Öykü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2022 Pazartesi

SAİT FAİK ABASIYANIK - ALEMDAĞDA VAR BİR YILAN


     "Günlerden pazartesi. Yine vapurun alt kamarasındayım. Yine hava karlı. Yine İstanbul çirkin. İstanbul mu? İstanbul çirkin şehir. Pis şehir. Hele yağmurlu günlerinde. Başka günler güzel mi, değil; güzel değil. Başka günler de Köprüsü balgamlıdır.. Yan sokakları çamurludur, molozludur. Geceleri kusmukludur. Evler güneşe sırtını çevirmiştir. Sokaklar dardır. Esnafı gaddardır. Zengini lakayttır. İnsanlar her yerde böyle. Yaldızlı karyolalarda çift yatanlar bile tek."


    Merhaba  blog camiasının bireylerinden olan post sever kardeşim, bloğuma hoş geldin, bilmem ki neden geldin, belki yazarı ararken belki kitabı ararken, belki de sırf benim ne okuduğuma meraktan geldin. Mühim değil hangisiyse bahanen, geldin ya o zaman yeniden hoş geldin.

    Sait Faik'i malum olduğu üzere artık Abasıyanık kitabıyla anımsıyoruz :D Aslında bu cümleyi yazıp biçare espri yeteneğimi gözler önüne sermenin bir manası yoktu fakat her Sait Faik'i andığımda o video geliyor gözümün önüne istemsizce. Gelmese ya işte insanoğlu; gelsin istediklerimiz gelmez, gelmesin dediklerimiz gitmez ;)

    Sait Faik edebiyatımızın "öykücü"lerinden biridir, mihenk taşı derler kendisine, bir akıma da dahil edilmez pek, ziyadesiyle kendine has yazmıştır çünkü. Bir de farklıdır ki, mesela önce Sarnıç'ını okuyup bu kitaba geçerseniz şaşırırsınız, yazarı farklı mı diyebilecek kadar . Şiirsel bir tarzı olsa da bireyi, daha da ötesi orta alt sınıf bireyi ele almasından olsa gerek çok parlamaz hikayeleri, pusludur en mutluları bile sanki. 

    Bir de kaçınılmaz olarak sansürlenmeleri ile ünlüdür, sansürlenme bahanelerine de başka bir postta değinelim :) Öyküleri karamsardır dedik, alt orta sınıfı anlatır dedik ama okuyun demedik sanırım, o halde okuyun anacım. Öykü sevmeyenler kesin sever diyemem ama sadece Sait Faik için bile okuyabilirsiniz bence, bir dönem kalemi tanımak isteyenler kaçırmasın.

    Evet sevgili blog dostu,  Çağdaş Türk Edebiyatı ilk öykücülerinden birinden bir kitapla sizlerleydik, kitaplarla, sağlıkla kalın, hoşça kalın.

    

6 Şubat 2022 Pazar

HAYALLER VE SOKAKLAR - MEHMET GÜRELİ


 "Yeni bir kitaba ya da bilgiye ulaşan kişi ne kazanmıştı acaba, neler eklenmişti hayatına? Soruyu böyle ele aldığımızda şöyle diyebiliriz: Daha önceki halimle ancak şimdi kıyaslayabilirim kendimi. Bir başka yol bu gece yürüdüğüm. Ay bir başka, engebeler farklı, taşlar sararmış, gözlerim seni daha iyi görüyor,  ellerim masaya daha yakın.  Ne gece ama, diyorsun sessizce..."

    Ne anlatsam tam karşılığını bulamayacak, yarım kalacak bir kitap daha...

    Ben kitabı elektronik halinden okuduğumdan bilemesem de, biraz araştırınca beni karşılayan basım yılı 2010 oldu. Elektronik şekli 209 sayfa ama orijinal kitap 134 sayfa görünüyor.   
    Kapak resminin Güreli'ye ait olduğu kitabın ilk sayfalarında belirtilmiş, Güreli aynı zamanda ressam, müzisyen, yönetmen. Yönetmenliğini değil ama müzisyenliğini hepiniz biliyorsunuz değil mi?

    Evet o inanılmaz güzel dizinin müziği :) Hatırla Sevgili ne güzeldi...

Neyse olayı saptırmayalım:
    Kitap, bir sürü kısa hikayeden oluşuyor, benim okuduğum formunda bölümlere ayrılmamış görünüyor bu sebepten kesin bir şey söyleyemeyeceğim ama bence 2 bölüm olabilir. İlk kısımda kitaplar; yazan ve okuyan bakışında anlatılmış, imgelem düzeyinde, belki bilinç akışı metoduna temaslı şekilde...

    İkinci kısım ise bilim insanlarından, sanatçılara...
Düşünürlerden, konuşurlara uzanan bir yelpazeyi kısa anektodlar, anıştırmalar, rivayetler üzerinden götürüyor. Muallaklık başlangıç ile bitiş çizgisiyle sınırlı değil ne yazık ki.

    Bu arada herkes her işi mükemmel yapacak diye bir kaide yok, buna binaen diyebilirim ki müzisyenliği yazarlığından daha cazip geliyor bana, resimden hiç anlamam bu sebepten ressamlığının bende karşılığı yok. 

    Yine de, öykü sever biriyseniz ve postmodern tarz size hitap ediyorsa sevebilirsiniz. 

    Eh benden bu kadar demenin zamanıdır o halde, hoşça kalın, sağlıkla ve kitaplarla...





24 Ekim 2021 Pazar

MATRIONA'NIN EVİ - SOLJENITSIN

 Üç öykünün yer aldığı kitabın ikinci basımını Cem yayınevi 1974 yılında yapmış,  çevirmen koltuğunda Gülseren Devrim var. 
1970 yılının Nobel ödülünü almış olan Sovyet yazar pek tabii ki uzun yıllar Sovyetler'de yasaklanmış. Buna sebep olarak Sovyetler Birliğini  kötülemesi gösterilmiş oysa yazar genel olarak sistemin eksik ya da kusurlu gördüğü taraflarını kaleme almış yazıtlarında. Bunun pozitif eleştiri olarak algılanıp kendine çeki düzen vermek gerekirken neden kötü gösterildiğine yorulup yasak koyma yoluna gidildiğini anlayan beri gelsin. 

"Bir şeyler edinmek, sonra bu bir şeyleri hayatından daha değerliymiş gibi saklamak için kahretmezdi kendini."

Komünizmi bitirenin Soljenitsin olduğu da söylenir ve fakat Rusya başkanı Putin 2007 yılında yazara ödül de vermiştir.  Bizimkiler de Nazım'ı getirmeye çalışıyordu bir ara, 
sanırım aynı hesap ya neyyyseee... 

" Öğretmenlikte, bütün hayat boyu böyleydi işte:
Her an, hazır cevaplığınızı ve zekanızı ispatlamak zorundaydınız, bütün bir kalabalık önünde tek başınıza ve her defasında bir başka konuda."


 Yazarın hayatı bir miktar karışık, o sebepten okuduğum bu kitap üzerinden yazayım biraz. Bir kere 3 öyküde de hep zamanın Sovyet yönetimi, ille saf ve temiz duygular içinde bir kahraman ve klasik kötü gerçek kişiler mevcut. 3 öyküden bilhassa Matriona'nın evini okurken bir nebze Aytmatov hikayelerindeki havayı hissettim, belki her ikisinin de aynı coğrafyayı anlatıyor oluşu etken bu duruma.

"Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, gerçek bir bilime sahip olmayan, gerçek bir idareci olamaz artık !"

Yine ister istemez düzene karşı insani taraf kıyaslaması yapılmış ki o sistem için paha biçilemez bir karşılaştırma, bir zorunlu tercih halini oluşturmakta. Açık konuşmak gerekirse belki okuldan, sistemden, öğretmekten , çalışmaktan bahsetmesi sebebiyle Bir Amaç Uğruna adlı 3. Öyküsünü diğerlerinden daha çok beğendim. İlk ikisinin betimlemeleri keza harikulade ise de bir belirsizlik durumları da mevcut...Ki aslında ben pus ta severim hikayede, ve fakat bu tarz toplumsal ve gerçek köy hikayeleri bence direkt anlatılması bakımından tercih sebebimdir. 

Uzatmayayım, burada Soljenitsin üzerinden konuşuyorsam da  bilhassa Rus yazarların,  edebiyatçılar tarafından mutlaka okunması ve hatta bu okumaların birden fazla yapılması elzemdir diye düşünüyorum.  

Okuyun, dilerim sağlıklı ve umutlu kalın.  


 


17 Nisan 2021 Cumartesi

ÖTEKİLER- TUNCAY ÖZKAN

 


"Kuraklıkta beklemeyi, sert kış günlerinde titremeyi, ölümlerde sevinmeyi, çalışmayı, çok çalışmayı biliyorduk. Ama umutlu olmak? Bu konuda en küçük bir şey duymamıştım. "

"Öldürmek doğal olunca, ölüm de sıradan oluyordu. "

"Zorunluluk hayatımın en önemli gerçeği idi."

"Allah'ım ! Eğer bu karanlığın içinden bir ışık doğmayacaksa, aydınlık neden var? Eğer bunca zulümden sonra yeni bir şey olmayacaksa, karanlık kazanacaksa, hep zalimler kazanacaksa sen neden varsın?"

Kitabın 6. basımı 2013'ün Aralık ayında 170 sayfa olarak yapılmış. 

Kitap Hüseyin Yanç'ın gerçek yaşam öyküsünün kurgulanmış şekli. Kim bu Hüseyin Yanç diye merak edenler kitabı da okuyabilir,  google amcaya da sorabilir. 

Öykünün benim gibi Trakya'nın bağrında doğmuş ve Ankara'dan öte Anadolu'ya geçmemiş biri için anlamlandırılması zor. Ama yine benim gibi Doğu 'yu her zaman merak etmiş iseniz ve üzerine okumalar yapmışsanız inanılması çok ta imkansız değil.  Ve her ne kadar gerçek olaylardan yola çıkılmışsa da kurgusallık gereği olayların çok yüzeysel anlatıldığı, derinlemesine kaleme dökülemediğini söylemek yerinde olacaktır. 

Özellikle son kısımlarının keşke bir miktar daha anlatılsaydı, ya da kesin olarak sonuçlanabilseydi hissi verdiğini inkar edemeyeceğim.  
Benim için farklı,  rahatsız edici, zaman zaman tiksindirici ve fakat bu olayların gerçekliği bilindiğinden aynı zamanda oldukça etkileyici bir okuma oldu. 

Hep arzu ettiğim barış sadece Doğu'ya özgü bir temenni değil,  bütün Dünya için en içten dileklerimdendir.
Barışla,  huzurla, mutlu kalın.  Kitaplarla, sevgiyle, sağlıklı olun.




20 Mart 2020 Cuma

SEHER - SELAHATTİN DEMİRTAŞ


¨..İnsan hayal kurarken gözlerini kapatır, hiç kimse hayallerimizi görmesin diye yaparız aslında, gözlerimizi kapatınca kendimizden bile saklarız hayallerimizi.¨


Bir öykü kitabı, hem de bir siyasiden, hem de bu kadar hissiyata dokunabilen...

Açıkçası malum sebeplerden önyargılıyım yazara. Bir de öykü sevmem bildiğiniz üzere dolayısıyla eleştiri yapmak çok daha kolay olabilir diye düşünmüştüm. 

Kitabı epub olarak okudum, gerçi elimde öyle uzun boylu da kalmadı, ilk olarak yazarın yalın anlatımı okumayı oldukça akıcı hale getirmiş, okur gibi değil dinler gibi gitti. İkinci olarak belki ülke için sıradan denebilecek öyküler ama gerçek olduğunu, yaşadığımız hayatın tam da içinde olan karakterler olduğunu bilmek etkileyiciliği arttırmış.Belki yakınımızda, kendi çevremizde değiller ama ülkenin genelinde yaşanan gerçekler.

Evet yazar bir edebiyatçı değil o sebepten de edebi kaygıları yok ama belki de tam da bu sebepten sevdirdi kendini. Gerçek olan her şeye bir sempatim var benim. 

Bütün bunları göz önüne alarak diyebilirim ki öykü okumayı sevmeyen benim bile sevdiğim, oldukça etkilendiğim öykü kitaplarından biri oldu kitap. 
Okuyun!

27 Şubat 2020 Perşembe

BAHTİYARLIK- KATHERINE MANSFIELD

Çeviri: Nihan YEĞİNOBALI
1. Basım 2015




¨Hem zaten ben bir şeylerin yakasını bırakmayan, peşlerinden koşup bağıran insanları hiç çekemem. Bir şey elden gittiyse gitti demektir. Sona ermiş, bitmiştir. O zaman bırakın gitsin! ¨

¨Ben hayatta asla pişmanlık duyup vah vahlanmamayı ve de asla geriye dönüp bakmamayı ilke edindim. Pişmanlık korkunç bir enerji israfıdır. ¨

Kitabın içinde Bahtiyarlık dahil olmak üzere 14 öykü var. Kitap 254 sayfa yani öykülerden bazıları uzunca, öykü sevmememe rağmen Çehov tarzını sevdiğimi düşündüğümden bu kitaptaki öyküleri de severim demiştim, sevdim de ama...

Yani sanırım ben bir kez daha öykü sevemediğimi anladım, üslup ve tarz olarak ne kadar kıymetli olursa olsun ben karakterleri daha çok tanımak istiyorum. Öykü okumak sanki tanımadığınız birinin yolda giderken sizi durdurup hiç nedensiz hayatından bir anı, bir kesiti anlatıp yoluna devam etmesine benziyor, hele bu kesit bir durum hikayesi ise daha da anlaşılamıyor.Bana anlatışı ne alaka, başı nerede, sonunda ne oldu gibi sorular kalıyor geriye. Böyle olmasın diye bir de hemen her hikayeden sonra öbür hikayeye geçmek yerine bir miktar beklediğim halde fena halde anlamıyorum.

Ama tabii bu dev kalemi okumak lazım, öykü severlerin mutlaka okuması lazım. 



17 Eylül 2019 Salı

YAZ GELDİ - FÜRUZAN

1. Basım 2009
3. Basım 2014
133 Sayfa

"Çocukluk bir ak kitaptır. "


Kitabın içindeki öyküler yazarın ;
Parasız Yatılı, 
Kuşatma,
Benim Sinemalarım, 
Gecenin Öteki Yüzü 

adlı kitaplarından alınmış. 

Birbirinden tesirli çocuk hikayeleri. 

Füruzan hiç okumadıysanız bu kitabı ile size bir fikir verebilir. Yok daha önce kitaplarını okuduysanız, tadımlık lezzetler sunar. 

Kalite garantilidir, beğenmeyen gelsin konuşalım :D

22 Nisan 2019 Pazartesi

SARIYAZ- MAHİR ÜNSAL ERİŞ

1. Basım 2019
134 Sayfa 

"İnsan kabahatin kendinde olduğunu bilince, hakikatin zehri kendisine sıçramasın diye suçu, başının üstünden geçen kuşa bile atabilir."

Arka kapaktaki twitter etiketleri tam olarak kitaptaki öyküleri anlatmakta.

Yine Mahir Ünsal kaleminden, yine sade ama enteresan öyküler. Son öyküyü okuyunca, diyeceğiniz "aaa" nidasını buraya yazmanızı isterim. Aynı kitabı okumuş kişilerin o benzer farkındalıklarından birini yaşayacağız çünkü .

Öykü severler okuyabilir. 
Mahir Ünsal Eriş'i ilk kez okuyacaklar için ideal bir başlangıç kitabı olabilir.
 Diğerleri de iyidir.  




18 Nisan 2019 Perşembe

KARA YARISI - MAHİR ÜNSAL ERİŞ

1. Basım 2019
139 sayfa

"(...)
tekrar söylüyorum; eski hikayeler yeniden yanlış hatırlanacak,
tekrar söylüyorum; tarih en baştan yanlış 
anlaşılacak,
tekrar söylüyorum; filmin sonu bu kez de 
değişmeyecek:
seni seviyorum, hepimiz öleceğiz.
(...)"

Mahir Ünsal Eriş'i daha önce okumuşların eski bir dostla karşılaşmış gibi hissetmesine, okumamışların da yabancılamayacağı zamanları anımsamasına neden olacak kitap.

Öyle samimi, yalın, gündelik yaşam satırları...

Öykü severler kaçırmasın diyebilirim rahatlıkla.

Bir de kitaptaki hikayelerden 7 kadarı dergilerde yayınlanmış ben dergi okumadığım/okuyamadığım için bilmiyordum ama dergi okuyanlar bir yerden tanıdık geliyor diye düşünürlerse sebep bundandır.



31 Mart 2019 Pazar

GENİŞ ZAMANLAR- AYŞE KULİN

146 Sayfa


Birbirinden etkili 6 öykü.

Bir an Ege'nin bir köyündeki "Patron" hikayesi,  bir sonraki an süt diye ısrar eden bir "İngiliz Beyazı", sonra Rusya'dan kaçan bir bale dansçısı...

Bütün bu öykülerde, sade, yalın anlatımıyla yüreğinize dokunacak bir yan mutlaka bulunacaktır.

Belli ki ben daha önce okumuşum kitabı, hani Kulin sever olduğum zamanlardan, çoktandır okumuyorum aynı şevkle, başka başka sebeplerden belki de...

Birlikte okuyacaktık Elif'le, ben yine kaçak takıldığım bir dönemde olduğumdan hafif kitaplara sığınma ihtiyacı ile hızlıca okuyuverdim.

Vaktiniz varsa neden olmasın, okuyun siz de.

1 Şubat 2019 Cuma

KAÇKINLAR - FERİT EDGÜ

Çan Yayınlarında ilk baskı 1959
Sel Yayınlarında 1. Basım 2009
3. Basım 2017
85 Sayfa

"Biliyorum bir insana inanabilseydim, bir insanı sevebilseydim( bu insan kendim bile olsa) her şey değişecekti."

Cumhuriyet Dönemi Türk Hikayeciliği dediğinizde anmadan geçemeyeceğiniz isimlerden biridir Edgü.

Hikayeciliğin yanında, sanatın hemen her dalına özellikle resme ömür vermiş bir sanatçıdır aslında.

1950'lerin o aykırı tavrını benimsemiş bir Kaçkın...

Boğuntu, bunaltı , bunalım, başkaldırı,  birey olma çabasını sürdürür bu kitabın içindeki 4 Kaçkın'da.

Aslında 20'li yaşlarda yazılmış bir ilk kitaptır, kısadır ama aldanmayın okuması hiç kolay değildir.

Düşündürür, düşündükçe o karamsarlığa bulaşmamakla, bunalımı taa dibine kadar yaşamak arasında gelgitleriniz olur. Savrulursunuz...


30 Ekim 2018 Salı

MEMLEKET HIKAYELERI - REFİK HALID KARAY

197 Sayfa

Yine bir öykü kitabı ve yine Türk Edebiyatının ilklerine imza atan ustalardan biri.

Refik Halit, Fecr-i Ati kurucularındandır.

 Sinop Cezaevi ve sürgün yıllarında yazdığı hikayelerini Memleket Hikayeleri adlı kitabında toplamıştır.

Memleket Hikayeleri kitabındaki öyküler:
Yatık Emine
Şeftali Bahçeleri
Koca Öküz
Vehbi Efendi'nin Şüphesi
Sarı Bal
Şaka
Küs Ömer
Boz Eşek
Yatır
Komşu Namusu
Yılda Bir...
Hakkı Sükut
Kuvvete Karşı
Cer Hocası
Garip Bir Hediye
Bir Taarruz
Ayşe'nin Talihi
Garaz



Türkçeyi en iyi kullanan yazar diye bilinir.

Her ne kadar hikayelerini okuduysam da "kirpi" adıyla yazdığı hicivleri de oldukça ünlüdür.

Okunması gerekenlerden,  hatta edebiyat tutkunlarının "mutlaka " okuması lazım gelenlerden biridir.

Kitapla kalın...





26 Ekim 2018 Cuma

HOŞGÖR KÖFTECİSİ

5. Baskı 2014
Yky
53 sayfa

Orhan Veli'yi nasıl tanırsınız?

Aslını isterseniz bana şiiri sevdiren adamın öykü yazmış olduğunu bilmemem büyük ayıp! Edebiyat okuma sebeplerimden birine, tam da bu kitabı okumama vesile olduğundan dolayı "iyi ki" deyişlerimden biridir bu kitap.

Son zamanlarda, derslerimle doğru orantılı olarak öykü okumalarına yoğunlaştım.

Bu bağlamda bir sürü öykü kitabı indirdim, çünkü derslerimden biri Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Nesri. 

İlk bitirebildiklerimden biri de -zira bir sürü öykü kitabına başlamış olsam da hem sınavların yakın oluşu , hem formasyon dersleri, hem de stajımın başlaması kitap bitirmeme pek imkan vermemekte- bu kısa öykü kitabıydı.

Şiirini sevdiğim üstadın hikayelerine de bayıldım. Kitabın içindeki hikayelerin isimleri de şöyle;


Hoşgör köftecisi 
Kan
Baharın ettikleri
Öğleden sonra 
İşsizlik 
Denize doğru 
Yaşasın aşk( william sorayan çevirisi)
Ve Bahadır Dülger anketi
Aşk çevirisi



Not: İlgilenen arkadaşlar için:
 Orhan Veli, Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri'nde Garip Hareketi ya da diğer adıyla Birinci Yeni'nin öncüsü olarak görülür .Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday ile Ankara Erkek Lisesi'nde kapıldıkları şiir tutkusu onların bir döneme imza atmaları ile sonuçlanır. 

Sevgiyle , kitapla kalın...

5 Eylül 2018 Çarşamba

ÇEKİLİŞ---YARIM KALAN ÖYKÜLER- ERDAL ARSLAN

176 sayfa

Kitap yayınevinden geldi , o kadar uzun süre okuyamadım ki ...

Bu kitabın tanıtımını daha sonra bu postun altına yapacağım , öncesinde her gelen kitap için yaptığımı yapıp kitabı içinizden birine hediye edeceğim .

Kitabı isteyenler yorum bıraksın yeter , yine manuel olarak yorumculardan birinin ismi çekilecek ve kitap kendisine tarafımdan gönderilecek.

Hepinize bol şans diliyorum.

Son katılım tarihi :15 Eylül 2018  24:00



14 Mayıs 2018 Pazartesi

GİZLİ AŞKLAR -HIFZI TOPUZ

2. Baskı 2015
239 Sayfa 


Hıfzı Topuz'dan okuduğum 4 ya da 5'inci kitap .

İçlerinde "eh işte" diyebileceğim, okumanız konusunda baskı yapmayacağım kitap, oysa Yaşanmış Öyküler alt başlığı ile verilmiş olması beni bir hayli heyecanlandırmıştı .

Kitabın adıma imzalı oluşu da bu heyecanıma katkıda bulunmuş olabilir .

Eşimin imzalatmış olması da ayrı bir detay tabii.

Hıfzı Topuz , Eylem Hanım'ın gizli aşklarına diye imzalamış ama  kitabı okuduktan sonra eşimden bana gizli bir mesaj mı verilmek isteniyor diye düşünmedim desem yalan :)

Goy goy'u bir kenara bırakacak olursam , kitabın ilk yarısı ki neredeyse 120 sayfa gibi bir kısmı Topuz'un kendi aşklarına ayrılmış , diğer yarısı ise isimlerini gizlediği arkadaşlarının aşklarını barındırmakta.

Kendi aşkları evliyken de sürmüş , bir röportajında bunu kendisi de dile getiriyor zaten , şu yazar erkekler bir değişik oluyor vesselam , yazdıkları kadar yaşamaları gerekiyormuş gibi sanki ...

Belki de gerekiyor kim bilir , ne yazarım ne de erkeğim neticede , bu konuları anlamak benim haddime değil .

Erkek milletindeki bu  poligami tutkusunu da onları anladığım kadar anlayabiliyorum,
 yani hiç.

O nedenle de kitabı sevemiyorum .

Hikayeler güzel olabilir ama benim evlilik /birliktelik anlayışıma uymadığından 1 günde bitebilecek kitap 5 gündür elimde sürünüyor .

Neyse uzatmayayım , bu da böyle bir kitaptı işte ...

Adıma imzalı olmasa hemen takasa gidebilirdi de...


8 Şubat 2018 Perşembe

MUHTELİF EVHAMLAR KİTABI - ÖMÜR İKLİM DEMİR

1.Baskı 2015
5. Baskı 2017
105 Sayfa

"Bu yığına mı ait olmak istiyorum , diye düşünüyorum .Yalnızlığı sevmiyorsam , evet , bu yığına ait  olmalıyım . Gidip içlerinden birine merhaba falan demeliyim .Yapamam ki... Kendimle bile konuşamıyorum, delirmek büyük bir lüks."


10 adet öykü var kitapta, yeni bir kitabı ya da yazarı yeğen'de görünce okumak şart oluyor benim için.

Yazar bu kitabıyla, hem 2016 Haldun Taner Öykü Ödülü'nü hem de Ankara Üniversitesi Öykü Ödülü'nü almış.

Adıyla mı alakalı , öykülerinin diliyle mi bilmiyorum ama okuduğum süre boyunca yazarın kadın olduğunu düşündüm. :)

Neyse efendim , ben genel olarak romancıyım o sebepten hikaye kitapları benlik değil,
 ama kitapta oldukça güzel hikayeler var .

Okuyun , okutun :D


5 Ocak 2018 Cuma

YUSUF İLE ZÜLEYHA -YAHYA BEY

Öyküleştiren: Mehmet Kanar
1. Baskı 2011
2. Baskı 2016
80 Sayfa 

Yahya Bey, XVI. yüzyıl Divan Şiirinin önde gelen isimlerinden .

Fuzuli'den sonra en büyük mesnevi şairi kabul ediliyor. 

Arı ve duru kullandığı Türkçe ile çağdaşlarından farklı olduğu söylenir.

Divan , Şah u Geda (16. yy İstanbul'u hakkında bilgiler) , Yusuf u Züleyha , Gencine-i Raz /Sırlar Hazinesi (Cami ve Nizami'den etkilenerek yazdığı), Kitab-ı Usul (yaşadığı döneme ait gözlemleri) , ve Gülşen-i Envar olmak üzere 5 mesnevi 'den oluşan Hamse sahibidir.

Yusuf u Züleyha mesnevisi , o dönem yazılan Yusuf u Züleyha mesnevilerinden daha özgün kabul edilir.

Yusuf u Züleyha, Halk Hikayeleri 'ndeki motiflerden , kanlı gömlek ve kör olma / göze gömlek sürerek tekrar görme yetisi kazanma 'yı görebileceğimiz hikayelerden biridir aynı zamanda. 

Edebiyat öğrencilerinin işine yarayacak bir kaç şey yazdım , gerisi 80 sayfada gizli :)


24 Eylül 2017 Pazar

KORKUYU BEKLERKEN - OĞUZ ATAY

BÜTÜN ESERLERİ 4
1.-35. Baskı 1984-2012
36. Baskı2013
196 Sayfa


"Hayır, gerçekten ölmedi ; çünkü ben yaşayamazdım ölseydi."

"Ülkeme ve insanlarına kızmaya başladım :Kimsenin doğru dürüst okuduğu yoktu . Doğru dürüst hissetmesini bile beceremiyorlardı .Bu yüzden insan , duyduğu şeyleri söyleyen insanların kültürüne güvenemiyordu. Belki bu zavallılığın , bu yarım yamalaklığın , bu gülünç durumun bile bir aslı , gerçek bir biçimi vardı. "

"Yüzyıllardır bu kadar insan , saçlarını kesip kesmemek ya da belirli günlerde su içmemek için mi bir araya gelmişti? Sonra, kötülük neredeydi ;  kötülük? Görünürde hep sevgi , ahlak , güzellik sözleri vardı ama , bir yerde kötülük olmalıydı; gizlilikten kötülük doğmalıydı .Sonra bunların araları neden açılmıştı peki?"


**************

Oğuz Atayın bu kitabında 8 adet öykü var. 

İçlerinde en sevdiğim Babama Mektup oldu.

Oğuz Atay hakkında ne yazabilirim ki ben ?

Kitap okuyan herkes en azından adını duymuş , Tutunamayanlar'ını görmüş , okumaya heves etmemiştir.

Bütün eserlerini bitirmeye az kaldı diyorum :D

Ve kendime hemen 5.sini edinmeyi istediğimi gösteren notlar alıyorum .

Keyifli okumalar kitapseverler , her nerede okunuyor ya da okutuluyorsa :D






13 Temmuz 2017 Perşembe

DİZBOYU PAPATYALAR- TOMRİS UYAR

1. Baskı Okan Yayınları 1973
2. Baskı Adam Yayınları 1982
3. Baskı Can Yayınları 1990
YKY'de 1. Baskı 2004
8. Baskı 2017
79 Sayfa


"Şimdi sana şurada bir çay ısmarlayayım kendi cebimden , o çay benim olsun hiç değilse. Dokunma . Koy paranı cebine. Yürekten kopan bir şeyimiz kalsın."

"Yıllardır bekletilmiş, baskı altında tutulmuş , üstüne sünger çekilmiş, o ipini koparmışlık duygusu ansızın gelivermişti işte .Hem de durup dururken."

"Günlerin tam içinde yaşamayınca , onlara akıl erdiremeyince , bunlarla oyalanıyoruz işte, kahve pişirmek , çay demlemek..."

****************
Bir akımın ilham kadını denir Uyar için.

Yazdıklarından çok aşkları ile gündemde kalmış, oysa ne güzel bir kalemi varmış.

Hikaye okumayı sevenler , her satırında his olsun diyenler ,
yaşanmışlık dolansın her cümlesinde isteyenler.

Kaçırmayın bu kadını.






28 Haziran 2017 Çarşamba

KELEBEKTEN SIĞINAK -KEZBAN ŞAHİN TAYSUN

1. Basım 2017
104 Sayfa

"Hayatın hamleleri karşısında şah olmak isterken bir de bakmışsınız ki o mat edivermiş sizi."

"Yansı olmak mıdır acaba, yaşamak?"

"Hayat dediğin şey şaşırmakmış meğer iyiye ya da kötüye !"

********

Daha önceden okuduğum ve kalemini sevdiğim bir yazarın yeni çıkan öykü kitabı , hediye olması pek kıymetliyken bir de adıma imzalı oluşuyla gönül fethetmekte.

Kezban Hanım , bu ülkenin kadın sorunlarını ele almak konusunda oldukça başarılı bulduğum ve saygı duyduğum bir yazardı.

Fakat bu kitaptaki öyküler bambaşka.

Bir işte ustalık dönemi var ise , sanırım Kezban Hanım'ın bu kitabı o döneminin içine girebilir.

Çok sevdim , özellikle yurdum kadınının mutlaka okuması gerekiyor diye düşünüyorum.

Erkekler daha fazla okumalı diye düşünsem de , okumak isteyenlerin/okuyanların ya da okuyacakların, benim kastettiğim grupta olduğunu düşünmüyorum .

Tam hediye etmelik , tam daha fazla okunması istenecek kitaplardan .