İnkılap Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnkılap Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2019 Cumartesi

OLAĞAN IŞLER - REŞAT NURİ GÜNTEKİN

153 sayfa


Reşat Nuri Güntekin ismi akla ilk olarak Roman tarzını getirir, edebiyata gönül vermiş kaç kişi vardır ki Çalıkuşu'nu Yaprak Dökümü'nü bilmesin!

Fakat Çağdaş Türk Edebiyatı içerisinde öykü türüne olan katkıları da azımsanmayacak yazarlardan biridir.

Bugün Türkiye'nin önde gelen liselerinde Edebiyat  Öğretmenliği yaptığını ve Müfettiş olarak Anadolu'yu karış karış gezdiğini ve Anadolu insanını reel olarak tasvir edebilenlerin başında geldiğini pek bilmeyiz.

Bu kitap iki bölümden oluşuyor, ilki;
yazarın kendine ait öykülerini barındırmakta ,
ikincisi ise kendisinin çevirdiği hikayelerinden oluşmakta.

Özellikle Maupassant'tan yapmış olduğu çeviriler , Türk edebiyatının hikayecilikte örnek aldığı iki isimden biri olması hasebiyle mühim.

Diğer ismi bilen var mıdır? 

5 Haziran 2018 Salı

ACIMAK - REŞAT NURİ GÜNTEKİN

Osmanlıca'dan Aktaran: M. Fatih Kanter 
159 Sayfa


“Küçüklüğümden beri okumayı çok severdim. Günümün birkaç saatini kitaplara verdim. Okurken başka bir dünyaya girer, bütün dertlerimi unuturdum.”

Bir Reşat Nuri Güntekin klasiği , psikolojik tahlillerdeki başarısı bu kitabında oldukça kuvvetle hissettiriyor kendini.


Acımak bu romanın neresinde diye başlayan romanı , gözyaşları ile bitirebilirsiniz.

Çarpıcı sonu, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi'nde etkin olan yazara bir kez daha hayran olma sebebidir .

Defaatle yazdım burada, bana kitapları seven belki de Çalıkuşu romanıdır yazarın .

Buna rağmen, 7 yaşını dolduracak olan bloğumda kendisine hiç yer vermemişim .

3 yıl önce daha çok yer bulacağını söylemiş olmama rağmen Akşam Güneşi boynu bükük kalmış burada .

Umarım kendisinden daha çok kitap okuyabilirim diyerek ve mutlaka okuyun notuyla paylaşıyorum yazarı.

Kitapla kalın.






4 Nisan 2018 Çarşamba

İLK ADIM - REFİK HALİD KARAY

205 Sayfa

"Bugünün gençlerine pek garip gelecek ve onları isyana sürükleyecek ve bize karşı merhamete sevk edecek bir şey söyleyeceğim : Otuz şu kadar yıl önce kadınla erkeğin bir arabaya binmesi şehir içinde yasaktı ; kendi çoluğuyla, çocuğuyla da olsa yasaktı."

Refik Halid Karay, Fecr-i Ati edebiyatının usta kalemlerinden biridir , mizah yazarlığı da romancılığı da vardır . 

Kalem ustaları arasında Türkçe'yi en iyi kullananlardan biri olduğu herkesçe kabul görmüş, ender kalemlerden biridir.

Tam bir muhaliftir .

Türk Edebiyatı okumak isteyenlerin, edebiyata ilgi duyanların atlamaması gereken kalemlerin başında gelir.

Kronik serisinden bir kitabıdır , İlk Adım.

İçinde, yazıldığı  döneme ışık tutabilecek yazıları vardır .

En çok İlk Sefer 'i beğenmiş olsam da genel olarak sevdiğim bir kitap oldu .

İnkılap bu kadar pahalı olmasa da bütün kitaplarını ediniversem dediklerimden biridir.

Okuyun!


10 Kasım 2017 Cuma

SAKIN ALDANMA , İNANMA, KANMA -REFİK HALİD KARAY

206 Sayfa 


"Vücudumuzun elbiseye olan ihtiyacından fazla hissiyatımızın örtüye ihtiyacı vardır."

"Beşeriyetin ne kadar gerilediğini anlamak için halkın tramvay arabalarına nasıl binip indiklerini görmek kafidir."

"Sakın aldanma, inanma , kanma! Ne aşıkın sazına , ne mebusun sözüne , ne hacının lafına , ne papazın putuna ..."

"Sırma saçlılar kel çıktı , badem gözlüler kör...Parada gözüm yoktur diyenler Karun'a döndü , Harun bildiklerimiz Haccac'ı geçti ! Artık kuru lafa aldanma, sahte ise inanma , şuna , buna kanma...Kürk giydireceğiz derler, külahını kaparlar; dost görünürler , ciğerini yakarlar; gömleğini aşırıp hasırlara sararlar , 'haydi yürü !' deyip öne katarlar , sonra birer birer savuşup ateşe seni atarlar.Ayanı da böyle , mebusu da maazallah ..."

"Sakın aldanma , inanma , kanma... Yalan dolan makaraları yine sağılmaya başlanacak diye , yine elimizdekiler kapılıp deve yapılacak; toklar çekilip biraz da açlar yalanacak ....Bu işin kühnü budur ! Polis zannedeceksin , harami çıkacak ; nimet diye gideceksin, tuzak çıkacak; melek görünecek, şeytan çıkacak...Gözünü açmazsan yine yumurtalar cılk çıkacak!"

"Katliama başlasalar :'Ne musip icraat !'
Çam devirseler: 'Ne nezaket!'
Maskara olsalar:'Ne şeref!' diyorlar."

"İki düzine devlete meydan okusak :'İsabet!' diye pehpehliyorlar milleti eli bağlı uçuruma koştururken :'Kurtulduk !' diye seviniyorlar , devleti düşmanlara teslim ederken :'Yeni devir , teceddüt ' diye alkışlıyorlar ."

"Hülasa insan her şeye benzeyebilir , hatta bazen insana bile!"





18 Eylül 2017 Pazartesi

MIRANDA'NIN GÜLÜŞÜ -JUDITH MICHAEL


Çeviri: Füsun DOBRA
394 Sayfa

"İnsan kendini anlamayan kişilerle uğraşmaktansa yalnız kalmayı yeğler ."

"Hepimiz hayal kırıklığına uğrar , sevdiklerimizi kaybederiz ; bazen bu acı diner, bazen dinmez, gene de bir yolunu bulur yeni bir yaşam kurarız .Belki umduğumuzdan değişik bir yaşamdır , ama hayal ettiğimizden kötü olması gerekmez."


Bu kitap elime büyük ihtimalle bir takas neticesinde geçti.

Çünkü ne kitap ne de yazar hakkında bir şey biliyorum.

Orta yaşlarda Amerikalı bir kadın ile Çinli bir adamın aşkını anlatıyor.

Buraya kadar hiçbir sorun yok , kitaba başlıyorum kadın Çin'e geliyor ve Çin anlatılmaya başlanıyor , ben merak ediyorum .

Adamla tanışıyor , pazara gidiyor , çarşıya bakıyor , Amerika'lı biri ne kadar beğenirse o kadar beğeniyor(!) Çin'i. 

O beğenmedikçe ben daha çok ilgileniyorum Çin ile.

Bir blogger arkadaşım Çin'le ilgili görüşlerini (genelde olumsuz) esprili ve harika bir dille anlatmış bayıla bayıla okumuştum. Ama dur ya bu ülkede neredeymiş dememiştim (Çin'in nerede olduğunu bilmediğimden değil, merak etmedim anlamında)

Kore dizilerine merak sardığım yıl , 1-2 Çin filmi de izlemiş ama ülkeyi yine merak etmemiştim.

1 tane sevdiğim Çin'de geçen film var fakat orada İngilizce konuşuyorlar diye sadece diyalogları önemsemiştim.

Bahsettiğim şey Çin Seddi , Konfiçyüs , Du Fu  değil , onları zaten duyduk , bahsettiğim şey Çin'de yaşam.


Fakat kitabı okudukça kafayı sıyırıyorum , belki kitapla alakalı  belki değil bilmiyorum , anlatılan tutkulu bir aşk , bir de Çin'deki olumsuzluklar , tek olumlu şey kadının yiyebildiği yemekler ama ben deli gibi Çin'le ilgili daha fazla okumak , Çin'e dair bilgi edinmek istiyorum.

O hırsla kitabın bitmesine 50 sayfa kala kitabı kenara bıraktım , aldım elime bilgisayarımı, internette dolanmaya başladım , internet sonu olmayan bir şey olduğundan , Çin'le başlayan yolculuğum hafif bir Mısır seyahati , ardından mutlaka bir parça Osmanlı tarihi derken bir günü yedim , kitabı bitirmek ertesi güne kaldı.

Şimdi bunları niye anlattım , demem o ki , kitap okuyanları eleştirmek kolay .

Okuduğu şeyi küçümsemek muazzam bir zevk olabilir fakat şöyle bir durum var , belki de hiç umulmadık bir kitap size başka bir şeyler öğrenmenizin kapısını açıyordur. 

Belki daha fazla bilgi alabileceğiniz kitaplara yönlendiriyordur.

Belki de en umutsuz olduğunuz anda , alacağınız 1 kaşık pasiflora yerine geçiyordur.

Demem o ki insanları yargılamak kolay , anlamak zordur .

Anlamaya çalışanı bulmak ise imkansıza yakındır.

Diyeceğim o ki;
biri çıkıp ta diyebilir,
"sen Çin hakkında bir şey bilsen ne , bilmesen ne . Kitap okusan da roman okudukça bir halt öğrenebilme şansın yok."

Çok bilen insan bir şey bilmediğini bilendir . Çok bildiğini zanneden ise  hiçbir şey bilmeyen.

O sebepten çok ta takmamak lazım kim ne söylüyor ...

Mesela ben, bugün 2 yeni şey öğrendim/öğrenmeye çalıştım ve hiçbir canlıya zarar vermedim ise yetiyor o gün bana .

Kitap mı , aşk bakımından eh işte , ön yargı bakımından muazzam.

Mesela şöyle bir cümle var kitapta ki insanın "oha falan" olası geliyor ;
"Amerikalılar kimsenin hakkını yemez "




29 Ağustos 2015 Cumartesi

65-AKŞAM GÜNEŞİ- REŞAT NURİ GÜNTEKİN


İlk yayın yılı; 1926
Osmanlıcadan aktaran:
M. Fatih Kanter
431 Sayfa


Reşat Nuri'den  bir aşk-ı memnu.

Aslında tam değil ama yakın.

Bu aşkı sıra dışı, imkansız, ulaşılamaz olarak tanımlamak da zannımca doğru olur.

Basit bile olsa Osmanlıca kelimelerden haberdarsanız , daha keyifle okunası bir kitap.

Gençliğini hızlı yaşayan subayımızın , orta yaşlı hallerindeki aşkı kitabımızın konusunu oluşturmakta.

Lise döneminde okuduğum ama kitaplığımda henüz yer bulamamış kitaplardan biriydi Akşam Güneşi . 

O zaman okuduğumda da aynı şeyi düşünmüştüm , yıllar sonra okuyunca da fikrim değişmedi.

Bir Çalıkuşu değil.

Zira bilen bilir Çalıkuşu'nun yeri bende başkadır.

Sadece yerli edebiyat için söylemiyorum bunu , tüm okuduğum kitaplar içinde yeri başkadır.

 Fakat yine de tabii yerli klasikler denince , Reşat Nuri her kitabıyla harika biri.

Bu kitap bana Mehmet Bilgehan Merki'nin hediyesi.

Şimdilerde bloguna ara vermiş gibi duruyor lakin takipte kalın , zannımca yazıları devam edecek.

Bu yerli klasik kitabı kitaplığıma kazandırdığı için çok teşekkür ediyorum kendisine.






14 Temmuz 2014 Pazartesi

65-BİR KADIN, BİR ERKEK, BİR LEVREK İSKELETİ- SOLMAZ KAMURAN

3. Baskı-230 Sayfa


Yazarın ismini ilk defa Safiye Sultan üçlemesinde Çevirmen olarak gördüm.

Sonra tamamen ismi ile alakalı ,bu kitabı dikkatimi çekti.

İyi ki görmüşüm.

Oldukça akıcı bir anlatımı var.

Dili sade , anlaşılır.

Film izler gibi okuduğum kitaplardan biri oldu.

Uzun hikaye diye yazılmış kitabın arkasına ama bence çok ta uzun değiller , tadı damağımda kaldı resmen.

Hele de Levrek İskeleti , süperdi.


'Kiraze' diye oldukça beğenilmiş , yurt dışında ödüller almış bir kitabı daha var ki kesinlikle edinilesi.

Ünlü bir yazarımızın da eşiymiş aynı zamanda.

Mevzu ile alakası yok ama. :)






4 Mayıs 2012 Cuma

41-SAFİYE SULTAN-ANN CHAMBERLIN

SÖZÜM Kİ TEK SANA GEÇMEZ 
CELLADIMSIN EY ZAMAN
Çeviri:Solmaz KAMURAN
İnkılap Yayınları
520 Sayfa


Safiye Sultan üçlemesinin son kitabı.Bir dönemin bitişi.Osmanlı'da Harem -Hadım ve Selamlık ilişkileri üzerine bir roman.

Aslında üç romanda da her ne kadar Safiye Sultan'ın hayatını anlatılıyormuş gibi bir izlenim bıraksa da , Haremdeki bir hadımın gözünden Osmanlıyı görüyorsunuz.

Bana göre en güzeli 2. si idi.