Gerilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gerilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mart 2018 Salı

ÇOCUKLAR SANA EMANET- SİNEMADA BU HAFTA


Geçen hafta ilgimizi çeken bir film olmayınca , cuma da bu filmin vizyona gireceğini öğrenince sırf bu film için herhangi bir filme girmek yerine geçen haftayı pas geçmek zorunda kaldık.

Neden bu kadar izlemek istedik bu filmi kısmında ilk sırayı Çağan Irmak adı alır . Zira kendisini hem senarist hem de yönetmen koltuğunda görüyoruz filmde, eskiden yaptığı işlerin verdiği keyfi biliyor ve hiç tereddüt etmeden oturuyoruz koltuklarımıza. 

2. önemli isim Engin Akyürek , bence son dönemin en karakteristik oyuncularından biri kendisi , sevdiğim renklere sahip olmasa bile beğeniyor ve yakıştırıyorum ekrana /perdeye kendisini.

Şerif Sezer için laf etmek benim haddime değil nitekim müthiş biri, bence tam anlamıyla kült bir isim sinema için , harika ötesi... 

Bu kadar tanıtımdan sonra gelelim filmi nasıl bulduğumuza , bir kere gerilim/dram diye etiketlenmiş olsa da film ilk yarıda bir miktar korkuya da yer vermiş ve benim beklentimin aksine 2. kısımda korkudan ziyade drama dönüşmüştür.

Bizim ülkemizde malumunuz olduğu üzere , gerilim de olsa korku da hep aynı unsurları içerir filmler .

Çağan Irmak bunun bir tık üzerine çıkarak fantastik/mitolojik bir hava da katmış ve bunu da bazı sosyolojik temaslarda bulunarak ve ülkemizin sorunlarından birine yer vererek tamamlamış filmi.

Bir kere her koşulda sevmek için gittim filme , istediği kadar korkutsun izlenecek ve sevilecekti.

Şurasında şu da mı olsaydı, mevzuyu bu kadar erken açıklamasaydı mı gibi yorumlar yapmış olsam da, memnun kalarak veda ettim filme .

Bir de not , Hilal Altınbilek çok hoş bir kadınmış , kendisini ilk kez fark ediyorum bir beyaz perde yapımında , sanırım bundan sonra onun ismini gördüğüm filmlerden de beklentilerim olacak . Yolu açık olsun.

Merak edenler için FRAGMAN ı aşağıda :D

28 Mayıs 2017 Pazar

BİZ KİMDEN KAÇIYORDUK ANNE? -PERİHAN MAĞDEN






1. Basım 2007
2. Basım 2007
182 Sayfa


"Bazen zaman çok yavaş akıyor .
Yapışkan bir şeye dönüşüyor zaman 
Ruhumuza yapışıyor pençelerini geçirip."

"Dışarıdan bakınca hayatımız tuhaf görünebilir .Ama hiç de öyle değil.İçindeyiz çünkü biz ."

"Ben hatırlayacağım , sen unutacaksın .Hep böyle oldu , böyle kalacak .Her şeyin bir bedeli var .Benim cezam unutamamak."

Yeğen 'den okuduğum kitaplardan biri daha . Evet oldukça ağır okudum ama enteresan bir kitap olduğu gerçeğini değiştirmiyor bu .

Kitabı bütün olarak sevdim ama ...

Enteresan bir anlatımı , kurgusu falan .

Sanki kitap okutmuyor da kendini yaşatıyor, siz içine girmek istemeseniz, kendinize ait bir nokta bulamasanız da illa sizi içine almak istiyor.

Hatta sizi zorunlu kılıyor buna .

Ama kısmı da güzel aslında , o belirsizlik , biraz daha dikkatle okumanızı sağlıyor .

Beğendim ben :D




5 Mart 2017 Pazar

KATYA'NIN YAZI- TREVANIAN

Çeviri:Belkıs ÇORAKÇI
1. Basım 20183
3. Basım 1998
186 Sayfa

"Çok iyi bir okuyucuydum . Duygulu bir okuyucunun içinde , gizli bir yazma yeteneği bulunduğuna inanma hatasına düşmüştüm. Sanki güzel yemekleri sevmek , iyi bir aşçı olmaya pek yakınmış gibi."

"Zevklerim var ama iştahlarım yok. Gülüyorum , ama pek seyrek gülümsüyorum. Beklentilerim var ,  ama umutlarım yok. Esprilerim var , mizahım yok . Çok atağım ama hiç cesaretim yok. Açık sözlüyüm ama içtenliğim yok."
******************
Trevanian'ı Şibumi ile duydum , hatta o kadar çok duydum ki Şibumi'yi sahaf fuarında görünce dayanamayıp  aldım.

Ama okumadım !

Neden diye sormayın , bir türlü elim gitmedi .

Sonra takas sitesinde takas yaptığım bir sahaf Trevanian kitapları istediğimi görünce , elinde olan bir ikisini teklif etti .

Hemen kabul ettim .

Neden , diye sormayın .

Bazı yazarların isimleri ile aramda daha okumadan oluşan çekimi nasıl anlatacağımı , nasıl kelimelere dökebileceğimi bilmiyorum çünkü.

Ursula k. Le Guin ile de böyle başlayan bir hikayemiz var , sonra bağımlısı oldum :D

Şimdi bu Trevanian'ın ilk kitabını okuduktan sonra , zannederim şunu söylemek çok ta erken olmayacak , diğer kitaplarını okumayı dört gözle bekliyorum.

O kadar çok sevdim ki hikayeyi , anlatımı , mantığı.

Nasıl anlatsam ;

klasik okuyorsunuz gibi ama fena halde macera  .

Yavaş bir anlatım ama fena halde sarsıcı.

Tanıdık bir son ama fena halde şaşırtıcı.

Benim gibi geç kaldım diye üzülmek istemiyorsanız , hemen edinin bu kitabı :D



3 Mart 2017 Cuma

ATEŞİN ŞARKISI-TESS GERRITSEN

Çeviri: Cumhur MISIRLIOĞLU
1. Basım 2016
279 Sayfa


"Şu dünyada kendi çocuğumun kokusu kadar tatlı bir şey yok ve ben her bir molekülünü ciğerlerime çekmek, bütün bedenini içime alıp onunla tekrar bir olmak istiyorum."

"Nereye gittiğini bilmiyorsan , varacağın yer neresi bilmiyorsan , geçen her saat sonsuzlukmuş gibi gelir."

*********

Tess ablanın bir tür bağımlılık olduğunu düşünüyorum. Bunu hemen her Tess kitabına yaptığım yorumda görebilirsiniz .

Mesele ne okuduğum değil , yazanın kim olduğu. 

Bu sebepten belki de kitabı sevmedim diyemiyorum.

Ama yine bazı Tess kitaplarında da yazdığım gibi kendisine en çok tıbbi - gerilimin yakıştığını düşünmeden edemiyorum.

Oysa bu kitabı sadece gerilim .

Gerildim desem yalan , gerilmedim desem eksik olacak bir hal içerisindeyim.

Hal böyleyken ben bu kitaba ne diyeyim .

Aslında seven mutlaka olacaktır , çünkü akıcılık ve yine bir alanın bütün terimleriyle hakimiyet kurma konusunda harikalar yaratmış.

Fakat benim diyebileceğim bir Tess okumadım bu kitapta :D




1 Mart 2017 Çarşamba

KIYAMETLE SAVAŞANLAR -DENİZ ERBULAK

1. Basım 2011
655 Sayfa

"Kızın bütün derdi; istemediği bir hayat dilimini bütün detaylarıyla yaşamak zorunda kalmasıydı."

"İşte asıl mesele bu zaten! Herkes sadece işine gelene inanıyor! Çıkarlarına uyanı kabulleniyor."

"İçinde bulunduğunuz şartları kendi mantığıyla kavrayabilen toplumlar , mücadeleyi doğru yaparlar."

"Onlarınki sadece gülmek ve iltifat etmekten meydana gelmiş , kahkahası eksildiğinde tadı da azalan bildik aşklardan değildi. Birbirleriyle ilgili endişeleri , şüpheleri , korkuları ve kabulleri vardı. Ama buna rağmen hiç konuşmadan , birbirine hiç bakmadan ve dokunmadan da var olan bir aşkı yaşıyorlardı. Aynı gökyüzünün altında yürümekten heyecan duyan ve bazen kalabalık bir odada aynı anda nefes almayı bile birbirlerine ait olmak için yeterli bularak sevmeye devam eden, sade ruhlardı onlar.Bedenlerinden kopuk , aralarında yaşamaya devam ettikleri ölümlülerden farklı ve ölümün kucağında bile mutlu ."
********************
Yazarın AŞKIN ÖTESİNDE adlı kitabını iki sene önce okumuşum.

Çok beğendiğimi yazmışım , hep aklımdaydı , fakat o kadar az yerde görebiliyordum ve hatta hiç göremiyordum ki kitaplarını bir köşede anımsanmak üzere tozlanmaya başlamıştı.

Tam başlamıştı toz tutmaya ki , bu kitabını edinmişim , sahaflardan mı edindim , sıfır mı aldım , takasla mı aldım hatırlamıyorum ama iyi ki almışım .

Erbulak yine karakterleri ile hayran bıraktı kendine , bir de fark attı ki gerilim türünde de yazabilir olduğunu gösterdi kitabında.

Evet Türk bir yazar da gerilim yazabilir hem de gerim gerim gerebilir sizi :D

O kadar öyle ki-Yalçın Küçük okuyorum bu tip ifadelerimi normal karşılamanızı diliyorum - jeoloji ile hiç ilgisi olmayan beni 650 sayfanın çoğunda bu dalın terimleri geçmesine rağmen bir gram sıkmadan akıp geçti kitap.

Yazarın iki kitabına daha sahip olduğumu , onların farklı yayınevinden çıktığını ve seri olduğunu göz önüne alarak yeni bir kitabına başlayacağım , zira şu anda sanırım 3. sünü yazmakla meşgul.

Okuyanınız varsa fikirlerinizi paylaşın arkadaşlar , fikirler ve paylaşım önemli .

NOT:Bu arada yorumlara hemen aynı gün dönemeyebiliyorum ama 2-3 postta bir mutlaka hepinize cevap vermeye ve bloglarınızı ziyaret etmeye çalıştığımı bilmenizi istiyorum , bu konuda belki daha fazla gayret göstermem gerektiğini düşünenleriniz var, biliyorum ama takdir edersiniz ki , tek yaşamım blog değil , bir miktar anlayış hepimize lazım .



28 Kasım 2016 Pazartesi

113-PSİKOPAT- TAMI HOAG

Çeviri:Ender NAİL
1. Baskı 2009
440 Sayfa

"Çocuklar tüm kötü şeyler için daima kendilerini suçlarlar.Bunun nedeni kendilerinin etraflarındaki , dünyanın merkezi olduklarını düşünmeleri ve meydana gelen tüm kötü şeylerin kendi yaptıkları bir hatadan kaynaklandığı fikrine kolaylıkla saplanmalarıdır."


*******************

85. kitabım olarak okumuşum bu yıl , Hoag'ı.

Tamamen tesadüf eseri tanışmışım.

İyi ki de tanışmışım ...

Ölümden Daha Derin kitabını okuduktan sonra Kağıt Salıncak'a yazarı sevdiğimden bahsetmiştim. o da bana evde 1-2 kitabının olduğundan bahsetmişti, tabii ki eve gittiğinde getirmesinin istemek te bu noktadan sonra şart olmuştu :D

Salıncak kitapları getirdiğinde elimde olan bir sürü kitabı ötelemek istemiyor fakat Hoag okumayı , diğer kitaplardan bir tık fazla istiyorum.

Kaçışı yoktu , bu kadını da Tess abla gibi markaja almak zorunluluğu doğmuştu.

Gerilim yazıyor Hoag abla , gerim gerim germiyor belki ama insanda bir heyecan bir adrenalin yükseltisi oluyor.

Bu kitabında , yine ters köşe yapmaya çalıştı fakat , belki de tam olarak nokta atışı yaptırmayarak enteresan bir şekilde , katili bulduğumda bile aynı sürükleyicilikle kendini okutmayı başardı.

Hoag  2. kitabın ardından , hala okumayı istediklerim arasında .

Asla bir Tess Gerritsen olamayacak belki gözümde ama yerini muhafaza etmeyi başardı , bu da demek oluyor ki bu blogda , daha fazla Hoag kitabı görmeniz olası.

Yağmurların geri döndüğü , bendenizin de kitaplarına kavuştuğu (malum vizeler ) şu günlerde , kahve ve kitap ikilisini şiddetle tavsiye ederim , Hoag olması zorunlu değil tabii , ama yine de bir şans verin kendisine derim :)










28 Haziran 2016 Salı

66-KAFES-JOSH MALERMAN




Çeviri:Aslı DAĞLI
2. Baskı 2015
330 Sayfa




"İnsanoğlu aslında korktuğu yaratığın ta kendisidir."

"İyi bir anne misin?Dünya üzerinde böyle bir şey kaldı mı?"

Evet kitap gerilim .

Aslında oldukça güzel bir konudan yakalamış.

Keşke ucu açık kalan kısımları olmasaydı.

Keşke devamı yazılacak gibi bırakılmasaydı!

Bu kadar beğendiğim bir kitapta , keşke bu kadar keşkelerim olmasaydı!

Sağlık olsun.

Gerilim okumakta çok iyi değilim, o kesin .

Sanırım biraz fazla tırsık(korkak) bir insanım.

Ama illa okumak lazım gelince , okudum .

Gerildiğim yerleri de oldu , yalan yok.

Yine de hala keşke dediğim yanları mevcut işte.




28 Ekim 2014 Salı

107-KAYBEDEN ÖLECEK- PATRICK SENECAL

 Çeviri: Yaşar İLKSAVAŞ
1. Baskı 2010
269 Sayfa


"-Ama Tanrı hiç bir zaman cinayeti teşvik etmedi , Maude!Hiç bir zaman...
-Ahlaksızlık hüküm sürdüğü için Sodom ve Gomorra'yı yaktı! Musa'yı izleyen firavunun tüm ordusunu suda boğdu! Tüm günahkar insanları Tufan'da yok etti!Tanrı milyonlarca insanı öldürdü, Mösyö Yannick! Jacques da aynı şeyi yapıyor! Kötülük'ü ortadan kaldırıyor!"

***********

Bu kadar basit bir kazanın , bu kadar inanılmaz sonucu olur mu?

Olur , cevabını veriyor yazar bize.

Çok fena gerildiğim, kahramanlarının hiç birinin kişilik analizlerini yapamadığım kitap.

Biri-ikisi değil alayı şizofren :D

Şizofren diyorum ama şizofren tanımına tam olarak uymuyorlar, cani desen tam karşılamıyor , kötü desen yanından geçmiyor.

Arka kapağı okursanız biraz daha net anlayabilirsiniz aslında , benim anlatmak isteyip te anlatamadıklarımı.

Tam bir psikolojik savaş verdim , kitap boyunca.

Not: Kitabın orijinal adı , 5150,rue des Ormes.

5150 Elm's Way olarak filmi varmış.

Bu Elm's way , benim izlediğim Elm Sokağı olamaz değil mi :D

#guzokumasenligi
#senlikbahaneokumaksahane 

10.

11 Şubat 2012 Cumartesi

13-ŞEYTAN YEMİNİ-- JEAN-CHRISTOPHE GRANGE

Doğan Kitap
Çeviri:Şevket DENİZ
 519 Sayfa-2007 Basım
(aynı ay 15 baskı yapmış)

Çook uzun süren (yaklaşık 300 sayfa) ve beni bütün detaylarıyla kendimden geçiren , bir girişin ardından , süper akıcı ve kesinlikle detaycı bir şeytan hikayesi.
Gerilim sevdiğimi (sadece okumayı , asla izlemeyi değil:) fark ettiğim andan beri, ki bu çok kısa bir zaman öncesine dayanır , adını bu alanda sık duyduğum ancak sadece bir kitabını(koloni) okuyabildiğim yazarın 2. kitabıydı benim için.
Sadece iki kitabını okuyabilmiş biri olarak ; erken bir yargı mıdır bilmiyorum ama Grange , uzun girişleri ve hızlı bitişleri seven bir yazar fikri uyandırdı bende.
Bu kitabının ilk sayfalarından itibaren mistik bir olgudan çok dünyevi bir varlığın izleri vardı hikayede .Ve göze fazlaca mı batırılmıştı acaba , biraz daha gizemini koruyabilir miydi?
Ve en nihayetinde ; beni acayip mutlu eden bir mutsuz son ve acayip mutsuz eden diğer mutlu sonla bitti kitap.Keşke beklentilerimin aksine biten romanı , bu şekilde bitirmeyip  ardından bir seri oluşturabilseydi yazar.
Ve bunları yazan da (ben) keşke herkesçe ustalığı kabul edilmiş bir yazara akıl vermeye kalkmasaydı:)
Not:Kitabı okurken midesi hassas olanlar dikkat etmeliler ve diyete başlamak isteyenler itina ile detaylara insinler ki iştahları tamamen kaçsın:) 

ARKA KAPAK


27 Ekim 2011 Perşembe

GECE NÖBETİ
-
TESS GERRITSEN
Çeviri:Selim YENİÇERİ
Mart Yayıncılık
2011 Basım-471 Sayfa


Tess Gerritsen'i çok beğenerek okurum, her zaman...Özellikle Çırak'la başlayan serinin hastasıyım.Ruh Kolleksiyoncusu, bir yazar için mükemmel kitap varsa , kadının mükemmelleri zorladığının kanıtıdır.Bu kitabını da beğendim ancak Ruh Kolleksiyoncusu o kadar güzeldi ki bu biraz yavan geldi .Sanki.Yani.
Bir de Dejawu 'nun tavsiyem üzerine alıp okuduğu Cerrah'ı beğenmemiş olması acaba mı dedirtmiş olabilir.Acaba ben mi abartıyorum kitaplarını...Yok yok kadın süper yazıyor ve benim gerilim romanlarına farklı bakmamı sağlıyor kesinlikle...
Bu kitap orta yaşlarda(40):)) bayan bir doktorun yaşadığı, çok enteresan bir konudaki(açıklamayayım değil mi?,) sorunları ve olayları anlatıyor.Çok belirsiz bir cümle olduğunun farkındayım, ama bana okumadığım kitap hakkında azıcık bile detay verilmesini sevmiyorum, sadece çok beğenmek yetiyor, yoksa büyüsü bozuluyor galiba ...Bu kitabını da beğendim yazarın..:))

ARKA KAPAK:

Bir yanda büyük şehir hastanelerinin baş döndürücü kalabalığında kazanılan deneyim ve başarılar; diğer yanda küçük bir kasabanın acil servisinde, mezarlık vardiyası da denen sakin gece nöbetleri.

Bir yanda gece yarısı anlaşılamayan bir nedenle hastaneye bırakıldıktan sonra kaybolan yaşlı bir adam; diğer yanda her şeyden habersiz, patlamaya hazır birer saatli bomba gibi sokaklarda dolaşan kadınlar.

Bir yanda bakıma muhtaç yaşlı bir anne, mutsuz bir kızkardeş ve parçalanmak üzere olan bir aile;diğer yanda kuşkular üzerine kurulu, kaçamak bir aşk.

Ve hepsinin ortasında tek başına bir kadın doktor: Toby Harper. Başta mesleki itibarını kurtarmak için giriştiği onur mücadelesi, bir süre sonra karanlık güçlerin de dahil olmasıyla, ölümcül bir kedi fare oyununa dönüşüyor. Kayıp bir hastanın peşinde, kendisini tehlikenin tam ortasında bulan Toby Harper'ın heyecan dolu hikâyesi beklenmedik sonuyla kanınızı donduracak.

"Yılın en heyecan verici romanlarından biri. Son derece inandırıcı ve canlı, aklınızdan çıkaramayacağınız bir kitap." Publishers Weekly



Kitapları 37 dile çevrilen ve bütün dünyada 20 milyondan fazla okura ulaşan, çok satanlar listelerinin üst sıralarından hiç inmeyen, tıbbi gerilim edebiyatının kraliçesi Tess Gerritsen'den en derinlerdeki arzularımıza ve korkularımıza ustalıkla dokunan sürükleyici bir hikâye. Sonsuza kadar genç kalmak uğruna insanlığımızın ne kadarını feda edebiliriz? Uzun bir ömürle yetinmeyip ölümsüzlüğü arzulayan insanoğlu bunun bedelini ödemeye ve ödetmeye hazır mı?

"İnsanı daha ilk sayfadan yakalıyor ve sonuna kadar da bırakmıyor." John Saul

"Okurken kendinizi içinde hissedeceğiniz hastane sahneleri, bilimin tüyler ürpertici yüzü, bir acil servisin gerektirdiği akıl almaz bir tempo ve bir nefeste okunacak müthiş bir gerilim." People

"Tüyler ürpertici bir tıbbi gerilim… Son sayfaya kadar gizemini koruyor." Maine Telegram

"İlginin kulaktan kulağa yayılarak gittikçe büyüyeceği heyecan dolu bir hikâye." Booklist

"Şok edici… Tess Gerritsen mesleki bilgisini, sıra dışı karakterler ve çarpıcı bir tarzla birleştirip soluk soluğa okunacak, keyifli bir gerilim hikâyesi yaratmış." San Jose Mercury News

"Kesinlikle ürkütücü… Daha ilk satırlardan itibaren içinizdeki korkularla yüzleşmeye hazır olun." Rapport

"İnanılmaz canlı ve gerçekçi… gerilim ve merak hiç dinmiyor…" The News Journal