Doğan Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğan Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2021 Perşembe

ZAMİR - HAKAN GÜNDAY


    1. Baskısını Ekim 2021'de yapmış olan kitap 368 sayfadır.

"Gördüğüne inanmayanların ninnisi, 
görünmez olan her şeydi. "

    Ben Hakan Günday severim, kendisini tanımam ama bütün yazdıklarını şevkle okurum, ve   konuştuğum dilin yazarlarından biri olması da benim için kendisini özel yapar.  Yazdıkları genel olarak "yeraltı edebiyatı" diye tanımlanır bu demektir ki kalemi keskindir, serttir. 

    8 yıl sonra kitap çıkarmış olması, yıllardır kitap almıyor oluşum gerçeğini yalana düşürüverdi.

    Fakat, bakın bu fakat önemli, acaba Zamir için 8 yıl beklemeye değer miydi? Kabul şapkadan tavşan çıkarmasına gerek yok ama yani ille de zor olsun, ille de bağlantı bulunsun, ille de bu bağlantılar ne alaka olsun diye yazılmış intibaı verdi kitap. Zaten sanki kendisi de bu kitabı daha önce yazmış ta sanki 'eh artık bu masanın üzerinde daha fazla beklemesin' demiş gibi yeni bin yıla girişi anlatmış. Bu bin yılı, ben kitaba başladıktan sonra uzunca bir müddet 3000'e giriş  olarak düşündüm, kitabın diğer  okurlarının intibaını meraktayım :D 

    Ve yine fakat sevmedim demiyorum, zira yazan kaleme aşina olan okur, eski bir dostla görüştüğünü düşünüp ne anlattığına bakmaksızın anlattıklarından keyif alır. Özlemek böyle bir şeydir. Zamir de hayat hikayesiyle, sanki eski dostlara benzer izlerle girdi yaşamıma, aslında çok bilindik çok aşina ama benden çok uzaklarda yaşayanları izlediğim gibi okudum Zamir'i... Uzaktan... 

   Günday'ın stilini özlediğimden olsa gerek 3 günde okudum kitabı, bilinen bir lezzetin şekeri az gelmişi gibi bir tat bıraktı dimağimda, canı sağ olsun, bir sonraki kitabını okumaktan bu kadar ayrı tutmasın bizi.
        
    Sağlıkla kal sevgili okuyan, kitapla kal... 






 

17 Mayıs 2020 Pazar

TANRIÇA GÜNLÜĞÜ- NATSUO KİRİNO

İngilizce’den çeviri:Aycan BAŞOĞLU
The Goddess Chronicle
1. Basım 2017

Kitaba 24 Nisan’da başlamışım, aslında okumayı çok istediğim kitaplardan/yazarlardan biriydi.

Olmadı ama bunun kitapla alakası yok.


‘Yaşayanlar, ölülerin bir süre yasını tutar ama zamanla unuturlar. Yaşayanlar çok bencil, şımarık, yaşama eyleminin kendisiyle öylesine baştan çıkarılmıştır ki geçmişi hatırlamazlar.’

Kitapta böyle diyor ama gerçek hayatta bu kadar kolay olmuyor unutmak. Ne kadar unutmuş gibi yapsanız da, normal halinize dönmüş görünmeye çalışmak bile başlı başına bir mücadele halini alıyor bir süre sonra ve bu mücadeleyi kaybetmemek için her gün biraz daha zorlanmak mecburiyetine düşüyorsunuz. Ama bu zorlanmayı geride kalan ve sizi önemseyenler için göğüslemek mecburiyetiniz oluyor ve dolayısı ile içiniz yanarken susmayı, sabretmeyi ve tabii ki rol yapmayı öğreniyorsunuz. 

‘Ölümün kaçınılmaz bir gaddarlığı vardı.’ 

Belki de Japon edebiyatının en harikalarından birini okumak için seçtiğim zaman, inanılmaz derecede yanlıştı ya da tam olarak zamanı değildi bu kitabı okumanın... Ölümün etrafımda kol gezdiği bir zamanda, ölümün her yeri kapladığı bir kitap okumak biraz yaralarımın kabuğunu kaldırmak gibi gelebilir, belki de o kabuktur rahatsız eden yaradan daha fazla beni.

‘Kalbin ağrıyı hatırladığı müddetçe bir yara asla iyileşmez. ’

Oysa pek çok kişi, kalbimdeki sancının her gün biraz azalacağını söylemişti. Babam gideli 40 , Anneannem gideli 32 gün olmuş...
İlk günkünden bile çok acıyor. Belki de bu kadar çabuk, böyle beklenmedik ve bir anda gidişleridir ilk zamanlarını inanılmaz gibi hissettiren. 

‘Gün olduğu müddetçe, gece de olacak . Ve Yang olduğu müddetçe de Yin. Her önün bir arkası var be siyah olmadan beyaz olmuyor. Bu dünyadaki her şey zıddıyla, eşiyle var.’

Japon mitlerinden, Kadın ve Erkekten, doğum ve ölümden, sevgi ve nefretten , ve aslında tam da hayattan anlatan bu kitabı okuyun. Yazar da iyi yazıyor, keşke kendi dilinden okuyabilseydik. 

Ve tabii kitaptan aldığım son satırların gerçekleşmesi niyetiyle...

‘Yalnızca her şeyi unutmak istiyorum.’

Bambaşka bir postta yazmak istiyordum, hatta yazdım da... taslak kalan pek çok defa... her defasında hep eksik geldi yazdıklarım... hep artık hafiflemişse diye başladım...olmadı yayınlayamadım....


Bir gün baba... Seni anlatmayı istiyorum...Ve deli gibi özlüyorum...







29 Eylül 2019 Pazar

ADAM VE KIZ /2. OKUMA - DENİZ ERBULAK

1. Baskı Eylül 2016
2. Baskı Ekim 2016
230 sayfa

2018'in Ocak ayında okumuşum kitabı, linki aşağı bırakıyorum yoruma bir bakmak isteyeniniz olur diye.


Bir daha okuyacağımdan, bir kere okumanın yetmeyeceğinden o kadar eminmişim ki o zaman.

Yetmedi, aslında kitap elimin altındaydı ama yine bir oturuşta bitecek diye elim bir türlü gitmedi. Öyle etkiledi beni.

Her okuyan sevecek diye bir şey yok ama benim hayatımda yer eden kitaplardan biridir bu kitap. 

Buraya 2. kere yazıyorum ama daha çok kereler de yazacağımı biliyorum çünkü her okuduğumda burada  izi kalsın istiyorum.

İnsanların kendilerini buldukları bir şeyler olur hayatta, kimi bir resimde, kimi bir şiirde, kimi bir şairde, kimi bir romanda, kimi sadece bir kaç satırda işte bu benim demek ister. Ya da anlatılanı yaşamak, ya da yaşadığının anlatılabildiğini görmek ya da yaşamak istediği şeyler bulmak.

Benim için bir Orhan Veli'dir bu bulma hali (kitapta da O'nun Birdenbire şiirinden satırlar var ki ayrı bir tesadüf), bir Çalıkuşu'dur Reşat Nuri 'den, bir de artık diyebilirim ki Adam ve Kız kitabıyla Deniz  Erbulak.

Başkaca etkileyenler de vardır elbet ama bu kadar kapsayanı bulmak, belki olmak istemek...

Neyse bir sürü yeni işaretçileri gören gözlerinize oralardan satırlar eklemek gerek :)

"Nefret ediyordu böyle sızlanıp duran ama hayatının niye yolunda gitmediğini asıl kendine soramayan aptal insanlardan."

"İnsanlar anlamadıkları şeyler için kalıplar yaratıyor, sonra da başka anlamayanları bunlara inandırıyorlardı. "

"Arkada bıraktığını zannettiği şeylere esnek bir şeyle, bir lastikle bağlıymış, bunu fark etmemiş de, alıp başını uzaklaşmış, gittiğini sanmış, fakat bir noktada esneklik sona erince gerisin geri, geldiği yere savrulmuş,  sertçe vurarak dağılmış hissediyordu kendini."

"Kız basit olanı seviyordu.  Ya da karmaşıklaştırmayı, kalabalıklaştırmayı, içinden çıkılamaz hale getirmeyi sevmiyordu . "

"Fazlalıklar da eksiklikler gibi çürütüyordu  hayatı..."

"Hayatını en bağımsız halinden çıkarıp geçmişe,  bağımlılığın ve çaresizliğin olduğu noktaya, benzer örneklerin içine getirip bırakacak ve turumuz sona ermiştir diyecekti bu seçim. Hayat bu kadar. Başka gidilecek bir yer yok."



28 Kasım 2018 Çarşamba

BUZ - PERIKLES MONIOUDIS

Çeviri: Fuat Yayım 
1. Baskı  2000
109 Sayfa
Doğan Kitap


Buz, enteresan bir kitap. 

Değişim ile monoton yaşam , sıradan aile yaşamı ile farklılığın iç içe geçmiş hali.

Buz gibi bir hikaye.

Kısa, yalın ama aslında derin .

Belki de tuhaf demek daha doğru, hani o pek çok hikayedeki sıradanlığın tuhaflığa dönüştüğü anlardan örülü...




21 Nisan 2018 Cumartesi

EN GÜZEL GÜNLERİNİ DEMEK BENSİZ YAŞADIN- CAN GÜRSES

1. Baskı 2014
229 Sayfa

"Korkma yarından .Yarının olmadığını senden iyi kim bilebilir. Yarının senin elinden var edileceğini senden iyi kim gösterebilir."

"Halbuki geçmişin öyküsü tektir. Mühim olan öyküyü kimin ağzından dinlediğimiz."

"Hangi çocuk hayatına bu kadar karışılarak , düşüncelerine bulaşılarak büyütülse , sonunda işte böyle hayata karışıp bulaşmaktan korkar. ."

"Kimse kimseyi kurtaramaz , kimse kimseye tutunarak yürüyemez .Herkes yalnız başına yürüyebilmeli."

*************
Bu kitabı ilk 4 yıl önce Kitap Sevinci'nin blogunda gördüm. Not aldım almasına ya , ancak sıra geldi , düşünün okunacaklar listemi.

Bu arada Sevinç'in linkini bıraktım ama kendisi sanıyorum bir miktar ara verdi , beni de çoook üzdü ya neyse , iyi olduğunu umarım. 

Sonra bu kitabın bitmesine 30 sayfa kala Damla'nın blogunda gördüm ,  kitabı bitirememiş olmama rağmen , nette gördüğüm en gerçek yorumlardan birini yapmış gibi hissettim .

Kendisi de bir edebiyatçı olduğundan ve aramızdaki samimiyete dayanarak,yazdıklarına güveniyor ve onun yorumlarını önemsiyorum, çok kitapta da benzer şeyler hissettiğimizi düşünüyorum.

Can Gürses'in bu kitabı için de , yakın düşüncelerimiz olduğunu görmek şaşırtmadı beni bu yüzden.

Kitabın ismi 10 numara , kapak 5 yıldız, yazar belli ki donanımlı bir kişilik .

Bu kadar şey yan yana geldiğinde zannediyorsunuz ki iyi bir şey çıkacak ortaya .

Olmuyor, onca iyi şeyi  -ilk kitabı olması sebebiyle belki de-  bir türlü kağıda dökemiyor. Dökemiyor değil belki de , gereğinden fazlasını anlatmaya çalışıyor ve hikaye bir anda aşureye dönüyor.

Halbuki aşure de severim :)

Fakat kitabı sevemiyorum, aslında kitapların konularından bahsetmem ama kısaca değineceğim bu kitapta ;

sıradan bir İstanbul aile sofrası...
 4 evlat , 1 anne ,torunlar...

Geçmiş , gelecek , bir sürü kişilik , evin içindeki eşyaların hikayeleri , iyi müzikler...

"O zaman sorun ne?" dediğinizi duyar gibiyim.

Sorun şu, kitapta her şey var ;

 12 Eylül dokundurmasından, lgtb 'ye...

Narsistlikten , artistliğe ...

Aşktan , yalnızlığa....

Diktatörlükten , siyasete ....


ve bütün bunlar 229 sayfaya sığdırılmaya çalışılıyor...

Dolayısıyla , olmuyor.

O kadar sayfaya sığmıyor bu kadar hayat, eğreti duruyor.

Zorlanmış, en iyisi yapılmaya çalışılmış ama olmamış , olamamış hissi veriyor...

Adına, kapağına , yazarına bakıp , içindeki gerçekten anlamlı bir kaç sözden etkilenen okurun çok beğenesi geliyor.

Bir türlü beğenemiyor ...


 

17 Nisan 2018 Salı

YOK BANA SENSİZ HAYAT -ASLI TOHUMCU

1. Baskı 2006 İş Kültür
1. Baskı Doğan 
86 Sayfa

"adnan , mine dışında birini sevmemişti hiç .sevmesi gerekeceği de aklına gelmemişti .mine'yi seviyordu işte .ancak yaşam da oyun oynamayı seviyordu ve kimle , hangi oyunu oynayacağını kafasına göre tayin ediyordu."

"insan zamanının çoğunda niyet ettiğinden başka şeyler yapmak ve yaşamak zorunda kalır."

"Çünkü kimse sevmez çok konuşanları , her şeyini ortaya saçanları, bunu gönülsüz yapmış 
olsalar da ."

"O olmazsa katiyen olmazmış gibi .dünyanın her türden tüm ahalisi kanlarına , canlarına susamış gibi .nasıl o olduysa , sevdicek birini son kez gördüğünü bilmek ancak kabullenememek gibi.çıldırmaya sürüklenmek gibi."

****

Kitabın sanırım en ve tek sevdiğim yanı devrik cümleleri oldu.

86 sayfadan ne anladığımı sormak isteyenleriniz olacaktır , bir şey anlamadım zannederim , hani "tam anladım diyorum hiçbir şey anlamamışım , hani hiçbir şey anlamadım diyorum meğer anlamışım ben bu mevzudan", oluyorum .

Öyle bir şey işte kitap , biraz karamsar , depresif .

Biraz aşk, biraz dostluk , bir de en sevdiğimden devrik cümleler ...

Aslı Tohumcu için bir roman denemesi olabilir bana göre dadaist etkileri görülen bir durum hikayesi .

Post modern hikaye olarak ta adlandırılabilir , neden olmasın.

İlla okuyun diyebileceğim , herkese önerebileceğim bir kitap değil ama okuma sevdalılarının kendilerinden bir şeyler mutlaka bulabileceğini düşünüyorum.

Bu kadar postmodernlikten anlamıyorum diyenler hiç bulaşmasın, o 86 sayfa elinizde bitmek bilmeyebilir zira.





25 Ocak 2018 Perşembe

ADAM VE KIZ -DENİZ ERBULAK

1. Basım 2016
2. Basım 2016
230 Sayfa

"Hayatında birileri onu bırakıp kaçmadan kalkıp gelmişti buraya . Halbuki hayat bacaklarına bağlıydı ve ne varsa içinde bozuk , düzgün ; getiriyordu yanında kız yürüdükçe."

"Hayat bu kadar. Başka gidilecek yer yok."

Deniz Erbulak adını bir blogger arkadaştan duydum , o gün bu gündür okuduğum her Erbulak kitabının ardından kendisine bir daha teşekkür ediyorum.Sanırım artık kendisi blogunda yazmıyor :(  .

Deniz Erbulak , o kadar iyi yazıyor ki , hangi tür olursa olsun yazdığı beni kendisine bir kez daha hayran bırakmaktan ve "bundan iyi bir kitabını okumadım daha önce " demekten başka bir şey gelmiyor elimden.

Bu kitap , öyle bir şey ki ,  bir kere okumak bana asla yetmeyecek ve her okuduğumda farklı bir haz verecek .

Öyle bir şey ki , uzun zamandır arayıp ta bulamadığım satırlar olduğunda elim yine buna gidecek.

Öyle bir şey ki, tekrar ve tekrar okunduğunda asla sıkmayacak , her defasında ilkinden daha fazla etkileyecek.

Nasıl anlatsam bilmiyorum ama bu satırları Deniz Hanım okuduğunda bilsin istiyorum 
, eskiden sade bir hayranı olan bu okur artık kendisinin bağımlısı olacak .

Adı bile olmayan bir adam ve bir kız var kitapta ve onların düşünceleri , aslında herkesin kafasından geçmiş/geçecek ama asla dile getiremediğimiz cümleler.

Nasıl bir kitap bu kadar az konuşan karakterlerle , bu kadar çok şey ifade edebilir!

Gece 4'e kadar elimden bırakamadığım , bitmesin diye dualar ettiğim nadir hikayelerden biri.

Aslında hepimizin ama sonuçta hiçbirimizin olmayan hikayesi.

Kaçırmayın. 

Okuyun , okutun ...


16 Aralık 2017 Cumartesi

REFAKATÇİ -PERİHAN MAĞDEN

1. Basım 1994 Afa Yayınları
Doğan Kitap 1. Basım 2010
170 Sayfa

"Bana kalırsa anneler vampir yamyam karışımı şeylerdir: Çocuklarının ruhlarını içip kalpleriyle beslenmek isterler ."

Sanırım bu blogda paylaştığım 2-3 tane daha Mağden kitabı var , o sebepten yazarın tarzını biliyorum .
Okumayanlar için kalemi farklı gelecektir diye düşünüyorum.

Hani 170 sayfa kitap ne anlatabilir denir ya , demeyin.

Belki çok derin  hayat sorgulamaları ya da hayatın anlamını öğretenlerden değil ama çocukluk , bağlılık , bağımlılık hakkında sorgulama yapmanızı sağlayacak kitaplardan biri .

Mağden'in en sevdiğim kitabı değil belki ama genel bir okur için oldukça etkili.

Refakatçi'nin de , refakat edilenin de o gelgitli dünyası , karışık aile ilişkileri , üzerine bir de gemiyle dünya seyahati .

Girişte kadın /erkek ayrımı yapmakta zorlandığım Refakatçi 'de , yine o çok zekice ve habersizce gelen dalgalanmalar .

Genel olarak sevdim , okuyan varsa fikirlerini duymak isterim .

Keyifli okumalarınız , düşündüren kitaplarınız olsun .




18 Kasım 2017 Cumartesi

YARIM KALAN KADINLARA- NICHOLE BERNIER

Çeviri:Özlem YÜKSEL
1. Baskı 2014
331 Sayfa

"Yalnızlık bir nimetti. Ama bir başkasının yanındayken yalnız kalmayı başarmak bir sanattı ."

"Büyümek biraz da başkalarını suçlamak yerine başarısızlıklarını kabul etmektir."

Hani bazen bir şeye bakarsınız ama gördüğünüz yalnızca o şeyin suretidir , aslını ancak hissederek, yaşayarak öğrenebilirsiniz .

Mektuplar var kitabın özünde , göçüp giden bir kadının ardında bıraktıkları .

Yanlış bilinen doğruları.

İnsanların inandıkları ...Oysa hepsi yalandı...

Belki de kimsenin tahmin edemeyecekleri...

Oysa her şeyi bildiklerini zannetmişlerdi...




P.S.:Son zamanlarda dinlediğim bir parçayı koyuyorum şuraya , belki de siz de seversiniz :D









28 Eylül 2017 Perşembe

TEMİZLİKÇİ/ FRANZ-OLİVİER GİESBERT

Çeviri:Alev ÖZGÜNER
220 SAyfa


"Anne , karşılık beklemeden seven tek varlıktır yeryüzünde .Hep her şeyi verir , ama sonradan aldığı nadirdir.Genellikle yapayalnız ölür."

Son zamanlarda ardı ardına polisiye gerilim okuyorum.

Bilinçli bir tercih değil benimki , öyle hafif olabilecek kitaplara elim gidiyor , bu da sayfa sayısı ve sanki bir macera arayışı halindeyken elimin gittiklerinden.

Ve tabii uzun zamandır da kenarda bekleyenlerden biri .

Ben genel anlamda polisiye -macera türünü severim , çok ta keyif alarak okurum.

Fakat bu kitap benim için tam bir fiyasko.

O kadar gereksiz boş sayfaları da bir kenara bırakalım, konu bütünlüğü, oradan oraya zıplayıp sıçrama durumu ve hiç gereği olmayan +18 sahneleri ile tam bir hayal kırıklığı.

Resmen sadece bitsin , elimde yarım kalıp ta psikolojik baskı yapamasın diye okuduğum ve kesinlikle bana haz vermeyen anlatımı ile belleğimde "aman sakın" etiketi altında yer alacağını düşündüren ender kitaplardan biri.

Yani çok fazla merak ediyorsanız okumayın demem ama ilk aklınıza gelecek kitaplardan olmayabilir kanaatindeyim .

Daha heyecanlı polisiyeler okumanız temennisiyle :D

15 Temmuz 2017 Cumartesi

BİR DÖNEM BİR ÇOCUK -ALTAN ÖYMEN

1. Baskı 2002
5. Baskı 2002
584 Sayfa

"....Ergun çok iyi arkadaşımdı.Babası da herhalde iyi bir insandı .Herhalde "komünist" olamazdı.

Peki ya komünistse?

O zaman "iyi insan " sayılmayacak mıydı?"

1932'de Öymen'in doğumuyla başlayan ve 1948'e kadar olan dönemi anlatan bir biyografi kitabı.

Ya da o dönemde Ankara'da yaşamış , okumuş bir ailenin çocuğunun dönemi -2. dünya savaşı ve Türkiye-  anlatışı.

Hem ekonomik , hem politik anlamda ülkenin gelişimi ve değişimini de görebilmek mümkün.

Devam kitabı da olacak diye yazmış Öymen, 2002 'de basılan bu kitabı okuyuşum 15 yıl sonra olabildiğine göre ,  diğerini ne zaman okuyabilirim kim bilir :(

Kitabın sayfa sayısına da aldanmayın 3'te 1'i fotoğraf , büyük punto ve akıcı bir anlatımı olduğundan okuması zor değil.






24 Mayıs 2017 Çarşamba

HUZURSUZLUK- ZÜLFÜ LİVANELİ





1. Basım 2017 Ocak
154 Sayfa

"Bütün Orta Doğu'nun adeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz."

"Başında siyah bir yas örtüsü , üzerinde mavi bir hırka ve omuzlarında, şairin de dediği gibi keder, sonsuz bir keder."

"Annemin bildiği din, namazdan, oruçtan, zekattan , fitreden , fakirlere yardım etmekten ibaretti .Aklı başka bir şeye ermezdi bu yaştan sonra . Bu yüzden aslında IŞİD'in İslam adına kafa kestiğine inanmazdı."

**********

Yine yeğenden tırtıklayarak okuduğum , sahip olmanın dışında okunması gerekenlerimin arasında olan bir kitaptı.

Livane'li'nin hemen tüm kitaplarını okudum ama hiç çıktığı yıl okuduğum kitabı olmamıştı sanırım.

Hem müziğini hem de kalemini severim.

"Yazar bu kitabında Orta Doğu 'yu ele almış. ",
gibi bir klişeyi yazmayacağım zaten alıntıları okuyanlar bunu yazmama gerek kalmadan mevzuyu anladılar.

Zira yazar'ın genelde yurduma has problemleri ele almak gibi bir misyonu da var , bunu kabullenmek lazım.

Gerçi bence daha çok yazılmalı bu mevzuda ama yazacak adam az bizde , olanlarda zaten ...

Neyse hikaye güzel de , bir sevda masalına bağlamasa daha iyiydi sanki , bir de karakterin kadınlar hakkında pek tutarsız düşünceleri olduğunu düşündürttü bana .



10 Nisan 2017 Pazartesi

ALİ İLE RAMAZAN -PERİHAN MAĞDEN





1. Basım 2010
162 Sayfa

"Sen benim hayatımdaki tek temiz şeydin Ali."


Ali ile Ramazan bir gerçek yaşam kitabı.

Bir 3. sayfa gazete haberi.

Daha doğrusu 3. sayfa haberine konu olmuş kişilerin kurgusal hikayesi.

Harman olmuş ikili ilişkiler , büyütülemeyen kimsesiz çocuklar, büyüse de insan olmayan ama yetki verilmiş elemanlar .

Ülkemin acı gerçekleri.

İyi yazar yazınca , okunmalı .

Önyargılarını yenememiş arkadaşların okuması da anlaması da beklenmemeli .

Çok ağır , çok acı.

Bildiğin yıkıcı.





2 Şubat 2017 Perşembe

GÖLGE -AHMET NAÇ

1. Basım 2016
236 Sayfa


"Yalnızlık, onu yaşatmak isteyenin , kendini sürekli geliştirmesini ve hep güçlü olmasını gerektiren psikolojik bir savaştı."

"En iyi dostluklar bile şahsi çıkarların binbir türlüsüyle baş edemezdi."

"Kendi çocuğunu dünyanın en özel çocuğu sanan , paranoyak anne babalarla yeni nesil sizin eseriniz!Ne kadar gurur duysanız az!"

"Gittiğiniz yerde de bir başka sorundan şikayet edeceksiniz zaten ! İz bilmedikten sonra size ağlayacak malzeme bulmak sorun değil..."

"Önemli olan çok okumak, çok şey öğrenmek değil...
Ufkun genişlemeden bir adım ileriye gidemezsin!"

"Aslında ben çok şey değil ; hiçbir şey yapmamayı tercih ettim. Çünkü yanlış olan şey her şeyi yapmaya çalışmaktı."

"Büyük bir adım için önce biraz geriye çekilmen gerek..."

"Bence çocuklardan çok velileri eğitmek lazım önce...Bir ay tek bir çizgi  bile göstermemeli çocuklara. Sadece velileri eğitmeli anlayana kadar."

"Hata yapmalarına , yanlış kararlar almalarına izin vermek ... Hata yapmazlarsa , yanlış karar almazlarsa doğru karar almayı öğrenemezler. Sorumluluk duygusu kazanamazlar. Yani birey olamazlar."

"İşini idareten yapan , kendini geliştirmek istemeyen , istese de bunu nasıl yapacağını bilmeyen , bağımlı yetişmiş , kendinden başka her şeye bahane bulup hiçbir şey yapmayan doktor olmuş bir öğrencin senin için başarı mı?Hayalleri tam olarak gerçekleşti mi?Gerçekleşecek mi? Bunun için adım atabilecek mi? Hiçbir adım atmasına izin vermediğin halde , nasıl adım atılacağını öğrenmediği , bunu tecrübe etmediği halde?"


"Profesör dahi olsan , okuma alışkanlığı kazanmış bir öğrencinin karşısında duramazsın."

"Çocuk yetiştirme kültürün varsa ; çocukların evde veya dışarıda sorun çıkarmazlar .Kaç yaşında olurlarsa olsunlar onlarla düzgün bir şekilde konuşmak bile yeterli . Bu daha çocuk , anlamaz diye tek yaptığımız ; onu bir şeylere kandırıp , tehdit etmek ya da çocuk bunu  yapar diyerek geçiştirmek."

"Doğru için önce tüm yanlışların yıkılması gerekir."

"Kitap okumak bir ihtiyaçtır. Yemek gibi , su gibi , uyumak gibi, hayatın olmazsa olmazıymış gibi..."

"İçerik üretenlerin ülkesinde , hayal gücü gelişmemiş , yaratıcılığı olmayan bireyler...Başarısız ve mutsuz insanlar....Kendine ve kimseye faydası olamayacak mezun öğrencilerimiz..."


*********

Ben niye bir alıntı yaparım okuduğum kitaptan?

Etkilenmişimdir.

Fakat neredeyse tüm kitabı yazmaya kalkıyorsam , bu etkilenmenin ötesine geçmiştir.

İnstagramda , tüm öğretmen ve öğretmen adayları kitabı okusun demiştim  .

Eksik demiştim.

Sen, bu satırları okuyan sayın okur ;
 öğretmen , öğrenci , anne , baba ya da her ne isen , eğer bu satırları okuyorsan , bu kitabı mutlaka okumalısın.

Öğretmenler okusun ama veliler ve hatta öğrenciler de okusun  , mümkünse müfredata alınıp okullarda okutulsun.

Şimdi bu satırlardan sonra kimdir bunun yazarı , ne yazmıştır diye düşünüyorsun , aşağıdaki linke tıklarsan kendisi seni aydınlatabilir .