"Kasabalarımızın hemen hepsinde de, en mes'uliyetli işleri başında kara cahil, yarı okumuş insanlar görürüz. "
Bu kitabı neden okumalı ya da neden okumamalısınız?
Efendim öncelikle hoşbeş bile etmeden, ne alaka böyle bir giriş değil mi? Hemen konuya intikal edelim ki Aydın havasına benzesin.
Okuduğum bu kitap, Türk Edebiyatı açısından mühim ve fakat oldukça handikaplı oluşu bu şekil bir girişi elzem kıldı. 1939 yılında, toplumcu gerçekçi bir bakışla, işçi sorunlarını fakat bilhassa işçi kadını merkeze alarak yayımlanan Afrodit Buhurdanında Bir Kadın kitabı, derhal "ahlaka mugayir " olduğu gerekçesiyle toplatılır.
Kitap 3 kısımdan oluşmakta, bugüne kıyasla oldukça kusurlu bir gramer ile yazılmış. Bugünün bir çok okuru dilini oldukça seksist bulacak. Kadına bakış, davranış bakımından objektif olabildiğini düşünmüyor feminist yanım, fakat gerçekçiliğini ele aldığımızda yüzümüze tokat gibi çarpan şey, yazılışından 80 yıl sonra çalışan kadına bakışın pek az değiştiği oluyor.
Tabii, dönemin ekonomik, siyasi ve sosyal alanda temsillerini bulmak mümkün kitapta. İşçi sömürüsünden namus belasına, fukaralıktan kenar mahalle kültürüne pek çok detay dikkat çekici, bir hayli de etkileyici yazılmış. Etkileyici oluşunu ayıla bayıla okuyacağınız anlamında almayın, hop oturup hop kalkıyorsunuz. Fakat, çok önemli, hem dönemi hem içeriği bakımından bir efsane.
Google rivayetine inanırsak, Nazım Hikmet için: "Türk edebiyatının temel taşı" olabilecek kadar iyi bir kitap. Beni zorladı açıkçası, sayfa sayısı az olmasına rağmen... Fakat bu zorlayış; Kadına bakışın vahametindendir, işçiye zulmün değişmeyişindendir, haksızlıkların bitmeyişindendir, adaletin bugün hala bir kadın adından öte gidemeyişindendir! En çok ta, bütün bunlar karşısındaki sessizlikten doğan hüsrandandır...
Sağlıkla kal blog okuru arkadaşım, kitaplarla kal... Bu kitap, bu senenin, tek olarak paylaşacağım son kitabıdır. Bir sonraki post, genel bir toplama olacak. Yıl sonu bilançosunu bu yıl da yapmayıp ay sonu toparlaması ile yetineceğim.



























