1 Mayıs 2022 Pazar

NİSAN '22 - AY ÖZETİ

Bugün 1 Mayıs,
 tüm işçi ve emekçilerin bayramı kutlu olsun.
Yarın Ramazan Bayramı,
 bütün müslümanların bayramı kutlu olsun.
Nisan benim için beklediğimden verimli ve yoğun bir ay oldu, aşağıda göreceğiniz 
üzere hem izleme hem okuma programım çok yoğundu. Bunun yanında beklemediğimiz bazı gelişmeler ile beklenen fakat aktif olarak müdahale edilmemiş bazı sorunların halli çalışmalarımızın hız kazanması, bazı belirsizliklerin karara bağlanması, alınan bazı kararlara uyulmaması derken geçmez dediğim ay son sürat nihayete erdi. Yeni bir ay ve yeni yapılacaklar listelerinde hepimize kolay gelsin.

İZLEDİM
Asya 'dan sokak lezzetleri... Tadımlık belgeseller .Farklı lezzetleri tatmak değilse bile öğrenebilmek bile güzel.

Blueming, dizi içinde dizi, hımm hımm...

Reply 1988... 
Kore yapımlarıyla ilk tanıştığım zamanlar, Eski Koreciler bilir Yeppudaa vardı(  keşke yine olabilse), bu seriden yani Reply serisinden birini izlemiştim,  şimdi hangisini izlediğimi hatırlamıyorum fakat bu değildi yine de onu da sevdiğimi  hatırladım. Bu da 20 bölüm ve her bölüm neredeyse 1.30 saat, ama izlettirdi kendini. Dönem işlerini dizi /film/kitap farketmeksizin seviyorum.  Fakat bu dizinin bilhassa son bölümü, yani ağlamaktan içim şişti.
Özellikle bu ayda yapmamalıydım bunu kendime...

Elite 5. Sezon.
Hımm, Guzman yok, Nadia yok 😄 pek tabii ki beklenen ve özlenen Kontes yok. Biraz da pek tabii cıvıtılmaya başlandı,  şimdi aslını isterseniz diğerleri yani ilk bölümleri fazla afirmatif bulduğumu söylemeliyim ama bu bölüm sonundan bakınca bunu net olarak görebiliyorum.  Bu kadar parası bol olup sevgi kıtlığı çekmek te herhalde böyle bir şey, 🤪
Cobalt Blue.
Kitaptan uyarlama imiş film, bence ⭐⭐⭐. İki de yeterdi de neyyyse.. 




Cherry Blossoms after Winter dizisi.
bu diziyi izleyip, beğenip yeğen ile paylaşınca çok önce bunun aslında bir webtoon olduğunu ve bana önerdiğini öğrendim,  🥴
Eh webtoonu da okumak farz bu durumda. 
Cherry Blossoms after Winter Webtoon.
Yukarıdaki yapımın webtoonları, 4 kitap efendim, aslinda kitap tabii de bildiğiniz çizgi roman işte ve inanılmaz derece +18 falan değil, +28 olabilecek yapıda.  Şu ahir ömrümde pornoya bu kadar yakın bir şey okumadım sanırım.  Ya da "gay" porno demek belki de daha doğru olacak.  İlk kitabın bir hikayesi vardı en azından,  diğerleri tamamen pornoya eşlik etsin diye yazılmış intibaı verdi. Yine de okuduk tabii başlamıştım bir kere değil mi, bu ayda bunları ya da bu kadar aykırı şeyleri okumak aslında bir yerde kafamı dağıtmak için bir yerde iyi oldu diyebilirim, yoksa depresif takılmak için 1001 sebepten fazlasına sahibim :)

Yakamoz S-245.
Çok güzel bir diziydi, into the night dizisinin yancısıymış, o dizinin 2. Sezonunda son bölümlerde Kıvanç oynamış ve oldukça ilgi görünce de aynı dizide bu karakterin bakış açısından verilmiş devam gibi ama değil aynı zamanda ki zaten into the night 3. Sezon olarak değil bağımsız bir yapım olarak yayınlanmış.  Dizi netflix te bulunamamış diye okudum bir iki yerde ama ilk iki sezon da var nasıl bulamamışlar bilemedim. Ve sanırım devamı gelebilecek bir şekilde bırakılmış ama sanki çok izlenmezse çekilmeye de bilir o kıvamda bir son. Hayırlısı bakalım 

Heartstopper:
Çizgi-dizisini okumuştum. Neredeyse cizgi dizinin buradaki kişilere bakarak çizildiği söylenecek kadar çok benziyor karakterler.
Güzeldi. 


Downton Abbey ,
çok hoştu, 2. Sezonda da ...


The King:
15. Yy, V. Henry tahta çıkar ve Fransa'ya kafa tutar...
Filmde her tarihi kurguda olduğu gibi bazı gerçek dışı hareketler mevcut. Yine de ben tarihi filmleri seviyorum sanırım.  Burada biraz Fransa'yı gömelim derken kendilerini gömmüş gibi olmuş İngilizler ama neyyse...








 GİTTİM 


Ankara expressi ile İstanbul'a gittim ama asıl konu bu değil asıl konu İstanbul-Ankara arasındaki 8 saatlik sürenin 10 saate ulaşması.  Niye diye sorulduğunda"tehir var "diyorlar.  Oysa saatinde kalkıyor tren . Enteresan geldi bana ya neyse. Osmanlıca sınıfımdaki arkadaşlarımdan birinin kızının nikahı bahane oldu, güzel de oldu bence. Ankara'nın en sevilen yönü ile bir günlük te olsa mutlu oldum.   Yani yazara hak vermemek elimde değil, İstanbul'a gidiş gerçekten de Ankara'nın en sevdiğim tarafı. 

 OKUDUM

Ve okuduklarım, Homo Deus'un son 100 sayfası hariç diğer hepsinin bitmiş olması harika, Webtoon'lar yok  bu fotoğrafta düşünün.

Sağlıkla kalın sevgili arkadaşlarım, sevdiklerinizle kalın, ve mutlu olun...






 












26 Nisan 2022 Salı

30 GÜN MUTLULUK ETKİNLİĞİ VE NEREDESİN BERNADETTE- MARIA SEMPLE


Selam sevgili bu sayfanın okuyucusu, kitapların izleyicisi, gönlümün efendilerisi ...
Aslında bu post Neredesin Bernadette kitabının yorumuna özel olacaktı nitekim hala alt satırlarda kendisini görmeniz mümkün olacak. Fakat o yorum o kadar tatmin etmedi ki beni, ne zamandır paylaşılmayı beklediği halde elim bir türlü gitmedi.
Sonra Şule'nin 30 Gün Mutluluk Etkinliği'ne de katılmadığım aklıma geldi ve şu an bu satırların ortaya çıkışı bu  vesileyle oldu. Etkinlik detaylarına ve Şule'nin bloğuna bir göz atmak isterseniz lütfen

Öncelikle kısacık bir açıklama yapmak isterim, Şule bu etkinliği bizimle paylaştığı zaman O'na da yazmıştım:
 2020 Nisan ayında verdiğim kayıplar sonrasında toparlanabilmem oldukça uzun sürdü, hala da eski Eylem olamadım...Sanırım bundan sonra eskisi gibi olabilmemin imkanı da yok. Bu sebepten bu ayda mutlu olabileceğim bir şeyler bulabilmek benim için oldukça zor, hatta neredeyse imkansıza yakındı.Ama hayat öyle bir şey ki bir şeye ağlarken gözlerinizdeki yaşlar eşliğinde başka bir şeye gülebiliyorsunuz. Sanırım buna Hayat deniyor ve hayat devam ediyor. 
Nisan kitaplar ve filmler ile başladı, son sürat bitirdiğim kitaplar ve izlediğim dizi/filmler ile mutlu olmasam bile depresif hissetmekten kaçınma provaları yapmaya adamıştım kendimi, Nisan ilk haftası Oğlumun rahatsızlık nüks etti. Sonuçta tedavi edilebilir bir şeyse de sinir yıpratan cinsten fakat yine de mutlu olacağız o sebepten bunu:
 Geçiniz.
Nisan 2. haftası bügüne kadar yaşadığım en büyük ve en acı kaybımın yıl dönümüydü  o haftayı komple atlasak mı derken ...
 ev sahibi evi sattı,  "güya" yatırım için alan yeni sahiplerin ecnebi olduğu ve bizi evden çıkaracağı geldiğinden ....
Geçiniz.
Nisan 3. haftasında İstanbul'da geçirdiğim 5 yılın 3'ünde ahbaplık ettiğim Osmanlıca sınıfımın güzide insan topluluğundan birinin kızının nikahı vardı, neredeyse 6 aydır oturduğum koltuktan sadece dumbellarıma kavuşmak, ev işi yapmak ve oğlanın "şöferliği" için kalktığımdan İstanbul bana oldukça uzaktı fakat bazen gitmeniz gerekir çünkü bazı zamanlar bazı kişilerle birlikte olmanız size iyi gelecektir.






Buna istinaden 23 Nisan gecesi Ankara Express ile 22.00'da yola çıktım, maksat 24'ünde nikaha katılıp yine 24 Nisan gecesi 22.18 Express'i ile geri dönmekti. O gece siz isterseniz trende ön koltuktaki bebenin mütemadiyen ağlamasından ötürü deyin, ben istersem Downton Abbey'in 2. sezonunu izlediğimden ve koltuğumun yanında priz olmasından ötürü diyeyim, hiç uyumadım. Sabah 6.00'da Bakırköy'de olmam gerekirken 8.30'da ayağımı kutsal Hebdomon/Makriköy/Makrohori topraklarına atabildim. Derhal yeğene intikal edip kestirmekti niyetim fakat sohbet muhabbet ile vakti harcayıp uyumadan nikaha yetiştik.




Nikah sonrası sıfat'ül eşgalimiz.  Burada bırakmadık işi tabii, esprilerin yerini kahkahalara, hasretlerin yerini yeni buluşma planlarına bırakmasıyla beni tekrar trene teptiler ve Ankara'ya postaladılar.  
Sevgili dostlarım Nisan ayını son 2 yıldır ilk kez yaşanası hale getirdiler . Okumuyorlar blogumu ama yine de buradan bir daha teşekkürler, mutlu olun gençler. Yüzünüzden gülümsemeler eksik olmasın. 
Not:Trenle geri tabii yine 2.30 saat rötarla gelebildik ama bilemiyoruz tabii, belki de uzaya 4 şeritli yol yapılınca trenlerdeki tehirler normal karşılanıyordur. Kimsenin bir yere yetişmesi gerekmiyordur. Vs. Geçelim.

Gelelim 2022'de tek yıldız verdiğim ilk kitaba:
 






Selam sevgili blogumun sevgili takipçisi,  bugünkü kitabım:
364 sayfa, Boran Evren çevirisi, 2013 ilk basım yılı, Elif'ten araklama tarihim :23.01.2018.

Ne kadar çok uzun zamandır okunmayı bekleyen kitaplarımdan birini daha sonunda okuyabildiğim için pek mutluyum. 
Bu kitabı bir zamanlar aşırı övülen bir kitap olduğunu söylemekle işe başlayalım. Aynı zamanda oldukça fazla da okundu. Tabii sevmek için önce okumak lazım.  🙄
Fakat işler bende bu şekilde gelişmedi, birincisi çok uzun zamandır goodreads te 1 ⭐ verdiğim olmamıştı fakat bu kitap bunu başardı.  Kutluyorum kendisini.  

Bernadette neden kayıp? bilmek ya da bulmak isteyenler okusun tabii.  Ama kitabın tanıtım arka kapak yazısına bakarak kitapta yer alan "fatura"nın bir yazım türü olmadığını belirtmek  lazım sanki. 
Gerçekten hiç sevmedim, ne kadar Gillian Flyn yazmış olsa da "iyi" diye bana hitap eden bir absürt komedi değildi.  
Ama seveni ille ya da illa olacaktır. 







 

20 Nisan 2022 Çarşamba

ALTIN GÖZLÜK - GIORGIO BASSANI




Sevgili kitap dostu, blogumun takipçisi, anlattıklarımın dinleyicisi:
 bugün de bir başka okudum bitti bölümünden hepinize selam olsun.

Bu kitabımızın çevirisi Yelda Gürlek tarafından yapılmış.
93 sayfa, 1. Basım 2016. 

    "Mutlak yalnızlık içinde, etrafındaki herkesin düşman kesildiği böyle bir yaşamın sonsuza kadar sürmesi mümkün müydü?"

    Nasıl desem sanki bu kitabı daha önceden biliyordum, aslında daha önce okumadım fakat  okumuşum gibi hissettim, bir nevi dejavu yaşadım, belki her kısmında değil ama bazı kısımlarında. Belki de haksızlığa dair satırları fazlaca okuduğumdandır bu hal, kim bilir... 

    Kitapta anlatılanlar içinde,  İtalyadaki Yahudi toplumuna davranışlar, bu topluluk için yapılacak olası yasal düzenlemeler var ama asıl konu bir lgtb hikayesine dayandırılıp , aslında genel olarak kimlik sorgulamasına kadar götürülmüş.
Fakat belki sayfa sayısından mütevellit yarım kalmaya mahkum edilmesi lazımken,  yarım 
bırakılmak istenmeyen hikayenin aslında beklenen ama istenmeyen sonu ile bitirilmiş.   

Filmi de varmış,  keşke Fransız yapımı olsa dedirtti bana. Öylesi bir hikaye. 

Hak ile yemek arasındaki incecik çizginin kutsal açlık ayına denk gelen kısmında, her gün bu ülkenin gencecik evlatlarına bizim içimiz yanarken milletin ziyafet sofralarında arzı endam etmekten ar etmemesine, "ar" ve "had" kelimelerinin bunlardan yoksun kişilerce ahkamlarının kesilmesine, son umutların bir kısım ecnebi videolarında yitirilmesine ilaç olamadı kitap. Ama bunlara ilaç olabilecek bir kitap yazılamadı henüz. 

Bir, okudum bitti zaten kısacık bir şeydi postundan daha selam ederim. Hoşça kalın sevgili dostlar, sağlıkla kalın...








 

15 Nisan 2022 Cuma

UZAK BİR GÖLGE - MÜNİR GÖLE


1. Basım başka bir yayınevinde 2000 yılında yapılmış, Can Yayınlarının bu baskısı ise 1. baskı ve 2008 yılına ait. Ve 264 sayfa.

"Kendini sökülmüş bir gelecekle, sona ermemiş bir geçmiş arasında hissediyordu."

Gerçekten de kitabın ana karakterinin en az üst alıntıdaki kadar ikilem içinde olduğunu kitabın her satırında görebiliyorsunuz. Kitapta anlatılan/tasvir edilen iki şehir; biri Prag diğeri İstanbul.
Önce sevgili olabilmekten başlayan, Hermes Trismegistus'tan dem vuran, Kral Rudolf'ta demlenen, simya ne alaka dedirten, imgelerden, yengelerden, karışık bir tür. 

"Kopuk kopuk bir hikayeydi ortaya çıkan. Zamansal bir bütünlük yoktu, birkaç gün, birkaç hafta önce yaşananlar, yıllar öncesiyle karışıyor, sıradan ayrıntılar temel olay örgüsüne baskın çıkıyordu. "

Tam olarak üstteki alıntı gibi işte. Okuması da zor bence anlaması da. Çok uzun zamandır, bu kitabın tekniği ne ola ki? sorusunun benim için bu kadar çetrefilli hale geldiği bir kitap okumadım sanırım. Bir an akışa kapılıp okumayı derinleştirebilirken bir an sonra anlatıdan kopup gittiğimi hissedip satır başına, olmadı paragraf başına, o da olmadı bölüm başına gidip gidip geldiğim bir okuma. Bir şey gelecek hissi ile belki bir yerde kırılacak umudu arasında uzadıkça hikaye bende bir iç yılgınlığı yaratmadı değil. 


   "Binlerce kitabın ortasında yaşıyorum, dedi. Sık sık umutsuzluğa kapılıyorum. Kitaplarım okuma yeteneğimden çok daha hızlı çoğalıyor. Zamanımın yetmeyeceğini, her birine asla yetişemeyeceğimi biliyorum. Evreni içeren bu nesneler başımı döndürüyor . Hangi birine el atacağımı şaşırıyorum. Her konuya uzanmaktan vazgeçtim, ama kendi kendime koyduğum sınırlar bile çok geniş. Bu engin dünyada yine ufacık kalıyorum."

Yukarıdaki satırlar Eray isimli karaktere ait,  yan role layık görülmüş niyeyse, fakat ben bu karakteri merak ediyorum. O'nun anlatımını içeren bir kitap okumayı isterdim. Ya da O'nu tanımak/ O'nu bilmek isterdim. Hem de öyle göndermesiz, anıştırmasız bir hikayede. Öyle yalın bir anlatı, çetrefile, ille de yazım ustasıyım göstermelerine gerek olmadan, ne güzel olurdu. 

Siz yine de bana bakmayın efem, belki de siz seversiniz :)
Sevgiyle, sağlıkla ve pek tabii kitaplarla kalın...



 

11 Nisan 2022 Pazartesi

ABİS-ASLI TOHUMCU

 

89 sayfa, "ölüm" üzerine, "öldürmek " üzerine yazılmış hikayeler.

Abis, okyanusların gün ışığının giremeyeceği kadar derin olan yerine verilen isimmiş. Bu kitabın ismi olması acaba karanlık hikayelerinden mütevellit mi?

"...benim yerime o benim elime doğmuş olsaydı bile, bugünkü kadar içim titreyemezdi babama." 

Turnike.


    Aslı Tohumcu okumuşum daha önce ben, 2018'de 

Yok Bana Sensiz Hayat adlı kitabını.O kitabın yorumundan bu yana da hiselerimde çok bir değişim olmamış yazarın kalemine dair. Aslında bunu söylemek belki de çok doğru değil çünkü bu kitaptaki bir iki hikayesinden, en azından hikayelerin içindeki bir iki cümleden fazlaca etkilenmiş olabilirim. Fakat genel kanım çok Aslı Tohumcu okuru olmadığım. Sanırım tam da şu anda bunu itiraf etmiş oluyorum, anlamıyorum bazı kitapları :) Post modernist kalemleri seviyorum desem de bazılarını, özellikle hikaye formundakileri yakalamam kolay olmuyor.

    "Sıkıldım, gitmem gerek, arkada bırakmam. Sana da olmuştur, her şeyi bırakıp gidiverebilme, elindeki çay fincanını mesela, başlangıç olarak tabi, öyle masa ıslanmasın diye itinayla falan değil bırakmak elinden, artık nereye düşerse, yapmakta olduğun işi, evi barkı, dostları, aileni, hiçbir şeyi ve hiç kimseyi takmadığın bir an olur, öyle işte."


     Kitabı ille okuyun, hayatınıza anlam katacak öyküler bulacaksınız gibi beylik laflara gerek yok. Fakat ille de öykü sever ille de post modern tutkunu iseniz, ya da edebiyatı teknik bağlamda etüt edecekseniz, hikaye tahlillerinde kariyer planlıyor iseniz okuyun.

    Karanlık öyküler okurken, aydınlık günleriniz olsun. Sağlıkla kalın.

10 Nisan 2022 Pazar

BEHIND HER EYES- SARAH PINBOROUGH


"It's so easy to sow those seeds in people. None of us really knows each other, after all."

    Selam blog camiasının güzide okurları, nasılsınız ? Bizde mevzular yine kitap üzerine... Bugüne özelimizde;

Önce Netflix'te çok izlenenler arasına girdi dizisi, benim saçma zamanlarımdan birinde olmama rağmen(evet farkındayım ama istikrar önemli, saçma zamanların tekerrürlerinden olsa da :) izleyebildiğim  eksantrik bir yapımdı. Tabii diziyi izledim ama kafamda hala netleşmeyen detaylar yok değildi, itiraf.com :D

    Kitabı görünce neden olmasın dedim. İndirdim, artık bu sayfayı okuyanların pek çoğunun bildiği gibi kitapların bazılarını orijinal dilinde okumaya çalışıyorum. Bu arada da bazı İngilizce kitapları da Audiobook /sesli kitap olarak dinliyorum ki hem görerek hem duyarak öğrenme devam etsin :) Yaşam boyu öğrenme dedikleri şeye örnek:) Bu kitapta ise şöyle bir şey yaptım, arka planda açtım sesli kitap halini hem gördüm hem duydum hem de bazı kelimeleri tekrarlama şansım oldu(buna yansıma ya da yansıtma diyorlar sanırım). Bence güzel de oldu. 

    Evet yöntemden çok içeriği anlatmak lazım ama ben yine kompleks takılıyorum. İçeriğine dair stratejik bilgiler veremem ama şöyle bir şey söyleyebilirim, aslında kitabı okurken de diziyi izlerken de paranormal bir aktivasyon beklemiyorken beni bu bağlamda ters köşe ettiğini söylemek mümkün, iş buraya evrilince gerçekçilik kısmı da biraz sulanmış oluyor haliyle. Fakat her ne kadar inandırıcılığına sekte vuran detaylar ile bazı açık bırakılmış yanları olduğunu itiraf etsem de dizisi kendini izlettiği gibi kitabı da kendini okuttu. 

   Yazımın itiraf kısmında " gölgede kalmış" olarak belirttiğim kısımlar da gün yüzüne çıktı, bu da beni ayrıca mutlu etti.

    Diziyi sevdiyseniz kitabı da okuyabilirsiniz bence, benim yaptığım gibi orijinal dilinde hem dinleyip hem okursanız ya da bu yöntemi başka kitaplar için deniyorsanız yazıverin de tek başıma olmadığımı bileyim.
    Bir kitap okudum bitti ama bir sorun nasıl bitti yayınımız daha sona erdi, yeni kitaplarda buluşmak dileğiyle hoşça kalın efendim :) Sevgiyle kalın.


 

8 Nisan 2022 Cuma

PSİKOLOJİ VE DİN- CARL GUSTAV JUNG



“Ne yazık ki, insanoğlu, bir bütün olarak bakıldığında, düşündüğünden ya da istediğinden daha az iyidir.”

    Selam sevgili kitap kurtları, bir ağır kitap, yazarından mütevellit ağırlığı olan bir kitap bitirmenin derin hazzı içindeyim tam da şu anda derdim, ancak tabii ki kitabı bitireli nereden baksanız 1 hafta oluyor. Bu gereksiz TMI 'dan sonra bu kitaptan neden istediğim verimi alamadım kısmı gelecek ama önce ben neden hep okuduğum kitapların olumsuz yönlerini yazıyorum bu bloga diye düşünme kısmına bir açıklama getireyim. 

    ......(Gelemeyen açıklama....) :) şaka şaka:)

       Eskiden, yani blogu ilk açtığım zamanlarda bloglarda bir furya vardı, her kitabın güzellenmesi gerektiği gibi. Bir de tabii o dönem yayınevleri bloggerlar ile daha fazla çalışma isteğinde oluyorlardı, ve sanki hediye gelen kitapların güzellenmesinden başımız dönmüştü. Sanırım benim pek az kitaba 5 yıldız verebilmem buna dayanıyor.Gerçi bu kitabın hediye geldiği yok, hatta kitap fiziksel olarak bende yok, elektronik kitaplara niye bu muameleyi yapıyorum değil mi;? Uzatmayayım...Ve kritik kısmına geçeyim.

    Açık konuşmak gerekirse, okuduğum kitabın yazarının onaylamama ihtiyaç duymayacak kadar kendini kanıtlamış olması, her yazdığını sorgusuz kabul edeceğim demek değil.  Bu kitaptaki bazı fikirlere, bilhassa din ve bilimselliğe olan bakışındaki bazı açılara, her ne kadar haddim değil ise de katılamayacağım.  Bunu yapmak sanırım kendime ihanet etmek olur. 

    Fakat itiraf etmem gerekir ki, bu kadar az sayfada bu kadar bilgi, örnek, deney anlatılabilmesi muazzam. Kitapta tarihten de izdüşümlerine rastlayabileceksiniz ve tabii ki  Batı ve Doğu dinlerinin esintilerini bulacak, mecburen mitlere bağlanacak imgelerin ayrımında olacak, ve hatta arketip tanımına yerinde ve amacında ulaşmasında bir bahis olmadığının farkına varabileceksiniz. Bazı terimlerin Nietchze 'ye dayanması ya da Böyle Buyurdu Zerdüşt 'teki Diablo' yu anması size bu kitabın belki de en şerbetli kısmı gibi gelebilir.  Bana öyle geldi...

    Bence okunması gereken kitaplardan biri, kafa ağrıtacak ama fark yaratacak cinsten.

Sevgili arkadaşlarım, kitapların zaman aşımına uğramasına izin vermediğimiz, sağlıklı günler dilerim :)