Çeviri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çeviri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2021 Çarşamba

J. D. SALINGER - ÇAVDAR TARLASINDA ÇOCUKLAR


"Tüm düzen, hayatlarının şu ya da bu döneminde çevrelerinin onlara veremediği şeyleri arayan insanlar için kurulmuştur. Ya da çevrelerinin onlara sağlayamadığını sandıkları şeyleri arayan insanlar için. "

Kitabı yeğenden araklamışım, zira o istediğimi ben de aldığımı hatırlamıyoruz, muhtemelen O'nun masasını kullandığım bir zaman okurum diyerek kendi okuyor olduklarımın arasına karıştırdım fakat konumuz bu değil. 

Sonunda okuma şansı bulduğum bu kitap aslında bir efsane, zira 1950'lerin Amerika'sında sansür yemiş, yıllarca yasaklı kalmış bir kült yapıt diye anılıyor. Elimdeki baskısı YKY tarafından 59. kez gerçekleştirilmiş ve 198 sayfa. 

Bizde bu kitap 1967'de  Adnan Benk tarafından Fransızca'dan Gönülçelen adıyla çevrildiğinden bu isimle bilenleriniz de olabilir. Orijinal ismi ise; The Catcher in the Rye.

Aslında böyle bir eseri okumaya niyet etmek bir okur için oldukça risklidir, zira kitap yıllardır okunagelmiş ve övüle övüle bitirilememiştir, "edebiyat şaheseri", "mucizevi bir anlatım", " hayat değiştiren bir öykü" , "ölmeden önce okunması gereken 1001 kitaptan biri" ,olarak tanımlanmıştır. Fakaat kitabı elinize almanız ile yüzünüzü ekşitmeye başlamanız arasında geçen süre 20 dk'dır. O halde anlayamadığınızdan şüphe edersiniz, çünkü ne anlatmak istediği hakkında bir fikir sahibi olamamaktasınızdır karakterin. O şartlarda biraz araştırırsınız ve hikayenin aslında bir anti-kahraman tarafından ilk ağızdan anlatıldığını öğrenirsiniz. Bahtsız okur olarak en sevmediğiniz türün Anti- kahraman anlatıları olması size kitabı sonuna kadar okutacak ama hemen her satırında karakterin fikirlerine sinir olacaksınızdır. Bu tür Anti-kahraman/ antipatik karakter anlatılarını sevemiyorum, o çok sıradan aşk romanlarından bile kendime çıkardığım dersler olabilirken bu kadar antipatik tipleri okumaktan sıkılıyorum. Etrafımda o kadar çoklar ki bir özellikleri yokmuş gibi geliyor, genel olarak bana anti-kahraman, kötü çocuk vs hikayeleri hiç cazip gelmiyor. 

Sonuçta söylemek istediğim şey şu, kitap her ne kadar dünyaca sevilse de benim tarafımdan sevilmedi, goodreads puanım 1. Ben sevmezsem bir şey olacağından değil tabii ama arada sırada sürüden ayrılsak bir şey kaybetmeyiz zannımca.

Kalın sağlıcakla.

 

8 Nisan 2021 Perşembe

TERSYÜZ- AMY HARMON


Hepinize 8 Nisan 2021 perşembe gününün karlı manzarası ile selam olsun.

Kitabın orijinal adı; Making Faces, ve birinci basımı 2014 yılında Yabancı Yayınlarından yapılmış.

 Bu kitabı bitirme sürem 2 gün, aslında bugün bitirdim ama daha önce bitebilecekken başka başka uğraşlar araya girince bugüne kaldı bitişi. Aslında bitişi öyle tam bam telime dokunarak oldu ki en acı günümün yıl dönümünde o kadar inceden, o kadar derine işledi ki kitaba 5 yıldız verebilecek duruma getirdi beni. 

Otobiyografik ögeler içerdiğini anladığım an daha da etkilendim sonuçta yazar sadece hayal gücü ile değil de yaparak /yaşayarak öğrenmiş ve bunu yazımına geçirebilmiş. Bu bir aşk hikayesi gibi ama değil, bu bir yaşam mücadelesi gibi ama değil, bu bir ütopya . 

Beni gerçekten etkileyen satırlarından bir ikisini de ekliyorum buraya, ki siz de fikir sahibi olabilin.

"Doğarız, acı çekeriz, sevdiğimiz insanların acı çektiğini görürüz ve ölürüz. Her şey bu kadar gibi geliyor bana...Çok amaçsız. Çok gaddar. Ve çok kesin."

"Soyulduğunda gülen, hırsızdan bir şey çalar." Shakespeare

"Eğer onu bu kadar çok sevmeseydim bu kadar canım yanmazdı.  "

"Ölüm kolaydır. Zor olan yaşamaktır."

"Daha fazla dayanamayacağını düşündüğün anlar olur. Ama sonra yapabileceğini fark edersin. Sen dayanırsın. Güçlüsün. Derin bir nefes alacaksın, biraz daha sineye çekeceksin, biraz daha katlanacaksın ve sonunda tekrar eski formuna kavuşacaksın."

Okuduğunuz üzere hayatın anlamı ve ölüm üzerine düşüncelerime farklı bir pencere açabilen ve doyasıya ağlayabilmemi sağlayan bir kitap oldu. Umarım bundan sonra verimli kitap okuyabilmeye geri dönebilirim. Herkes normal yaşama geri dönebilsin artık. Ve sağlıkla kalın arkadaşlar, iyilikle kalın, bir yerlerde yaşamın iyi  taraflarınıza da dokunmasına izin verin.


14 Şubat 2021 Pazar

BİR KİTAP BİTİMİ- BİR MEVSİM GEÇİŞİ

⇨Ağır ironi, alay, eğlence hali içerir  o sebepten çok ta ciddiye almayın!
*Kerem: Benim 1 tanecik yavrum olup 19 yaşındadır :)
👆Bir sevgililer gününde, özel olarak paylaşılması gereken postlardan değildir!


Henüz çok yakın bir zamanda, geçen ay hatta, bir post ile Şampiyon adlı kitabı okuyuş serüvenimi paylaşmıştım sizlerle.
*Kerem’den 3 yıl sürmeyeceğine dair ettiğim yeminlere binaen alabildiğim serinin 4. kitabı olan Asi, uzun okuma mücadelelerimden sonra bitmiştir. Bu mücadeleleri verdikçe eskiden bir günde bunun gibi iki kitabı okuyup bana mısın demediğim günlerim geliyor aklıma, hey gidi günler hey diyesim geliyor, siz gençler bilmezsiniz amma 👎😏
Yine konuyu saptırma, sizleri gittiğinizi sandığınız yoldan alıkoyma, o kadar kıymetli vaktinizi gereksiz uzatmalar kullanarak çalma yazılarından sonra seriye genel bir bakarak olalım sonrasında sıra gelirse inş özel olarak Asi kitabını da inceleriz!

Seri güzel, gerçekten yani, biraz açlık oyunları havası esmiş olsa da başlangıçta sonuna doğru bir Ursula L. Guin rüzgarı ile finişe ulaşılabildiği ayırdına vardım ben, her türlü okunur, hatta bir iki söz var 
içinde ki iki satır sonra büyük ihtimal ile onları da yazarım,  sosyal mesaj olsun, ismine binaen iktidara muhalif tavırlar olsun az buçuk yazarımız eklemeyi uygun görmüş. İyi de yapmış ben şahsen isyana eğer dozunda yapılırsa karşı değilim ama dozu ben belirlerim :D 
‘Erkek adam, kitaplarının arasına çiçek koymazdı. Sıkıntılarını arkadaşlarına anlatmazdı. Erkek adam dişini sıkar, kalbi içinde solup toz olana kadar konuyu değiştirirdi.’

‘Dürüstlüğü hiç ödüllendirmeyen bir sistemde açık açık konuşmak bir tür cehennemdi.’

Evet kitaba da baksak özel olarak, seriyi de incelesek genel olarak netice değişmeyecek, distopik bir seri olup, ergenusların ve benim gibi ergenliğini vaktinde yaşamamış sonra da ömrünü ergen hissiyatını anlamaya adamış kişiler için oldukça sevilesi ve okunası, kendisi okumuyor ise de blogumu,

 thank you yavru :) 



Devamı var kaçmayınız!
Kitaptı, yemekti derken hemen her gün eğer muhalif havanın bize aykırı gideceği yoksa yürüyüşe çıkıyoruz Bey’imlen, kendi Bey’im diye söylemiyorum bir hayli ‘kurtlu’ olup evde oturmaya kesinlikle tahammül edememektedir, buna istinaden mecburi olarak ne kadar kır- bayır varsa 4 aydır defaatle hatim edilmiş, mevsime uygun çiçekler tarafımdan yüzlerce kez fotoğraflanmıştır.
*Kurtlu=evde duramayan, gezmeden yapamayan mealinde kullanılmıştır :)
Yine önceki gün şu veledi görüp ve ne yazık ki sahibinin bütün onayına rağmen yanımıza gelmemesine rağmen, burada muhakkak surette bulunması lazım geldiğini düşündüm.
Ardından da bugün bu harikulade manzaraya uyanmak mümkün olunca, sizler de kusur kalmayın ve muhakkak bu manzaranın keyfini bir fotoğraf karesi ile de olsa sürün istedim.

Bugün okuduğunuzdan da anladığınız gibi 1900’lerin ortası ruh halindeyim, sevgililer gününüz de kutlu olsun o halde :D 
Kafalar karışık, o sebepten dağınıklığımın kusuruna bakmayınız!









 

28 Ocak 2021 Perşembe

ŞAMPİYON- MARIE LU

 


"İnsanlar doğaları gereği adaletsiz, hakkaniyetsiz ve işbirlikçidirler."
Aratırsanız yazarı blogda, daha önceden en az iki kitabını okuduğumu göreceksiniz, o iki kitabın ikisi de şu gördüğünüz kitabın 3. sırasında olduğu serinin ilk 2 kitabıdır :D Bu bilgileri kendim de aynen blogda aratarak buldum :), aslında olay şöyle gelişti:
 Bende (büyük ihtimal taşınırken arakladığım) Asi adlı kitabı vardı yazarın, geçen gece elime o kitap geçince bir bakarak oldum da meğer serinin 4. kitabıymış. Eee nerede bunun ilk 3'ü dedim ve bloga sordum, O(blog) da "2015 gibi falan ilk 2'sini okudun ya" dedi, sonra Kerem'e döndüm,
 "ben bu serinin ilk iki kitabını senden okumuşum, Asi'nin 3. kitabını okumak istesem verir misin" dedim, 
O(Kerem) da
 "iyi bari al ama geri getirmen 3 sene sürmesin" dedi :D 
Ben de aldım, Oğlumu bir mani olmazsa haftada 1 gördüğüm için ama bu hafta için "final haftam haftaya gelin" dediğinden süre 2 haftaya çıktığı için, kitabı bitireyim hem 4. ye geçerim hem de zaten 4. yü de belki bitiririm gibi gayet ütopik düşüncelere gark oldum. 

Kitap hakkında yazacaklarıma gelirsek:
Serinin 3. kitabı ve ben ilk ikisini okuyalı uzun zaman oldu ancak adapte olmak zor olmadı, bu tür serilerde ara vermek benim için sorun değil artık biliyorsunuz hafızamı zorlamak hoş oluyor. Yine bir açlık oyunlarına devam ediyormuşuz ama aslında yeni bir hikayemiz de var onu da anlatabiliriz kitabı, tabii ki distopya:D Ancak öyle bir yerden döndü ki yazar ütopyaya mı geçti dedirtti, yine de ben seviyorum böyle mücadele edebilen gençlerin hikayesini, o son raddede Türk filmine bağlamayaydı iyiydi ya :D

Arada sırada, ne okuyor bu genjler derseniz, okuyun derim :D
 Yoksa hiç bulaşmayın bu aksiyonu fazla inandırıcılığı az kitaplara :D

Sevgiyle, kitapla kalın ama mutlaka sağlıklı kalın :D



8 Ocak 2021 Cuma

ASIL GERÇEK - DAVID BALDACCI

2013 Basım 


‘Silahlanan bir ulus tetiği çekme konusunda tez canlı olur.’

Ne kadar da manidar bir alıntı değil mi?

‘Zeki bir adam zaferin mutlak bir şey olmadığını anlayabilirdi. Daha zeki bir adam ise yenilgiye uğradıktan sonraki aşamaları başarılı bir şekilde nasıl ele alacağını ve doğru adımları nasıl atacağını belirleyince gerçek anlamda hiçbir zaman nasıl yenilgiye uğratılamayacağını bilirdi. Hepsinden daha da zeki olan adam ise kaybettiğinde dahi aslında kazanırdı.’

Şu anda kendimi en az zeki olan kadar bile zeki hissetmiyorum, zeki olmadığımdan mütevellit herhalde. Gelelim 2021 ‘in ilk kitabına her ne kadar 2020’nin zibilyon adet yarım kalmış kitabından biri olsa da 2021’de bitmesi nedeniyle bu kulvarda kendine yer buluyor, ayrıca keyif benim değil mi istersem 1999’a bile ekleyebilirim. Neden böyle bir saçmalık yapayımın kesinlikle takdire şayan bir sebebi ise okunan kitaptaki tutarsızlıklara atıf yapmak, bundan blog takipçisinin haberdar olmaması benim sorunum mu?

-EVET!

Ve fakat bunun bu kadar ağdalı halde izahından sonra zannederim blog okuru da halet-i ruhiyem konusunu da göz ardı etmeyerek durum değerlendirmesini yapabilir. Uzun uzun araştırılıp yazılabilen denemeler
 ( Long research Essay ) neticesinde kurulan cümlelerimin amansız uzunluklarına takılmayınız. Gelelim kelamın özüne,
kitabımız komplo teorilerinden oluşuyor denilebilir, algı yönetimi hususunu baz aldığını söylersem bir miktardan biraz fazla spoiler vermiş olur muyum, ihtimal... Çin’iydi Rusya’sıydı Amerikasıydı ne arasanız var romanda, bir dünya romanı desek yalan beyanda bulunmuş sayılmayız. Biz kimiz, siz kimsiniz, bu ifadeler biraz abartılı geliyorsa çay içiniz(!),
 dur ya algı yönetimi falan hepten uçtuk. Kitap bir kurgu, ben eskiden çok hümanist, fazlaca romantik bir genç iken ve de detaylara takılarak kitapları okumadığım zamanlarda bu tür bir kitabı okuyunca çok mutlu olurdum, şimdi öyle olmuyor ...
Yazarın bütün kitap boyunca gezdirdiği  ve hemen her ülkenin pek çok şehrinde ‘arkadaşlarının’ evinde kaldırdığı gazeteci baş kahraman kızının, romanın sonunda ‘hiç arkadaşım yok’ demesi canımı sıkıyor mesela. 

Takılmazsanız ne ala, gayet enteresan bile olabilecek bir kurgu iken, hep benim yaşlı ve huysuz bir tip olduğumdan sebep 2 yıldız alacak goodreads’ta benden . 

Bu yıl artık toparlanayım diyorum, mesela kitap okumalarıma geri döneceğim sözümden sonra yarım kitap bile 8 günde bitebiliyor, aman boş ver, kursun (n’olur) son 10 günü ve sonrasında belki de buralarda daha çok bile görebilirsiniz beni (yalancının)... 
Kendinize iyi bakınız sevgili okur, özellikle beden  sağlığı için az yiyip, akıl sağlığı için çok okuyunuz !

SEVGİYLE...




 

17 Mayıs 2020 Pazar

TANRIÇA GÜNLÜĞÜ- NATSUO KİRİNO

İngilizce’den çeviri:Aycan BAŞOĞLU
The Goddess Chronicle
1. Basım 2017

Kitaba 24 Nisan’da başlamışım, aslında okumayı çok istediğim kitaplardan/yazarlardan biriydi.

Olmadı ama bunun kitapla alakası yok.


‘Yaşayanlar, ölülerin bir süre yasını tutar ama zamanla unuturlar. Yaşayanlar çok bencil, şımarık, yaşama eyleminin kendisiyle öylesine baştan çıkarılmıştır ki geçmişi hatırlamazlar.’

Kitapta böyle diyor ama gerçek hayatta bu kadar kolay olmuyor unutmak. Ne kadar unutmuş gibi yapsanız da, normal halinize dönmüş görünmeye çalışmak bile başlı başına bir mücadele halini alıyor bir süre sonra ve bu mücadeleyi kaybetmemek için her gün biraz daha zorlanmak mecburiyetine düşüyorsunuz. Ama bu zorlanmayı geride kalan ve sizi önemseyenler için göğüslemek mecburiyetiniz oluyor ve dolayısı ile içiniz yanarken susmayı, sabretmeyi ve tabii ki rol yapmayı öğreniyorsunuz. 

‘Ölümün kaçınılmaz bir gaddarlığı vardı.’ 

Belki de Japon edebiyatının en harikalarından birini okumak için seçtiğim zaman, inanılmaz derecede yanlıştı ya da tam olarak zamanı değildi bu kitabı okumanın... Ölümün etrafımda kol gezdiği bir zamanda, ölümün her yeri kapladığı bir kitap okumak biraz yaralarımın kabuğunu kaldırmak gibi gelebilir, belki de o kabuktur rahatsız eden yaradan daha fazla beni.

‘Kalbin ağrıyı hatırladığı müddetçe bir yara asla iyileşmez. ’

Oysa pek çok kişi, kalbimdeki sancının her gün biraz azalacağını söylemişti. Babam gideli 40 , Anneannem gideli 32 gün olmuş...
İlk günkünden bile çok acıyor. Belki de bu kadar çabuk, böyle beklenmedik ve bir anda gidişleridir ilk zamanlarını inanılmaz gibi hissettiren. 

‘Gün olduğu müddetçe, gece de olacak . Ve Yang olduğu müddetçe de Yin. Her önün bir arkası var be siyah olmadan beyaz olmuyor. Bu dünyadaki her şey zıddıyla, eşiyle var.’

Japon mitlerinden, Kadın ve Erkekten, doğum ve ölümden, sevgi ve nefretten , ve aslında tam da hayattan anlatan bu kitabı okuyun. Yazar da iyi yazıyor, keşke kendi dilinden okuyabilseydik. 

Ve tabii kitaptan aldığım son satırların gerçekleşmesi niyetiyle...

‘Yalnızca her şeyi unutmak istiyorum.’

Bambaşka bir postta yazmak istiyordum, hatta yazdım da... taslak kalan pek çok defa... her defasında hep eksik geldi yazdıklarım... hep artık hafiflemişse diye başladım...olmadı yayınlayamadım....


Bir gün baba... Seni anlatmayı istiyorum...Ve deli gibi özlüyorum...







25 Mart 2020 Çarşamba

CANAVARLAR- ILSA J. BICK

1. Baskı 2015
Çeviri: Barış Emre Alkım

Serinin son kitabı da bitti. 

İlk kitabı KÜLLER ‘i 27 Temmuz 2017’de okumuşum. 

İkinci kitap GÖLGELER 30 Ağustos 2017’ de. Olasılıkla ilkini çok beğenmem üzerine hemen okunmuş.

3. kitap CANAVARLAR ise 31 Ocak 2018. 

Bu son kitabı olasılıkla ilk 3 kitabından büyük keyif aldığım için ertelemişimdir. Belki de zamanı şimdi gelmiştir. 

Serinin son kitabı oluşunun hakkını vermiş ve bitişi yapabilmiş yazar. Her ne kadar hayat devam ediyorken hiçbir şey tam bitmiş sayılamasa da... 

Özellikle gerçek hayatta distopya/kurgu yaşadığımız, dünyanın her yanını saran salgın dolayısı ile okunması ya da empatisi daha tesirli olacaktır diye düşünüyorum.Bu serideki salgının adının ya da etkilerinin farklı olması etkileyiciliğine etken değil.

Açlık Oyunları gibi her gece sayı bekler olduk. Gece yarısı gelen sayılar zaten huzursuz uyuduğumuz zamanları daha da verimsiz kılıyor. Beni en çok kitaplar rahatlattığından, en sık onlara başvuruyorum. 

Sizler neler yapıyorsunuz bu günlerde, nasıl hissediyorsunuz?


20 Kasım 2019 Çarşamba

BU ÖLÜMSÜZ- ROGER ZELAZNY

Çeviri: Sönmez GÜVEN 
1. Basım 2000
183 sayfa

"Eski Topraklar'da, Sıcak Topraklar'da insanın karşısına bazen nelerin çıkıverdiğini bilenler, efsanelere fazladan çaba sarf etmeksizin rahatlıkla inanırlar..."

"Böylece kanım donuyor olsa bile gülümsedim, çünkü insanların aklımdan geçenleri bilmelerinden hoşlanmam. "

"Bir ölünün yegâne taahhütü cenazeciye karşıdır. "

"Hiçbir şey sizi birilerinin öldürmek istemeleri kadar yaşama bağlayıcı olamaz."

"Şimdi geri dönüp bakıyorum da tüm yaşamım bir buluşmalar ve vedalar zinciriymiş gibi görünüyor.  'Merhaba,' diyorum. 'Hoşçakal,' diyorum.  Sabreden sadece Yer oluyor."

"Eğer genç olsaydın ürünlerini verememiş büyük bir yeteneğin yok oluşu olarak ölümüne yas tutulacaktı . Ama sen yaşadın ve artık bunu söyleyemezler. Kimileri kendi Turuvalarının önünde yaşanacak kısa ve ilâhi bir yaşamı arzularlar, kimileri uzun ve huzurlusunu. Ve hangisinin daha iyi olduğunu kim iddia edebilir? "

🌺🌺🌺🌺🌺

Çirkin bir Kallikanzaros efsanesidir bu, Kos'ta başlayan. 
Mısır'a  uzanan...
Bir sevda efsanesi, bir yaşam mücadelesi ama hepsinden ötesi bir mit yazması.

1966 da yazılmış kitap. 

Güzel ama vahşi bir hikaye. Biraz mit, biraz tarih, biraz bilim bilmek hikayeyi kavramak ve daha iyi anlamak için, kitabı tercih ederken dikkat etmeniz gereken şey. 








31 Ağustos 2019 Cumartesi

MISIR TARİHİ - ERIK HORNUNG

Çeviri: Zehra Aksu Yılmazer
1. Basım 2004
149 Sayfa

Kitap alt başlığında Ana Hatlarıyla Mısır Tarihi yazıyor ki kitap için daha uygun bir başlık olduğunu düşünüyorum. 

Hemen hepinizin takdir edeceği üzere 3000 yılı 150 sayfada anlatabilmek imkân dâhilinde değildir.  

Fakat benim gibi tarih okumalarına neredeyse sıfır denebilecek bir noktada bulunanlar için özellikle üslûp  olarak, kronolojik olarak anlaşılabilir bir kitap yazılmasını istesem herhalde böyle bir şey olurdu.  Ana hatlarının daha fazla detay içermesini isteyecekler için bir ön okuma, bir fragman niteliğinde denilebilir kitap için.  Tam ortalarında, anlatılan kalıntılara ait fotoğrafların olması ayrıca güzel, keşke daha çok görsel daha çok harita barındırsaydı diye düşünüyorum.  Bir de bu fotoğraflar keşke anlatılan sayfalar ile senkronize olabilseydi topluca verileceğine.  Tabii ki hiç verilmemesinden iyidir ama yine de keşke demekten alamıyorum kendimi. 
Tarih severler kaçırmasın. 

Bir kaç alıntı kitaptan;

"18. Hanedandan itibaren imparatorluğun kurucusu sayılan efsanevi Kral Menes'e de daha sonra yaratıcı eylemler atfedilmiştir. Kral Menes ilk kez bataklıkları kurutur, ilk kent Memfis'i kurar ve insanlığı kültür ve uygarlıkla tanıştırır. "

"Cerrahiyle ilgili Edwin Smith Papirüsü mükemmel teşhisler içerir ve kalbi dolaşım sisteminin bir parçası olarak tanımlar; yine de Mısırlı hekim tedavide büyüye başvurmayı tercih eder."


"Eski Krallıkta Piramit Metinleri'ne, Orta Krallıkta Tabut Metinleri'ne aktarılan ölüm,  defin ve ötedünyayla ilgili zengin dinsel betimlemeler Yeni Krallıkta çeşitli derlemelerle papirüse aktarılarak ölünün yanına konur."





3 Ağustos 2019 Cumartesi

EVE DÖNÜŞ ŞARKISI- JODI PICOULT

April yayıncılık 
Çeviri: Dilek Berilgen CENKCİLER
482 Sayfa

"Bir anda artık o insan olmak istemediğime karar verdim. Dünyayı aldatıyor gibi yapmak istemiyordum, çünkü aldatmıyordum. Başka birinin benim için plan yapmasını istiyordum, çünkü kendi başıma başarılı olduğum asla söylenemezdi. "
"Bir insanın sizin için doğru olduğunu, söylemek zorunda olmadıkları söylediklerinden daha da önemli olduğu zaman anlıyorsunuz. "


Blogda aradığımda Bir Daha Bak adlı kitabını buldum, muhtemelen Kız Kardeşim İçin olanı blogdan önce okudum. İlk iki kitaptan sonra "bütün kitaplarını edinmek istiyorum" demişim. Çünkü farklı bir tarzı, günümüz yaşantılarına farklı bakış açılarından bakmanızı sağlayacak hikayeleri vardı. Bir de hikayeyi okur okur ve sonunda kesinlikle olaya daha spesifik bakan birinin gözünden neticeye ulaşırdınız. 

Bu kitabı ne zaman edindiğimi bile hatırlamıyorum. Geçen yıl boyunca bir sınavdan öbürüne, bir projeden diğer ödeve ve tabii staja ayrılan zamanımda yeterince kitap okuyamadığımdan şikayet edip durdum ama bakmayın siz insan isterse her zaman okumaya vakti kalır. Benimki biraz da bahanesi hazırlardan oldu.  Ve sonunda her şey bitti dediğim 27 Temmuz'dan sonra ise bir ne yapacağını bilememe, bir dizi başlama, bir film yarım bırakma şeklinde devam ederken günlük hayatıma "ya ben niye okumuyorum eskisi gibi" diye düşünerek, beni saatlerce kendine bağlayacak bir kitap arayışına girdim. Çünkü ne zamandır okumayı bırakmamış olsam da elime 3 ya da 4 saat kitap alabilmişliğim yok. 

Uzattım ama Picoult'un kitabını görünce ilk aklıma "işte bu" demek geldi. İlk iki kitabına bakarak diyebilirdim ki beni 3-4 saat  kendine bağlayacak kitaplardan biri olabilir. Nitekim de kitabı 482 sayfa olmasına rağmen bir günde bitirdim.

Ancaaak, ben hep önceki iki kitabındaki vurucu anı beklesem de, yazar da sonunda sürprizimsi bir şey yapmış olsa da beni tatmin etmedi. Öncelikle hikayede çok fazla ayakları yere basmayan şey vardı, bir diğeri LGTB 'li bireylerin L harfini karşılayan kesimini anlatıyor olsa da ben bir türlü o hissi, o samimiyeti yakalayamadım. Ha hikaye acayip enteresan, oldukça acıklı, inişi çıkışı bol . Belki de sadece ben böyle düşünmüş olabilirim, yani yaptığımın öznel bir eleştiri olduğunu unutmayın belki sizde uyandırdıkları bambaşka olabilir. 

Yine de Picoult'un bir sonraki kitabını edinmek için tereddüt etmem, bütün bu anlattıklarıma rağmen.

Sevgiyle, kitapla kalın.



21 Haziran 2019 Cuma

JAPON SEVGİLİ - ISABEL ALLENDE

İspanyolca'dan Çeviren: İnci KUT
1. Basım 2017
333 Sayfa

"Kamplarda enterne edilenlerin geri kalanı gibi onlar da, sadakat ve vatanseverliklerinden kuşku duyulan o aşağılayıcı yıllar hakkında başkalarının yanında hiçbir zaman konuşmayacaklardı; insanın şerefi olmadan hayatın pek fazla değeri yoktu."

"Birbirimizi sevmemizin kaderimiz olduğunu pek çok kez söyledik, daha önceki hayatlarımızda sevdik birbirimizi, gelecek hayatlarda da buluşmayı sürdüreceğiz. Ya da belki geçmiş ve gelecek diye bir şey yoktur da her şey evrenin sonsuz boyutları içinde eş zamanlı olarak gerçekleşiyordur. Eğer öyleyse sürekli olarak birlikteyiz, sonsuza kadar. "

Kitabı 05.02.2018'de almışım.

Kapağına bakınca sıradan bir aşk romanı olacağını düşünenler Allende adını biliyorlarsa, kitabın içindekinin "sıradan" olarak asla nitelenemeyeceğini de bilirler.

Bir kere aşk var ama bir tane değil...
Sonra kitapta neler neler var;
Amerika'nın Japonlar'a yaptığı zulüm, Yahudi'lere yapılanlardan bir kesit, çocuk pornografisi, Lgtb, bakımevi yaşantısı vs...

Aslını isterseniz kitapta ne yok diye anlatmak belki de daha kolay olabilir. Elimde biraz uzunca kalmasının sebebi kitap değildir kesinlikle çünkü içeriği çok yoğun olsa da anlatımı oldukça yalın.

En sonunda da beklenmeyen bir son.

Allende, yine kendisinden beklentilerimi boşa çıkartmıyor ve bir kere daha beni kendisini okumak için teşvik ediyor.

Çok yakın zamanda olmasa da, mutlaka diyerek ayrılıyorum kitaptan.

Ve umarım okursunuz ...



27 Nisan 2019 Cumartesi

KASABANIN EN GÜZEL KIZI - CHARLES BUKOWSKI


6. Basım 2016
218 sayfa
Çeviri: Avi Pardo
Parantez yayıncılık 

"Demokrasi ile diktatörlük arasındaki fark: Demokrasi'de önce ot kullanıp sonra emir alırsın, Diktatörlük'te seçimle filan zaman kaybedilmez."

"Pis Moruk" lakaplı Bukowski'den sanırım okuduğum ilk kitap, ya da blogumu açtığımdan beri okuduğum ilk kitap gerçi bu kitabı daha önce okuyup hatırlamıyorsam daha büyük bir problem.

Kitabı yıllar önce Mehtap okudu ve yanlış hatırlamıyorsam okumak istediğimi yazdığım için bana hediye etti. Mehtap yanlış hatırlıyorsam yazar mısın? Yanlış hatırlamıyor isem bir kere daha teşekkürler :D

Kendisinin çok beğenmediği gibi kalmış aklımda ama dediğim gibi o kadar uzun süre geçti ki üzerinden hatırladıklarım ile gerçekler örtüşmeyebilir.

Bukowski enteresan bir kitap yazmış diye düşünmeyin zira kendisinin yazıları genel olarak bu minvalde imiş.

Öykü, yaşanmış öykülerden oluşan kitap oldukça sert.

Genel olarak cinsellik ana tema.

Bir de Bukowski'nin hayata karşı duruşunu görebilmek mümkün. Siz o duruşu görmek/okumak ister misiniz bilemem.

Bir kesim bu adama hayran, bir kesim ise tam tersi duygular içinde.

Her iki kesimi de anlayabilmek mümkün kitabı okuduktan sonra.

Tek kitap üzerinden bir yazar hakkında yorum yapabilmek oldukça zor ve fakat ben diğer kitaplarını okuyabilir miyim bunu bugünden söylemek çok doğru olmaz.

Okuyanlardan yorumlarını esirgememelerini rica edeceğim.

Sevgiyle, kitapla...


31 Mart 2019 Pazar

KARANLIKTA BULDUM SENİ-- A. MEREDITH WALTERS


Çeviri:  Duygu Yücel 
443 sayfa
1. Baskı 2015


Şimdilerde okuduğum gençlik kitapları içinde enteresan bir noktası olan, benim son zamanlarda duyduğum, psikolojik travmalarda bir acının yaşama biçimini anlatan, bana da bu bağlamda farklı gelen bir kitap oldu.

Yine sınav dönemimle alakalı olduğunu düşündüğüm kaçışlarımda bana enteresan gelenleri paylaşıyorum sizinle, diğerlerinden pek çoğu sadece fotoğraf, daha çoğu ise taslak olarak kalıveriyor.

Gençlik kitabı deyip geçmemek lazım, bazen alt başlıkları dikkatle okursanız nice öğrenilecek şeyler bulabilmek olası.

Sevgiyle, kitapla kalın...




19 Mart 2019 Salı

POSTACI KAPIYI ÇALMAYACAK- AVA DELLAIRA

Çeviri: Heves BERKSU
2017 Basım 
351 Sayfa



Tam bir gençlik kitabıdır.

Lise döneminde iki kız kardeşten birinin ölümü ve diğerinin bu kayıpla başa çıkma yöntemi.

Edebiyat öğretmeninin verdiği bir ödevle ünlü fakat ölmüş kişilere yazılan mektupların genç bir kızın çıkmazlarına, arayışlarına nasıl yanıt olabildiği.

Ve aslında yaşantılarının ürünlerinin satırlara dökülüşü.

Farklıydı diyebilirim kitap için basit olmasına rağmen elimde uzunca zamandır.

Özellikle gençler için faydalı satırlar bulabilecekleri, daha fazla etkilenebilecekleri bir kitap.

Tabii biz genç birey ebeveynlerinin de mutlaka kendimize bir ders çıkarabileceğimizi söylemek yerinde olacaktır.

Aslında bazı gençlik kitapları sırf genç nesli anlayabilmek adına okunmalı.

Okuyun, ne okuduğunuzdan ziyade okuduğunuzdan ne aldığınızın önemini anlamak adına bile olsa...

28 Şubat 2019 Perşembe

ELVEDA SEVGİLİM- ALYSON RICHMAN


Çeviri:Nil KARACA
1. Basım 2016
312 sayfa



Bu kitaba başlarken kapak fotoğrafına ya da  adına aldanmayınız, evet okuyacağınız bir aşk romanı ama...

2. Dünya Savaşı yılları Prag'da başlıyor hikaye, Terezin Kampında devam ediyor ve Amerika'da bitiyor.

En uzun kısım kamp kısmı, kitap biyografik olmasa da içinde tanınmış kişiler var, en azından isim olarak. Bu "tanınmış"a da bir dipnot vermek gerekirse Prag'ın o dönemlerdeki ünlü ressamları demek sanırım beklentinizi hangi yönde tutmanız gerektiği hakkında fikir verecektir.

Aşk romanı diyorum ama aslında bir mücadele romanı da sayılabilir zira dediğim gibi en uzun kısım kamp kısmı dolayısıyla acısı bol bir kitap.

Bu kitaptan sonra bir şey dikkatimi çekti, bilmem sizin de dikkatinizi celbetti mi? Ne çok Yahudi hikayesi var edebiyatta. Evet 2. Dünya Savaşı çok acı sonuçları olan bir savaş ama neden bizde de(genel olarak Türk dünyasından bahsediyorum) dünya çapında yankı bulan kitaplar bu kadar fazla değil? Derin mevzular bunlar tabii ama sorgulamadan da ne anlamı kalıyor okumanın!

Açıkçası son aylarda tam bir çıkmaz durumundayım kitap okuma bakımından fakat bu çıkmaz okuyamama halinden ziyade kaliteli/verimli okuyamama durumu. Zira zor bir dönem yaşıyorum ve bir miktar sorumluluklarımdan kaçıyor olabilirim bu tür kitaplarla/kitaplarda.

Fakat bunu da aşacağım günler yakındır diye umuyorum, insanoğlu neleri aşmıyor ki.

Bu kısa iç çekme ya da dert yanma kısmıyla bitiriyorum yorumumu, kitapla kalın... 





14 Ocak 2019 Pazartesi

30 Aralık 2018 Pazar

OKULSUZ TOPLUM- IVAN D. ILLIC


Şubat 2018 45. Baskı
Çeviri:Mehmet ÖZAY
141 Sayfa

Bütün eğitimcilerin, bütün öğrencilerin, bütün girişimcilerin ve bütün düşünenlerin okuması gereken kitaplardan biri, yine yorumsuz, lütfen okuyun ve düşünün. Yeni yılda, daha çok okumanız, daha çok düşünmeniz, daha çok varlığınızı göstermeniz temennisi ile... Bu yılın son kitabıdır.  "

"Eğitimle ilgili dezavantaj okul içerisindeki eğitimle giderilemez. Çünkü asıl problem okul kurumunun ta kendisidir."

Okul, eğitim için sağlanan parayı, insan ve iyi niyeti kendine mal eder. Buna ilave olarak eğitim görevini üstlenen diğer kurumları da engellemeye çalışır."

"Zorunlu eğitim, kaçınılmaz bir şekilde toplumu kutuplaştırdığı gibi uluslararası kast sistemine göre dünya milletleri arasında bir sınıflamanın oluşmasına yol açmaktadır."

"Okulların artışı silahların artışı kadar yıkıcıdır."

"Okul, modern proletaryanın dünya dini haline gelmiş ve teknolojik çağın fakir insanları için faydasız kurtuluş vaatlerinde bulunmaktadır."

"Eğitimciler eğitimi sertifikayla paketleyip sunmakta ısrarlı olduklarından, okullaşma suretiyle ne eğitimde ne de adalette bir gelişme kaydedilememektedir."

"Günümüzde bile vatandaşların hatalı bir şekilde, okulun belli bir amaca uygun öğrenme başarılarına duydukları güvenin okula bağımlılığı sağladığına inanılmaktadır. Halbuki okul sistemi, insanlara eşit şanslar vermek yerine, imkanların dağılımda tekelleşmeye yol açmıştır."

"Pek çok insan sahip oldukları bilgilerin çoğunu okul dışında edinmektedir."

"Öğrenmede sahip olduğu yeterliliği denemek amacıyla her bireyin sahip olduğu eşit hak, sertifikalı öğretmenlerce engellenmektedir."

"Çağdaş toplum, bilinçli tasarımların bir sonucudur ve eğitim fırsatları onlara uygun olarak tasarlanmak zorundadır."

"Herkes nasıl yaşayacağını en iyi, okul dışında öğrenmektedir."

"Çocuklarının okula gitmesini isteyen fakir aileler çocuklarının alacakları sertifikalar ve kazanacakları paralar bir yana, öğrenecekleri bilgilerle çok az ilgilidirler.Orta sınıf aileler , yoksul kesime mensup çocukların sokaklarda öğrendiklerinden kendi çocuklarını korumak için onları bir öğretmenin gözetimine terk ederler."

"Dünyadaki insanların yarısı asla okula gitmemektedir."

"Okul doğası gereği katılımcıların zaman ve enerjileri üzerinde bir hak iddia etmektedir. Bu durum, öğretmeni sırasıyla vaiz, rehber, bekçi ve terapist rollerine sokar."

"Gelişmiş ülkelerde okulu terk etme yaşı yaşam beklentilerindeki artıştan daha yüksektir."

"İnsanların okulda başlayan idare edilmeleri, geri dönüşü olmayan bir noktaya ulaşmıştır ve pek çok kişi hala bunun farkında değildir."