Geçen hafta ilgimizi çeken bir film olmayınca , cuma da bu filmin vizyona gireceğini öğrenince sırf bu film için herhangi bir filme girmek yerine geçen haftayı pas geçmek zorunda kaldık. Neden bu kadar izlemek istedik bu filmi kısmında ilk sırayı Çağan Irmak adı alır . Zira kendisini hem senarist hem de yönetmen koltuğunda görüyoruz filmde, eskiden yaptığı işlerin verdiği keyfi biliyor ve hiç tereddüt etmeden oturuyoruz koltuklarımıza. 2. önemli isim Engin Akyürek , bence son dönemin en karakteristik oyuncularından biri kendisi , sevdiğim renklere sahip olmasa bile beğeniyor ve yakıştırıyorum ekrana /perdeye kendisini. Şerif Sezer için laf etmek benim haddime değil nitekim müthiş biri, bence tam anlamıyla kült bir isim sinema için , harika ötesi... Bu kadar tanıtımdan sonra gelelim filmi nasıl bulduğumuza , bir kere gerilim/dram diye etiketlenmiş olsa da film ilk yarıda bir miktar korkuya da yer vermiş ve benim beklentimin aksine 2. kısımda korkudan ziyade drama dönüşmüştür. Bizim ülkemizde malumunuz olduğu üzere , gerilim de olsa korku da hep aynı unsurları içerir filmler . Çağan Irmak bunun bir tık üzerine çıkarak fantastik/mitolojik bir hava da katmış ve bunu da bazı sosyolojik temaslarda bulunarak ve ülkemizin sorunlarından birine yer vererek tamamlamış filmi. Bir kere her koşulda sevmek için gittim filme , istediği kadar korkutsun izlenecek ve sevilecekti. Şurasında şu da mı olsaydı, mevzuyu bu kadar erken açıklamasaydı mı gibi yorumlar yapmış olsam da, memnun kalarak veda ettim filme . Bir de not , Hilal Altınbilek çok hoş bir kadınmış , kendisini ilk kez fark ediyorum bir beyaz perde yapımında , sanırım bundan sonra onun ismini gördüğüm filmlerden de beklentilerim olacak . Yolu açık olsun. Merak edenler için FRAGMAN ı aşağıda :D
Bir yerli yapıma ayırdık bu haftaki sinema günümüzü .
Filmde;
Kıvanç Tatlıtuğ ,
Yücel Erten,
Sezai Aydın ,
Yıldız Kültür,
Alihan Türkdemir ,
Feridun Düzağaç
ve çok az
Büşra Develi var .
Yönetmen de Bora Egemen.
İnanılmaz etkilendiğimi söylemeliyim , biz filmden çıkarken , filme girenlerin de dikkatle bakmasına sebep olan ağlamaktan şişmiş gözlerim filmden etkilenme oranımı belirlemiştir sanırım.
Otizm var filmde , tam adı konmamış olsa da dehası yanında . Hep söylüyorum özürlü lafı bile zoruma gidiyor bu tür çocuklara , özel onlar çünkü benim gözümde.
Çok normalim diyen insandan daha duyarlı , daha anlamlı her yaptıkları .
Ve inanılmaz bir oyunculuk , Kıvanç bu işi kıvırmış dedirten .
Adam rol yapmamış , bildiğin yaşamış filmi .
Ağlamışsa gerçekten ağlamış yani , bir sarışın ağlayınca nasıl kanlanıyorsa gözleri öyle kanlanmış yalandan sulandırılmamış yani.
Ben etkilendim arkadaş , çok zamandır yerli bir yapımda bu kadar güzel bir şey izlememiştim :D
Bu haftaki sinema günümüzde şansımızı Ali Atay'ın Limonata'dan sonra çektiği Ölümlü Dünya'dan yana kullandık .
İyi de yaptık sanki :)
Malumunuz fragman izlemiyorum bir filme girmeden önce , ilk sahnelerde Sarp Apak karşımıza çıkıyor , Sarp 'ı görünce bir komedi beklentisi oluşuyor bende neden bilmem .
Ardından Alper Kul , Feyyaz Yiğit Çakmak (film boyunca kime benziyor bu çocuğun konuşması diye düşündükten sonra son sahnelerde aklıma Nihat Doğan ismi doğdu ) ,Doğu Demirkol derken beyaz perdede Ahmet Mümtaz Taylan'ın belirmesiyle , ve bir lokanta atmosferinde başlamasıyla , bir aile filmidir düşüncesi hasıl oldu .
Fakat sonrasında işler hiç beklemediğimiz bir yöne evrildi ve film aile filminden durum komedisine acayip güzel bir şekilde geçti :D
Film çok komik demek yanlış ama acayip eğlenceli.
Öyle böyle değil ama :D
"Çok güzeldi be" diyerek ve yüzümüzde bir tebessümle çıktığımızı ve sanki bu filmin devamı gelir diye düşündüğümüzü itiraf etmek zorundayım .
Ayrıca gelsin de lütfen , bir devam filmini mutlaka ve kesinlikle hak ediyor çünkü :D
Ne zamandır Sinema Günümüz için hiç yazı girmiyorum bloguma. İnstagram'da paylaşıp geçiyorum.
Kabul de ediyorum ; işin kolayına kaçıyorum.
Bu yazı hem harika bir film olan Hayatımın Şarkısı , hem de NEVİN için.
Önce;
bu hafta sinemaya ikimiz de bu film için gittik , fakat daha bilet alamadan bizim önümüzde bilet alan kişiye, bilet veren bayanın "o film güzel değil , ona girme" demesiyle şoka girdik .
Genellikle önceden araştırma yaparak girmiyoruz filmlere ki beklentilerimiz hüsran olmasın.
Bizim ulaşabileceğimiz sinemada , o hafta gelen filmlerin afişlerine bakıp karar veriyoruz filmlere.
Fakat o konuşma , daha film için bilet almamışken , birilerinin kötü demesi , ister istemez acaba mı dedirtiyor.
Fakat kararlıyız bunu izleyeceğiz.
Aldık biletleri , mısırları , kolaları ve girdik salona:D
Film başladı , en sevdiklerimden , Fransız yapımı , :D
Hem de alt yazılı;)
2 ya da 3 kişi var bizden başka salonda , çünkü genelde ilk seansa gideriz :D
Acayip zeki esprilerle , başladı film .İlk yarı sürekli gülerek , ah şu an Fransa'da olmak vardı diyerek izledik.
Seviyoruz biz Fransızların aşk insanı olmalarını , kırsal yaşamlarını , tutkularını.
Bir de Fransızca'nın o vazgeçilmez tınısını.
2. yarı;
bir peçete yetmeyen arkadaşıma peçete vererek ve ilk seansta izlenen filmde ağlarsam , alışveriş merkezindeki bütün gözlere hedef olmak istemediğimi kendi kendime telkin ederek(bir insan daha ne kadar çirkin olabilir diye düşünenlere, bknz . Eylem'in ağlamış hali) geçti.Gözlerim dolup dolup , içimde doyasıya ağlayamamanın eksikliği.
Ah bu film evde zırıl zırıl ağlayarak izlenmeli.
Ne kadar zamandır bu kadar etkilendiğimiz , böyle gülümsediğimiz ve hıçkırarak ağladığımız film izlememiştik.
Kesinlikle , şiddetle tavsiye ediyorum .
Muhakkak ama muhakkak , eğer sinemada izleyemiyorsanız bile atlamayın mutlaka izleyin , cd , net nerede olursa.
Filmde; liseli bir kızın,
duyma ve konuşma yetisi olmayan ailesine, kendi tercihi ve tutkusu olan şarkı söylemeyi kabul ettirme mücadelesi var.
Aslında duyma yetisi olan fakat asla tutkularınıza ve isteklerinize saygı duymayan insanlarla yaşadığımız dünyada , tokat gibi bir film .
Hiç etkilenmedim diyen olursa , gelsin beni bulsun diyorum , o kadar kesin.
*******
Nevin için;
finalimiz bu film mi olacak ?
Neredeyse 3 haftadır , her sinema için buluştuğumuzda buruk anlar yaşıyoruz , bu son filmimiz mi diye.
Nevin ile tanışmamız oğullarımız sayesinde oldu , onun oğlu Kayra da Kerem ile aynı okula gidiyordu ve neredeyse 5. sınıfa kadar birbirlerine oldukça bağlılardı.
Sonra oğlanların yolları , okulları nedeniyle ayrıldı ama annelerine bambaşka bir yol hediye ettiler.
Sinema Günü.
9 yıldır tanış olduğum , son 5-6 yılın bütün okul dönemleri boyunca , hemen her hafta beyaz ekran karşısında en az 2 saat birlikte oturduğum, sonrasında çay içerken, depresif suskunluklarıma , çoklukla boş laflardan ibaret gevezeliklerime tahammül eden biri.
Tek başıma karşıladığım bütün zorluklarda , her daim yanımdaydı.
O varken bir kardeşim olmayışını hiç düşünmedim.
Şu hayatta sırtımı düşünmeden yasladığım , karşısında utanmadan ağladığım , kahkahalarla güldüğüm ," anlatabiliyor muyum" dediğim her seferinde , "seni benden iyi anlayan biri var mı acaba "diyen kişi.
Küçücük dünyama her defasında yeni ufuklar açan , benim gözümde"kendine güvenin" tam karşılık bulmuş hali.
Çevremdeki kendini en çok yetiştirmiş , her şeyi yapabilirsin , yeter ki iste diyebilen ender kişilerden biri.
NEVİN, Benim Sinema arkadaşım.
Artık
bu yıl oğullarımız 8. sınıfı bitirdi .
Nevin, Kayra'nın eğitimine İstanbul'da devam etme kararı verdi.
Şimdi 9 yıl sonra , her hafta yaptığımız sinema günlerini yapamama ihtimalimiz söz konusu.
Her ne kadar , biz istedikten sonra , mesafeler engel olamaz deyip teselli etsek te birbirimizi , biliyoruz ki bu sıklıkta görüşebilmek çok zor.
Belki de bloga girdiğim son sinema günü yazım olacak bu, istedim ki bu tarihle kalsın hatıramda.
2013'ün izlediğimiz son filmiydi.Faruk AKSOY'un yapımcılığını üstlendiği filme, oyuncu kadrosu için gittik desek yanlış olmaz.
Geçen yıl herhalde erkeklerin kendilerinin sorguladığı yıldı:) Film değil de tiyatro olsaydı kesinlikle mükemmel olurdu diye düşündüm, filmden çıkınca:) Yine de Ali Poyrazoğlu, Fikret Kuşkan filmi izlemenin zevki bambaşka. Filmden aklımda kalan bu güne kadar bir yerli filmde görmediğim , genelde Kore sinemasında çokça dikkatimi çeken şey; arka planda kitapların olması. Kendi içimde şöyle bir kıyas yaptım , ister istemez.(Bu aralar Kore Filmleri izlememle de alakalı olabilir .) Bir Kore filminde kitapsız ev göremezsiniz. Bu ev ister bir köyde , ister metropolde olsun , yerlerde , dolaplarda, masa üstlerinde her yerde karşınıza çıkan şey kitaplardır.Kahramanlar hiç kitap okumuyor olsa bile film boyunca , kitap görüntüsü sürekli ekrana yansır. Artık herhalde yurdum filmlerinde de kitap görebileceğiz.Konusuyla hiiiç alakası yok ama sırf bu sebepten sevdim ben bu filmi.Ha konusunu da sevdim .Erkeklerin kendilerine artık objektif gözlerle bakmaya başladığını düşünüyorum.Kendi yapılarını araştırmaya, anlamaya çalışıyorlar artık zannımca. Bu da benim bir film için yazdığım en uzun yazı :)
2. Olayım da yeni kitaplarım.Kah blogger arkadaşlarımın tavsiyeleri , kah kendi beklentilerimin karşılığı olan kitaplarıma da yine 2013'ün son günlerine kavuştum.
2013 en çok kitap satın aldığım yıl olarak ta tarihe geçmiş bulunmakta:) Ya Yayınevleri gönderse bu kitapları olmaz mı sanki ya da beni okur olarak işe alsalar mesela :( Kitaplara verdiğim parayla kocam zengin olabilir ,oğlum yurt dışında okuyabilir ,kendime 2., yok 3. el bir araba alabilirdim gibi sanki . Parasız kalırsak kitap satışı yaparız artık:)Olmadı kağıtlarını rulo yapıp salçayla kaynatıp yalancı sosisli de yapabiliriz:)Iyyyy... Sevgiyle kalın:)
Şimdi burada yazacağım blog , annemin komşu kızına ait , ama uzak değil çok yakın , hatta onlar 3 kardeş, ben tek olunca ;4 kardeşiz diyebileceğim kadar yakın.
Bu en küçüğümüz , vakti zamanında çömlek bile yapmazdık biz bunu (mahallede, sokakta oyun oynamışsanız fasulye ve çömleği bilirsiniz) o kadar küçüktü. Sonra büyüdü , okudu , evlendi eee sırada blog açmak var , şart yani :) Açtı , buyurun buradan :) http://balmutfakta.blogspot.com/
BALMUTFAKTA 'da neler var bir de siz bakın :)
FİLMLER
Geçen hafta 1 değil 2 filme giderek kendi içimizde film izleme rekoru kırdık:)Gerçi 2 film birden olmadı tam olarak ama, yine de aynı haftanın içine hem de iki yerli filmle girdik .
İlk filmimiz bir ÇAĞAN IRMAK filmi.
Hal böyle olunca beklenti tavan.Sinemadan çıkışta uğradığımız hüsran.
Yok yok kötü falan değil film.
Fakat bizim beklenti farklıydı , yine bir göç hikayesidir, olmadı aile ilişkileridir, o da tutmazsa sosyal meselelerdir dedik ama ...
Değilmiş.
Gerçi sosyal meselelere de ucundan değinmiş .
Kadroda güzel işte , gidin yani , izlenir.:)
2. Filme de gülelim eğlenelim için gittik.Çalgı Çengi'yi sinemada izlemiş azınlıktan olduğumuzdan daha büyük bir gururla, hatta bu filmin bütçesine hem de direkt cebimizden katkıda bulunmuş olmanın verdiği hazla gittik. Filmin hikayesini , konu neydisini boş verin ya Ahmet Kural'ın tipi için gidin filme , her sahnesinde de gülünmez ki kardeşim. Güzeldi , komikti .
Aman ha sosyalleşelim kapsamında yaptığımız film günlerine devam ediyoruz.
İlki Erkek Tarafı Testosteron , Mert Fırat ve İlksen Başarır varsa bir filmde mutlaka izlemeliyiz, dedim arkadaşıma.
Nette dönen bütün Nikah Masası kliplerini izledim , izlettirdim.
SONUÇ:Filme yaş sınırı getirilmeliydi kardeşim:)
Film aslında yabancı bir tiyatro oyunundan uyarlamadır , 300 gösterim full gişe olarak yapılmıştır.Alınacak dersler , gülünecek espriler , havada uçuşan küfürler ,...
Yani güzel fakat sosyal olarak bir konuya temas yok gibi geldi bana , hani alıştırdılar ya muhakkak olmalı gibi gittim ,film İlksen Başarır'ın diye, yapmayın benim gibi , ön yargılı gitmeyin :)
2. Filmimiz Özcan Abi'nin filmi ,iyi kopya yaptığından güzel olur zannettim.
Bir de afişler falan , anlatımlar , müthiş bir aşk falan filan çok konuşuldu.
Film boyunca gülmekten öldüm , hani Özcan Deniz'in filminde klişe normal , fakat film baştan sona klişe olmaz ki .
Arkadaşla "ne komediler gördük ama bu derece gülmedik" diyerek çıktık filmden .
Gülmek isteyen gitsin, 10 kişilik salondan yalnızca 1 kişi ağladığı diğerleri güldüğü için genele vurdum yoksa haddim değil:)
Ben pek gittiğim , gezdiğim yerleri paylaşmam burada ama bir sebebi var , hele bekleyin .
Çorlu'ya yakın, hatta çok yakın ki biz bisikletle bile gidebiliyoruz , Marmara Ereğlisi diye bir ilçe var , Tekirdağ'a bağlı.
Çoktandır en uçtaki kahvesine gitmemişiz .
Bir de ne görelim bütün duvarlarına resim yapmışlar.
Önce dikkat etmedim , sadece resimler hoşuma gitti:)
Sonra bir de gördüm ki resimleri adaşım yapmış.Emeğine sağlık çok güzel olmuş.
Bu haftaki sinema günümüzde "Gri Kurt " vardı, ben aslında severim böyle yaşam mücadelesi verilen filmleri.
Aslını isterseniz film daha önceden izlediğim başka bir filmi andırıyordu, o sebepten sanki olacakları anlatmaktan başka bir şey yapamadım film boyunca, sonu farklıydı sadece ki ben mutsuz sonları(beklenmeyen) hem kitaplarda, hem filmlerde seviyorum , bu da filmi benim için izlenebilir kıldı.
Ama öyle sahneleri var ki resmen koltuklarımıza mıhlandık:)İzlenebilir bir film , yaşam mücadelelerini sevenler için:)
Ne zamandır beklediğim ve çok merak ettiğim filmimi çok severek, beğenerek izledim...
Yalan yok,okuduğum kitaplardan sonra filmlerini pek beğenemem , yetersiz, üstünkörü ve konu sapmış olarak görebilirim ama açlık oyunları öyle olmamış.Evet pek tabi ki pek çok ayrıntı yok filmde ama bence işin özünü yakalamışlar:)
Kitabı okumamış arkadaşım ama o da çok beğendi..Bence izlemelisiniz:)ve hatta okumadı iseniz muhakkak okuyun....Her ne kadar gençlik serisi diye geçiyor olsa da bence her kesime hitap ediyor...:)
Tolga Çevik'in dedektifliğini yaptığı Kirve pardon Zirve Dedektif bürosu ve bu kadar da aptal olunmaz ki dedirten bir komedi, çok güldük çok....
Tolga Çevik izlemedim daha önce, evet Tv de 1-2 kez denk gelip hıhı deyip geçmiştim, bunda da öyle olabilir dedim ama kahkaha attırabildi bana:)
Sen kimsin , kimsin sen diyalogları fazla da olsa keyif aldık:)
2-Yine Yeni Ciciklerim
Dün arkadaşımın "işim var İstanbul'a gidiyorum, gelir misin ?" demesiyle beni yanında bulması bir oldu , bunlar da bonusları:))
3-Kitaplaşalım mı hediyelerim:)
Dilara'nın düzenlediği kitaplaşalım mı etkinliği çerçevesinde eşleştiğim değerli kitap dostu hypo 'nun gönderdiği kitaplarım bugün nihayet ulaştı, buradankendisine teşekkür ederken, D&R' ı ve bazı kargo firmalarını saygı ile anmadan edemeyeceğimi de belirtmek istiyorum.
İki kitap alacağız ilk akla gelen D&r olur, D&R çalışanı ile diyaloğu aynen yayınlıyorum:
Eylem-EE ben Ejderha Dövmeli Kız'a (hypo'nun istediği kitaplardan biri, diğeri Elif Şafak'tı ve raflarda vardı)bakmıştım ?
Sakallı D&R Çalışanı-Kime Bakmıştınız?(Üniv. öğrencisi saçı uzun aklı kısa bize derler ama bu arkadaşta saçı sakalı koyverince herhalde dersler de yoğun , yoğun trans halindeydi)
Eylem-Efendim Hani şu çok okunan kitaplardan yahu Ejderha 'lı kız hani?
Sakallı D&R Çalışanı-Haaa, bir sn....
2 sn....
5 dk....
30 dk....
45 dk sonra....
Sakallı D&R Çalışanı-Şimdi hanfendi kitap elimizde yok ancak siz pazartesi gelin (bugün Cuma)ben getirteyim o kitabı sizin için...
Eylem-AA çok memnun olurum , tel falan vereyim ben ...Gelince hemen arayın ama acil lazım(ilaç için bi tane yaaa)
Sakallı D&R Çalışanı-Yok efem gerek yok getirtirim dedim ya , Pazartesi gelin alın kitabınızı.....
ve Pazartesi.....
Eylem -Beyefendi af edersiniz Ejderha Dövmeli Kız için gelmiştim, geldi mi acaba?
Sakallı D&R Çalışanı-Kim?(uyuklamaktadır sabah 11 suları)
Eylem -Steig Larsson canım hani ejderhalı kız, gelecek dediniz ya...
Sakallı D&R Çalışanı-Kim dedi?
Eylem-Sizzz......
Sakallı D&R Çalışanı-Emin misiniz??
Eylem-Ama beyefendi cuma geldim aradınız bulamadınız ben isteyeceğim pazartesi gelin dediniz ya...(saç telleri cızırdamaya başladı...)
Sakallı D&R Çalışanı-Yok , gelmemiş o ama gelir yarına (herhalde)
!!!!!!!!!!!!!!
Yarın da gittiğimi ve arkadaşın beni yine tanımayıp, aynı sorulara ve sürelere muhatap olduğumu anlatmama gerek yok herhalde , sonra çarşıdaki kitapçıdan buldum ve Hypo'yu beklemekten kurtardım....
Yine haftanın başka bir gününe kayan bir sinema günü yaptık , yapabilmemiz bile çok güzel hangi gün olduğunun ne önemi var değil mi ?
Neyse gelelim filme, önceki haftanın filminden önce gördüm fragmanını ve Vayy süper efektler falan dedim.Kesin gitmem lazım.Ancak hafta içi ilk seansa gitmemize rağmen sıraya girdik bilet alabilmek için, ilgi izdiham mükemmel.O zaman kesin eleştiriler de süperdir falan tabi biz.Bir de 3 saat ya ayıla bayıla izleriz ne olacak yani:)Süper olması da daha zevkli yani.
Öncelikle barabar conan filminden fırlamış bir sürü eleman , bunlardan biri hasan , diğeri hasanın sevdiği kızı seven düşman.İstanbul'u mu feth ediyoruz, beyaz roman mı okuyoruz belli değil, 1400 lü yıllar ve esas oğlan defne yaprağıyla balık pişirip kıza yemek yediriyor hem de meriç kenarında .Oy oy , ondan sonra ne kadar rahat bir birliktelik hani kimin eli kimin cebinde hesabı:)Yani yılları bilmesek:(
O arada bir de 40 gün oldu diye Koskoca Fatih sen gir depresyona, bak şimdi olacak iş mi;?Sonunda Ak Şemseddin efendi geliverdi de usta bir psikiyatrist edasıyla reçeteyi yazdı yoksa Costantine zevkten dört köşe:)
Neyse efendim geldik kuşatmaya biz bekliyoruz , gemiler yürütülecek , gemiler yürütülecek aman efendim 5 sn bilemediniz 10.Oysa bütün okul hayatım boyunca istanbul'u bu gemileri yürüterek aldığımız anlatıldı ve hatta yürütemezsek alamayacaktık ,10 saniye yetmedi bana,devamı gelir daha gider bu gemiler diyorum yok... Neyse alındı da rahatladık mı yok, nerdeee, durun, barbar conanlar yine sahnede sanki İstanbul için değil Hasan için savaşıyoruz...Off Allahım ya efektiydi falan ben anlamam bu mudur Fetih sorarım bu mudur???
Zannederim en son üç hafta önce yaptığımız Sinema Günlerine devam etme vakti gelmiştir artık.(Kimsenin aman niye bıraktın lütfen devam et dediği yok ama )
Yani arkadaş 2 yıldır,15 tatil+ yaz tatili hariç hiç aksatmadan yapmaya çalıştığımız Sinema günlerimizi, Cuma gününden aldık .Şimdilik kesin bir güne karar kılamadı isek de ileriki zamanlarda rayına oturacaktır diye düşünmekteyim.
Her neyse bu hafta Çarşamba gününe getirebildiğimiz günümüzde Filmimiz ;Ejderhalı Hatun oldu.Bu arkadaşımızın her üç kitabını da bir hayli beğenerek , zevkle okumuş ve aslında okuduğum kitapların Filmlerini beğenememe gibi bir takıntım hasıl olmuş olsa da bu kitabı okurken özellikle "şunun filmini de yapsalar ya " demiştim.
Ve nitekim bunun filmi yapılmış ve hatta daha öncelerden yapılmış ancak ben haberdar değilmişim.Sonun filmi yeniden çekilmiş , "vay ne muhteşemmiş" yorumlarına karşılık, zaten heves ettiğim şeyi görme hevesim pek bir katmerlenmişti.
Kısmet bugüneymiş.
Çok memnun , mutlu kaldım .
Ve fakat muhakkak kitabını okuyun.Her ne kadar pek konularda sapmalar olmasa da yine de detay bakımından yetersizdir diye düşünmekteyim .