Merkez Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Merkez Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2012 Pazar

106-LIZBON'A GECE TRENİ-PASCAL MECIER

Çeviri:İlknur ÖZDEMİR
Merkez Kitaplar
2007 Basım-418 Sayfa


Geçen yıl indirimden almıştım bu kitabı.Elim defalarca gitmesine rağmen bir türlü okuma isteği uyandırmamıştı bende.

Sonra aniden popüler oldu.Popüler olması da ertelenmesi için yeterli bir sebepti, benim açımdan.

En nihayet yeni bir sıralama yaparak ön sıralarda yerini almayı başardı :)

İlk 100 sayfa gerçekten zorlandım.Sonra konu birden boyut değiştirdi ve ben tutuldum resmen .Güzeldi, altı çizilesi cümleleri çok vardı:)


15 Kasım 2012 Perşembe

96-UNUTMAK-İNCİ ARAL

Merkez Kitaplar
2008 Basım-349 Sayfa


İnci Aral, sadece 1-2 kitabını okuyabildiğim fakat kalemine hayran kaldığım yazar.

Anı-anlatı şeklinde bir otobiyografi hazırlamış Tolga Meriç ile birlikte.

Beğendiğim satırların altını çizebiliyor olsaydım, bütün kitabı çizmek zorunda kalabilirdim.

Her sözü düşündürücü , her cümlesi anlamlı.


Dikkat buyurun;

bu kitap hatta bu yazar

 OKUNMALI.

"Herkes hayatını inanılır bir yalan haline getirecek kendi cennetini arıyor, Cehennemin hep baskın çıkacağını bile bile..."İnci ARAL

31 Mart 2012 Cumartesi

31-VERONICA- NICHOLAS CHRISTOPHER


Çeviri:İpek BABACAN
Merkez Kitaplar
2006 Basım-381 Sayfa


Çok ilginç ve farklı kitaplardan biri daha, içinde hayal, aşk, cinayet, intihar,sihir, efsane ne arasanız bulabilirsiniz.Ben fiyatına binaen almıştım kitabı, elimde neredeyse bir yıla yakın zamandır bekliyordu.

Vazgeçilmezim değil ama...Okunabilir...


22 Eylül 2011 Perşembe

                     Sinekkuşu'nun Kızı-LUIS ALBERTO URREA
Çeviri:Kıvanç GÜNEY




                                            452 Sayfa-Aralık 2006 Basım-Merkez Kitaplar

     Luis Alberto Urrea'dan Teresita Urrea'nın biyografisi ama tam bir roman havasında.Böyle biyografilere , yazılanların gerçek olmasına bayılıyorum.Kitabı okumak yetmiyro, bitmesin diye elimden geleni yapıyorum.Belki de bu yüzden normalde iki günde bitirebileceğim kitabı, bir haftada bitirdim.Tadı damağımda kaldı demek yanlış olmaz herhalde.
Arka Kapak
Yoksul ve sıradan bir kız olan Teresita´nın kaderi, bölgenin en zenginlerinden Tomás´ın kızı olduğunu öğrenmesi ve sahip olduğu doğaüstü güçlerle insanları iyileştirebileceğini fark etmesiyle bir anda değişir. Bir yandan yeni ailesinin yaşamına, diğer yandan da gücünün korkutucu ve mucizevi boyutuna alışmak zorunda kalan Teresita, halk arasında da bir azize olarak ünlenir. Kızılderili savaşçılarla, güzellikleri dillere destan kadınlarla, çöl ve denizin arasında sıkışan cesur insanlarla dolu; acının ve tutkunun şekillendirdiği bir ülkenin yazgısını genç bir kız yönlendirebilecek midir? Sinekkuşu´nun Kızı, büyülü gerçekliğin topraklarında geçen etkileyici ve yalın anlatımıyla gerçek bir öykünün izlerini sürerken aşkın, devrimin, bağımsızlığın ve inancın doğasına da bir kapı açıyor.

15 Eylül 2011 Perşembe

Sis Kelebekleri -NAZLI ERAY


                                              308 sayfa-Ağustos 2007 -Merkez Kitaplar

(kitabın sonunda Tahir Lütfü Tokay'ın ve Sinop Cezaevinin ilginç fotoğrafları var.)
Nazlı Eray'ın Hayal Dünyasına ulaşabilmek için çok uğraşmalıyım sanırım.Bu kitabını da ayrı bir heyecanla okudum, sıra dışı yazılarına bir türlü alışamasam da, sonra ne gelecek asla tahmin edemesem de okumaktan vazgeçemediğim yazarlardan biri kendisi.Roberto Cavalli, Tahir Lütfü Tokay(dedesi), Sinop Ceza evi , Kroeker Oteli, Sadrazam Mahmut Şevket Paşa, Doktor Rıza Nur ve Ankara arasında mekik dokudum kendisiyle.:)Hayal gücünün sınırları olmayanların okuması gereken bir kitap diye düşünüyorum.
ARKA KAPAK:
Kolumda ünlü modacı Roberto Cavalli'nin son tasarımı, belleğin akışını ve çeşitli insanları gösteren kenarları pırlantalı saat; Sinop'taki otel odamda balkonun dışındaki sisin bir açılıp bir kapanarak zamanla oyunlar oynaması, dün'ü üç yıl sonra, yarın'ı doksan yıl önce yapması, zamanı tümüyle silip atması; açılan sislerin arasından birdenbire görünen eski Sinop Cezaevi. O kimsesiz, insansız dünyaların, siroz sarısı duvarların sessiz haykırışları; bomboş, çaresiz avlulara sızmış insan fosforunun yarattığı o görünmeyen kalabalık; Mamak çöplüğünün oradaki yarığın içinde yaşayan yeraltı insanları; dedem Tahir Lütfi Tokay'ın peşinde kovaladığım günler; Tünel'deki tarihi Kroeker Oteli'nde verilen bir idam kararı... Sadrazam Mahmut Şevket Paşa'nın Ankara'daki Kader Sokak'ta bir evde yaşadıkları; Rıza Nur'u merak eden bir Çingene; Sinop'taki sonsuz sisin içinde dalgalanan yaşamların gözler önüne serilmesi.. Zaman geçiyor mu, yoksa durağan mı? Hepimiz aynı zamanın içinde miyiz, yoksa geçmiş ve gelecek bir arada mı ve 1913'te Bahricedid Vapuru il Sinop'a sürülen dedem Tahir Lütfi Tokay'ı bulabilecek miyim?