Biyografi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Biyografi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2021 Cuma

TEK ADAM - ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR

 

                                                     

    Merhaba sevgili arkadaşım, Temmuz ayında bitirdiğim ilk kitap Tek Adam’ın 1. Cildi oldu.


    Bu kitap ilk basımını 1963 'te yapmış, elimdeki Remzi Kitabevi'nden 32. Özel baskı ve 382 sayfa.

    Goodreads puanım 4/5. Aslında kitabı okurken uzun bir süre farklı bir şey bekledim, bugüne kadar Atatürk 'ün hayatını anlatan çok fazla kitap okuyanlar anlayabilir bu hissi, O’na dair hiç duymadığım ya da hiç okumadığım bir farklılık beklemekten vazgeçemiyorum. Kitap daha önce okuduklarıma belki de çok defa kaynaklık ettiğinden yeni bir şey yoktu(benim için).  
    Bu arada bazı kimseler goodreads yorumlarında dil sadeliğinden bahsetmişler fakat ben o dönemin yazılarının şimdiki gençler için sade olmadığını düşünüyorum,  hatta ben bile 2 ya da 3 defa sözlüğü karıştırdığımı itiraf edebilirim ki Osmanlıca dersi almış bu dile kafa patlatmış biriyim.
    Fakat tabii mutlaka okunması gereken kitaplar bunlar. Özellikle şimdiki zamanlarda mutlaka tanınması ve teferruatıyla öğrenilmesi-öğretilmesi gerektiğini düşünüyorum, ama hep aynı şeyleri papağan gibi tekrar ettirmeden.  Bu arada  Tek Adam serisi 3 kitaptan oluşmakta.
    Atatürk'ün Ruşen Eşref ile yaptığı mülakat bu kitapta da geçiyor ve bana kendisini okumam gerektiğini bir daha hatırlatıyor. Mülakat tarzının edebiyatımızdaki ilk örneklerinden biri olması hasebiyle önemli.
    Benden bugünlük bu kadar sevgili kitapsever arkadaşım, Temmuz da jet hızıyla geçiyor, umarım senin için sağlıkla, bol bol okuduğun, çokça izlediğin, sevdiklerinle paylaştığın bir Temmuz oluyordur. 




8 Temmuz 2019 Pazartesi

EDEBİYATIN AYKIRI ÇOCUKLARI- ANDREW SHAFFER

Çeviri: Çetin Soy
1. Baskı 2014
249 Sayfa

Kitapta bahsi geçen kişiler, edebiyat dünyasındaki izleri asla yadsınamayacak isimler. Fakat bu isimlerin yaşamlarını normal kabul edebilmek(Normal ne demekse!) mümkün değil.

Mesela  sadizmin isim babasının Marquis de Sade olduğunu bilir miyiz? Peki bu isim babalığını hak etmek için yaşamı boyunca elinden geleni ardına koymadığından haberdar mıyız?

Ya da Samuel Taylor Coloridge'ın Kubilay Han'ı yazarken ciddi miktarda afyonun tesirinde olduğunu?

İçlerinde en masumu olan Balzac'ın günde 50 fincan sade kahve içtiğini?

Madam Bovary'nin en çok yargılanan kitaplar arasında olduğunu?

Oscar Wilde'ın kadınsı kıyafetler, makyajlı hali ve davranışlarıyla (evli ama eş cinsel olduğunu saklamaz) gazetelerde alay konusu olduğunu?

Bütün bunlara rağmen yazarın da dediği gibi:

"Tüm zamanların en iyi 100 romanının dilediğiniz listesini açın. Fitzgerald'ların, Faulkner'lerin ve Hemingway'lerin arasında çok sayıda sakin, ayık edebiyatçı göreceksiniz. Hayır aykırı edebiyatçılar arkalarında o değerli yapıtları şoka uğratan davranışları sayesinde değil, 
onlara rağmen bıraktı. "




20 Eylül 2017 Çarşamba

BABANIZ ATATÜRK -FALİH RIFKI ATAY






2012 Basım
150 Sayfa

"O zamanki arkadaşlarından birinin anlattığına göre,
bir gün komşu çocukları birdirbir oynuyorlarmış.Kendisini de çağırmışlar ,
-Gel sen de oyna! demişler.

Mustafa ;
-Peki, demiş ve olduğu yerde ayakta durmuş.
-Ama eğil de atlayalım, demişler.
Mustafa başını sallayarak :
-Ben eğilmem .Üstümden böyle atlayabilirseniz atlayın , cevabını vermiş."

************

Kitap bir takas kitabı ,yazarın Zeytindağı  adlı kitabını okuduğumdan beri bütün kitaplarını edinmeyi istediğimden elime geçmiş olması muhtemel.

Atatürk hakkında bir şeyler okumak beni her zaman mutlu etmiştir fakat bu kitapta yeni bir şey yok benim için .

Zaten oldukça kısa tutulmuş .

Yine de O'nu okuyabilmek, harika hissetmek için yeterli , okuduklarım, bildiklerim bile olsa .

Bir de şu notu düşeyim , 

hala üzerinden atlamak isteyen onca kişi olmasına rağmen, başını eğmeyen tek kişi O gözümde.




13 Mayıs 2017 Cumartesi

100 BÜYÜK ROMANCI- SABRİ KALİÇ

TARİHE ADINI YAZDIRAN
1. Baskı 2012
235 Sayfa


Kitapta kimler yok ki;
Namık Kemal'den   Miguel de Cervantes'e,
Halit Ziya Uşaklıgil'den   Henry Fielding'e,
Refik Halit Karay'dan J.W. von Goethe'ye ,
Sabahattin Ali'den  Jane Austen'e,
Aziz Nesin'den  Victor Hugo'ya ,
Oğuz Atay'dan Jules Verne'e...

Aslında standart bir yazarlar antolojisi olabilecekken , yazarların kitaplarının çıkma yılları , ülkemizde çevrilme yılları ve yazarların hayatlarına dair o kısacık detaylar ile harika bir şey olmuş.

Kitap elimde uzun süre kaldı , aslında bitti ama kitaplığıma değil başucuma koymayı istiyorum , arada dönüp bakabileceğim iyi bir kaynak sanki .

Hakikatini isterseniz kitabı bitirene kadar merak ettiğim hazırlayanıydı ama bir türlü kimdir nedir bakamadım , belki de bilinç altından gelen bir dürtü ve yargısız okuma isteği ile bakmadım.

Kitabı bitirdikten sonra kim hazırlamış bu güzelliği deyip biraz bakınca; Sabri Kaliç olduğunu öğrendim , kendisini Google'layınca da;
aslında yönetmen olduğunu  ama bir sürü çeviri ve derleme kitabı bulunduğunu öğrendim işin kötüsü Kaliç'i kaybetmişiz , üzüldüm .

Enteresan biriymiş , adını bilenler var ben duymamışım .

Elinizde böyle bir kitap olsun derim, bu tip kitaplardan beğendiğiniz varsa yazın , edineyim :)


23 Kasım 2016 Çarşamba

112-FRIDA KAHLO: AŞK VE ACI- RAUDA JAMIS


Çeviri:Hülya Uğur Tanrıöver (Tufan)
1.-5. Basım 2002-2001
6. Basım 2013
304 Sayfa

"Şafak hep çok uzaklarda , şafağın artmasını mı arzuluyorum , yoksa asıl istediğim gecenin daha derinine mi dalmak , bilmiyorum.Evet belki de her şeyi bitirmek istiyorum."

"Kimi yeniyetmelere egemen olan 'Ben kimim?' sorusunun sıkıntısını yaşamak zorunda kalmadım .Attığım her adım bir olguydu ; ben de onunla birlikte vardım."

"Neden yürümek için ayaklarım olsun ki , uçmak için kanatlarım var..."

*****************

Bir fasulyenin faydaları adlı kitap yorumuna daha hoş geldik, hep birlikte geldik çünkü ben de kitap için neler yazacağımı merak ediyorum , belki de sizden fazla ediyorum çünkü ne yazacağımı ben de henüz bilmiyorum.

Hımmm, mesela kitabın en hoşlanmadığım taraflarından biri şu oldu ;

Sayfa 22: Kahlo'nun doğduğunda anneannesi , babaannesi ve dedelerinin ölmüş olduğu bilgisi verilmiş, 
Sayfa 23; Kahlo'nun vaftiz töreninde çıkan isim koyma tartışmasını anneanne yatıştırmış(!)

Tabii bu hata kitabın bana göre en elle tutulur hatası, çünkü size şu şudur diyebiliyorum.

Frida hep merak ettiğim kadınlardan biri olagelmiştir.

Bir devrimci diye anılması da elbette etkilemiştir bu düşüncemi.

Bir diğeri , anatomik resimleri ...

Hangi hislerle , hangi yaşanmışlıklardan yola çıkılarak yapılmış o resimler?

Neyin ifadesiydiler?

Sanki bütün sorularımın cevaplarını alıvercekmişim gibi başladım okumaya ,

okuduğum onlarca karakterden,  hangisinin hayatını anladığımı düşündüysem?

Kitabın yazarının Kahlo olmadığını anlamak için de kitabı okumaya başlamam gerekiyormuş (hep eksiler karşı tarafa değil canım , kendimi de eleştirebiliyorum )

Kahlo gerçekten yaşamı boyunca , acıların kadını olmuş .

Aynı oranda aşklarıyla konuşulmuş.

Resimlerini kimi anlamış , kimi ben gibi cahilliğini çaktırmamaya çalışarak bakmış.

Devrimi savunmuş ama burjuva kıvamında yaşamış.

Troçki ile pek bir ahbaplık kurmuş , lakin sonu pek te beklenen gibi olmamış.

Tabi tek tek hayatına kimlerin girdiğini yazamamış yazar ama anlaşılan kısa ve acılı ömründe epey renkli yaşamış.

Kitabı beğenmedim , net.

Niyesi de şu ; sosyal medyada o kadar görmek, insanın kafasındaki kurguda çok etkili.

Beklenti tavan , oysa çok başka anlatılabilir miydi diye bitince kitap.

Ya da çeviri olması mı , anlaşılmayı bu kadar zor kılan?

Kafamda deli sorular ve anlayamadığım hayatlar.

Anlayan biri bana da anlatsa; ne kadar , neden ve nasılları .




27 Ekim 2015 Salı

75-ABİM DENİZ-CAN DÜNDAR

1. Baskı 2014
463 Sayfa

  
Bu kitap ilk yayımlandığında almayacağım dedim.

Can Dündar'a kırgınım çünkü , henüz kendisinin haberi olmadı ama benim gibi çok kişi küstü çok sevilen yazara.

Sonra dedim ki , pire için yorgan yakılmaz , hem de Deniz'in ailesinden biri anlatmış , okumalıyım .

İlk baskısını aldım hem de.

Bir yıldır okunacaklarım arasında sıra beklemekteydi.

Okumak için can atıp , "ya " diyerek sonraya bıraktıklarımdan.

Deniz Gezmiş'in hayatını kitaplaştırmayı ilk babası düşünmüş, ömrü vefa etmemiş.

Ardından küçük kardeş Hamdi Gezmiş , kendine vazife edinmiş bu işi , çünküsü de şu ;
"o kadar çok yazılıp çizildi ki , içine doğrudan çok hayal karıştı "

Aralara Can Dündar'ın ve Baba Gezmiş'in satırlarının karıştığı anlatı , oldukça dokunaklı.

Çokça hafifletilmiş.

Bilmediğimiz pek çok mektup ve resimle renklendirilmiş.

Hafif romantik bir tat ta katılmış.

2-3 saatte okunuyor kitap , bolca resim , boşluklu sayfalar buna zemin hazırlıyor.

Kitabı oldukça beğendim fakat yeterli bulmadım.

Soner Yalçın yazsaydı bu kitabı , ince ince işleseydi , derine inseydi , tek kitapla yetinmeseydi mesela .

Kitabı bitirdiğimden beri yukarıdaki satır aklımda.

Fazlaca üzerinden anlatılmış bu hayat Deniz'in , bir dönemin , pek çok gencin mücadelesi.

Haklıydılar , haksızdılar diyemiyorsun , tek yapabildiğin üzülmek?

Sonu ölüm mü olmalıydı bu gençlerin?

Peki şimdiki zamanda ;

Vatan uğruna ölenlerin ?

Gezide direnenlerin ?

Kim vurduya gidenlerin?

Bu kadar gencin?

Ölüm bazılarına bu kadar kolay gelirken, hak edenlerin bir yerlerde keyif çatması ?

Bu kadar severken ülkemi neden canım yanıyor ?

Birilerine hep neden oyuncak oluyor?

Neyse , sorulacak sorular o kadar çok ki bu ülkede ve verilemeyen cevaplar .

Ölümün gençleri bulmadığı bir dünya için ,

sevgiyle kalın.

"Bir yangın ormanında püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karadı."





23 Ekim 2014 Perşembe

104-BİR ODADAN BİR ODAYA- ELİF GÜNEY PÜTÜN

Çeviri: Nükhet İZET
1. Baskı 2012
171 Sayfa

"Hayatım boyunca yalnız yaşayacağım, gençken öleceğim ve hiç çocuğum olmayacak."

"Yalnız yaşayacağım ve böylece, kimseyi özlemeyeceğim."

"Belki erkek olsaydım seçim hakkım olurdu.
Beceremedim.
Gökkuşağının altından geçemedim..."

"Evet , sizi sevmiyorum deme cesaretim yok.
Siz sevgiden ne anlarsınız ki?
İnsanların , öyle 'seviyorum' demekle , sevebileceğini mi sanıyorsunuz?
BABA olmak , insanın kendini sevdirebilmesine yeter mi?
Peki ya siz, siz beni seviyor musunuz?"

"Ne direncim kaldı ne de yazma isteğim ...
Alnım cama dayalı , ağzımda bir şarkı:
"Unutma Beni!"

9 Eylül 1984
"Ona bir daha hiç sarılamayacağım,
Bir daha hiç soytarılık yaparak bizi güldüremeyecek.
Bir daha hiç mutfakta aşçılık dersi vermeyecek , sosyalizm, komünizm, halk , görevler, ödevler hakkında hiç söylev çekmeyecek.
Bir daha bana hiç aptal demeyecek."

"Birbirimizin yanından geçtik , bir günden bir güne geçer gibi."

*******************

Eli Güney Pütün, Çirkin Kral lakaplı Yılmaz Güney'in kızı.

Yılmaz Güney'in kızı olmasını anlatıyor kitabında.

Bir döneme damgasını vuran, milyonların hayranlığını kazanmış birinin, kızıyla ilişkisini...

Aslında ünlü bir babayla, kızının  ilişkisini...

Hatta o kadar ustalıkla anlatıyor ki bunu , okurken bunları yazanın şimdi büyük bir kadın olduğunu değil, o küçücük kızın ağzından duyduğunuzu düşünüyorsunuz.

Çoğu zaman göz yaşlarınıza hakim olmayarak, sinirlenerek, Kral'a kızmaya başlayarak...

İnanamayarak...

Yılmaz Güney'i baba olarak tanımak isterseniz, bu oldukça objektif kitabı mutlaka okumalısınız.

Elif Güney'in de dediği gibi belki de kızgınlığınız babasına değil de kızına olacaktır.

Bu kitap ,çok büyük bir cesaret örneği...

7.

                                      

29 Eylül 2013 Pazar

85-PİRAYE-TUNA SERİM

KALBİMİN KIZIL SAÇLI BACISI
Nokta Kitap
375 Sayfa



"Bir tanem!
son mektubunda :
'Başım sızlıyor,
yüreğim sersem!
diyorsun
'Yaşayamam!'
Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer 
yirminci asırlarda 
ölüm acısı."


"Piraye beni affet, sen olmayınca yaşlanıyorum, kendim olmaktan çıkıyorum, en başta da kendimi sevmiyorum, lütfen affet..."


"Sen ne dersen de, bir yürekte iki sevda olmaz diye, bağır çağır, nafile."


"Bütün bunlara rağmen sana geri gel diyecek kadar yüzsüz ve alçaksam ne halt edeyim , öyleyim işte.Fakat gel ve benden nefret ederek, beni hor hakir görerek de olsa beni bir daha yalnız bırakma..."


"Piraye dargın, yalnız Nazım'a mı, kaderine, insanlara , yaşama da..."


Hep Nazım okuduk , Aşklarını , savaşlarını yaşatan şiirlerinde.Fayda var, bir kez de Piraye'nin gözünden Nazım Hikmet'i görmekte.




19 Şubat 2013 Salı

20-UĞUR DÜNDAR İŞTE HAYATIM-NEDİM ŞENER

Doğan Kitap
1. Basım 2010-Elimdeki 11. Basım
444 Sayfa

Bazı kitapları anlatmak için kelimeler yetmez.

Hangi cümleyi kurarsam kurayım , biliyorum ki kifayetsiz kalacak.

Kitabın kapak resmi, zaten kitabın ana fikri:))

Herkesin okuması , ders alması gereken hayat, işte bu.

Özellikle 30 yaş altı gençlerin ,  dikkatle okumalarını isterim .

Hem de çok...  

Müjdat Gezen'den de Uğur Dündar için yazılmış bir şiir, belki herkesin bildiği, duyduğu.

"İlkelerin olacak
Seni satın alamayacaklar
Aptalların uydurduğu 
Atasözlerine inanmayacaksın
"Paranın satın alamayacağı şey yoktur"
"Herkesin fiyatı vardır..."
gibi sözlere kanmayacaksın
Onurunla , kimliğinle ve beyninle
Akıllı yaşayacaksın."





14 Şubat 2013 Perşembe

18-AKTÖR MERT TURAK-HAMDİ GÜLTEKİN

Yanankaravan
2012 Basım-74 Sayfa

Hamdi Gültekin'in gözünden hem Mert Turak biyografisi, hem de Tiyatro .

Tiyatroya gönül vermişseniz okumalısınız.





6 Kasım 2012 Salı

92-AGATHA CHRISTIE'NİN DEFTERLERİ-JOHN CURRAN

Çeviri:Füsun DORUKER
Altın Kitaplar
2010 Basım-439 Sayfa

Agatha Christe hayranıysanız ya da bir yazarın nasıl yazabildiğini merak ediyorsanız ama özellikle Christie'nin nasıl yazdığını merak ediyorsanız bu kitap sizin için.

İki kısa Poirot öyküsü var kitabın içinde ki bu güne kadar hiç kimse tarafından keşfedilmemiş ve hiç bir yerde yayımlanmamış.

Bana göre bu kadar az çalışma ile bir kişinin roman yazabilmesi için çok zeki ya da acayip zeki olması gerekir , eh bir de polisiye yazıyorsanız kesinlikle gerçekten  zekisinizdir..

16 Şubat 2012 Perşembe

15-ONLAR BENİM KAHRAMANIM-DOĞAN CÜCELOĞLU

Remzi Kitabevi
2009 Basım-222 Sayfa
(7 baskı yapmış)





Doğan Cüceloğlu'na bir zamanlar benim memleketimin havasını solumuş olmasından , sonrasında verdiği seminerleri çok beğenmemdendir hayranlığım.Daha önce de Mış Gibi Yaşamlar'ı ve Başarıya Götüren Aile Kitaplarını okumuş ve çok memnun kalmıştım.
Bu kitabı bir biyografi Cüceloğlu'nun.Yankı ve Çağrı Yazgan'ın anne ve babasını ama özellikle Babasının hayatı vurgulanarak anlatılmış kitapta.Ama ne hayat.
Gültekin Yazgan'ı ve daha da önemlisi engelsiz yaşamın ta kendisini bilmek isterseniz, mutlaka okuyun.
Beni çok etkiledi. Gültekin Yazgan'ın kendi yaşamını yazdığı "Kör Uçuş"'u da en kısa zamanda alıp okumak isteğiyle doluyum..