anı-anlatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anı-anlatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2021 Pazartesi

ERDAL ÖZ- GÜNLÜKLER

YARIN, NASIL BİR GÜN OLACAKSIN!
1956-1998


 "Bu defterle kendimi çözümlemeye, kendimi tanımlamaya, kendimi kurmaya çalışıyorum. Her yazdığım kadar kendimin dışına çıkıyor, kendimi eksiltiyorum, azaltıyorum. Ama içim temizleniyor.  Düşüncelerim somutlaşıyor. Biraz da kendime dışarıdan bakmak oluyor bu. " 

    Önsözü Ayşe Sarısayın tarafından yazılmış olan kitabın elimdeki ikinci basımı 2016'da yapılmış olup 429 sayfadır. 

    Kitap üstteki alıntıdan da anlaşılacağı üzere Erdal Öz 'ün bir kendine dışarıdan bakma hali denebilir, ya da özetle günlük notları. 

    Erdal Öz 'ün kim olduğunu bilmeyenlerinizin olabilirliğini düşünerek Can Yayınları kurucusu olduğu notunu düşüyorum buraya, fakat kitapta anlattığı zaman Can Yayınları değil Sergi Kitabevi zamanları, bilhassa 1956-1978 arası oldukça detaylı,  hapishane ve tutuklu kaldığı zamanlar ise benim için etkileyiciliği en yüksek kısımları oldu.

    13 Haziran 1972 'de şu notu yazmış defterine:
" Dinin katı kuralları hep kocaman bir duvar çekiyor yurdumun zavallı çocuklarına ve aşılamıyor bu duvar. "
Bu tespit 50 yıl sonra bile değişmiyor ne yazık ki.

Ve şöyle yazıyor bir sayfada, 
"Bu kalabalıktan bıktım sanıyorum.  Daha yalnız, daha sessiz bir köşe arandım boyuna. En sessiz köşe içimdi."

Onca kalabalık çevresine rağmen yalnız hissetmek...


    Erdal Öz, yaşanan dönem itibariyle olsun, hukuk öğrenimi ile olsun,  daha önceden okumuş olduğum hikayeleri ile olsun zaten bilgi birikimi yönünden fazlasıyla kendini kanıtlamış ve saygı duyduğum biriydi  ve fakat bu günlükler ile, yansıttığı düşünce yapısı ve nezaketiyle de hayran etti beni kendine. 

    Ve dil üzerine fikirlerini, hepsine katılmasam da , yazın üzerine düşüncelerini okumak gerçekten inanılmaz bir keyifti. En karanlık, en umutsuz anlarında bile sanki yanında hem yazıyor hem okuyor gibiydi bu kitabın okunurken verdiği his.
Ve en sevdiklerimden biri:
" Yalnızlığı seviyorum ama insansızlığa dayanamıyorum. "

    Kitabın pek çok yerini çizmekle kalmadım,  bazı kitap ve yazar isimlerini de not ettim kendime.

    Bunlardan bilhassa , Calvino'dan Bir Okurun Serüveni'ni okumayı çok hevesle bekliyorum. 

    Biliyorum çok uzattım ama ısrar ve istekle tavsiye ediyorum kitabı arkadaşlar, bilhassa Türk Edebiyatına gönül vermiş olanlarınız ya da  50 kuşağı yazarlarını seven arkadaşlar için oldukça hoş bir okuma olacağı kanaatindeyim. 

Sağlık, kitap ve şans sizinle olsun.






15 Ağustos 2021 Pazar

OĞUZ ATAY- GÜNLÜK

 Bütün Eserleri 6

Oğuz Atay’ın bütün eserlerini bu kitapla nihayete erdirdim sayın izleyen :D
Ve oldukça etkilendim, diğer bütün kitaplarından etkilendiğim kadar ve bunun içindir ki size de anlatayım bu kitabı istedim. 
Bu kitabın ilk baskısı 1987’de yapılmış, elimdeki 2017’de yapılmış ve  24. basım. Kapak fotoğrafı Ara Güler'e ait ve 286 sayfa fakat aslında 143 sayfa çünkü her sayfanın karşısında orijinal şekli verilmiş bu da oldukça etkileyici.
25 Nisa 1970’te aşağıdaki satırlarla başlıyor Atay günlüğüne ve okuru bir anda afallatıyor.

" Kimse dinlemiyorsa beni - ya da istediğim gibidinlemiyorsa - günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda, bana, bunu da yaptınız." 
☝
Bilhassa kitabı okudukça Oğuz Atay hayranlığınız gelişiyor, genişliyor. Bütün o sosyolojik tespitleri, edebi birikimi aklınıza ‘ya bu adamın alanı edebiyat değil ki bu kadar bilgili nasıl olabilir bu konuda ? ‘ sorusu geliyor, fakat sayfaları ilerlettikçe okuduğu yazar ve kitapların farkına vardıkça ayıkıyorsunuz duruma. 

224. Sayfadaki Türk romanı tespitlerine katılmak istesem de bunun kabulü zor, edemem ve fakat fikirlerini onaylamasam da, kesinlikle okumaktan sıkılmadığımı herhalde itiraf etmek elzem. 
Bila kayd ü şart, 5 Ocak 1975 tarihli yazısı efsane.

Pek çok yerde haklı kritikleri olduğunu da itiraf etmekten gocunmayacağım. Bir de bu kadar kısa bir kitap içine sığdırılmış bir Atay külliyatı taslak durumu var ki, aslında; ne neden yazılmış, hangi kitaptaki hangi karakterin filanca özelliği neden ona verilmiş öğrenebilirsiniz. Sırf bu sebepten bütün kitapları art arda okuyup zaman geçirmeden bu kitabı okumalısınız diyeceğim ama tabii bunu yapmak biraz namümkün. 
 

"İnsanın geliştiği filân yok. Yalnız kusurlarına alışıyor, o kadar. "
☝

Nihayet Halit Ziya ile benzer temaları olduğunun itirafı ve Mai ile Siyah benzerliklerini kurmuş olması beni ziyadesiyle mutlu etti, Mai ile siyah ta pek severim zira. 

Uzun lafın kıssası okuyun derim, ısrar da ederim bu kitap için ki her kitaba bu muameleyi yaptığımı göremezsiniz.

Yeni nesil için pek çok acayip kelimeler var bu postta ama bazen günlük dilin dışına çıkmak zaruriyetten oluyor blog yazarları için, sürç-i lisanım affola. 

Kalın sağlıcakla ve kitaplarla :)




28 Nisan 2018 Cumartesi

MOR SALKIMLI EV -HALİDE EDİP ADIVAR

1. Basım 2007
18. Baskı 2016
339 Sayfa

"Çünkü insanların birbirlerine yaptıkları kötülük , tabiatın yaptığından çok daha fazladır."

"Arapları ebediyyen idaremiz altında tutabilmek gayesinden tamamen vazgeçmelidir. Türkler Arap dünyasına , Anadolu'dan çok daha fazla emek ve para sarf ettiler . O topraklarda Türk kanı döktüler fakat Araplar memleketlerini müdafaa eden Türkiye'yi istemiyordu."

Osmanlı 'nın son zamanlarını barındıran , otobiyografik olma özelliği ile ön plana çıkan Mor Salkımlı Ev'i yıllar önce okumuştum fakat sanırım lise döneminde okunan bu tür kitaplar -hele de benim gibi tarihi çok ta merak etmeyenler için- çok ilgi uyandırıcı olamayabiliyor.

Hep söylüyorum , ben tarih okumalarına çok geç başladım ne yazık ki. 

Bunu tamamen bir şeye yüklemeyi doğru bulmasam da ,  sadece sınav için önemli diye ezberletilen bütün o tarihler ile hiçbir zaman ilgi çekici bir şekilde anlatılamayan büyük olayların ya da ilgi çekici detayların bizlere verilememesini öğretmenlerimize ve sisteme yüklemekten başka çıkarım yapamıyorum.

Aile&Çevre bilinçsizliği de eklenince, notların yükselmesi için ezberlenen ve hemen ardından unutulan milyon adet yıldan başka bir şey kalmıyor elimizde tarih bilgisi adına.

Bu kitabı biraz da Osmanlı İmparatorluğu'na olan merakım için yeniden okumaya karar verdim .

Zira son dönemlerini, o dönemde yaşayanların kaleminden okuma gibi bir şansımız var.

Halide Edip'in doğumundan ,1917'ye kadar olan zamanı kapsayan bu hatıratı sanırım "aydın" ya da "yüksek" sınıfa ait yaşamın ayrıntılarını öğrenmek için bile okuyabiliriz.

Saray'da rütbeli baba, korunaklı ev , çok eşlilik , yalnızlık ....

Aslında realite bu , fakat tabii bütün bunlar Halide Edip çerçevesinden anlatılmakta.

Son kısımları , özellikle Suriye günleri daha çok ilgi çekici diye düşünüyorum.

Doğru araştırmışsam , İngilizce versiyonu ile farklılıkları varmış , eğer İngilizce'niz yeterli ise onu da okuyun.

Tarih ne tek kişiden okunarak inanılmalı, ne karşılaştırmadan savunulmalı.

Yoksa günümüz gibi hiç sevemeyeceğiniz adamları /yanlışları savunur hale gelebilirsiniz.

O sebepten körü körüne inanmaktan ziyade bol bol okumalıyız...








13 Haziran 2017 Salı

GERÇEK HESAP BU-NEJAT İŞLER




1.Baskı 2016
182 Sayfa

"Birini kaybetmeye alıştırırsan , artık hiçbir şeyden korkmaz. Senden bile ..."

"'Uyuyamayanlar Örgütü' kuralım , uyuyabilenlere inat..."

Nejat İşler  fiziksel olarak beğendiğim biri değil ama yaptığı işler nedense hep gözüme hoş geliyor.

Kitap yeğenin , almasına bir miktar katkım olmuş olabilir, yalan değil.

O tabii çok oldu okuyalı , ben yeni el atabildim ne yazık ki.

Nejat İşler , kendi adına yazılmış sosyal medya sözlerinin kendine ait olmadığını söylemiş , kimseyi inandıramamış , sonra oturup kendi yazmış ne söyleyecekse.

Hayatının kesitleri , anıları var kitapta.

İşler hayranları kaçırmasın.

Ve fakat şurada yazmazsam çatlarım;
Abi o kadar sayfa israfına ne gerek var anlamış değilim.Bunun için yazarı mı suçlamak lazım , yoksa yayınevini mi onu da bilmiyorum gerçi ama , adam 80 sayfa yazdıysa 80 sayfa basın şu kitabı , o kadar boş sayfa ekleyince okuru mu kandırdığınızı sanıyorsunuz , yoksa fiyatı arttırmanın bir yöntemi midir bu ?

Bu işlerle ilgilenen arkadaşlar varsa , bir zahmet bizi de bilgilendirsin ki , burada kendimizi boş yere heder etmeyelim.

Ha bir de , sakın sosyal medyada çok okunduğuna bakıp çok şey beklemeyelim kitaptan.

Yani kolay okunur , çerez gider .


10 Mayıs 2017 Çarşamba

BANA ATATÜRK 'Ü ANLATTILAR -HIFZI TOPUZ

1. Basım 2010
7.Basım 2012
164 Sayfa

Hıfzı Topuz'u geç tanıdım ama asla tek kitapla bırakmaya niyetim yok demiştim en son , iyi ki demişim şurada, ESKİ DOSTLAR  :)

Tam olarak 6 ay sonra elime alabildim yeni bir kitabını , oysa elimde okunmayı bekleyenlerden biri de bu kitaptı :)

Yeğen'le bereber okuyacaktık , sonra benim okuyacak başka kitaplarım , onun sınavları , bizim sınavlarımız derken komplike gelişen olaylar arasına giremedi bu kitap .

Sonunda , vizeler bitsin ilk hafta 4 sıfır kitap bitireceğim dedim yeğen'e o da biri bu olsun istedi , birlikte başladık . 

Çünkü çok feci şekilde Hıfzı Topuz için kafasını şişiriyordum :D 

Birlikte okumanın da burası biraz kötü , yeni bir olayı anlatamıyorsunuz çünkü o da okumuş oluyor :D

Neyse  bu kitabında Topuz, Atatürk'ün etrafında olan kişileri anlatmış , kısa kısa , daha doğrusu bu kişilere Atatürk'ü sormuş .

Şu an hiçbiri yaşamasa da , ve daha önce pek çoğunu okumuşsam da benim için yeniden hatırlamak oldukça güzel ve heyecan verici oluyor .

Kimler yok ki kitapta;

*Falih Rıfkı Atay 
*Yakup Kadri Karaosmanoğlu,
*Ali Fuat Cebesoy
*Cemal Bardakçı

Kitapta yazan şeylerden biri de Ata'nın şair olarak Tevfik Fikret sevdiği idi .

Şimdi ben Tevfik Fikret kitapları edinmeliyim sanırım , yeni Topuz kitaplarında buluşmak dileğiyle :D

6 Kasım 2016 Pazar

105-ESKİ DOSTLAR- HIFZI TOPUZ


1. Basım 2000
270 Sayfa

'Afrika'da yaşlı bir insanın ölmesi bir kütüphanenin yanması demektir.'

"Eski Dostları yazmakla , kendi belleğimdeki sanal kütüphaneden bir şeyler kurtarmaya çalıştım."

********

Hıfzı Topuz'la tanışma kitabım .

Bunu söylemekten hicap duyuyorum ama yine de ölmeden önce herhangi bir kitabını okuduğum için çok şanslıyım .

İşaretlemediğim sayfa neredeyse yok.

Yazar'ın da tanımadığı kimse yok.

Yakın tarih Türkiye'mde , kimleri merak ediyorsam , biliyorum sandıklarım hakkında ne kadar az şey biliyorsam, hepsi var kitapta.

Sabahattin Ali'den 
Abidin Dino'ya...

Necip Fazıl'dan,
Melih Cevdet Anday'a...

Ferit Celal'den ,
Esat Mahmut Karakurt'a ...

Ve Yaşar Kemal'e ,
Ve daha nicelerine...


Aslında ilk defa postu yazarken , bir de baktım ki neredeyse kitabı anlatmışım .

Zaten etrafımda olanlara anlatmadığım , okumadığım yeri oldukça az.

Bir de belki okumadıysanız , size spoiler vermiş olmayayım .

Gerçi polisiye bir kitap olmadığından , katilin uşak olduğunu söylemek anlamsız.

Yine de siz okuyun istiyorum , hatta o kadar çok okuyun istiyorum ki , anlatamam.

Okuyanlarınız varsa , yazsın lütfen .

Okumayanlarınız da biran önce okusun.

Okusanız iyi olur falan demiyorum  , okuyun .

Hatta okumak zorundasınız.

Bu kitabı , yazarı okumadıysanız çok şey kaçırmışsınız ...



27 Ekim 2015 Salı

75-ABİM DENİZ-CAN DÜNDAR

1. Baskı 2014
463 Sayfa

  
Bu kitap ilk yayımlandığında almayacağım dedim.

Can Dündar'a kırgınım çünkü , henüz kendisinin haberi olmadı ama benim gibi çok kişi küstü çok sevilen yazara.

Sonra dedim ki , pire için yorgan yakılmaz , hem de Deniz'in ailesinden biri anlatmış , okumalıyım .

İlk baskısını aldım hem de.

Bir yıldır okunacaklarım arasında sıra beklemekteydi.

Okumak için can atıp , "ya " diyerek sonraya bıraktıklarımdan.

Deniz Gezmiş'in hayatını kitaplaştırmayı ilk babası düşünmüş, ömrü vefa etmemiş.

Ardından küçük kardeş Hamdi Gezmiş , kendine vazife edinmiş bu işi , çünküsü de şu ;
"o kadar çok yazılıp çizildi ki , içine doğrudan çok hayal karıştı "

Aralara Can Dündar'ın ve Baba Gezmiş'in satırlarının karıştığı anlatı , oldukça dokunaklı.

Çokça hafifletilmiş.

Bilmediğimiz pek çok mektup ve resimle renklendirilmiş.

Hafif romantik bir tat ta katılmış.

2-3 saatte okunuyor kitap , bolca resim , boşluklu sayfalar buna zemin hazırlıyor.

Kitabı oldukça beğendim fakat yeterli bulmadım.

Soner Yalçın yazsaydı bu kitabı , ince ince işleseydi , derine inseydi , tek kitapla yetinmeseydi mesela .

Kitabı bitirdiğimden beri yukarıdaki satır aklımda.

Fazlaca üzerinden anlatılmış bu hayat Deniz'in , bir dönemin , pek çok gencin mücadelesi.

Haklıydılar , haksızdılar diyemiyorsun , tek yapabildiğin üzülmek?

Sonu ölüm mü olmalıydı bu gençlerin?

Peki şimdiki zamanda ;

Vatan uğruna ölenlerin ?

Gezide direnenlerin ?

Kim vurduya gidenlerin?

Bu kadar gencin?

Ölüm bazılarına bu kadar kolay gelirken, hak edenlerin bir yerlerde keyif çatması ?

Bu kadar severken ülkemi neden canım yanıyor ?

Birilerine hep neden oyuncak oluyor?

Neyse , sorulacak sorular o kadar çok ki bu ülkede ve verilemeyen cevaplar .

Ölümün gençleri bulmadığı bir dünya için ,

sevgiyle kalın.

"Bir yangın ormanında püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karadı."





21 Ocak 2015 Çarşamba

8- HACI KOMÜNİST-FERHAN ŞENSOY

1. Baskı 2005
5. Baskı 2014
300 Sayfa

Ferhan Şensoy'un, Ferhangi üslubu ile yazdığı Şans Kapıyı Kırınca filminin çekim detaylarını anlattığı kitaptır.

Filmde oynamayı kabul ettiği andan , geri dönüşüne kadar olan bütün hikayeyi bulabiliyoruz kitapta.

Küba'yla ilgili görüşleri çok net olmasa da , olmasını istedikleri  hoş.

Ne yazık ki bütün sistemlerde olduğu gibi , teoride çok güzel işleyen düzenler, içine insan faktörü girince bambaşka bir şeye dönüşebiliyor.

Yine de çokça sitemleri , pek keyif aldığı gezileri , samimi üslubuyla çok güzel bir kitaptı.

Uçakla Küba'ya gidecek sigara tiryakileri için de hayati önem taşıyan bilgiler barındırmakta kitap .




23 Ağustos 2014 Cumartesi

79-BABAM SULTAN ABDÜLHAMİD- AYŞE OSMANOĞLU

1956 Hayat Mecmuası
1960 Güven Yayınevi
1986 Selçuk Yayınları
2009 Selis Yayınları
Timaş'ta 6. baskı 2013
289 Sayfa

Abdülhamid üzerine en çok yazılan hükümdarlardan biridir belki de.

Fakat O'nu ve o dönemi , O'na en yakın olanlardan birinin  kaleminden okumak , Ayşe Osmanoğlu ile karşılıklı konuşmak gibiydi.

Abdülhamid'le ilgili bugüne kadar okuduklarınıza bir daha bakmak isteyebilirsiniz.

Bu kitapla ;

Osmanlıda Saray Hayatı'nı

Abdülhamid'in gençliğinde Şazeli tarikatına girmiş odluğunu,

O dönemde yaşanan iki büyük depremi ,

Geşof Hadisesi'ni,

Bulgaristan'ın İstiklalini,

31 Mart vak'asını,

Abdülhamid'in tahttan indirilmesini

ve ölümünü 

kızının satırlarından  okursunuz.

Osmanlıda bir dönemi, o dönemin yaşayanlarının ağzından okumak oldukça zevkli .

*Operatör Cemil Paşa 1951 'de 80 Yıllık Hatıralarım diye bir kitap yayınlar .

Ayşe Osmanoğlu da O'nun yazdıklarına dair düşüncelerini 277. sayfadan sonra okuyucuya anlatır.

Ayrıca kitabın sonundaki fotoğraflar da oldukça ilgi çekicidir.

Keşke daha çok olsalardı.






19 Mart 2014 Çarşamba

26-BİR PSİKİYATRİSTİN GİZLİ DEFTERİ-GARRY SMALL-GIGI VORGAN

"EN SIRADIŞI VAKALAR"

Çeviri: Duygu AKIN
1. Basım 2013 Şubat
21. Baskı 2013 Ekim
328  Sayfa


Yahu bu kadar baskı yapan bir kitap , kim bilir kaç yıl olmuştur çıkalı , diye düşündüm önce.

Yok, geçen yıl çıkmış .

E ama çok okunmuş , diye geçirdim içimden , vardır bir hikmeti .

Bir de ben okudum.

Kapakta gizli yazınca, bir de sıradışıysa  tabi , insanda bir merak hasıl oluyor.

Bir de seviyoruz biz kim ne demiş , nesi varmış , nasıl olmuş ki hallerini.

Tam dedikodu olayı sanki , doktorun biri hastalarını anlatıyor.

Eee ?

Tıp terimleri çok az , ama notlar kısmını okursanız zannımca tıbbi terimler kısmına da doymuş olursunuz.

Oldukça akıcı 15 hikaye.

Gerry Small, taaaa öğrencilikten alıyor mevzuyu , doçentliğine kadar götürüyor.

Ben o kadar sıradışı bir olay göremesem de , (daha önce pek çok vaka gördüğümle alakalı herhalde ):D...

Enteresan hikayeler ama  hikayelerden çok doktorun olayı nasıl çözdüğü mevzu olmuş sanki.

Bir miktar da yardım almış karısından .

Beni en çok etkileyen olay ise 15.
"Sahtekar Psikiyatrist."

Yazarın, akıl hocası ve danışmanı olan doktorun alzheimer olması.

Bu kadar okuyan ve düşünen insanlarda olamaz gibi düşünmüşüm daha önceleri ki , şaşırttı beni.






22 Kasım 2013 Cuma

102-ZEYTİNDAĞI-FALİH RIFKI ATAY

2012 Basım-169 Sayfa



İlk söyleyeceğim şey , alttaki arka kapak yazısını muhakkak okuyun.

Falih Rıfkı Cemal Paşa ile Zeytindağ'ını , dönemin önemini , Osmanlı'dan kıssalarla anlatıyor.

Üslup mükemmel .

Yeri geldiğinde gözleriniz dolacak , yeri geldiğinde traji-komik hikayelerle sarsılacaksınız.

Ve bugünde bile yazılanların, ne kadar gerçek olduğunu anlayacaksınız.

Bana göre özellikle gençlerin okuması şart.

Zaten Falih Rıfkı da 
"Biz şimdi kırkına yaklaşanlar , Osmanlı İmparatorluğunun son gençleriyiz.1914 'te 3, 5, 7 yaşında bulunan çocuklar, bugün yeni Türkiye'nin gençleri olmuşlardır ve hatıralarında imparatorluktan hiç bir iz kalmamıştır.İşte onlara , saltanatın, Suriye'de, Filistin ve Hicaz'daki son yıllarını anlatmak istiyorum." diyerek başlıyor kitabına.


Ve devam ediyor;

"1913'te bir Mustafa Kemal , yüzyıl sonrası için bile hayaldi, fantezi romanlarında bile yoktu."

""Bir yığın Anadolu çocuğunu , yurdundan kopmuş , uzak Medine içinde, iskorpite ve çöle yediriyorduk." 







19 Temmuz 2013 Cuma

64-YALANDAN KİM ÖLMÜŞ-ORHAN BAYKAL&UĞUR DÜNDAR

Bilgi Yayınevi
4. Basım 2013-237 Sayfa

"Güç odaklarının bir yerlerde örtbas etmeye çalıştıkları şey haber, gerisi reklamdır."
            Nortcliff


Trajikomik tv hikayeleri ve anılarıyla başlıyor kitap.

Sonunda ise Uğur Dündar'ın TBMM soruşturma Komisyonun Tutanağı ile bitiyor.

Dündar'ın ilk kitabı için de söylemiştim , bir gazetecinin kendini anlatmaya çalışması , hele de tanınan , bilinen ve genelde halkın saygısını kazanmış biriyse çok üzücü.




15 Kasım 2012 Perşembe

96-UNUTMAK-İNCİ ARAL

Merkez Kitaplar
2008 Basım-349 Sayfa


İnci Aral, sadece 1-2 kitabını okuyabildiğim fakat kalemine hayran kaldığım yazar.

Anı-anlatı şeklinde bir otobiyografi hazırlamış Tolga Meriç ile birlikte.

Beğendiğim satırların altını çizebiliyor olsaydım, bütün kitabı çizmek zorunda kalabilirdim.

Her sözü düşündürücü , her cümlesi anlamlı.


Dikkat buyurun;

bu kitap hatta bu yazar

 OKUNMALI.

"Herkes hayatını inanılır bir yalan haline getirecek kendi cennetini arıyor, Cehennemin hep baskın çıkacağını bile bile..."İnci ARAL