Türk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2022 Pazartesi

REŞAT ENİS AYGEN- AFRODİT BUHURDANINDA BIR KADIN

"Kasabalarımızın hemen hepsinde de, en mes'uliyetli işleri başında kara cahil, yarı okumuş insanlar görürüz. "



Bu kitabı neden okumalı ya da neden okumamalısınız?

Efendim öncelikle hoşbeş bile etmeden, ne alaka böyle bir giriş değil mi? Hemen konuya intikal edelim ki Aydın havasına benzesin.

    Okuduğum bu kitap, Türk Edebiyatı açısından mühim ve fakat oldukça handikaplı oluşu bu şekil bir girişi elzem kıldı.  1939 yılında, toplumcu gerçekçi bir bakışla, işçi sorunlarını  fakat bilhassa işçi kadını merkeze alarak yayımlanan Afrodit Buhurdanında Bir Kadın kitabı, derhal "ahlaka mugayir " olduğu gerekçesiyle toplatılır. 

    Kitap 3 kısımdan oluşmakta, bugüne kıyasla oldukça kusurlu bir gramer ile yazılmış. Bugünün bir çok okuru dilini oldukça seksist bulacak. Kadına bakış, davranış bakımından objektif olabildiğini düşünmüyor feminist yanım, fakat gerçekçiliğini ele aldığımızda yüzümüze tokat gibi çarpan şey, yazılışından 80 yıl sonra çalışan kadına bakışın pek az değiştiği oluyor. 

    Tabii, dönemin ekonomik, siyasi ve sosyal alanda  temsillerini bulmak mümkün kitapta. İşçi sömürüsünden namus belasına, fukaralıktan kenar mahalle kültürüne pek çok detay dikkat çekici, bir hayli de etkileyici yazılmış. Etkileyici oluşunu ayıla bayıla okuyacağınız anlamında  almayın, hop oturup hop kalkıyorsunuz. Fakat, çok önemli, hem dönemi hem içeriği bakımından bir efsane. 

    Google rivayetine inanırsak, Nazım Hikmet için: "Türk edebiyatının temel taşı" olabilecek kadar iyi bir kitap. Beni zorladı açıkçası, sayfa sayısı az olmasına rağmen... Fakat bu zorlayış; Kadına bakışın vahametindendir, işçiye zulmün değişmeyişindendir, haksızlıkların bitmeyişindendir, adaletin bugün hala bir kadın adından öte gidemeyişindendir! En çok ta, bütün bunlar karşısındaki sessizlikten doğan hüsrandandır...

    Sağlıkla kal blog okuru arkadaşım, kitaplarla kal... Bu kitap, bu senenin, tek olarak paylaşacağım son kitabıdır. Bir sonraki post, genel bir toplama olacak. Yıl sonu bilançosunu bu yıl da yapmayıp ay sonu toparlaması ile yetineceğim.




 

24 Kasım 2022 Perşembe

REŞAT NURİ GÜNTEKİN -KAVAK YELLERİ

İnkılap kitap  tarafından 
M. Fatih Kanter danışmanlığında yayımlanmıştır.  


Sevgili blog okuyan hoş geldiniz, iyi ki geldiniz...
Bu kitabı çok zaman oldu okuyalı sayın okuyan, fakat taslak olmak kaderimdir diyerek kaldı bir köşede aylardır. Sonra bu garip bloggerınız yeni yılın geldiğini ve taslakların blogunu ele geçirmek üzere olduğunu fark ediverdi. Bu farkındalık ile bir gün taslaklarını elden geçirme sevdasına düştü. Size de bu sevdadan burayı okumak düştü:)

"Kazada beni iyi adam bilirler; iyi adam; iyi doktor; vatanını, milletini, ailesini seven adam; fukara babası adam, vesaire...
İlk önceleri içimde tek tük kurt yenikleri vardı.  Fakat zamanla bu şöhrete kendim de inanmışımdır ve inanmamak için hiçbir ciddi sebep de yoktur. "

Efendim malumaliniz olduğu üzere Modern Türk Edebiyatında varlığını yazdıkları ile kanıtlamış bir isimdir Reşat Nuri. İstanbul'un hatta yurdun pek çok yerinde öğretmenlik vazifesini ifa etmiş, bu ifalar esnasında Anadolu halkını tanıma fırsatı bulmuştur. Hatta eserlerindeki karakterleri şiveli konuşturabilecek seviyede gözlemleme şansı olmuştur. 

Kavak yelleri de bütün bu gezi gözlem ilişkisinden nasibini almış. Anadolu'da doktor olan birinin hikayesini, kendi ağzından, etrafındaki kişilerin karakter tahlilleri ile Anadolu kültürünü harmanlayarak, farklı karakterleri bir araya getirip konuşturarak enteresan bir kurgu çerçevesinde okura sunmuş yazarımız. Ben karakterini sevemedim Dr. 'un ama okudum mu okudum yani. Beni çeken yönleri yok desem yalan şu halde :)Ya da bir yazar böyle bir karakteri bile sanatı ile akıcı bir şekilde okutabildi demek daha doğru gelecektir.
Herkesin aklındaki o muğlak sorunun cevabı:
 Kitabın pek tabii o bir zamanların çok meşhur dizi ile alakası yok. 
Ama hiç alakası yok yani, hani diğer diziler gibi sonunu kopartma, başını bağlama kabilinden bir alakasızlıktan bahsetmiyorum, karakterler bakımından, olay örgüsü ne derseniz işte, yanından yöresinden geçmiyor. İsim benzerliği diyelim :) ve geçelim.
 Cumhuriyet dönemi edebiyatı severler okusun, diğerleri başka şeyler okusun, ama muhakkak okunsun :)
Kalın sağlıcakla...




 

9 Kasım 2021 Salı

HIFZI TOPUZ - ELBET SABAH OLACAKTIR

Remzi Kitabevinin 2012 yılında yapmış olduğu 5. baskısını okudum,  Elbet Sabah Olacaktır adlı kitabın.

Kitap biyografik bir anlatı , tam bir biyografi demek ne derece doğru olur bilemiyorum, ama her halükarda Tevfik Fikret'i anlatıyor oluşu muhteşem, O'nu okumak hele de Hıfzı Topuz'dan okumak harikulade.

Ben edebiyat sevdamın başladığı ilk zamanlarda da her şiiri ya da her şairi sevmezdim, ama yazılan kelimelerin içeriği özgürlükse, haksa, adaletse ya da yazılanlar bunlara dair ise her dönem ilgimi çekmiştir, şu halde bunca şeyden heves Tevfik Fikret bilmemek ayıp kaçardı. 

Türk Dili ve Edebiyatı okuyanlar da takdir edecektir ki kendisine hacimli yer ayrılan/ yer edinmiş olan yazarlardandır, hem ilklerden oluşundan sebep, hem de içinde yer aldığı tartışmalarından mütevellit O'na dair okumalar yapmak muhakkaktır.  Bilhassa Mehmet Akif'le atışması , birbirlerine karşı yazdıkları efsanelerdendir.

Tarih-i Kadim yüzünden Zangoç yapılmış olan Fikret, Molla Siret diye tanımladığı Akif'le yazı üzerinden atışmış bu atışma gruplaşmış olan edebiyatperver şahsiyetler ile coşturulmuştu . Bu atışmayı detaylı olarak anlatmam bu postta imkansız tabii, o sebepten bu kadar hap bilgiyi alın ve ilginizi çekiyorsa başka mecralardan araştırın. Özellikle Edebiyat okuyan arkadaşlarım için  asla atlanmaması gereken kişilerdir bahsi geçenler.  

Beni bu kitaba bağlayan bir diğer şey de o dönemi, bilhassa istibdat dönemini, detaylı olarak vermeye çalışması oldu, malumdur ki bu tür dönemlerin en çilekeşleri yazı yazanlardır, pek tabii bunların serkeşleri de iktidara aleyhte olanlardır. 

O derece efsanevi şahsiyet mevzu bahis ki kitaba, ister istemez o dönemi okumuyor adeta yaşıyorsunuz. Bir de Türk Edebiyatı deyince ilk akla gelenler, Servet-i Fünuncular, Muallim Naci'ler, Recaizadeler, Halid Ziya'lar, kimler kimler... 

Tevfik Fikret'in  bütün şiirleri pek tabii alınamamış kitaba ve fakat sanki biraz az olmuş bu karar da... Bir de ilave edilmiş resimler var, Tevfik Fikret'in elinden olanlar ya da onun portreleri, bunlar da kitabın ortasına denk gelen kısma kuşe kağıt ile basılmış.  

Tevfik Fikret'i okumak, -tam olarak anlamanızın imkanı olmasa bile, zira dili bir hayli ağır/ağdalı- başka bir duygu yoğunluğu oldu benim için,  istedim ki size de bir iki satır bırakayım.  Sağlıkla, kitapla, yaşama dair heveslerinizle kalınız...Hoş kalınız...

"SİS
Sarmış yine âfâkını bir dûd-ı munannid,
Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid.
Tazyîkının altında silinmiş gibi eşbâh,
Bir tozlu kesâfetten ibâret bütün elvâh;
Bir tozlu ve heybetli kesâfet ki nazarlar
Dikkatle nüfûz eyleyemez gavrine, korkar!
Lâkin sana lâyık bu derin sürte-i muzlim,
Lâyık bu tesettür sana, ey sahn-ı mezâlim!
Ey sahn-ı mezâlim…Evet, ey sahne-i garrâ,
Ey sahne-i zî-şâ'şaa-i hâile-pîrâ!
Ey şa'şaanın, kevkebenin mehdi, mezârı
Şarkın ezelî hâkime-i câzibedârı;
Ey kanlı mahabbetleri bî-lerziş-i nefret
Perverde eden sîne-i meshûf-ı sefâhet;
Ey Marmara'nın mâi der-âguuşu içinde
Ölmüş gibi dalgın uyuyan tûde-i zinde;
Ey köhne Bizans, ey koca fertût-ı müsahhir,
Ey bin kocadan arta kalan bîve-i bâkir;
Hüsnünde henüz tâzeliğin sihri hüveydâ,
Hâlâ titrer üstüne enzâr-ı temâşâ.
Hâriçten, uzaktan açılan gözlere süzgün
Çeşmân-ı kebûdunla ne mûnis görünürsün!
Mûnis, fakat en kirli kadınlar gibi mûnis;
Üstünde coşan giryelerin hepsine bî-his.
Te'sîs olunurken daha, bir dest-i hıyânet
Bünyânına katmış gibi zehr-âbe-i lânet!
Hep levs-i riyâ, dalgalanır zerrelerinde,
Bir zerre-i safvet bulamazsın içerinde.
Hep levs-i riyâ, levs-i hased, levs-i teneffu';
Yalnız bu… ve yalnız bunun ümmîd-i tereffu'.
Milyonla barındırdığın ecsâd arasından
Kaç nâsiye vardır çıkacak pâk u dirahşan?"








 

4 Ekim 2021 Pazartesi

ERDAL ÖZ- GÜNLÜKLER

YARIN, NASIL BİR GÜN OLACAKSIN!
1956-1998


 "Bu defterle kendimi çözümlemeye, kendimi tanımlamaya, kendimi kurmaya çalışıyorum. Her yazdığım kadar kendimin dışına çıkıyor, kendimi eksiltiyorum, azaltıyorum. Ama içim temizleniyor.  Düşüncelerim somutlaşıyor. Biraz da kendime dışarıdan bakmak oluyor bu. " 

    Önsözü Ayşe Sarısayın tarafından yazılmış olan kitabın elimdeki ikinci basımı 2016'da yapılmış olup 429 sayfadır. 

    Kitap üstteki alıntıdan da anlaşılacağı üzere Erdal Öz 'ün bir kendine dışarıdan bakma hali denebilir, ya da özetle günlük notları. 

    Erdal Öz 'ün kim olduğunu bilmeyenlerinizin olabilirliğini düşünerek Can Yayınları kurucusu olduğu notunu düşüyorum buraya, fakat kitapta anlattığı zaman Can Yayınları değil Sergi Kitabevi zamanları, bilhassa 1956-1978 arası oldukça detaylı,  hapishane ve tutuklu kaldığı zamanlar ise benim için etkileyiciliği en yüksek kısımları oldu.

    13 Haziran 1972 'de şu notu yazmış defterine:
" Dinin katı kuralları hep kocaman bir duvar çekiyor yurdumun zavallı çocuklarına ve aşılamıyor bu duvar. "
Bu tespit 50 yıl sonra bile değişmiyor ne yazık ki.

Ve şöyle yazıyor bir sayfada, 
"Bu kalabalıktan bıktım sanıyorum.  Daha yalnız, daha sessiz bir köşe arandım boyuna. En sessiz köşe içimdi."

Onca kalabalık çevresine rağmen yalnız hissetmek...


    Erdal Öz, yaşanan dönem itibariyle olsun, hukuk öğrenimi ile olsun,  daha önceden okumuş olduğum hikayeleri ile olsun zaten bilgi birikimi yönünden fazlasıyla kendini kanıtlamış ve saygı duyduğum biriydi  ve fakat bu günlükler ile, yansıttığı düşünce yapısı ve nezaketiyle de hayran etti beni kendine. 

    Ve dil üzerine fikirlerini, hepsine katılmasam da , yazın üzerine düşüncelerini okumak gerçekten inanılmaz bir keyifti. En karanlık, en umutsuz anlarında bile sanki yanında hem yazıyor hem okuyor gibiydi bu kitabın okunurken verdiği his.
Ve en sevdiklerimden biri:
" Yalnızlığı seviyorum ama insansızlığa dayanamıyorum. "

    Kitabın pek çok yerini çizmekle kalmadım,  bazı kitap ve yazar isimlerini de not ettim kendime.

    Bunlardan bilhassa , Calvino'dan Bir Okurun Serüveni'ni okumayı çok hevesle bekliyorum. 

    Biliyorum çok uzattım ama ısrar ve istekle tavsiye ediyorum kitabı arkadaşlar, bilhassa Türk Edebiyatına gönül vermiş olanlarınız ya da  50 kuşağı yazarlarını seven arkadaşlar için oldukça hoş bir okuma olacağı kanaatindeyim. 

Sağlık, kitap ve şans sizinle olsun.






9 Temmuz 2021 Cuma

TEK ADAM - ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR

 

                                                     

    Merhaba sevgili arkadaşım, Temmuz ayında bitirdiğim ilk kitap Tek Adam’ın 1. Cildi oldu.


    Bu kitap ilk basımını 1963 'te yapmış, elimdeki Remzi Kitabevi'nden 32. Özel baskı ve 382 sayfa.

    Goodreads puanım 4/5. Aslında kitabı okurken uzun bir süre farklı bir şey bekledim, bugüne kadar Atatürk 'ün hayatını anlatan çok fazla kitap okuyanlar anlayabilir bu hissi, O’na dair hiç duymadığım ya da hiç okumadığım bir farklılık beklemekten vazgeçemiyorum. Kitap daha önce okuduklarıma belki de çok defa kaynaklık ettiğinden yeni bir şey yoktu(benim için).  
    Bu arada bazı kimseler goodreads yorumlarında dil sadeliğinden bahsetmişler fakat ben o dönemin yazılarının şimdiki gençler için sade olmadığını düşünüyorum,  hatta ben bile 2 ya da 3 defa sözlüğü karıştırdığımı itiraf edebilirim ki Osmanlıca dersi almış bu dile kafa patlatmış biriyim.
    Fakat tabii mutlaka okunması gereken kitaplar bunlar. Özellikle şimdiki zamanlarda mutlaka tanınması ve teferruatıyla öğrenilmesi-öğretilmesi gerektiğini düşünüyorum, ama hep aynı şeyleri papağan gibi tekrar ettirmeden.  Bu arada  Tek Adam serisi 3 kitaptan oluşmakta.
    Atatürk'ün Ruşen Eşref ile yaptığı mülakat bu kitapta da geçiyor ve bana kendisini okumam gerektiğini bir daha hatırlatıyor. Mülakat tarzının edebiyatımızdaki ilk örneklerinden biri olması hasebiyle önemli.
    Benden bugünlük bu kadar sevgili kitapsever arkadaşım, Temmuz da jet hızıyla geçiyor, umarım senin için sağlıkla, bol bol okuduğun, çokça izlediğin, sevdiklerinle paylaştığın bir Temmuz oluyordur. 




21 Mart 2020 Cumartesi

BİNBOĞALAR EFSANESİ - YAŞAR KEMAL

1. Baskı 1971 Cem Yayınevi
YKY’de 15. baskı 2013


‘1876`da Türkmenle Osmanlı arasında Çukurova`da bir savaş oldu. Osmanlı Türkmeni yerleştirmek, toprağa çakmak, ondan vergi almak, onu asker etmek istiyordu. Türkmense buna karşı koyuyordu. Dövüş beter oldu, bu dövüşte Türkmen yenildi ve iskan edildi. O gün bu gündür bu yenilginin acısı, iskanın kepazeliği hiçbir Türkmenin yüreğinden çıkmaz.’

‘Çık da bu şehriyin içine, bir gör olan biteni... Azıcık insanlık kalmış mı? Doğru, şehir büyümüş, her bir evi saray olmuş, ama insanlığı kalmamış bu şehrin. İnsanı yozlaşmış gitmiş.’

‘Koca adamların çocukları dövdüğü, ötekilerin de bön bön baktığı bir ülke çürüktür, ölmüştür.’

Yaşar Kemal bir efsanedir gözümde, en çok İnce Memed’ini sevsem de her yazdığını severek okumuşumdur. Aslında Bir Ada Hikayesi’nin 3. kitabını okuyacaktım ama... 

İşin açığı her ne kadar çok iyi bir kitabı, en iyi yazınlarından biri olabilecekse de bence bir İnce Memed değil. 

Yine de evde kaldığımız şu günlerde yürek dağlayacak kadar etkili bir efsane.

Çukurova’nın yine muhteşem anlatılarından biri;
koyaklardan geçip kışlak aradığınız, akarsu kenarlarında Hızır ile İlyas’ı beklediğiniz, yarpuz kokularını sizin de hissedebildiğiniz...

Okuyun, bilhassa Yaşar Kemal okuyun...


7 Şubat 2020 Cuma

ELVEDA GÜLSARI-CENGİZ AYTMATOV

Çeviri: Refik Özdek 
Ötüken Neşriyat 
1. Basım 1993
29. Basım 2017
224 sayfa

"Eski tutku ve özelliklerinden kala kala bu taypalma yürüşü kalmıştı. Başka tutkularının hepsi yok olmuştu. Sırtındaki biniciden ve yürüdüğü yoldan başka bir şey düşünmesin diye, insanlar onu başka her tutkudan mahrum bırakmışlardı. Şimdi Gülsarı'nın tek tutkusu kosmaktı. Böyle hızlı koşarak insanların ondan aldıkları şeylere yetişecek, onları yakalayacaktı sanki. "

"Insan yaşlanır ama gönlü yaşlanmak istemez."

Kırgız edebiyatının, Türk edebiyatının ve hatta dünya edebiyatının tanınmış 
ismidir Cengiz Aytmatov.

Kitaplarında insan kadar hayvanların da olması, hatta hayvanları insan hisleri atfederek anlatması oldukça etkilidir. 

Hayvanlara insani özellikler atfettiği romanlarından biri de Elveda Gülsarı’dır.

Gülsarı; bu kitapta bir atın adıdır. Hem Gülsarı, hem Tanabay oldukça başarılı şekilde tasvir edilmiş, Yılkıcılık, Ekim Devrimi ve Kolhoz eleştirel bakış açısı ile yer almıştır kitapta. 

Mutlaka okunması gerekenler listemde üst sıralarda yer alır kitap. Okuyun!




21 Ocak 2020 Salı

YÜZ YILIN 100 TÜRK ROMANI - FETHİ NACİ

İşbankası Kültür Yayınlarında 
1. Basım 2007
8. Basim 2017
653 sayfa

Ne diyor Fethi Naci önsözde:
‘Bu kitapta 100 roman eleştirisi var...’

Evet kitapta;
  ‘Toplumcu Gerçekçi’ çizgideki  Fethi Naci eleştirileri mevcut.

Tam bir başucu kitabı olabilir, özellikle roman severlerin ve toplumcu gerçekçi romanları tercih edenlerin vazgeçilmezi  olabilir. 

100 kitabın aynı kişi tarafından eleştirilmesiyle, her ne kadar bunlar zaman içinde yazılmış iseler de, tekrara düşme gibi görebileceğiniz cümlelerle karşılaşmanız olası. 

Akademik bir dili olmaması okumanızı olanaklı kılmakla birlikte hiç edebiyat bilgisi olmayanların bazen anlamakta zorlanabileceği göndermeler ve alıntılar var. Bunun göz önüne alınarak okunması gerekiyor sanırım. 

Fakat roman seviyorsanız ve yerli edebiyatta ne okunmalı diye düşünüyorsanız kronolojik sıralamasıyla size yol gösterici olabilecek bir kitap. 

Okuyun diyebileceğim bir başucu kitabı, aynı zamanda bir klavuz kitap. 

Kitapla kalın...




7 Ocak 2020 Salı

YANSIMA /NADVEN- DENİZ ERBULAK

1. Baskı 2017
408 Sayfa

‘Çünkü romanlar, karakterlerin gerçeğidir ve okuyanların da masalları...’

‘Benim dünyamda Nadven... her şey serbest gibi görünür ama yasaklar insanların içine en baştan yerleştirilmiştir. Kimse istese de onların dışına çıkamaz.’

‘Benim dünyamda asıl yetişkinler istediğini yapamaz. Kurallar en çok onları bağlar... Ellerini, gözlerini, dillerini, kalplerini ve akıllarını... Bir tanesi bile bu görünmez iplerinden kurtulsa daha kaçamadan diğerleri onu yakalar.’

‘Delilerin suçlu olmaya bile hakları yok aslında. Onları her halükarda akıl hastanesine kapatıyorlar. Birini öldürdüklerinde... Birini sevdiklerinde... Hayal kurduklarında... Hayal kuramadıklarında... Her halükarda!’
++++++++++++

Bir seri daha bitti ve ama bitti mi?

Deniz Erbulak okumak farklı bir şey...
Bence bir yazarın, bu kadar kaliteli ve hemen hemen yazdığı her türün hakkını verebilen bir yazarın olabildiğini görmek, hem de bizim edebiyat dünyamızdan, içimizden biri olduğuna inanabilmek, hayret ve hürmet ile adını anmaktan başka yol bırakmıyor okura.

Bu seri öyle bir şey ki, mitlerimizden izler taşırken bir macera, aşkın kenarında dolaşırken gizemini koruyabilen polisiye bir kurgu...

Bence serinin devamı gelebilir, o minvalde bitti sanki.

Ama ısrarla tekrarlayarak bir daha söylüyorum ki bir Deniz Erbulak kitabı okumadan yerli yazarlar kurgu yazamaz demeyin, korku yazamaz demeyin...

Mutlaka okuyun...

23 Ekim 2019 Çarşamba

REFET- FATMA ALİYE

1. Basım 2018
11. Basım 2019
138 sayfa
Uyarlama: Senem Timuroğlu 

"Herkese kendini sevdirmenin, herkes tarafından hürmet görmenin yalnız güzellikle olmayıp, çalışmakla,  kazanmakla, öğrenmekle, ilim bilmekle de olacağını göstermek istiyorum."

"Anladı ki okuldaki dersleri okumakla yalnızca bir öğretmen olacaktı.  Ancak bilgin olmak için daha okunacak çok şey vardı . "

🌺


Fatma Aliye ilk romancı kadın yazarlarımızdan, hatta belki de birincisi.

Tabii dönem koşulları ve romanın tür olarak edebiyatımıza yeni giriş yaptığı göz önüne alınarak okunmalı. Buna rağmen, bütün eksik ve kusurları ile oldukça iyi.

Tam anlamıyla psikolojiye inilememiş olması ama yine de realizminin bu şekilde ifade edilmesi gerektiği yazar tarafından da belirtilmiş.

Yazarın feminist tarafı çok belirgin gerçi ben severim.

Fatma Aliye dönem itibariyle cesur, aydın, entelektüel hanımlardan biri, bunu hikayede görmek ayrıca güzel.

Özellikle Türk edebiyatına gönül vermişlerin kaçırmaması gereken bir eser.

Kitapla kalın...



17 Eylül 2019 Salı

YAZ GELDİ - FÜRUZAN

1. Basım 2009
3. Basım 2014
133 Sayfa

"Çocukluk bir ak kitaptır. "


Kitabın içindeki öyküler yazarın ;
Parasız Yatılı, 
Kuşatma,
Benim Sinemalarım, 
Gecenin Öteki Yüzü 

adlı kitaplarından alınmış. 

Birbirinden tesirli çocuk hikayeleri. 

Füruzan hiç okumadıysanız bu kitabı ile size bir fikir verebilir. Yok daha önce kitaplarını okuduysanız, tadımlık lezzetler sunar. 

Kalite garantilidir, beğenmeyen gelsin konuşalım :D

30 Ekim 2018 Salı

MEMLEKET HIKAYELERI - REFİK HALID KARAY

197 Sayfa

Yine bir öykü kitabı ve yine Türk Edebiyatının ilklerine imza atan ustalardan biri.

Refik Halit, Fecr-i Ati kurucularındandır.

 Sinop Cezaevi ve sürgün yıllarında yazdığı hikayelerini Memleket Hikayeleri adlı kitabında toplamıştır.

Memleket Hikayeleri kitabındaki öyküler:
Yatık Emine
Şeftali Bahçeleri
Koca Öküz
Vehbi Efendi'nin Şüphesi
Sarı Bal
Şaka
Küs Ömer
Boz Eşek
Yatır
Komşu Namusu
Yılda Bir...
Hakkı Sükut
Kuvvete Karşı
Cer Hocası
Garip Bir Hediye
Bir Taarruz
Ayşe'nin Talihi
Garaz



Türkçeyi en iyi kullanan yazar diye bilinir.

Her ne kadar hikayelerini okuduysam da "kirpi" adıyla yazdığı hicivleri de oldukça ünlüdür.

Okunması gerekenlerden,  hatta edebiyat tutkunlarının "mutlaka " okuması lazım gelenlerden biridir.

Kitapla kalın...





5 Haziran 2018 Salı

ACIMAK - REŞAT NURİ GÜNTEKİN

Osmanlıca'dan Aktaran: M. Fatih Kanter 
159 Sayfa


“Küçüklüğümden beri okumayı çok severdim. Günümün birkaç saatini kitaplara verdim. Okurken başka bir dünyaya girer, bütün dertlerimi unuturdum.”

Bir Reşat Nuri Güntekin klasiği , psikolojik tahlillerdeki başarısı bu kitabında oldukça kuvvetle hissettiriyor kendini.


Acımak bu romanın neresinde diye başlayan romanı , gözyaşları ile bitirebilirsiniz.

Çarpıcı sonu, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi'nde etkin olan yazara bir kez daha hayran olma sebebidir .

Defaatle yazdım burada, bana kitapları seven belki de Çalıkuşu romanıdır yazarın .

Buna rağmen, 7 yaşını dolduracak olan bloğumda kendisine hiç yer vermemişim .

3 yıl önce daha çok yer bulacağını söylemiş olmama rağmen Akşam Güneşi boynu bükük kalmış burada .

Umarım kendisinden daha çok kitap okuyabilirim diyerek ve mutlaka okuyun notuyla paylaşıyorum yazarı.

Kitapla kalın.






14 Mayıs 2018 Pazartesi

GİZLİ AŞKLAR -HIFZI TOPUZ

2. Baskı 2015
239 Sayfa 


Hıfzı Topuz'dan okuduğum 4 ya da 5'inci kitap .

İçlerinde "eh işte" diyebileceğim, okumanız konusunda baskı yapmayacağım kitap, oysa Yaşanmış Öyküler alt başlığı ile verilmiş olması beni bir hayli heyecanlandırmıştı .

Kitabın adıma imzalı oluşu da bu heyecanıma katkıda bulunmuş olabilir .

Eşimin imzalatmış olması da ayrı bir detay tabii.

Hıfzı Topuz , Eylem Hanım'ın gizli aşklarına diye imzalamış ama  kitabı okuduktan sonra eşimden bana gizli bir mesaj mı verilmek isteniyor diye düşünmedim desem yalan :)

Goy goy'u bir kenara bırakacak olursam , kitabın ilk yarısı ki neredeyse 120 sayfa gibi bir kısmı Topuz'un kendi aşklarına ayrılmış , diğer yarısı ise isimlerini gizlediği arkadaşlarının aşklarını barındırmakta.

Kendi aşkları evliyken de sürmüş , bir röportajında bunu kendisi de dile getiriyor zaten , şu yazar erkekler bir değişik oluyor vesselam , yazdıkları kadar yaşamaları gerekiyormuş gibi sanki ...

Belki de gerekiyor kim bilir , ne yazarım ne de erkeğim neticede , bu konuları anlamak benim haddime değil .

Erkek milletindeki bu  poligami tutkusunu da onları anladığım kadar anlayabiliyorum,
 yani hiç.

O nedenle de kitabı sevemiyorum .

Hikayeler güzel olabilir ama benim evlilik /birliktelik anlayışıma uymadığından 1 günde bitebilecek kitap 5 gündür elimde sürünüyor .

Neyse uzatmayayım , bu da böyle bir kitaptı işte ...

Adıma imzalı olmasa hemen takasa gidebilirdi de...


28 Nisan 2018 Cumartesi

MOR SALKIMLI EV -HALİDE EDİP ADIVAR

1. Basım 2007
18. Baskı 2016
339 Sayfa

"Çünkü insanların birbirlerine yaptıkları kötülük , tabiatın yaptığından çok daha fazladır."

"Arapları ebediyyen idaremiz altında tutabilmek gayesinden tamamen vazgeçmelidir. Türkler Arap dünyasına , Anadolu'dan çok daha fazla emek ve para sarf ettiler . O topraklarda Türk kanı döktüler fakat Araplar memleketlerini müdafaa eden Türkiye'yi istemiyordu."

Osmanlı 'nın son zamanlarını barındıran , otobiyografik olma özelliği ile ön plana çıkan Mor Salkımlı Ev'i yıllar önce okumuştum fakat sanırım lise döneminde okunan bu tür kitaplar -hele de benim gibi tarihi çok ta merak etmeyenler için- çok ilgi uyandırıcı olamayabiliyor.

Hep söylüyorum , ben tarih okumalarına çok geç başladım ne yazık ki. 

Bunu tamamen bir şeye yüklemeyi doğru bulmasam da ,  sadece sınav için önemli diye ezberletilen bütün o tarihler ile hiçbir zaman ilgi çekici bir şekilde anlatılamayan büyük olayların ya da ilgi çekici detayların bizlere verilememesini öğretmenlerimize ve sisteme yüklemekten başka çıkarım yapamıyorum.

Aile&Çevre bilinçsizliği de eklenince, notların yükselmesi için ezberlenen ve hemen ardından unutulan milyon adet yıldan başka bir şey kalmıyor elimizde tarih bilgisi adına.

Bu kitabı biraz da Osmanlı İmparatorluğu'na olan merakım için yeniden okumaya karar verdim .

Zira son dönemlerini, o dönemde yaşayanların kaleminden okuma gibi bir şansımız var.

Halide Edip'in doğumundan ,1917'ye kadar olan zamanı kapsayan bu hatıratı sanırım "aydın" ya da "yüksek" sınıfa ait yaşamın ayrıntılarını öğrenmek için bile okuyabiliriz.

Saray'da rütbeli baba, korunaklı ev , çok eşlilik , yalnızlık ....

Aslında realite bu , fakat tabii bütün bunlar Halide Edip çerçevesinden anlatılmakta.

Son kısımları , özellikle Suriye günleri daha çok ilgi çekici diye düşünüyorum.

Doğru araştırmışsam , İngilizce versiyonu ile farklılıkları varmış , eğer İngilizce'niz yeterli ise onu da okuyun.

Tarih ne tek kişiden okunarak inanılmalı, ne karşılaştırmadan savunulmalı.

Yoksa günümüz gibi hiç sevemeyeceğiniz adamları /yanlışları savunur hale gelebilirsiniz.

O sebepten körü körüne inanmaktan ziyade bol bol okumalıyız...








4 Nisan 2018 Çarşamba

İLK ADIM - REFİK HALİD KARAY

205 Sayfa

"Bugünün gençlerine pek garip gelecek ve onları isyana sürükleyecek ve bize karşı merhamete sevk edecek bir şey söyleyeceğim : Otuz şu kadar yıl önce kadınla erkeğin bir arabaya binmesi şehir içinde yasaktı ; kendi çoluğuyla, çocuğuyla da olsa yasaktı."

Refik Halid Karay, Fecr-i Ati edebiyatının usta kalemlerinden biridir , mizah yazarlığı da romancılığı da vardır . 

Kalem ustaları arasında Türkçe'yi en iyi kullananlardan biri olduğu herkesçe kabul görmüş, ender kalemlerden biridir.

Tam bir muhaliftir .

Türk Edebiyatı okumak isteyenlerin, edebiyata ilgi duyanların atlamaması gereken kalemlerin başında gelir.

Kronik serisinden bir kitabıdır , İlk Adım.

İçinde, yazıldığı  döneme ışık tutabilecek yazıları vardır .

En çok İlk Sefer 'i beğenmiş olsam da genel olarak sevdiğim bir kitap oldu .

İnkılap bu kadar pahalı olmasa da bütün kitaplarını ediniversem dediklerimden biridir.

Okuyun!