1. Baskı 2014
463 Sayfa
Bu kitap ilk yayımlandığında almayacağım dedim.
Can Dündar'a kırgınım çünkü , henüz kendisinin haberi olmadı ama benim gibi çok kişi küstü çok sevilen yazara.
Sonra dedim ki , pire için yorgan yakılmaz , hem de Deniz'in ailesinden biri anlatmış , okumalıyım .
İlk baskısını aldım hem de.
Bir yıldır okunacaklarım arasında sıra beklemekteydi.
Okumak için can atıp , "ya " diyerek sonraya bıraktıklarımdan.
Deniz Gezmiş'in hayatını kitaplaştırmayı ilk babası düşünmüş, ömrü vefa etmemiş.
Ardından küçük kardeş Hamdi Gezmiş , kendine vazife edinmiş bu işi , çünküsü de şu ;
"o kadar çok yazılıp çizildi ki , içine doğrudan çok hayal karıştı "
Aralara Can Dündar'ın ve Baba Gezmiş'in satırlarının karıştığı anlatı , oldukça dokunaklı.
Çokça hafifletilmiş.
Bilmediğimiz pek çok mektup ve resimle renklendirilmiş.
Hafif romantik bir tat ta katılmış.
2-3 saatte okunuyor kitap , bolca resim , boşluklu sayfalar buna zemin hazırlıyor.
Kitabı oldukça beğendim fakat yeterli bulmadım.
Soner Yalçın yazsaydı bu kitabı , ince ince işleseydi , derine inseydi , tek kitapla yetinmeseydi mesela .
Kitabı bitirdiğimden beri yukarıdaki satır aklımda.
Fazlaca üzerinden anlatılmış bu hayat Deniz'in , bir dönemin , pek çok gencin mücadelesi.
Haklıydılar , haksızdılar diyemiyorsun , tek yapabildiğin üzülmek?
Sonu ölüm mü olmalıydı bu gençlerin?
Peki şimdiki zamanda ;
Vatan uğruna ölenlerin ?
Gezide direnenlerin ?
Kim vurduya gidenlerin?
Bu kadar gencin?
Ölüm bazılarına bu kadar kolay gelirken, hak edenlerin bir yerlerde keyif çatması ?
Bu kadar severken ülkemi neden canım yanıyor ?
Birilerine hep neden oyuncak oluyor?
Neyse , sorulacak sorular o kadar çok ki bu ülkede ve verilemeyen cevaplar .
Ölümün gençleri bulmadığı bir dünya için ,
sevgiyle kalın.
"Bir yangın ormanında püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karadı."