28 Mart 2020 Cumartesi

KÖRLÜK - JOSE SARAMAGO

1. Basım 2017 (Kırmızı Kedi)
Çeviri: Işık Ergüden
330 Sayfa

‘Genel ruh halinin sürekli kötüleştiğinin kanıtı, hükümetin bile kendi stratejisini bir hafta içinde iki kez değiştirmesiydi.’

Yaşadığımız günleri biraz farklı bir şekilde anlatan, fakat insanoğlunun ne kadar aciz kalabileceğini gözler önüne bir o kadar net bir şekilde serebilen bir kitap Körlük.

Bir distopya...


Pek çok distopya gibi gerçek yaşamda olması gereken bazı detaylara hiç değinmemiş olması nedeniyle Goodreads puanına 4 verdim, bu konuları burada yazmayacağım, korkmayın :)

Portekizli yazar aynı zamanda 1998 Nobel Edebiyat Ödülü’nü almış, Portekiz hükümetince sansürlenmiş ve başka bir ülkede yaşamak zorunda kalmış.

Bu kitap çok enteresan bir şekilde, bir şehirde yaşayan kişilerin bir salgınla kör olmasını ve kör olan insanların yaşam mücadelesini anlatıyor. Yazılışı da enteresan, noktalama işaretlerinin kullanılışı ve konuşma ifadelerinin belirtilmemesi ilk etapta okuru daha dikkatli olmaya zorluyor.

Etkili bir kitap, aslında alıntı yapabileceğim pek çok yerin altını çizmiş olmama rağmen içinde bulunduğumuz şartlara en çok üstte yazdığım cümlenin uyduğunu düşünüyorum. Bir de dünyanın çığırından çıktığını...
Umarım yaşadığımız bu distopya günlerini en az kayıpla atlatırız, umutsuzluğum her geçen gün artsa da ....




25 Mart 2020 Çarşamba

CANAVARLAR- ILSA J. BICK

1. Baskı 2015
Çeviri: Barış Emre Alkım

Serinin son kitabı da bitti. 

İlk kitabı KÜLLER ‘i 27 Temmuz 2017’de okumuşum. 

İkinci kitap GÖLGELER 30 Ağustos 2017’ de. Olasılıkla ilkini çok beğenmem üzerine hemen okunmuş.

3. kitap CANAVARLAR ise 31 Ocak 2018. 

Bu son kitabı olasılıkla ilk 3 kitabından büyük keyif aldığım için ertelemişimdir. Belki de zamanı şimdi gelmiştir. 

Serinin son kitabı oluşunun hakkını vermiş ve bitişi yapabilmiş yazar. Her ne kadar hayat devam ediyorken hiçbir şey tam bitmiş sayılamasa da... 

Özellikle gerçek hayatta distopya/kurgu yaşadığımız, dünyanın her yanını saran salgın dolayısı ile okunması ya da empatisi daha tesirli olacaktır diye düşünüyorum.Bu serideki salgının adının ya da etkilerinin farklı olması etkileyiciliğine etken değil.

Açlık Oyunları gibi her gece sayı bekler olduk. Gece yarısı gelen sayılar zaten huzursuz uyuduğumuz zamanları daha da verimsiz kılıyor. Beni en çok kitaplar rahatlattığından, en sık onlara başvuruyorum. 

Sizler neler yapıyorsunuz bu günlerde, nasıl hissediyorsunuz?


21 Mart 2020 Cumartesi

BİNBOĞALAR EFSANESİ - YAŞAR KEMAL

1. Baskı 1971 Cem Yayınevi
YKY’de 15. baskı 2013


‘1876`da Türkmenle Osmanlı arasında Çukurova`da bir savaş oldu. Osmanlı Türkmeni yerleştirmek, toprağa çakmak, ondan vergi almak, onu asker etmek istiyordu. Türkmense buna karşı koyuyordu. Dövüş beter oldu, bu dövüşte Türkmen yenildi ve iskan edildi. O gün bu gündür bu yenilginin acısı, iskanın kepazeliği hiçbir Türkmenin yüreğinden çıkmaz.’

‘Çık da bu şehriyin içine, bir gör olan biteni... Azıcık insanlık kalmış mı? Doğru, şehir büyümüş, her bir evi saray olmuş, ama insanlığı kalmamış bu şehrin. İnsanı yozlaşmış gitmiş.’

‘Koca adamların çocukları dövdüğü, ötekilerin de bön bön baktığı bir ülke çürüktür, ölmüştür.’

Yaşar Kemal bir efsanedir gözümde, en çok İnce Memed’ini sevsem de her yazdığını severek okumuşumdur. Aslında Bir Ada Hikayesi’nin 3. kitabını okuyacaktım ama... 

İşin açığı her ne kadar çok iyi bir kitabı, en iyi yazınlarından biri olabilecekse de bence bir İnce Memed değil. 

Yine de evde kaldığımız şu günlerde yürek dağlayacak kadar etkili bir efsane.

Çukurova’nın yine muhteşem anlatılarından biri;
koyaklardan geçip kışlak aradığınız, akarsu kenarlarında Hızır ile İlyas’ı beklediğiniz, yarpuz kokularını sizin de hissedebildiğiniz...

Okuyun, bilhassa Yaşar Kemal okuyun...


20 Mart 2020 Cuma

SEHER - SELAHATTİN DEMİRTAŞ


¨..İnsan hayal kurarken gözlerini kapatır, hiç kimse hayallerimizi görmesin diye yaparız aslında, gözlerimizi kapatınca kendimizden bile saklarız hayallerimizi.¨


Bir öykü kitabı, hem de bir siyasiden, hem de bu kadar hissiyata dokunabilen...

Açıkçası malum sebeplerden önyargılıyım yazara. Bir de öykü sevmem bildiğiniz üzere dolayısıyla eleştiri yapmak çok daha kolay olabilir diye düşünmüştüm. 

Kitabı epub olarak okudum, gerçi elimde öyle uzun boylu da kalmadı, ilk olarak yazarın yalın anlatımı okumayı oldukça akıcı hale getirmiş, okur gibi değil dinler gibi gitti. İkinci olarak belki ülke için sıradan denebilecek öyküler ama gerçek olduğunu, yaşadığımız hayatın tam da içinde olan karakterler olduğunu bilmek etkileyiciliği arttırmış.Belki yakınımızda, kendi çevremizde değiller ama ülkenin genelinde yaşanan gerçekler.

Evet yazar bir edebiyatçı değil o sebepten de edebi kaygıları yok ama belki de tam da bu sebepten sevdirdi kendini. Gerçek olan her şeye bir sempatim var benim. 

Bütün bunları göz önüne alarak diyebilirim ki öykü okumayı sevmeyen benim bile sevdiğim, oldukça etkilendiğim öykü kitaplarından biri oldu kitap. 
Okuyun!

19 Mart 2020 Perşembe

OKUNMAMIŞ KİTAPLAR


Okunmayı bekleyen kitaplarımızı paylaşıyoruz, haydi birbirimizin kitaplıklarını kurcalama vakti :)


Sevgili deeptone okuyamadığım ama okunmak için elimde olan ve sırasının gelmesini bekleyen kitaplarımı merak etmiş:) 


Benimkileri gördükten sonra ‘etmez olaydım’ diyebilir !



Buraya fotoğraflarını koyduğum kitaplarımdan pek çoğunun alınış tarihi minimum 5 yıl öncesine dayanır.


Beş on adedi yayın evlerinin gönderdiği, okuyabilirsem sizlerin olacak inş :)


Bazıları oğlumdan okumak için arakladıklarım:)


Yeğenden tırtıkladıklarım da mevcut içlerinde. Ve içlerinden en az 3 tanesini
 de şu anda okuyorumdur muhtemelen. Genelde tür olarak farklı olmak koşuluyla birden fazla kitap okurum.


Burada 180 ‘den fazla kitap var, çok demeden önce alt satırı okuyun!


1000’e yakın kitap da epub/pdf olarak okunmayı bekliyor! Tabii onları da bu posta ilave etmek isterdim ama 3 gün boyunca bakmak zorunda kalırsınız diye korkuyorum :)


Belki bir çoğunuzun kitap tanıttığınız postlara yazıyorum, ’önerdiğiniz kitapları da okumak istiyorum ancak bunun için bir 150 yıl daha yaşamalıyım sanırım’ diye ve siz de abartıyor diye düşünüyorsunuz ama şahit olduğunuz üzere yanılıyorsunuz:)



Ne yazık ki yeni kitap almıyorum/alamıyorum!


Bunun en büyük sebebi okuyamama korkusu değil ama, yer darlığı :) 

18 Mart 2020 Çarşamba

FLU - FİLM


  İşe gitmek zorunluluğu olmayıp, salgın zamanını evde geçirecek olanlara aktivite olması için izlediğim filmleri yazmaya geldim. Tabii bu filmler ben beğendiğim için buradalar,  yani "aaa neresini beğendin" olmasın 
zevk-renk meselesi.

Neredeyse 1 haftadır, salgın haberleriyle yaşıyoruz, açıkçası ondan önceki 10 gün de şehit haberleri ile alt-üst olan psikolojik durumum odaklanamama sorunu yarattı bende. Ne izlesem, ne okusam, ne yesem, nereye gitsem tat yokmuş gibi sanki. Yaşamın anlamı kalmadı desem belki abartı gelecek ancak inanın öyle hissettirdi şu 2020 . Oysa ne umutlarla başlamıştık hepimiz değil mi?

Bütün bunlardan sonra yeniden bir şeyler öğrenmeye çalışmak için,  bir şeyler okumak için,  izlemek için kendimi zorlamaya başladım. Fakat okumalarım verimsiz, ders çalışmam anlamsız,  twitter takibine ayırdığım günlük süre 20 saati bulmuşken bu filmin önerisi ile karşılaştım.

Film 2013 yapım,  Hyuk Jang(ki kendisini kore dizileri bağımlılığım döneminden pek severim) başrolde.
Sung-su Kim'in yönettiği film -bence- oportünist yönden oldukça hacimli ise de benim sanırım buna ihtiyacım varmış ki oldukça etkiledi. Yaşadığımız günler ile pek bir senkronize oluşu da etkinliğinde önemli bir paya sahip.

Bence izleyin, bir miktar aksiyete artıracak gibi görünse de, izleyin...

Bu arada bu postun altında biraz konuşalım, siz neler yapıyorsunuz, neler hissediyorsunuz, nasıl geçiriyorsunuz bu günleri?

17 Mart 2020 Salı

TARİHİMİZDE GARİP VAKALAR- REŞAT EKREM KOÇU


Bu kitap ta bir Epub/Pdf olmasına rağmen ayrı bir post olmayı fazlasıyla hak ettiğini düşündüğümden bu şekilde paylaşılmıştır. 

Çok zaman önce İlber Ortaylı’ya tarih kitapları ya da yazarlarından kimleri okuyalım diye sordukları bir röportajda, Reşat Ekrem Koçu ile başlanmasını salık vermişti üstat. Buna istinaden Koçu’nun bir kaç kitabını indirmiş fakat bir türlü elim gidip okuyamamıştım.

Nihayet denk düşüp okumaya başladığımda ki kesinlikle enteresan bir kitabı ile başladığımı düşünüyorum, hakikaten de bugüne kadar ismini niye bu kadar az duyduğuma hayret ettim. 

Aşağıda alıntıladığım satırlar kitabın son sayfalarına eklenmiş enteresan bilgilerdir.

İçerisindeki vakalar ise alttaki iki fotoğrafta var. 

Çok enteresan, bazılarını duyduğumuz ama doğru mudur ki diye düşündüğümüz vakalar, geçtikleri yerler belirtilerek -Naima Tarihi, v.s.- anlatılmış. Bazılarını ben hiç duymamıştım, bu daha da güzel oldu. 

Dışarı zorunlu haller dışında çıkılmaması gerekiyor ise evde kitap okumak iyi gelebilir. Benim normalde de dışarı çıkmayı çok sevmediğim göz önüne alınacak olursa bu günleri en az sıkıntı ile atlatacak kişi benim diye düşünüyordum, yanılmışım zira endişe evde geçirilecek verimli zamanlarımı baltalıyor ne yazık ki. Demek her şey huzur varsa güzel, dışarı çıkmamak bile. Umarım memleketçe en az hasarla atlatırız diye umut ediyorum. Dikkat edin kendinize lütfen ve sağlıkla kalın.

‘Onyedinci asrın büyük şairi Şeyhülislam Yahya Efendi öldüğü zaman cenazesi o kadar kalabalık olmuştu ki, Fatih camiinde kılınan namazından sonra cenaze alayı yapılamadı, herkes olduğu yerde durdu ve yalnız tabut, Çarşambadaki kabre kadar elden ele yürüdü.’

‘Van gölünde yüzen ilk Türk gemisi onaltıncı asırda Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Büyük sanatkar o zaman yeniçeri ocağında dülgerlikteki hünerleri ile tanınmış basit bir neferdi.’

‘Lale çiçeği Avrupaya Türklerden gitmiştir. Bu bir beyaz lale idi ve adı da (Dülbent Lale) idi. Fransızca lalenin ismi olan (tulipe) bu tülbent isminden bozmadır.’

‘Kanuni Sultan Süleyman sağ kulağında daima bir küpe taşımıştır, bu küpe, kulak memesine altın bir halkacık ile takılmış bir fındık büyüklüğünde ve armut şeklinde gayet kıymetli bir inci idi.’