Biyografik Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Biyografik Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2019 Cuma

BIR BİLİM ADAMININ ROMANI MUSTAFA İNAN - OĞUZ ATAY

51. Baskı 2017
272 sayfa
"Belki bütün Mustafa Inan'lar da bütün görünmez ve görünür kazaları atlattıkları halde, ne yapacaklarını bilemedikleri için damdan düşmekten beter olmuşlardır."

Çook uzun zaman oldu mu gerçekten  buraya yazmayalı ya da bana mı bu kadar uzun geldi.

Hemen hemen bir 10 günü vardır kitabı bitirmişliğimin gerçi değil 10 gün 10 ayda unutmak mümkün değil.

Bir kere Mustafa İnan anlatıldığı için efsane, anlatan Oğuz Atay olduğu için şahane. 

Bir de edebiyatımızdaki ilk biyografik roman denemesidir kendisi, sipariş üzerine yazılmışlığı eleştirilmiş olsa da, her ilk farklı bir his doğurur nedense insanda.

Her şeyden önce Mustafa İnan gibi bir bilim adamını kim yazmış olursa olsun okumak gerekir diye düşünüyorum.  

Oğuz Atay yazmış asla hafife almamak gerekir, daha bir önemsemek daha bir özümsemek gerekir okurken.

Uzattım biliyorum ama özlemişim harflerden kelimeler yapmayı, hissedilenlerin tam olarak ifade edilemeyeceği kaygısını...

Okuyun...Mutlaka...



12 Mayıs 2019 Pazar

BABA EVİ - AVARE YILLAR : ORHAN KEMAL

KÜÇÜK ADAMIN ROMANI 1-2

7. Basım 2016

"Yüksel ki bu yer yerin değildir. Dünyaya geliş hüner değildir. "

Orhan Kemal'in ilk ,
"Küçük Adamın Romanı" serisinin ilk 2 kitabıdır, 
otobiyografik özellik taşımaktadır. 

Materyal Tasarımı dersinden ödevim Toplumcu Edebiyat olunca, Orhan Kemal adını görmem kaçınılmazdı. Aslında pek çok yazarı yine görmek bir anda eserlerini tekrar okuma isteği duymama sebep oldu denilebilir. Orhan Kemal de bu minvalde tekrar okuduklarımdan biri oldu
. Serinin devamını da Toplumcu Gerçekçi eser veren yazarları da sıklıkla göreceksiniz blogumda demek oluyor bu. 

Bu 2 kitap her ne kadar biyografik kurgu olarak değerlendirilse de bence  o dönemin insanlarını, genel ortamı realist bir şekilde ele alış tarzı ile o günlerden habercisi olmuş akımın. 

Yerli yazar okuyamayanların, özellikle bu akımın temsilcilerini(bir Nâzım Hikmet'i, Bir Yaşar Kemal'i, Bir Kemal Tahir'i, bir Sabahattin Ali'yi) okumadan karar vermemelerini dilerim.

Her birini hiç tereddütsüz tavsiye de ederim, okumayan kalmasın da derim.

O halde sevgili kitapseverler düşünüşü bol, keyfi çok okumalarınız olsun ...



5 Temmuz 2017 Çarşamba

KUTUDAKİ SON KİBRİT ÇÖPÜ-ŞEHRİN DELİKANLISI

1. Baskı 2016
421 Sayfa

Kitap hediye geldi.

Sevmedim.

Hatta en sevmediğim kitaplar için bir liste yapsam ön sıralarda yer alır.

Belki birinciliğe bile oynar kim bilir.

Sondan tabii ki :D





10 Nisan 2017 Pazartesi

ALİ İLE RAMAZAN -PERİHAN MAĞDEN





1. Basım 2010
162 Sayfa

"Sen benim hayatımdaki tek temiz şeydin Ali."


Ali ile Ramazan bir gerçek yaşam kitabı.

Bir 3. sayfa gazete haberi.

Daha doğrusu 3. sayfa haberine konu olmuş kişilerin kurgusal hikayesi.

Harman olmuş ikili ilişkiler , büyütülemeyen kimsesiz çocuklar, büyüse de insan olmayan ama yetki verilmiş elemanlar .

Ülkemin acı gerçekleri.

İyi yazar yazınca , okunmalı .

Önyargılarını yenememiş arkadaşların okuması da anlaması da beklenmemeli .

Çok ağır , çok acı.

Bildiğin yıkıcı.





1 Mart 2016 Salı

19-ÇOCUKLUĞUN SOĞUK GECELERİ- TEZER ÖZLÜ

1. Baskı 1980 Derinlik yayınları 
YKY'de 1. Basım 1994
Elimdeki Yky 25. Baskı
65 Sayfa


Tezer Özlü adını , "okumalısın" notuyla kaç kere duydum.Sosyal medyada yüzlerce kere denk geldim bu kapaktaki gülümseyen yüze.

Kronolojik sırayla okuma kararı aldım ve edindim tüm kitaplarını  yazarın.

Beklentiyi en çok tetikleyen şey kıyas bende , Oğuz Atay'la kıyaslamışlardı hep Özlü'yü.

Ben de derin etkiler bırakmıştır her Atay kitabı.

Belki o sebepten 65 sayfanın tamamında hep Oğuz Atay aramam.

Kitabı ya da Özlü'yü google amcaya sorduğumda , neredeyse en  çok okunan yazar ve kitabını buldum karşımda.

Herkes beğenmiş , hayran kalmış yazara.

Genç ölümler de etkiler ya insanları hep , belki de ondan sebep.

Yaşım 34 ,artık 20'li yaşlara nazaran daha materyalist bakmaktayım yaşama ,budur belki Özlü'nün çalkantılı melankolikliğini hissedememiş olmamın mazereti.

Ergen ya da yeni genç yaşlarımda okusam , zannederim çok daha derin etkileri olacaktı üzerimde.

Yine de bu kadar kısa bir yaşam öyküsünde işaretlediğim satırlar yok değil.

Ne ki bu kadar melankoli (ki ciddi bir melankoliğimdir) fazla bana.

Yine de devam etmeli ÖZLÜ okumaya.

***************

"İntihar düşüncesi peşimi bırakmıyor.Çoğunluk gibi doğal ölümü bekleyeceğim."

"Pazar günleri...Şimdilerde...Sokak aralarından geçerken...gözüme pijamalı aile babaları ilişirse , kışın , yağmurlu gri günlerde tüten soba bacalarına ilişirse gözlerim...evlerin pencere camları buğulanmışsa ...odaların içine asılmış çamaşırlar görürsem ...bulutlar ıslak kiremitlere yakınsa, yağmur çiseliyorsa , radyodan naklen futbol maçları yayımlanıyorsa, tartışan insanların sesleri, sokaklara dek yansıyorsa, gitmek , gitmek, gitmek , gitmek, gitmek...isterim hep."


"Hastalanırsam evde kalmak , plaklarımla , kitaplarımla , sevdiğim bir iki eşyayla olmak ve çay içebilmek istiyorum."






21 Ekim 2015 Çarşamba

73-AŞK DERSİ-LYNN BARBER

Çeviri:Banu Taylan ÖĞÜDÜCÜ
1. Baskı 2013
200 Sayfa




Kitabı D&R 'ın netteki indirim günlerinden 5 liraya aldım.

Alma sebeplerimden biri  biyografik bir kitap oluşu, diğeri ise kapağı ile alakalı , hafiftir , kolay okunur , okuma hızımı arttırır düşüncesi .

Açıkçası otobiyogafik kitaplara her zaman temkinli yaklaşırım , insan kendini anlatabilir mi?

Yaptığı hataları görebilir mi  ya da olduğu gibi bunları yazabilir mi?

Çok sevdiğim yerli bir yazara da , kendi yazdığı biyografik kitaplarını  okuduktan sonra sempatim bitti.

Bu kadar ön yargılı olmama rağmen , biyografik kitapları seviyorum.

Ve bazen Lynn Barber gibi bir yazar çıkıp , otobiyografisini tüm netliği ile yazıyor ve beni şaşırtıyor.

Açıkçası kitabın yazarını kendi yaşamıma alabileceğimi ya da onunla arkadaş olabileceğimi düşünmüyorum fakat kesinlikle ilginç bir yaşam felsefesi, hayata bakışı var ki böyle insanları tanımayı istiyorum.

Bu arada kitabın filmi 2010 Oscar'ında 3 dalda aday olmuş , size tanıdık gelmesinin sebebi olabilir.

Filmin senaristliğini Nick HORNBY üstlenmiş.

Yazar bu film hakkında da bilgi veriyor kitapta.

Farklı hayatlar okumak isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir yaşam öyküsü var kitapta.

Benim çok hoşuma giden bir -iki cümle de aşağıda;

"Benimle tanışmak isteyen tüm insanlar benimle tanıştıklarında açıkça hayal kırıklığına uğruyordu.Her ne umuyorlarsa ben o değildim."

"İnsanlar yazdığım gibi konuşmamı bekliyordu, bir başka deyişle kütür kütür ve sert bir şekilde."

"Sadece sayfaya yazdığım kelimelerimle iletişim kurabilsem bu çok tatmin edici olurdu."






25 Temmuz 2015 Cumartesi

60-KURT SEYT &SHURA

1. Basım 1992
45. Basım 2014
465 Sayfa


Çok okunan ve satılan kitaplardan biri , anlatılan da bir göç hikayesi.

Açık olmak gerekirse çok büyük beklentilerle okumaya başladım kitabı.

Her ne kadar bu beklentilerimi en aza indirmek adına uzunca bir süre elime almaya korksam da , geçen ay boyunca okumam sekteye uğradı ve bu duraksamayı atlatmak için çok önerilen , akıcı olduğu iddia edilen bir kitap seçerek yine beklentilerimi katmerledim.

Belki başka bir zaman olsa daha fazla etkilenebilirdim.

Ne ki Tchaikovsky 'lerin , kuğu gölü balelerinin havada uçtuğu ; Rusya, Kırım ve Türkiye üçgeninde geçen bu yaşam öyküsü beni benden almadı.

Göç öyküsü gibi algıladığımdan mı , bu kadar büyük bir aşkın akıbetinden mi, tesadüflerin fazlalığından mı bilmiyorum .

Gerçek bir yaşam öyküsü olması nedeniyle çok ta fazla eleştirmek istemiyorum.

Sanıyorum dizisi de yapılmış.

Ben diziyi de izlemedim.

2. kitabı elimde yok fakat olsa da hemen okuyacağımı düşünmüyorum.

Sanıyorum Bezmen'den okuduğum 2. ya da 3. kitap .

Fakat yazarın bağımlısı olamadım.

Not: Çok okunmuş ve çok beğenilmiş her kitabı sevmemi beklemeyin.Zevk ve renk mevzuu gibi düşünün.



5 Ocak 2012 Perşembe

3.Her Gün Hüzün-Christy Brown

HER GÜN HÜZÜN
(SOL AYAĞIM 2)
-
CHRISTY BROWN
Çeviri:Gamze TOKGÖZ
Nemesis Kitap
273 Sayfa-2010 Basım

22 Çocuklu bir ailenin, hayatta kalan , kalabilen 13 çocuğundan bir tanesidir yazar.Zihinsel bir felçle dünyaya gelmiş ve bütün yaşamı boyunca sadece sol ayağını kullanabilmiştir.
Bu şartlar altında okuduğum ilk kitabı , beni çok etkilemişti.Ve ikinci kitabını alırken düşünmemiştim bir an bile.
Bazen uzuvlarını kullanamayan kişilerin hayatı daha iyi algıladıklarını düşünürüm.Bütün uzuvlarını rahatça kullananlar bu rahatlığa fazlaca alışıp değer vermezler bu uzuvlara ya da işleyişlerine.
Belki bu sebepten; insanların sadece kaşla gözle gösterdiği kişilere karşı, doğuştan bir sempatim var, evet onlar bizden farklıdırlar ama farklılıkları sadece uzuvlarında değildir , onlar , her ne kadar bizlere yetersiz gelseler de bazen dünyayı çok daha derin görürler.
Belki de sadece onları anlamak için , en azından anlamaya çalışmak için bu tür yaşanmışlıkları okumakta fayda görüyorum. 

Çarpanlar:
"Herhangi bir hayvan kadar anlaşılmaz ve daha da sessiz, yıldızlar tarafından kör edilmeden, büyümeyi ve yaşamayı öğreniyordu."
""Doğmak, yaşamak, çalışmak, sevmek, acı çekmek ve ölmek.Bunların hepsi bir trajedi, ama ilk ve en büyük trajedi doğmak."

ARKA KAPAK
"Tüm bu gürültü patırtının ne olduğunu merak eden bir grup heyecanlı çocuğun yanında,tekerlekli sandalyesinin kenarında oturuyordu."

Romanın ilk bölümü,işte böyle başlar.Öylece oturuyordur;çünkü etrafındaki faaliyetlere güçlükle katılabilen,neredeyse çaresiz bir kötürümdür.Buna rağmen,roman başladığında bir çocuk,bittiğinde ise erkekliğin eşiğinde,"Her Gün Hüzün"ün ana karakteridir.Katılmaktan aciz,acılı ve dingin yüreğiyle tekerlekli sandalyesinde etrafı gözler;Dublin'in,oturdukları kenar mahallesine dağılmış,parçası olduğu ailesinin davranışlarını ve duygularını belleğine kaydeder.Burası aslında,40'lı ve 50'li yıllarda,acılı ve sevinçli günler geçiren Dublin'dir.İhtişamı ve sefaletiyle,arka sokakların ve köhne meyhanelerin hoyrat,acımasız,alemci ve zinacı Katolik Dublin;yaşam adına muazzam bir farklılık.Chiristy Brown,tamamen duygusallıktan uzak yazar.Sözünü sakınmaz,keskin görüşlüdür.Onun,Dublin görüntüleri,sesleri,kokuları ve doğal manzaralarıyla ilgili tasvirleri,şimdiye kadar nadiren yapılmıştır.Onun karakterleri,yaşam ateşi ile yanar.

Chiristy Brown,Sadece on üçü hayatta kalabilen yirmi iki çocuklu bir ailenin çocuğuydu.Doğuştan zihinsel bir felçle dünya'ya geldi.Kullanabildiği tek uzvu SOL AYAĞI oldu.Londra'ya yaptığı yaptığı birkaç ziyaret ve bir kez yaptığı Amerika seyehati dışında,tüm yaşamını Dublin'de geçirdi. 

12 Aralık 2011 Pazartesi

AŞKIN GÖZYAŞLARI II
(HZ.MEVLANA)
-
SİNAN YAĞMUR
Karatay Yayınları
260 Sayfa -2011 Basım
(2. Baskı)


İlk kitabı çok beğenmemin ardından, ikincisini okumak zorunluluktu.Okudum,  bitti.
İlkiyle kıyaslamak istemesem de kesinlikle ikincisinden daha da çok memnun kaldım.İlkindeki şevk aynen devam etse de yazar ustalaşmış.
Bu ustalıkla da kendini aşmış.
Ben çok beğendim , umarım okursunuz...
Kısacık da bir alıntı , en beğendiklerimden....
"Zulmün ateşle dansıydı çıldırtan
Sabır gecelerine sığınan suskunluğumu...
Hangi büyük fırtına uyandırabilir sarhoşluğumdan
Başka hangi mahşer sarsabilir
Aşkın gözyaşlarından sırılsıklam ruhumu?.."

ARKA KAPAK
En mahrem bir gecenin, en matemli anında akıyordu gözyaşları.
Sırların habercileri, hızına yetişemiyordu gözyaşlarının.
Çok konuştuk, biraz da susalım. Susalım ve ağlaşalım.
Aşkın Gözyaşları sağanağında, yitik cennetimize yol bulalım.

“5 Aralık 1273; Mevlana gördüğü rüya ile kan ter içinde uyanır.
Şem’sin seneler önce kaldığı odaya girer.
Taş duvarlar, tahta sedir, acem kilimi, odada her ne varsa hepsi Şems kokmaktadır.
Bakışları duvarda gizlenir.
Senelerdir, hiçbir şeyin asılı olmadığı duvarda, bir levhayı fark eder.
Okur yazıyı, kopar çığlık, atar kendini avluya.
Karla kaplı taş zemine, yüzüstü düşüp bayılmıştır.”



11 Aralık 2011 Pazar

AŞKIN GÖZYAŞLARI I
(TEBRİZLİ ŞEMS)
-
SİNAN YAĞMUR
Karatay Yayınları
242 Sayfa-2010 Basım
(390. Baskı)


Bu kitabı pek çok kitap sitesinin; çok okunanlar listesinde, en çok satanlar listesinde gördüm ancak ön yargılı bir yaklaşımla asla almadım.Sonra günlerden birgün(fuar öncesi), arkadaşın biri ''bak gözü yaşlı bir kitap varmış çok anlattılar, alıp bir de sen oku, sen anlat ''deyince el mahkum almak zorunda kaldım.
Aradan günler geçti ben kitabı elime aldım 60. sayfada ne göreyim , bir baskı hatası.Benim en nefret ettiğim şeylerden biridir okuduğum kitabı yarım bırakmak, kitap beni sarmasa da , bitirmek için çabalarım.Ama bu baskı hatalarına canım daha da çok sıkılır çünkü bırakmak zorunluluk olmuştur.
Aldığım standın da yardımıyla(kitapsan) yeni kitabıma kavuşmayı bekleyedurayım elime başka kitaplar geçti ve neredeyse unutuldu Aşkın Gözyaşları.Ancak elime gelmesiyle birlikte bir solukta okuyup bitiriverdim .Çünkü acayip güzel bir kitap, şimdi elimde ikincisi Mevlana var , O, daha da güzel.
Yıkılsın ön yargılarım, yıkılsın...Bayılıyorum ön yargılarımın yıkılmasına , gerçekten hak ediyormuş en çok satanlar listesini de , en çok okunanlar listesini de .Sinan Yağmur'a teşekkürlerle...

ARKA KAPAK

Yedinci ve en tesirli bıçak darbesi ensesine gelir boynu sağa doğru bükülmüştür.Dervişler yere kapanmasını bekleye dursun.Şems Hz.Peygamberin şu hadisini sesi boğuk mırıldanır.''Allah 'a kavuşmayı isteyeni Allah daha sever.''
Dervişelerden birisi sırtına tekmeyi vurur.Yüzüstü taş zemine kapanır,dudağı patlamış,dişleri zemine dökülmüştür.Siyah feracesi kanlar içinde bordoya dönmüştür.Saçlarından tutarak kafasını kaldıran dervişin niyeti Şems'in başını gövdesinden ayırmaktır.
Baş derviş engeller.Bırakın son nefesini versin.Sonra da en yakın kuyuya atın.Kıyafetine sarıp atın.Avluyu yıkayın Sabah ile yola çıkarız.
Şems hala son nefesini vermemiştir.Sille taşının üzerindeki başını hafifçe göğe kaldırır ve :
''Allah ne güzel sevgilidir.Rabbim sana aşığım.Ve bu canı sana hediye ediyorum.''
Mevlana içeri girer,mendili koklar titreyerek açar.İçinden sarı kağıda yazılmış bir not çıkar.''Yemin ederim ki ölümümün gözlerinin önünde olmasını isterdim.Gö ki aşk için ölmek ne demekmiş.''Mevlana olduğu yere düşüp
bayılmıştır.
''Geceden sonra ''doğan kalplerin göllerini cennete çeviren bir gözyaşı bu.Çoraklaşmış ve çöle dönmüş kalpler;açın sadrınızı!Aşkın gözyaşları ,serin serin,sağanak sağanak,üzerimize damlıyor;bakın gökyüzüne ,nasıl da aşk yağıyor...