film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2023 Cuma

25-31 MART/ 13. HAFTA

    2023'ün 13. haftasından merhaba arkadaşlarım, nasılsınız? 
Bu hafta hiç kitap bitirememiş olmakla birlikte, fazlaca film /dizi izlemesi yaptığımı sevinerek yazıyorum. Hem de izlediklerim uzun zamandır izlemek istediklerim olunca, değmeyin keyfime. 😍
    26 Mart Pazar günü,  çok uzun zamandır izleme listemde olan ve hatta pandemi döneminde belki de yüzlerce kez açıp, izlemeye bir türlü başlayamadığım o filmi izledim. Bakmayın siz Zombi Ekspresi yazdığına ismine, filmin İngilizce adı Train to Busan😆, Korecesi kim bilir nedir!
   Film: 5 ⭐ fazlasıyla hak etmiş,  beni ağlatmış bir filmdir ama bu ikincisi zaten hiç zor değil 🙄
    Oyuncu kadrosu efsane; Gong Ji-cheol artık hepinizin bildiği bir kişi, Squid Game dünya çapında izlendiğinden ötürü,  fakat ben kendisini Coffee Prince ikenden bilirim. Hey gidi günler 😍 fakat filmin jokeri bir tane değil... Woo- shik'i de Parasite 'den hatırlayacaksınız. Kore yapımlarına aşina olanları mutlu eder bu kadro :)
    Gelelim filme, arkadaşlar film üzerinde de yazdığı gibi korku, gerilim ve aksiyon içerir. Zombi filmidir ve bolca kan vardır, müthiş üzücü durumlara gebedir, vs. İzlemeyen kalmasın 🥴
💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜

    Bu diziyi artık avukat olmuş bir yeğen tavsiyesi üzerine izledim, teşekkürler kendisine.👏👏👏👏

19. Yüzyıl sonları, İtalya, ve bir KADIN , avukat olmak için mücadele ediyor.
    The Law According to Lidia Poët, gerçek Lidia Poët'in biyografisinden esinlenerek çekilmiştir, bu diziyi 28 Mart gecesi bitirdim. 5⭐ verme sebebim taraflı. Yıldızların hepsi Lidia Poët'e. Bazı kadınların, insan olmak/sayılmak için gösterdikleri çaba müthiş.  Ve beni bu tarz mücadeleler her zaman çok fazla etkilemiştir. 

    Biz haklarımızı altın tepside bulduğumuz için, bugün pek kıymetini bilmeyiz, oysa Atatürk'ün bu ülkede sadece kadınlara verdiği hakların, pek çok Avrupa ülkesi hayalini kurabiliyordu bir zamanlar. 

    6284'ün tartışıldığı şu günlerde, bilhassa bu konuda oldukça öfkeliyim, ne yazsam ucu birine dokunacak, o sebepten kısa kesiyorum.  

⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖⚖
    V for Vendetta 'yı 30 Mart gecesi bitirdim, ne zamandır izlemeyi istediğim filmlerden biriydi. 
    Gördüğünüz üzere yine bir 5⭐, bu film, kusursuz değilse de oldukça yakın. Bir isyanın anatomisi... Biri bu filmin; insanlar eğer hayır demezse, hükümetlerin her istediğini yapabileceğini anlattığını yazmış, bir başkası; bütün sözlerin anarşizm ve anarşist propagandası olduğunu. İnsanın aklına yudum insanının "anarşik bunlar" tanımı geliyor. 
    Artık kimin anarşik, kimin vatansever, kimin elinin kimin cebinde olduğunu pek bilmiyoruz. Hatta, çoğu zaman ben, kendimden şüpheye düşüyorum... 
    Terör örgütleriyle dansımız, vals ile başladı ama sonra sanki bir anda direk dansına döndü, fakat direk kimdi, dansöz kim orası biraz karıştı gibi... Neyse.... 
Bir iki klişe sahneye burada yer vermeliydim.



Sevgili arkadaşlarım bir haftanın daha sonunda geldik, izlediklerinizle, okuduklarınızla ve pek tabii sağlıkla geçecek yeni bir hafta diliyorum. Sevgiyle...

 

18 Mart 2020 Çarşamba

FLU - FİLM


  İşe gitmek zorunluluğu olmayıp, salgın zamanını evde geçirecek olanlara aktivite olması için izlediğim filmleri yazmaya geldim. Tabii bu filmler ben beğendiğim için buradalar,  yani "aaa neresini beğendin" olmasın 
zevk-renk meselesi.

Neredeyse 1 haftadır, salgın haberleriyle yaşıyoruz, açıkçası ondan önceki 10 gün de şehit haberleri ile alt-üst olan psikolojik durumum odaklanamama sorunu yarattı bende. Ne izlesem, ne okusam, ne yesem, nereye gitsem tat yokmuş gibi sanki. Yaşamın anlamı kalmadı desem belki abartı gelecek ancak inanın öyle hissettirdi şu 2020 . Oysa ne umutlarla başlamıştık hepimiz değil mi?

Bütün bunlardan sonra yeniden bir şeyler öğrenmeye çalışmak için,  bir şeyler okumak için,  izlemek için kendimi zorlamaya başladım. Fakat okumalarım verimsiz, ders çalışmam anlamsız,  twitter takibine ayırdığım günlük süre 20 saati bulmuşken bu filmin önerisi ile karşılaştım.

Film 2013 yapım,  Hyuk Jang(ki kendisini kore dizileri bağımlılığım döneminden pek severim) başrolde.
Sung-su Kim'in yönettiği film -bence- oportünist yönden oldukça hacimli ise de benim sanırım buna ihtiyacım varmış ki oldukça etkiledi. Yaşadığımız günler ile pek bir senkronize oluşu da etkinliğinde önemli bir paya sahip.

Bence izleyin, bir miktar aksiyete artıracak gibi görünse de, izleyin...

Bu arada bu postun altında biraz konuşalım, siz neler yapıyorsunuz, neler hissediyorsunuz, nasıl geçiriyorsunuz bu günleri?

20 Temmuz 2017 Perşembe

BENİ ASLA BIRAKMA - KAZUO İSHİGURO

Çeviri: Mine HAYDAROĞLU
1. Baskı 2007
271 Sayfa

"Belki de biliyordum , derinlerde bir yerde , sizlerin bilmediği bir şeyi biliyordum."

Never Let Me Go adıyla filmi yapılmış , ben kitabı olduğunu bilmeden izledim filmi ,çok sevince dikkatimi İshiguro 'nun kitabından yapıldığı çekti. 

Film İngiltere yapımı ama benim sevdiğim Fransız Filmleri gibi ağır bir havası vardı.

İtiraf ediyorum, kasvet severim.

Hiç düşünmedim kitabı edinirken .

Sadece kitaplığımda bulunmalı diye düşündüklerimden biriydi.

Takasla gelmesi sevindirdi :)

Filmle kitabın bu kadar birebir gittiği ender eserlerden biri.

İster kitabı okuyun , ister filmi izleyin.




14 Ekim 2014 Salı

SİNEMA GÜNÜ- KAYIP KIZ



Bu hafta sinema gününde , kitabını okumadığım bir film vardı.

Gone Girl-Kayıp Kız , bir Gillian FLYNN kitabı , yine senaryo aynı yazar tarafından yazılmış, Ben Affleck ve Rosamund Pike ta başrolü üstlenmiş.

Psikolojik -Macera tanımına 'cuk ' oturmuş film. Azcık Polisiye de ilave edilmiş.

Ve iyi ki kitaptan önce izledim bu filmi.Eğer kitabı okuyup filmi izlesem eminim bu kadar etkilenmeyecektim. 

Hop oturduk hop kalktık film boyunca, sonuna yakın da çok güzel ters köşe olduğumuzu anladık.

Velhasıl , okumadıysanız bile muhakkak izleyin derim.

Not :Film +18 uyarısıyla sinemalarda..

6 Ocak 2014 Pazartesi

1 FİLM +YENİ KİTAPLAR

2013'ün izlediğimiz son filmiydi.Faruk AKSOY'un yapımcılığını üstlendiği filme, oyuncu kadrosu için gittik desek yanlış olmaz.
Geçen yıl herhalde erkeklerin kendilerinin sorguladığı yıldı:)
Film değil de tiyatro olsaydı kesinlikle mükemmel olurdu diye düşündüm, filmden çıkınca:)
Yine de Ali Poyrazoğlu, Fikret Kuşkan filmi izlemenin zevki bambaşka.

Filmden aklımda kalan bu güne kadar bir yerli filmde görmediğim , genelde Kore sinemasında çokça dikkatimi çeken şey;
arka planda kitapların olması.

Kendi içimde şöyle bir kıyas yaptım , ister istemez.(Bu aralar Kore Filmleri izlememle de alakalı olabilir .)
Bir Kore filminde kitapsız ev göremezsiniz.
Bu ev ister bir köyde , ister metropolde olsun , yerlerde , dolaplarda, masa üstlerinde her yerde karşınıza çıkan şey kitaplardır.Kahramanlar hiç kitap okumuyor olsa bile film boyunca , kitap görüntüsü sürekli ekrana yansır.

Artık herhalde yurdum filmlerinde de kitap görebileceğiz.Konusuyla hiiiç alakası yok ama sırf bu sebepten sevdim ben bu filmi.Ha konusunu da sevdim .Erkeklerin kendilerine artık objektif gözlerle bakmaya başladığını düşünüyorum.Kendi yapılarını araştırmaya, anlamaya çalışıyorlar artık zannımca.

Bu da benim bir film için yazdığım en uzun yazı :)



2. Olayım da yeni kitaplarım.Kah blogger arkadaşlarımın tavsiyeleri , kah kendi beklentilerimin karşılığı olan kitaplarıma da yine 2013'ün son günlerine kavuştum.


2013 en çok kitap satın aldığım yıl olarak ta tarihe geçmiş bulunmakta:)

Ya Yayınevleri gönderse bu kitapları olmaz mı sanki ya da beni okur olarak işe alsalar mesela :(

Kitaplara verdiğim parayla kocam zengin olabilir ,oğlum yurt dışında okuyabilir ,kendime 2., yok 3. el bir araba alabilirdim gibi sanki .

Parasız kalırsak kitap satışı yaparız artık:)Olmadı kağıtlarını rulo yapıp salçayla kaynatıp yalancı sosisli de yapabiliriz:)Iyyyy...

Sevgiyle kalın:)

4 Aralık 2013 Çarşamba

2 FİLM +1 GEZİ



Aman ha sosyalleşelim kapsamında yaptığımız film günlerine devam ediyoruz.

İlki Erkek Tarafı Testosteron , Mert Fırat ve İlksen Başarır varsa bir filmde mutlaka izlemeliyiz, dedim arkadaşıma.

Nette dönen bütün Nikah Masası kliplerini izledim , izlettirdim.

SONUÇ:Filme yaş sınırı getirilmeliydi kardeşim:)

Film aslında yabancı bir tiyatro oyunundan uyarlamadır , 300 gösterim full gişe olarak yapılmıştır.Alınacak dersler , gülünecek espriler , havada uçuşan küfürler ,...

Yani güzel fakat sosyal olarak bir konuya temas yok gibi geldi bana , hani alıştırdılar ya muhakkak olmalı gibi gittim ,film İlksen Başarır'ın diye, yapmayın benim gibi , ön yargılı gitmeyin :)


2. Filmimiz Özcan Abi'nin filmi ,iyi kopya yaptığından güzel olur zannettim.

Bir de afişler falan , anlatımlar , müthiş bir aşk falan filan çok konuşuldu.

Film boyunca gülmekten öldüm , hani Özcan Deniz'in filminde klişe normal , fakat film baştan sona klişe olmaz ki .

Arkadaşla "ne komediler gördük ama bu derece gülmedik" diyerek çıktık filmden .

Gülmek isteyen gitsin, 10 kişilik salondan yalnızca 1 kişi ağladığı diğerleri güldüğü için genele vurdum yoksa haddim değil:)

Ben pek gittiğim , gezdiğim yerleri paylaşmam burada ama bir sebebi var , hele bekleyin .


Çorlu'ya yakın, hatta çok yakın ki biz bisikletle bile gidebiliyoruz , Marmara Ereğlisi diye bir ilçe var , Tekirdağ'a bağlı.

Çoktandır en uçtaki kahvesine gitmemişiz .




Bir de ne görelim bütün duvarlarına resim yapmışlar.

Önce dikkat etmedim , sadece resimler hoşuma gitti:)


Sonra bir de gördüm ki resimleri adaşım yapmış.Emeğine sağlık çok güzel olmuş.

Sizlere de hem bakmak hem de okumak düşmüş.:)






1 Kasım 2013 Cuma

1 FİLM +1 SİTEM


1 SİTEM

Film'i sonra yazacağım , önce sitemim.

Bumerang Deneyim Günleri Kapsamında,
yukarıdaki fotoğraf ile birlikte Bumerang sitesinde yapılan davet düştü ekranıma, geçen hafta.

2 yıldır okuduğum kitapları giriyorum bloga, 1 yıldan fazladır Bumerang üyesiyim hem de Platinlisinden , buna rağmen bir kere bile ne reklam aldım, ne de bir etkinliğine katıldım.

Fakat buluşmanın haberinin geldiği günün akşamı okumaya başlamıştım , Özdil'in kitabını, ha köşe yazılarını okurdum fakat müdavimi de değildim .

Hemen ertesi günü, o kadar bekledikten sonra okumaya başladığım kitabın sahibiyle tanışma fırsatı doğmuş , kaçmaz dedim , evrenin mesajıdır dedim, şartlarınıza uygun ise blog, ben de orada olmak isterim, dedim.

Demez olaydııııım.

Ha haber gelecek , ha geldi , hadi geliyor derken 9 değil 19 doğurdum pc başında, 1 hafta boyunca.

30 ekim çarşamba günü 1.30'a kadar pc 'deyim , herhalde uygun bulunmadı blogum falan diye düşünüyorum artık , çok ta önemli değildi zaten ayaklarına yatıyorum kendimce, ben de kitap yazayım bak ben çağırıyor muyum Yılmaz Abi'yi:)

Abi diyorum ama kızı yaşında sayılırım , zorlasam torunu bile olabilirdim sanki , bu arada yaşım 32.:)

Aynı gün yakın saatlerde, yine melankoliye kapıldığımı, asosyalliğin ar damarına nüfuz ettiğimi düşünen arkadaşım , pastasıyla böreğini yapmış ,tel etti gel diye.

Umut ta kalmadı ya artık Yılmaz Abi'ye gitmeye, koştum arkadaşıma, sadece sosyallik adına.

16'da eve geldim , yemek telaşı , oğlumun gelişi, eşimin işi derken ben ancak 17.30'da oturdum bilgisayar başına , bir de ne göreyim, saat 2.30 da gönderilmiş bir mesaj , Bumerang'dan.

Aynen aktarıyorum.

Sayın kullanıcımız,



size ulaşabileceğimiz telefon numarasına maalesef sistemden ulaşamadık. İletişim bilgilerinizi gün içinde bizimle paylaşırsanız yarışmamızla ilgili sizinle görüşmek istemekteyiz.

İlginiz için teşekkür ederiz


Fakat saat olmuş 17.30, acaba günün içinde miyiz , dışında mı kaldık demedim , gönderdim telimi .

EEEEE

Ne arayan ne soran , oldu benim Yılmaz Özdil hüsran.

Canım okuyucu bilmelisin ki,  önce kendime kızdım , yedin pasta böreği de ne oldu , aferin diyen çıktı mı, diye.

Sonra Bumerang'a kızdım, e kardeşim , son dakika mı aranır katılımcı yahu , sonra ben bumerang üyesiyim nasıl yok telim ya da neden bugüne kadar istemedin,diye.

Ama en sonunda buldum günah keçisini , kaçıyordu neredeyse , yakaladım.

Suçlu Yılmaz Abi bence,

böyle bir etkinliğe katılır da insan daha profesyönel bir ekiple çalışmaz mı, hadi telimi bilmiyorsun , köşende neden yazmadın, hiç olmadı mesaj bari atsaydın, değil mi ama dedim...küstüm.


Kaderin Böylesineeeeeeee....


Neyse ,
bir hafta boyunca yaşadığım heyecanın, sıkıntıdan çıkarmış olduğum 5 adet sivilcenin, aldığım 700 gramın vebalini okumak ta sizlere kaldı, kusura bakmayın.



1 FİLM





Perşembe günü arkadaşım , 6. hissi azcık kuvvetlice herhalde , sinema gününe var mısın , dedi?

Ben de Varım ama küçük hissediyorum dedim , .:)

Neyse bu filmde karar kıldık, daha önce bloglardaki yorumlardan genel olarak beğenildiğini okumuştum , zaten Uğur Yücel varken bize söz düşmezdi , oynamasındı , yerinde otursundu 90 dk. ,farkı olmazdı.

Biz yine beğenir , yine alkışlar , yine izler ,yeni film için yıllar beklerdik.

Uzun lafın kısası , film müthiş , artık çoğu kişi biliyor Black adında bir de yabancı versiyonu varmış.

Tek sorun bir paket peçete yetmez , ruloyu toptan götürün.

Ağladık , açıldık , :) 






23 Eylül 2011 Cuma






KARADEDELER OLAYI








Bir Sinema Günü daha ve bu defa yerli bir korku filmi, belgesel tadında.Karadedeler Olayı Ocak 1989 'da gazetelerde K.'ilinin D. Köyünde cinler göründü haberini araştırmaya giden bir gazetecinin, köydeki çekimleri ve daha sonra köyde yaşayan bir çocuğa kamerasını vermesi ve çocuğun çekimlere devam etmesiyle çekilmiş filmlerden oluşuyor.
Filmde; gerçek bir olayın anatomisi olduğu da belirtiliyor.
Tabi ne kadar gerçek o da tartışmalı , bana kurmaca gibi geldi:) .Çünkü köylüler hiç şive kullanmamış , oysa Türkiye'min bütün köyleri kendilerine has şiveleriyle bilinir.Arkadaşım Fİlmde geçen mekanları Düzce'nin köylerine benzetti (tabi köyde sürekli fındık yemeleri de buna etki etmiştir:) ancak benim vikipedi'de olayın geçtiği yerle ilgili bulduğum bilgiler şöyle:
''Film içerisinde olayın geçtiği yer hakkında açık bilgi verilmemektedir. Mekân ve kişi adlarının sansürlenerek verildiği filmde olayın geçtiği yer "K... ilinin L... ilçesinin D... köyü" olarak verilmektedir. Türkiye'deki yerleşim birimleri içerisinde "K" harfi ile başlayan iller incelendiğinde "L" harfi ile başlayan bir ilçenin bulunduğu tek il Kırklareli'dir. Kırklareli'ndeki bu ilçe ise Lüleburgaz'dır. Lüleburgaz'da ise "D" harfi ile başlayan iki köy bulunmaktadır. Bu köyler ise Davutlu ve Düğüncübaşı'dır.[5] Ancak filmin yayınlanan ikinci fragmanında yer alan gazete kupürleri incelendiğinde ve sansürlenen karakter sayısı göz önüne alındığında bu köyün Davutlu olduğu anlaşılmaktadır.''
Bu bilgilere göre olayın gerçek olma ihtimali ve Kırklareli'nde geçmiş olma olasılığı oldukça fazla.Memleketim diye söylemiyorum ,  bu tip hikayeler her zaman anlatıla gelmiştir.

Uzunca bir aradan sonra (yaz tatili) yeniden, Sinema Gün'lerine dönebilmek oldukça keyifliydi.Arkadaşlarımı, patlamış mısır kokusunu ve filmden sonraki paylaşımları , muhabbetleri ve çay keyiflerimizi özlemişim...