Everest Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Everest Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2021 Pazartesi

LEVIATHAN - JULIEN GREEN


Yeni bir kitapla yine buradayım sevgili okur, umarım sen de bütün dikkatinle buradasındır :D

 Leviathan ilk basımı Everest Yayın evi tarafından 2013 yılında yapılmış olan, Işın Gürbüz'ün Fransızca'dan dilimize çevirdiği, 298 sayfalık bir roman.

Yazarımız Academie Française'nin 1971 yılında üyeliğe kabul ettiği ilk yabancı yazarmış, yabancı olması ana-babasıyla alakalı yoksa zaten kendisi Paris'te doğmuş ama konumuz bu değil. "Günah" romanları yazdığını ifade etmiş yazarımız, benim de kendisine karşı gelmek gibi bir zorunluluğum yok , kendisi ne derse o.

"Diğer birçoklarını unuttuğu gibi bir gün unutacağı biri için acı çekmek ve arzularını, hep aynı olan arzularını başka bir yere yöneltmek için bu kişiyi terk etmek; ne bıktırıcı bir mukadderat!"


Fakat şunu itiraf etmekten çekinmeyeceğim, kitap herkese göre değil, nedeni de şu;
 tam bir betimleme ustası olan yazarımız bazen bir sayfanın üçte birini sadece yerdeki yaprağı betimlemek için kullanmış. Yaşar Kemal okuyanlar belki daha kolay anlayacak ne demek istediğimi, :D Julien de inanılmaz kelime oyunları ile tam bir tarif sanatçısı, açıkçası ben de betimlemeleri pek etkileyici bulurum romanda, sırf bu sebepten yazarı sevmemiş olmamın imkanı yok.

"Birine aşık olmak, sonsuza dek bütün özgürlüğünden vazgeçmek demekti; arzu körelebilirdi, tutku tamamen yok olabilirdi, fakat kalbin derinliklerinde, verilebilen, ancak geri alınamayan, başkasına aktarılamaz bir tortu kalırdı." 

Bir de sıradan olabilecek bir yerleşkeye olağanüstü bir kahraman ve olağan dışı iki vak'a ilave ederek zaten hali hazırda sıkılacak okuru avuçlarının içine almayı başarmış .

 Sonundaki müphemlik eser miktarda can sıkıcı olabilirse de,
ben ilk defa okuduğum bu kalemi sevdim, imkanım olsa oldukça hacimli olan külliyatını okumak isterim ve fakat bu kısım o kadar imkansıza yakın ki benim için, ama sen sevgili okur eğer de betimleme sever biri isen denk düşürdüğünde kaçırma bu eseri, belki bir başka eserini Green'in , neden olmasın.

"İnsan ruhunu satmıştır ve nefret aşkın yerini almak için boşuna uğraşır; insan ölene kadar sevdiklerine aittir. "

Sağlıkla, başarıyla, kitaplarla kal, ne yapmak hayatına anlam katıyor ise onlarla kal...





 

12 Mayıs 2019 Pazar

BABA EVİ - AVARE YILLAR : ORHAN KEMAL

KÜÇÜK ADAMIN ROMANI 1-2

7. Basım 2016

"Yüksel ki bu yer yerin değildir. Dünyaya geliş hüner değildir. "

Orhan Kemal'in ilk ,
"Küçük Adamın Romanı" serisinin ilk 2 kitabıdır, 
otobiyografik özellik taşımaktadır. 

Materyal Tasarımı dersinden ödevim Toplumcu Edebiyat olunca, Orhan Kemal adını görmem kaçınılmazdı. Aslında pek çok yazarı yine görmek bir anda eserlerini tekrar okuma isteği duymama sebep oldu denilebilir. Orhan Kemal de bu minvalde tekrar okuduklarımdan biri oldu
. Serinin devamını da Toplumcu Gerçekçi eser veren yazarları da sıklıkla göreceksiniz blogumda demek oluyor bu. 

Bu 2 kitap her ne kadar biyografik kurgu olarak değerlendirilse de bence  o dönemin insanlarını, genel ortamı realist bir şekilde ele alış tarzı ile o günlerden habercisi olmuş akımın. 

Yerli yazar okuyamayanların, özellikle bu akımın temsilcilerini(bir Nâzım Hikmet'i, Bir Yaşar Kemal'i, Bir Kemal Tahir'i, bir Sabahattin Ali'yi) okumadan karar vermemelerini dilerim.

Her birini hiç tereddütsüz tavsiye de ederim, okumayan kalmasın da derim.

O halde sevgili kitapseverler düşünüşü bol, keyfi çok okumalarınız olsun ...



23 Kasım 2016 Çarşamba

112-FRIDA KAHLO: AŞK VE ACI- RAUDA JAMIS


Çeviri:Hülya Uğur Tanrıöver (Tufan)
1.-5. Basım 2002-2001
6. Basım 2013
304 Sayfa

"Şafak hep çok uzaklarda , şafağın artmasını mı arzuluyorum , yoksa asıl istediğim gecenin daha derinine mi dalmak , bilmiyorum.Evet belki de her şeyi bitirmek istiyorum."

"Kimi yeniyetmelere egemen olan 'Ben kimim?' sorusunun sıkıntısını yaşamak zorunda kalmadım .Attığım her adım bir olguydu ; ben de onunla birlikte vardım."

"Neden yürümek için ayaklarım olsun ki , uçmak için kanatlarım var..."

*****************

Bir fasulyenin faydaları adlı kitap yorumuna daha hoş geldik, hep birlikte geldik çünkü ben de kitap için neler yazacağımı merak ediyorum , belki de sizden fazla ediyorum çünkü ne yazacağımı ben de henüz bilmiyorum.

Hımmm, mesela kitabın en hoşlanmadığım taraflarından biri şu oldu ;

Sayfa 22: Kahlo'nun doğduğunda anneannesi , babaannesi ve dedelerinin ölmüş olduğu bilgisi verilmiş, 
Sayfa 23; Kahlo'nun vaftiz töreninde çıkan isim koyma tartışmasını anneanne yatıştırmış(!)

Tabii bu hata kitabın bana göre en elle tutulur hatası, çünkü size şu şudur diyebiliyorum.

Frida hep merak ettiğim kadınlardan biri olagelmiştir.

Bir devrimci diye anılması da elbette etkilemiştir bu düşüncemi.

Bir diğeri , anatomik resimleri ...

Hangi hislerle , hangi yaşanmışlıklardan yola çıkılarak yapılmış o resimler?

Neyin ifadesiydiler?

Sanki bütün sorularımın cevaplarını alıvercekmişim gibi başladım okumaya ,

okuduğum onlarca karakterden,  hangisinin hayatını anladığımı düşündüysem?

Kitabın yazarının Kahlo olmadığını anlamak için de kitabı okumaya başlamam gerekiyormuş (hep eksiler karşı tarafa değil canım , kendimi de eleştirebiliyorum )

Kahlo gerçekten yaşamı boyunca , acıların kadını olmuş .

Aynı oranda aşklarıyla konuşulmuş.

Resimlerini kimi anlamış , kimi ben gibi cahilliğini çaktırmamaya çalışarak bakmış.

Devrimi savunmuş ama burjuva kıvamında yaşamış.

Troçki ile pek bir ahbaplık kurmuş , lakin sonu pek te beklenen gibi olmamış.

Tabi tek tek hayatına kimlerin girdiğini yazamamış yazar ama anlaşılan kısa ve acılı ömründe epey renkli yaşamış.

Kitabı beğenmedim , net.

Niyesi de şu ; sosyal medyada o kadar görmek, insanın kafasındaki kurguda çok etkili.

Beklenti tavan , oysa çok başka anlatılabilir miydi diye bitince kitap.

Ya da çeviri olması mı , anlaşılmayı bu kadar zor kılan?

Kafamda deli sorular ve anlayamadığım hayatlar.

Anlayan biri bana da anlatsa; ne kadar , neden ve nasılları .




15 Ekim 2016 Cumartesi

96-DÜĞÜMLERE ÜFLEYEN KADINLAR -ECE TEMELKURAN


1. Basım 2013
471 Sayfa

"Işığın sesi olmalı .Yoksa sivrisinekleri daha iyi duyuyor olmazdık. Işığın bir kütlesi olmalı .Yoksa karanlıkta daha geniş sevişiliyor olmazdı."

"Hakikatte kadınlar , bu alem içinde başka bir alemde yaşarlar .İçine aşkları ve büyüleri üfledikleri bir alemdir bu . Erkekler biteviye o alemi hırpalar , yıkar . Kadınlar ise yeniden üfleyerek vareder. BİR ERKEK BİR KADININ NEFESİ KADARDIR; BAŞKA HİÇBİR ŞEY DEĞİLDİR."

"Öldüğüme göre artık yaşayabilirim."

"Aşk kadınlar yorulunca biter .Kadınlar bir adamı değil , bir mezarlığı terk eder." 

"İnsan hiç tatmamışsa , keder için de dua eder . Kendinden bile gizler ama her insan bir kere mahvolmak ister. Bakmayın kimse cennet dilemez , herkes yanayakıla kendi cehennemini görmek ister."

"Kesinkes yalan , insanın kendini sevmesi meselesi , kim uydurduysa .İnsan ancak sevilince öğreniyor kendini sevmeyi."

"Tanrı bizi sevmese bile cesur bir anne bize yetebilirdi..."

********************

Hiç Temelkuran okumamıştım daha önce, ama fena halde merak ediyordum.

Yine de kitaplığımda neredeyse 3 yıldır duran bu kitaba bir türlü elim gitmemesini anlamıyorum .

Oysa okunacaklar listelerimde , okuyacağım kitapları dizdiğimde hep en önlerdeydi.

Hani olur ya bazen , yapmayı çok istersiniz ama mutlu olmayacağınız korkusundan cesaret edemezsiniz.

Belki de öyle bir şeydi bu kitapla aramdaki bağ.

Kitabı okuduktan sonra ; kitap hakkında , yazar hakkında tam bir fikir oluşturdum dersem yalan.

Hikaye güzel olmasına rağmen bir türlü içine girememiş olmamı kendime bağlasam !

Ya da ne bileyim okuma duraklamalarımdan birine denk geldi diye avunsam.

Oysa o kadar çok altını çizdiğim söz var ki.

Yazar acaba sırf bu sözler için mi böyle bir hikaye yazdı diye düşündüm , kitap boyunca.

Çok net fikirleri yok kahramanların , belki de ondan.

Hatta cinsiyetleri için bile kesin konuşmak zor.

Bu belkiler mi , soğuttu beni kitaptan .

Bilmiyorum.

Okuyup yorum yazan var mı diye bakmadım henüz.

Ama oldukça iyi satış rakamları olduğuna göre , aranan bir yazar diye düşünüyorum.

Dediğim gibi , sevmedim desem yalan , sussam gönül razı değil.

Öyle arafta kalanlardan biri oldu benim için.



11 Ekim 2016 Salı

95-AKIŞI OLMAYAN SULAR - PINAR KÜR

1984 SAİT FAİK HİKAYE ARMAĞANI



2004 Basım
171 Sayfa



"Ancak başkalarıyla yakın ilişkiye girişmemekle koruyabiliyor insan kişiliğini, kötü durumlara düşmekten kurtulabiliyor. Sevilip sayılıyor çevresinde benim gibi . Beni tanıyanların hepsi sever , hiç düşmanım yoktur."

"Belki de o sıralar kötülerin kazanacağını bilmediğimdendi umudu kesmeyişim. Şimdi nereden mi biliyorum kötülerin kazanacağını ?Kazandılar da ondan. Bir vakitler , neredeyse herkesten , herşeyden nefret ettiğimde bile, kıyıda kenarda sevdiğim bir-iki şey vardı.."

"Asıl yaşamımı yaşamadığımı , ama aradığımı duyardım, hiç bulamayacağımı aklıma getirmeyip hemen  o sırada bulamadığım , yakalayamadığım için sabırsızlanır , kimi kez hırçınlaşırdım. "

*************


Harika bir hikaye kitabı , 1984 'te Sait Faik Hikaye Armağanı ödülünü almış.

5 Öykü var kitapta.

Benim en sevdiğim , sonuncu hikaye oldu. Bitmiş Zamana Dair adı.

Kür'ün  kalemi; geçekten kuvvetli.

Hemen okuru esir alıyor. 

Kitap bittiğinde ağzınızdaki o eşsiz tat var ya, henüz doymamış olduğunuzun farkına varmanıza engel oluyor.

Keşke daha uzun yazsa , keşke hep yazsa dediklerimden biri daha .





13 Nisan 2016 Çarşamba

33-ÖYKÜNMECE-FEYZA HEPÇİLİNGİRLER

1.-2. Baskı 2000
3. Baskı 2014
159 Sayfa


"Ey kim olduğunu bilmediğim!Ey kızımsan seçilmiş bir ölümle ölmenin , gerçekte ölüm değil , bir ağırlık olduğunu bilirsin. Kalan son güçle bağırılmış bir çığlık .Bunu bilmiyorsan zaten kızım değilsin."

Hepçilingirler ile bu defa öykülerinde buluştum.

Türkçe üzerine yazdığı kitaplardan sonra farklı bir tat verdi bana öyküleri de.

Tabii ki yine her yönüyle enteresan ve keyifli buldum.

Özellikle öykü türlerine göre öyküler yazması :)

Kitabın içinde en beğendiğim öykü; Maço Öykü oldu.

Kitabın başında öykülerinin hikayesi ve okuru da içine alan bir oyunun tarifi var.

Şimdilerde uzun , yorucu şeyler okumaktan kaçınıyorum diyorsanız ,

kısa, güldürücü ve bir o kadar da düşündürücü şeyler arıyorsanız,

kelimeleri kullanışını garanti edebileceğim Hepçilingirler'in bu kitabını 

okuyun derim.

Öykü okurken benim gibi kısalığı yüzünden kaçınanlar içinse diyebilirim ki , öyküler kısa ama tatmin edici sonlarla bağlanıyorlar.







23 Mart 2016 Çarşamba

28-AYIN EN ÇIPLAK GÜNÜ - BUKET UZUNER

1. Basım 1986 Boyut Yayınları
2.-13. Basım 1992-2000 Remzi Kitabevi
14.-16. Basım 2003-2008 Everest Yayınları
17. Basım 2010 Everest Yayınları
138 Sayfa


Yukarıdaki basım yıllarının çokluğundan anlayabileceğiniz üzere kitap çok eskilerde yazılmış.

Ve yine basit bir hesaplama yaparsak;  Uzuner yazım hayatında 30 yılı devirmiş.

Yazın hayatının 2. kitabı olan

Ayın En Çıplak günü , öykülerden oluşmakta.


Birazcık netteki yorumlara baktım da okuyanlar genelde "acemilik  dönemi" diye yazmışlar kitap için.

Ben tam bir Uzuner müptelası olduğumdan bana acemilik zamanı gibi gelmedi öyküler , yine de tekrar belirtmekte fayda görüyorum ;

Uzuner için objektif yorum yapmam mümkün değil.

Seviyorum kardeşim , yalan mı söyleyeyim :D

Atarımızı da yaptığımıza göre dönelim kitabımıza.

Erkek ağzıyla yazılmış hikayelerini , özellikle erkeklerin okumasını çok isterim.

Öyle bir anlatımı var ki , empati kurmak istemeseniz bile içine giriveriyorsunuz hikayenin.

Her hikayesi ayrı güzel , hepsi ayrı özel .

En çok ta sayfa 113 'te Ferhan Şensoy'a yazılan Kuşku.

Tamam Şensoy'u da sevdiğimi kabul ediyorum.

Çifte kavrulmuş lokum kıvamında bir kitap oldu benim için .

Yeni bir Uzuner kitabı okumak için , yine sabırsızlanmaya başladım size kitabı anlatırken .

Kitapla kalın , bu kitabı okursanız en az benim kadar keyif alın :)



29 Ocak 2016 Cuma

5- SU- BUKET UZUNER

1-2. Basım 2012
Cep Boy 1. Basım 2014
422 Sayfa


Daha yazdan kalma zamanlardan biriydi üstteki fotoğraf çekilip , okuyorum diye paylaştığımda kitabı .

Kaç sayfasını okuyup kenara koydum bilmiyorum.

Bu yıl Ağustos- Aralık arasında geçen verimsiz okuma zamanlarıma inat yeniden sarıldım yarım kalan kitaplarıma , pek çoğunun okumuş olduğum yerlerini tekrar okuyarak.

Ve anladım yeniden , bir kitabı yarım bırakmak sevmemek değilmiş meğer .

Buket Uzuner bu güne kadar hep severek okuduğum yazar , yanıltmadı beni yine.

İlk seferinde yarım bırakılışı kitabın , beğenilmemesinden değil zamanın bana uymamasındandı.

Bayıldım Defne Kaman'a tek kelimeyle.

Hele Umay Bayülgen'in hastası oldum , belki etkisi altına girdim romandaki diğer kahramanlar gibi , kim bilir.

Ve Ümit Komiser ile yeniden o saf halini insanoğlunun hatırladım.

Belki biraz fantastik tarafıyla , hayal alemini yaşadım .

Velhasıl ben beğendim Su kitabını. Su gibiydi okumak , bazı yerleri ağır akan bazı yerleri ivmeye kapılan .

Ve öyle bir yerinde kaldı ki , 2. kitabı elimde olsa hiç beklemesem dedirten .

Bir de bu huyum var benim , seri kitapları ardarda okumak isteyen ama çabuk tüketmekten korkup erteleyen , işte o sebepten araya pek çok kitap girecek fakat unutulmayacak tarafımdan Defne Kaman :D

************************
"Kendilerine öğretilen toplumsal örneklerle karşılaşmak , özellikle kendi cinsiyet ve iktidarlarından rol çalındığını düşünen insanlar için kaygı vericidir."

"Kalplerini gülümseme maskesi arkasına saklayarak daha fazla kırılmaktan korumaya çalışanlar, bir gün artık sahiden gülümseyemediklerini fark ederler."

"Korkaklıklarımıza farklı bahaneler bularak başkalarını suçlamak  bizi bir süre rahatlatır.Ancak çoğu zaman artık geç de  olsa, ölmeden önce mutlaka gerçeği fark ederiz."

"Uğursuzluk hep başkalarından ve onların davranışlarından kaynaklanıyor sananlar, hayatlarını aslında hiç tanımadıkları bir beden içinde geçirenlerdir."

"Sevilme talebi sürekli reddedilince sevgisizlik de bir alışkanlığa dönüşüyor."


Not: Arkadaşlar kısa bir süre yorumlarınıza cevap veremeyeceğim ancak çok yakında tek tek hepinizi hem ziyaret edeceğim hem de yorum yapmaya devam edebileceğim , hemen cevap yazamasam da yorumlarınızı eksik etmeyeceğinizi umuyorum:D Sevgiyle...

4 Temmuz 2015 Cumartesi

57-YAZ- KÜRŞAT BAŞAR

1. Basım 2014
328 Sayfa


"Bazı insanlar her şeyi görerek anlar.Bense hayatı, anlatılanlardan , kendi kafamda kurduğum cümlelerden anlamayı seçtim."

"Sözcükler hayal gücünüzü kullanmanızı sağlar , görüntülerse sınırlıdır."
"Belki de hayatta ilk öğrendiği şey 'kaybetmek' olan çocuklar için hayal kurmak , hayata tutunmanın ve bir günü daha sürdürebilmenin tek yoludur."

"Çocukluk ancak anılarda, belleğin katmanları arasında bir yerlerde , başkalarına anlatılamayan kokularda , sırlarda kalır."

"Çünkü o günden sonra hep gitmek istedim , nereye ve neden olduğunu hiç bilmeden , nerede olursam olayım başka bir yere gitmek..."

"Böylece , yazarak her yere gidebileceğimi , istediğim herkesle arkadaş olabileceğimi , bütün sırları çözebileceğimi , kimsenin orada bana kötü davranmayacağını , zamanın içinde gezebileceğimi ve hayatın içinden neyi seçip beğenirsem onu seçip ötekileri ayıklayabileceğimi öğrendim.Hayatı değiştirebileceğimi..."

"Biz büyürken sanki gizli bir el , sonsuzluğa yazılmış sandığım bütün o sözcükleri alıp gitti , yerine ilkelerin anlaşmasına yetecek basitlikte elektronik bir sözlük bıraktı."

"Ve eğer odasın kapanıp bir kitabın eşsiz kokusunun verdiği büyülenmeyle saatlerce kendi içinde bir yolculuğa koyulduysa orada neler olduğunu da hiçbirimiz , hiçbir zaman bilemeyeceğiz.Çünkü çoğu insan bir kitaptan herkesin aynı şeyi anladığını sanır ama öyle değildir."

"Bir insanın hayatı sözcüklere döküldüğünde inanılmayacak kadar kısa kalır."

"Aşk aslında sözcüklere döküldüğü zaman var."

"Okudukça kendimi,bilmediğim garip dünyalarda bulurdum.Çok uzaklarda bazen...Kimi zaman burada çok yakında...."

"Söyleyebilseydim ona, onu sevmek;
Karanlık bir suya girerken duyduğunuz bir ürperti gibiydi.

Bir rüyada , uçurumdan yuvarlanırken bağırmaya çalışmak ama sesi çıkmamak gibiydi.

Yılın ilk bahar sabahı uyanmak gibiydi .

Karlı bir tepeden aşağı kayarken çılgınca gülmek gibiydi.

Çok uzun yıllar görmediğimiz birine rastlayıp onu ne çok özlediğimizi anlamak gibiydi.

Herkesin, kaybolduğuna inandığı bir adayı yeniden bulmak gibiydi.

Bitmesin diye bir kitabın son sayfalarında durup bütün hikayeyi yeniden , yeniden hatırlamak gibiydi."

"Hayaller oturabileceğiniz en büyük evdir."

"Romanlar bana göre , anlatılanlarla gizlenenleri bize bir arada okutabildiği zaman güzel."

"Herkes kaybeder ve kasa kazanır."

"Çok güzel...Salıncakta sallanır gibi...Güçlü ve her şeyi bilir gibi...Gözün görebildiği her şeye sahipmiş gibi...Belki sahip değil de , onların bir parçasıymış , onlarla bütünleşmiş gibi .Ama farklı...Onlardan farklı ...Her şeyden farklı..."

"Birinin hayatında yerin yok ama kalbinde var."

"Akıl gerçeği görür de , kalbin gözü yoktur."

"Bizden başka hangi canlı, ölüsünü bile tarihe unutulmaz anıtlarla bırakmak ister?"

"Binlerce yıllık kuralların , böylesine ayrıntılı , böylesine çılgın , bazen olabildiğince akılcı , bazen tümüyle sapkın olmasının , kalplere, birbirine dokunmaya , birbirini sevmeye , sevişmeye , özlemeye , buluşmaya , ayrılmaya varıncaya dek yasaklar koymasının nedeni , bu mezarların kapısından geçen hiç kimsenin bize nereye gittiğini söylememiş olmasıdır belki de..."

"Bazen bütün dünyaya karşı güçlüsündür bazen de birinin karşısında güçsüz."

"Bazen birisini öyle çok seversin ki onu bir an önce görebilmek için kendinden, o güne dek düşündüklerinden , inandıklarından, gerçek diye anlatıp durduğun şeylerden bile vazgeçersin .Yokluğundan öyle büyük bir acı duyarsın ki , ne yaparsa yapsın her şeye katlanabilirsin, gerçekte başka bir zaman seni incitecek bir çok şeyi yapmasına izin verirsin.Öyle bir an gelir ki , o mutlu olsun yeter, diyecek kadar kendini unutabilirsin."

"Herkes kendini başkalarından üstün sanmış, onlara yapılanlara göz yummuş , kendince bahaneler uydurmuş ama sonunda kendinin  ötekileştirileceği bir gün geleceğini ve o zaman da diğerlerinin başlarını çevirip görmezden geleceğini hiç düşünmemişti."

"Evet kadınların hayalleri var ve biz onları ancak yıkabiliyoruz."

"İçinizdeki birini düşünmemeye çalışarak unutamıyorsunuz."

"**************************

Bu kadar alıntı yaptıktan sonra , benim yazacağım hangi kelime kitap hakkındaki düşüncelerimi ifade için yeterli gelir?

Kürşat Başar'ın bütün kitaplarını okumuş olmama rağmen , beni en çok etkileyen kitabı Başucumdaki Müzik olmuştur.

Diğerleri hakkında şu anda yazabileceğim tek satır aklımda kalmamıştır.

Sanırım Yaz , en az Başucumdaki Müzik kadar etkiledi beni.Belki daha bile çok.


1 Aralık 2014 Pazartesi

120-İŞTE GİDİYORUM-FEYZA HEPÇİLİNGİRLER

 1. Basım 2009
2. Basım 2011
188 Sayfa


"En iyi ölümle ölmüştü , uykusunda , meleklerle konuşarak.Tanrı bütün yargılamayı öteki dünyaya bırakıyordu demek ; canlarını çekip alırken bu dünyada işlediği suçların cezasını vermeye kalkmıyordu kullarına."

"Başka bir dünyadan, başka bir hayattan kalmış gibiyim.Dünyada unutulmuş gibi . Herkes giderken geride mi kaldım acaba? Gidenler bu yüzden mi beni aralarına almadılar? Oysa ben her ölümde kendimi biraz daha suçlu hissettim .Sanki benim yerime ölüyorlarmış gibi , ben biraz daha yaşayayım diye , her seferinde başkaları kendini feda ediyormuş gibi..."


***********************


Hepçilingirler'in anlatım tarzı her zaman samimidir fakat bu kitabında samimiyeti zirve yapmıştır.

Kitabımızda , göç öyküleri var , memleketten göçen , dünyadan göçen , yürekten göçen insanların öyküleri .

Hislenmeden okuyana, madalya verilecek cinsten bir kitap.

Hepçilingirler'i yeni yeni tanıyorum belki fakat her okuduğum kitabı keşkelerden ve yepyeni bağlardan oluşmakta.

Nette aradığımda , kitaplarını okuyanları göremediğimde kahrolduğum da gerçektir .

Okumamışsanız, geç kalmışsınız diyorum.

#guzokumasenligi
#senlikbahaneokumaksahane 

23
.

2 Ekim 2014 Perşembe

94-MEL'UN - SELİM İLERİ



*BİR US YARILMASI

1. Basım 2013
3. Basım 2013
581 Sayfa


Bu kitabı öyle bir-iki satırla anlatabileceğimi zannediyorsanız , yanılıyorsunuz.

Evet hacim olarak da oldukça etkili fakat içinde yazanlar dışsal hacmini zannımca ikiye , üçe zorlarsanız daha fazlasına bile katlayabilir.

Öncelikle Mel'un ; Tanrı tarafından lanetlenmiş olan, lanetlenmiş kimse , anlamına gelmekteymiş.

Kahramanımızın ismi de manidar ; Sayru Usman.

Sayru da; saçmalamalar , sayıklamalar , deli ,tozutmuş manalarında kullanılıyor.

Bu kadar açıklamadan sonra hiç bir şey anlamadığınızı tahmin ediyorum ya da benim anlatamadığımı, olur mu , olur!

O zaman biraz daha detaya girelim:
Sayru Usman , yaşı epey ilerlemiş , yazın hayatını  günlükleriyle devam ettirmeye çalışan bir yazar.
Cahide'yi de sevdiğinden aynı zamanda bir tiyatro aşığı.

Selim İleri'yi koyuyorum Usman'nın yerine , zamanlama tutmuyor ve fakat yine de kendinden izler düşürdüğünü düşünmek ve o şekilde okumak hoşuma gidiyor.

Sayru Usman aynı zamanda oldukça fazla okuyan biri , kitaplara , yazarlara dair oldukça geniş bir perspektif sunuyor kitap boyunca bizlere, tabii bahsettiği kitapları okumuşsanız ya da yazarlar hakkında fikirleriniz varsa çok daha fazla anlıyorsunuz ya da anlamsız bulabiliyorsunuz bahsettiği şeyleri .
Sayru Usman bununla da yetinmiyor , ülkemin okurları üzerine de fikirlerini beyan ediyor .

Tiyatrocu aşkı yüzünden , tiyatro  ve tiyatrocularla ilgili fikirleri de var ... Muhsin'i mesela, pek sevmiyor .

Bu arada yakın tarih ile de hasbihal edebiliyorsunuz ucundan kıyısından.

Dili de ait olduğu döneme ait esintiler barındırmakta,  olsun o kadar da değil mi_?

Haa, bir de haikular yapıyor kendince ki en sevimli kısmı buraları zannımca kitapta.

Şaka yaptım ki , sevdim kitabı ben .Sayru Usman Akıllı delilerden :)

Sonuç,  kitapta;
 yok, yok.

***********************
"Sıradanlık , herkes gibi olmak ardı sıra kötülüğü getirir..."

"Kitaplar, yalnız kitaplar!Kitapların insanlarıyla arkadaş olmuştum ."

"Epey eskilerde romanlar, hikayeler kara sevdalısıydım,Fakat yazmak aklımın ucundan geçmezdi."

"Ölümlü yaratıklar yeryüzüne acı çekmeye gelirler."

"Okur yazarımızın en belirgin özelliği , okumadığı halde küçümseme özelliğidir.Finten'i  hiçbiri okumamış 
ve Burhanettin Tepsi'den de seyretmemişti.Ama Hamid'i burjuva şairi olmakla suçluyorlardı."

"Etrafımda düşünen insanlar yoktu.Halbuki ben düşünmeye , ölçüp biçmeye , tartmaya, tartışmaya, araştırmaya, neyin , kimin ne olduğunu öğrenmeye açtım."

"Etrafımdakiler , üstelik en yakınlarım , hatta matematik ilmiyle onca haşır neşir Alim Usman , hepsi düşünmekten korkarlardı."

"Diyebilirim ki düşünmeye düşman bir çevre içinde büyüdüm .Bugün de onların arasında , onlarla birlikte yaşıyorum.Fakat 'in'ime çekilmiş olarak."

"İmlası bile birleşememiş bir ulusun sonu nereye varır?"

"O kadar çok katil , cani, ölü , o kadar çok ceset var ki hayatımda, o kadar çok hayalet, hortlak,  ölü yiyici , ölü sevici, kan tutmuş , gulyabani!Hangi sigara beni korkutabilir?"

"Öyleyken defterlerim yayımlanınca, kimi zaman soldan sağa misafir gelmiş olacaktım ve muhafazakar kesim , hoşgeldiniz!, buyrun buyrun diyecekti.Sağdan sola geçişim ise daha zor.Zira bizde sol , sağdan gelene pek yüz vermez.Takiye yaptığım zannedilecekti."

"Şimdi saptıyorum ki , ne Şark'tan haberimiz olmuş, ne Garp'tan.Ama hep bilir geçinmişiz ."

"Halbuki büyük çoğunluk şurdan burdan öğrendiğini , kendine tesir edilerek aşılananları geveleyip durur.Memleketimizde fikir hürriyeti talepleri boyuna çınlar .Fakat fikirlerin hepsi orta malıyken fikir hürriyetine niçin ihtiyaç duyulur ki ? Ahaliden bir çok kimsenin şahsi fikri yoktur, şahsi bir görüşü , duyuşu yoktur.Bir yerlerden işittiklerini tekrarlayıp dururlar. Herkes birbirinin kemküm papağanı kesilmiştir."

"Bu gece intihar etsen ne iyi olur : Ne sevgi , ne aşk , şefkat ürperişi .Hepsi bitmiş . Hepsinden kurtulmuşsun.Bekleyiş , ummak, hayal ediş de yok artık .Sadece jilet.Fakat öyle jiletler de kalmadı .Şimdinin traş bıçaklarıyla yapamazsın Sayru."

"Tavuk keser gibi , insan hayatını gözünü kırpmadan sona erdiren , çoğu defa hiç tanımadığı kişileri öldüren bir nesil nasıl yetişti ?Herkese soruyor ; fakat kimseden cevap alamıyordum.Sağcılar için bir solcu, hatta vatan haini bir komünist, dinsiz bir marksisttim; solcular için bir sağcı , hatta mürteci , sapık burjuva ideolojisinin esiri, hatta kafatasçı bir faşisttim.Bunlar niye sağ veya soldular , kendileri de bilmezlerdi."

"Çünkü bu dünyada insanın insana duyacağı sevgi , insanın insana duyabileceği her türlü sevgi müthiş bir yanılsamadır, kuyruk acısı sonradan ortaya çıkacak yanılsamalar.Tek hakikat bunun böyle olduğunu sezebilmektir."

"Aklı fikri birbirinin tenasül hayatını gözlemekten ibaret bir cemiyette ilerlemeler (terakki) olabilir mi?"

"....ben hep gitmek için yazdım.Gitmekti hep , nerede olursam olayım , oradan gitmek.Bilgisiz , cahil insanların arasından kurtulmakKaçmak! Çekip gitmek içindi yazdıklarım, boyuna çırpınışlarım..."

"Totaliter rejimlerin zaferi kitlede erittikleri fertleri uyutabilmiş olmalarından hayat bulur ."

"Burada hiçbir şey değişmez .Üsttekiler paldır küldür aşağıya indirilirler.İndirilenler üste çıkarlar, yine hürriyet -adalet -müsavit adı altında acele acele emirler yağdırarak ceplerini doldururlar.Değişen sadece miting alanındaki resimlerdir.Lakin ne acıdır ki halk hiçbir şeyin değişmediğini bilmez, devirlerin değiştiğini zanneder."

"Ruhum yaralansın isterim .Ruhu yaralı insanlar hakikatin acılığını hissedenlerdir."

"Kibir , ihtişam , haşmet: Gizliden gizliye hepsine tapındım.Hışmından çok korktuğum için iktidara boyun eğdim.İmkanım olsaydı, fırsatını bulsaydım , iktidar olmak, ezmek ,ufalamak, hepsinin canına okumak isterdim."