mitolojik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mitolojik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2022 Pazartesi

BİR NEFESTE DÜNYA MİTOLOJİSİ - MARK DANIELS

    Kitap hakkında ne söylesem boş, çok az sayfaya çok fazla bilgi sığdırmaya çalışınca sanki pek te bir şey sığmamış. Bütün bunlarla birlikte hiç mitoloji bilgisi olmayanlara ufak, tadımlık bilgilerden seçmeler verebilir.

    Edebiyat severler muhakkak mitoloji ve elbette tarih bilmeli, o zaman pek çok yazılmış hikaye daha anlamlı  gelebilir ya da pek çok hikayenin kahramanlarının nerelerden esinlenerek yazıldığı anlaşılır olabilir. Peki mitoloji bilmek için bu kitap muhakkak okunmalı mı sorusuna elbette cevabını niye vermiyorum çünkü daha nitelikli kitaplar var, eh o zaman ben niye okudum değil mi? İşte orası muamma:)

    Vaktiniz bolsa ve benim gibi kitabı ipadiniz ömrünün son demlerini yaşarken, indirmiş olduğunuz kitaplardan ne okusam kardır diye düşünüyorsanız okuyun :) yok böyle bir derdim diyorsanız, sen okudun da n'oldun diyorsanız; keyfinize bakın, hayatın hangi anını yaşamaktan keyif alıyorsanız o anda devamlılık lazım, biz de okuyoruz işte :D

    Kalın sağlıcakla :)

  






 

17 Mayıs 2020 Pazar

TANRIÇA GÜNLÜĞÜ- NATSUO KİRİNO

İngilizce’den çeviri:Aycan BAŞOĞLU
The Goddess Chronicle
1. Basım 2017

Kitaba 24 Nisan’da başlamışım, aslında okumayı çok istediğim kitaplardan/yazarlardan biriydi.

Olmadı ama bunun kitapla alakası yok.


‘Yaşayanlar, ölülerin bir süre yasını tutar ama zamanla unuturlar. Yaşayanlar çok bencil, şımarık, yaşama eyleminin kendisiyle öylesine baştan çıkarılmıştır ki geçmişi hatırlamazlar.’

Kitapta böyle diyor ama gerçek hayatta bu kadar kolay olmuyor unutmak. Ne kadar unutmuş gibi yapsanız da, normal halinize dönmüş görünmeye çalışmak bile başlı başına bir mücadele halini alıyor bir süre sonra ve bu mücadeleyi kaybetmemek için her gün biraz daha zorlanmak mecburiyetine düşüyorsunuz. Ama bu zorlanmayı geride kalan ve sizi önemseyenler için göğüslemek mecburiyetiniz oluyor ve dolayısı ile içiniz yanarken susmayı, sabretmeyi ve tabii ki rol yapmayı öğreniyorsunuz. 

‘Ölümün kaçınılmaz bir gaddarlığı vardı.’ 

Belki de Japon edebiyatının en harikalarından birini okumak için seçtiğim zaman, inanılmaz derecede yanlıştı ya da tam olarak zamanı değildi bu kitabı okumanın... Ölümün etrafımda kol gezdiği bir zamanda, ölümün her yeri kapladığı bir kitap okumak biraz yaralarımın kabuğunu kaldırmak gibi gelebilir, belki de o kabuktur rahatsız eden yaradan daha fazla beni.

‘Kalbin ağrıyı hatırladığı müddetçe bir yara asla iyileşmez. ’

Oysa pek çok kişi, kalbimdeki sancının her gün biraz azalacağını söylemişti. Babam gideli 40 , Anneannem gideli 32 gün olmuş...
İlk günkünden bile çok acıyor. Belki de bu kadar çabuk, böyle beklenmedik ve bir anda gidişleridir ilk zamanlarını inanılmaz gibi hissettiren. 

‘Gün olduğu müddetçe, gece de olacak . Ve Yang olduğu müddetçe de Yin. Her önün bir arkası var be siyah olmadan beyaz olmuyor. Bu dünyadaki her şey zıddıyla, eşiyle var.’

Japon mitlerinden, Kadın ve Erkekten, doğum ve ölümden, sevgi ve nefretten , ve aslında tam da hayattan anlatan bu kitabı okuyun. Yazar da iyi yazıyor, keşke kendi dilinden okuyabilseydik. 

Ve tabii kitaptan aldığım son satırların gerçekleşmesi niyetiyle...

‘Yalnızca her şeyi unutmak istiyorum.’

Bambaşka bir postta yazmak istiyordum, hatta yazdım da... taslak kalan pek çok defa... her defasında hep eksik geldi yazdıklarım... hep artık hafiflemişse diye başladım...olmadı yayınlayamadım....


Bir gün baba... Seni anlatmayı istiyorum...Ve deli gibi özlüyorum...







27 Mart 2018 Salı

ÇOCUKLAR SANA EMANET- SİNEMADA BU HAFTA


Geçen hafta ilgimizi çeken bir film olmayınca , cuma da bu filmin vizyona gireceğini öğrenince sırf bu film için herhangi bir filme girmek yerine geçen haftayı pas geçmek zorunda kaldık.

Neden bu kadar izlemek istedik bu filmi kısmında ilk sırayı Çağan Irmak adı alır . Zira kendisini hem senarist hem de yönetmen koltuğunda görüyoruz filmde, eskiden yaptığı işlerin verdiği keyfi biliyor ve hiç tereddüt etmeden oturuyoruz koltuklarımıza. 

2. önemli isim Engin Akyürek , bence son dönemin en karakteristik oyuncularından biri kendisi , sevdiğim renklere sahip olmasa bile beğeniyor ve yakıştırıyorum ekrana /perdeye kendisini.

Şerif Sezer için laf etmek benim haddime değil nitekim müthiş biri, bence tam anlamıyla kült bir isim sinema için , harika ötesi... 

Bu kadar tanıtımdan sonra gelelim filmi nasıl bulduğumuza , bir kere gerilim/dram diye etiketlenmiş olsa da film ilk yarıda bir miktar korkuya da yer vermiş ve benim beklentimin aksine 2. kısımda korkudan ziyade drama dönüşmüştür.

Bizim ülkemizde malumunuz olduğu üzere , gerilim de olsa korku da hep aynı unsurları içerir filmler .

Çağan Irmak bunun bir tık üzerine çıkarak fantastik/mitolojik bir hava da katmış ve bunu da bazı sosyolojik temaslarda bulunarak ve ülkemizin sorunlarından birine yer vererek tamamlamış filmi.

Bir kere her koşulda sevmek için gittim filme , istediği kadar korkutsun izlenecek ve sevilecekti.

Şurasında şu da mı olsaydı, mevzuyu bu kadar erken açıklamasaydı mı gibi yorumlar yapmış olsam da, memnun kalarak veda ettim filme .

Bir de not , Hilal Altınbilek çok hoş bir kadınmış , kendisini ilk kez fark ediyorum bir beyaz perde yapımında , sanırım bundan sonra onun ismini gördüğüm filmlerden de beklentilerim olacak . Yolu açık olsun.

Merak edenler için FRAGMAN ı aşağıda :D

4 Kasım 2016 Cuma

104-ATLANTİS'İN YÜKSELİŞİ -ALYSSA DAY

POSSEIDON SAVAŞÇILARI
Çeviri: Selim YENİÇERİ
1. Baskı 2013
408 Sayfa


Takas kitaplarımdan biri daha.

Seriymiş.

Hızlıca okunan , çok ta akılda kalmayan kitaplardan.

Heyecanlı ve mitolojik yanları da yok değil.

Atlantis , posseidon , tanrılar , yarı tanrılar , vampirler ve tabii ki insanlar .

Enteresan bir seri , elimde olsa diğer kitaplarını da okumak isterim :D

Bakalım yeni takaslar neler getirecek :D