Kırmızı Kedi Yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kırmızı Kedi Yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2022 Pazartesi

ABİS-ASLI TOHUMCU

 

89 sayfa, "ölüm" üzerine, "öldürmek " üzerine yazılmış hikayeler.

Abis, okyanusların gün ışığının giremeyeceği kadar derin olan yerine verilen isimmiş. Bu kitabın ismi olması acaba karanlık hikayelerinden mütevellit mi?

"...benim yerime o benim elime doğmuş olsaydı bile, bugünkü kadar içim titreyemezdi babama." 

Turnike.


    Aslı Tohumcu okumuşum daha önce ben, 2018'de 

Yok Bana Sensiz Hayat adlı kitabını.O kitabın yorumundan bu yana da hiselerimde çok bir değişim olmamış yazarın kalemine dair. Aslında bunu söylemek belki de çok doğru değil çünkü bu kitaptaki bir iki hikayesinden, en azından hikayelerin içindeki bir iki cümleden fazlaca etkilenmiş olabilirim. Fakat genel kanım çok Aslı Tohumcu okuru olmadığım. Sanırım tam da şu anda bunu itiraf etmiş oluyorum, anlamıyorum bazı kitapları :) Post modernist kalemleri seviyorum desem de bazılarını, özellikle hikaye formundakileri yakalamam kolay olmuyor.

    "Sıkıldım, gitmem gerek, arkada bırakmam. Sana da olmuştur, her şeyi bırakıp gidiverebilme, elindeki çay fincanını mesela, başlangıç olarak tabi, öyle masa ıslanmasın diye itinayla falan değil bırakmak elinden, artık nereye düşerse, yapmakta olduğun işi, evi barkı, dostları, aileni, hiçbir şeyi ve hiç kimseyi takmadığın bir an olur, öyle işte."


     Kitabı ille okuyun, hayatınıza anlam katacak öyküler bulacaksınız gibi beylik laflara gerek yok. Fakat ille de öykü sever ille de post modern tutkunu iseniz, ya da edebiyatı teknik bağlamda etüt edecekseniz, hikaye tahlillerinde kariyer planlıyor iseniz okuyun.

    Karanlık öyküler okurken, aydınlık günleriniz olsun. Sağlıkla kalın.

4 Kasım 2021 Perşembe

KABİL - JOSÉ SARAMAGO

 

"İnsanların tarihi, tanrı'yla anlaşmazlıklarının tarihidir; o bizi anlamaz, biz de onu anlamayız."

    "Her koşulda, masumlar zaten günahlarının bedelini ödemeye alışkındır."

    "Sodom'da yanarak ölenlerin arasındaki tek bir çocuk bile onu gözünün yaşına bakmadan mahkum etmeye yeterlidir, ama tanrı için adalet boş bir kelime..."

    İnsan türünün evrendeki yeri ve varlığının haklılığını ya da nedensizliğini sorgulayan Jose, kullandığı dille, kullanmadığı imla kuralları arasında okuruna bir beyin fırtınası, bir teoloji anlatısı, bir iman sorgulaması yaşatıyor.

      Koşulsuz yazılmış olması, ön yargısız okunursa anlam kazanacak olması ve pek tabii ki dinlerin tamamına dokunması okuru zorlayabilir. İroni, kritik ve alayın birbirine karışması;  din konusunda hoşgörü sahibi olmayan ya da dinleri sorgulama kısmında fazlaca muhafazakar olanlar için uygun bir okuma olmayacaktır. Zira teolojinin altından girip üstünden çıkmış yazar :D 

    Fakat zaten 130 sayfacık olduğundan,  ve bir de din sizin kırmızı çizginiz değilse, her şeyi sorgulayabilirim ben, bütün fikirleri dinlemek/okumak isterim diyenlerdenseniz, farklılıklar sizi ürkütmüyor ise sizin için oldukça keyifli bir okuma olacak diye düşünüyorum, yine de siz bilirsiniz der çekilirim. 

Kalın sağlıkla...

17 Nisan 2021 Cumartesi

ÖTEKİLER- TUNCAY ÖZKAN

 


"Kuraklıkta beklemeyi, sert kış günlerinde titremeyi, ölümlerde sevinmeyi, çalışmayı, çok çalışmayı biliyorduk. Ama umutlu olmak? Bu konuda en küçük bir şey duymamıştım. "

"Öldürmek doğal olunca, ölüm de sıradan oluyordu. "

"Zorunluluk hayatımın en önemli gerçeği idi."

"Allah'ım ! Eğer bu karanlığın içinden bir ışık doğmayacaksa, aydınlık neden var? Eğer bunca zulümden sonra yeni bir şey olmayacaksa, karanlık kazanacaksa, hep zalimler kazanacaksa sen neden varsın?"

Kitabın 6. basımı 2013'ün Aralık ayında 170 sayfa olarak yapılmış. 

Kitap Hüseyin Yanç'ın gerçek yaşam öyküsünün kurgulanmış şekli. Kim bu Hüseyin Yanç diye merak edenler kitabı da okuyabilir,  google amcaya da sorabilir. 

Öykünün benim gibi Trakya'nın bağrında doğmuş ve Ankara'dan öte Anadolu'ya geçmemiş biri için anlamlandırılması zor. Ama yine benim gibi Doğu 'yu her zaman merak etmiş iseniz ve üzerine okumalar yapmışsanız inanılması çok ta imkansız değil.  Ve her ne kadar gerçek olaylardan yola çıkılmışsa da kurgusallık gereği olayların çok yüzeysel anlatıldığı, derinlemesine kaleme dökülemediğini söylemek yerinde olacaktır. 

Özellikle son kısımlarının keşke bir miktar daha anlatılsaydı, ya da kesin olarak sonuçlanabilseydi hissi verdiğini inkar edemeyeceğim.  
Benim için farklı,  rahatsız edici, zaman zaman tiksindirici ve fakat bu olayların gerçekliği bilindiğinden aynı zamanda oldukça etkileyici bir okuma oldu. 

Hep arzu ettiğim barış sadece Doğu'ya özgü bir temenni değil,  bütün Dünya için en içten dileklerimdendir.
Barışla,  huzurla, mutlu kalın.  Kitaplarla, sevgiyle, sağlıklı olun.




28 Mart 2020 Cumartesi

KÖRLÜK - JOSE SARAMAGO

1. Basım 2017 (Kırmızı Kedi)
Çeviri: Işık Ergüden
330 Sayfa

‘Genel ruh halinin sürekli kötüleştiğinin kanıtı, hükümetin bile kendi stratejisini bir hafta içinde iki kez değiştirmesiydi.’

Yaşadığımız günleri biraz farklı bir şekilde anlatan, fakat insanoğlunun ne kadar aciz kalabileceğini gözler önüne bir o kadar net bir şekilde serebilen bir kitap Körlük.

Bir distopya...


Pek çok distopya gibi gerçek yaşamda olması gereken bazı detaylara hiç değinmemiş olması nedeniyle Goodreads puanına 4 verdim, bu konuları burada yazmayacağım, korkmayın :)

Portekizli yazar aynı zamanda 1998 Nobel Edebiyat Ödülü’nü almış, Portekiz hükümetince sansürlenmiş ve başka bir ülkede yaşamak zorunda kalmış.

Bu kitap çok enteresan bir şekilde, bir şehirde yaşayan kişilerin bir salgınla kör olmasını ve kör olan insanların yaşam mücadelesini anlatıyor. Yazılışı da enteresan, noktalama işaretlerinin kullanılışı ve konuşma ifadelerinin belirtilmemesi ilk etapta okuru daha dikkatli olmaya zorluyor.

Etkili bir kitap, aslında alıntı yapabileceğim pek çok yerin altını çizmiş olmama rağmen içinde bulunduğumuz şartlara en çok üstte yazdığım cümlenin uyduğunu düşünüyorum. Bir de dünyanın çığırından çıktığını...
Umarım yaşadığımız bu distopya günlerini en az kayıpla atlatırız, umutsuzluğum her geçen gün artsa da ....




24 Ağustos 2019 Cumartesi

UZUN BİR YOLCULUĞUN BİTTİĞİ YER - HÜSNÜ ARKAN

 Kırmızı Kedi ilk basımı 2013
292 sayfa


"Yenilmiş çocuklar olarak birbirlerinin yüzlerine baktıklarında, geleceği aydınlatacak bir parça umut, birazcık ışık arıyorlardı. "

"Sonra, uzun bir yolculuğun bittiği yerde, ağır demir kapıların siren seslerini andıran gıcırları, bir çelik çekmecenin açılışı, soğuk bir beden, soğuk bir yüz. "

"Vatana taban olacak temeller çatırdıyor, ocaklar ateşe verildi; yanan gelecektir. Gelecek ne zaman gelecek? Bilinmiyor. Belki hiç gelmeyecek."

"Bugün, ikindi namazından sonra dört cenaze kalktı.  Biri, daha çocuk yaşta... Yakınları, arkadaşları başında uzun sure bekleştiler. Sonra ellerini yumruk yapıp havaya kaldırdılar. Yakalarına delikanlının fotoğrafını iğnelemişler; öyle gülümsüyor. Gözlerim olsa ağlardım."

***************************
Arka kapak yazısı (ki fotoğrafı aşağıda) aslında kitabın konusunu çok net ifade ediyor ama son satır tam olarak karşılıyor mu hikayeyi? Bence 12 Eylül dönemini yansıtmaktan çok bireylerin ruh hallerini, hissettiklerini/ hissetmediklerini, yaşamlarını yansıtmaya daha fazla çalışıyor ve evet zaman olarak 12 Eylül dönemi seçilmiş.
 Bir de aslında çift katmanlı bir hikaye hem Abdülhalim Bey'in çocukluktan itibaren I. Dünya savaşına ve Ruslara esir oluşuna hatta sonrasında yaşamının nasıl sürdüğüne, hem de torun çocuğu Enver Rıza'nın 12 Eylül zamanı, siyasi bir gazete yazarı olarak yaşadıkları, aile ilişkileri anlatılıyor, bir büyükdedenin, bir torun çocuğunun gözünden. 

Geçişler;
 hem yazı karakteri hem de sayfa ayrımları net yapıldığından okunuşu kolay. Hüsnü Arkan kalemini oynatmışsa, her iki zamanda yaşayanların hislerini kendi içinizde duyarsınız. Öyle etkili. 

Bu kaçıncı kitap Hüsnü Arkan'dan okuduğum, tek bir şeyden kesinlikle eminim;
O'nun karakterlerini hisseder okur, onlarla yaşar, onları duyar...

Bu arada hikayeye katılan yan karakterler ise ayrı bir hikayeye konu olabilecek cinstendir, merak ettirir. Keşke dedirtir okura, bunun da yaşamını yazsaydı. Belki kitabın sayfa sayısını çok tutmalıydı kim bilir. Ama her ne yazarsa yazsın okunası, edinilesi işler çıkar kaleminden yazarın. 

Okuyun, mutlaka...

11 Ağustos 2018 Cumartesi

KÜL GİBİ KAR / SARA RAASCH

Çeviri: Bala TANIK
1.Basım 2016
390 sayfa

"Bazen büyük bir şeye inanmak,
  sihir olsun ya da olmasın, kendimize yetebilmemize yardımcı olur."

Selam millet, 
 gönül isterdi ki günler sonra dönüşümü harika ötesi bir kitapla yapabileyim fakat işte her zaman düşündüklerimizin fiiliyatı olmuyor.

uzun zamandır olmamama rağmen, ne okuduğum kitapların niteliği ne de niceliği beni tatmin edemediğinden sizlerden bir hayli uzak kaldım.

Yine de hiç okuyamamaktansa çerez  kitaplardan da olsa bir şeyler okuyabilmek ve paylaşımlarımı sürdürmek yeğdir diyerek Kerem'in serilerinden bir ilk kitapla açılışı yapıyorum.

Elimizde olan 3 kitabı var , seri bu 3 kitapla mı sınırlı bilmiyorum .

Distopik ve fantastik öğeler barındırdığını söylemek sanırım kitabı bir sınıflandırmaya koyacaksam, yeterli.

Mevsimler, mevsimlere göre yaşayanlar , insanlar , insan olmayanlar , sona gelinmiş ya da getirilmiş ama yine de eski zamanlara dönüş için mücadelenin sürdüğü bir düzen vs...

"Okunacak milyon tane lüzumlu kitap var bunlarla zaman kaybedemem"
 diyenler lütfen bulaşmasın.

Fakat
"hala ruhum genç , bu tip hikayeleri seviyor ve bunları okurken mutlu oluyorum"
 diyenler için hoş bir kitap.

Umarım seri aynı hoşlukla devam eder.

Şimdi bu kitap için bu kadarı yeterli ise neler yapıyorsunuz , yaz boyunca neler yaptınız , neler okudunuz siz de bana anlatın :)

Ve bütün o sefil sıcaklara rağmen kitapla kalın...


21 Mayıs 2018 Pazartesi

TAKKELİ FİRAVUNLAR - SABAHATTİN ÖNKİBAR

VE BÜYÜK SİYASİ SIRLAR
3. Basım 2014
195 Sayfa



"Bu kitapta cevabını bulacağınız sorulardan bazıları şunlardır:

-Cemaat ile Tayyip Erdoğan kavgasının bilinmeyen tarafları neler?

-Alparslan Türkeş'in hiç açıklanmayan pişmanlığı neydi?

-Semra Özal hangi medya patronundan bir çanta dolusu dolar aldı?

-Kumarhaneler Kralı Topal 5 milyon doları Ankara'da kime götürdü?

-Kasetlere rehin düşenler kimlerdi?

-İlkokula bile gitmemiş , bin yılın evliyası medya patronu kim?

-Kur'an üzerine yeminle nasıl ihale alındı?

-Türkeş'e göre Bahçeli mitçi miydi?

-Cemaatlerde uçan şeyhler ve Omerta yasası.

-Türk iş adamlarına New York'ta kadın arkadaş bulan AKP'li kimdi?

-Gazeteciye "Eşimi müsteşar yaptır " diyen bakan kimdi?

-"Kıbrıs ayakbağımız " diyen Genelkurmay Başkanı kimdi?

-Mehmet Ağar ile Erkan Mumcu nasıl tehdit edildi? "




26 Eylül 2017 Salı

AŞK HAK EDİLMELİ -DARIA BIGNARDI

Çeviri:Eren Yücesan Cenday 
248 Sayfa

"Benim bir merkezim , güvencelerim , dengem yok , kendimi savunmayı bilmiyorum , sadece atlatabildiğim acıların tümünden gelen bir gücüm var ."

"Seni değiştiren başına gelen değil , onu nasıl yaşadığındır."

Enteresan bir hikaye. Romantik bir hikaye beklentisi ile başladığım kitap polisiye-gerilim çıktı. Enteresan bir şekilde de çabucak okuttu kendini.

Bunda sayfa kullanımındaki bonkörlük etkili olmasına etkili fakat hikaye de akıyor sanki. 

Maceradan maceraya koşmuyoruz ama ağır ağır ve derin endişe hakim oluyor üzerimizde  .

3 Eylül 2017 Pazar

BEŞ PARASIZDIM VE KATİLİMİ ARIYORDUM -DERVİŞ ŞENTEKİN

1. Basım 2014
2. Basım 2014
236 Sayfa

"Oysa elinde kılıcınla ölmüyorsan o ömrü yaşamamışsın demektir."

"Susarak katlanıyoruz her mutsuzluğa."



Kitabın seri olduğunu , 2. kitap olduğunu bilmeden aldım.

2. kitap diye de okumak istemedim, konu bütünlüğüne hakim olamamaktan korktum, sonra geçenlerde bir gün biri anlama sıkıntısı çekmezsin deyince , okunacak kitaplarımın  arasına yeniden girdi.

Fakat  olumsuz yorumlara denk geldiğim her defasında erteledim.

Ön yargılarımın kurbanı olduğum bir kitap daha .

Kitap polisiye , hem de iyi bir polisiye.

Hatta seri keşke devam etmiş olsa da gidip hemen devamını okusam diye düşündüm.

Çünkü bu hikaye uzayabilir.

Çok ta güzel uzar hem .

Siz de ön yargılarınızı kırın ve bir fırsat verin derim :D

22 Haziran 2017 Perşembe

GALAT-I MEŞHUR -SONER YALÇIN

DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR

1. Baskı 2016
456 Sayfa

"Galat-ı Meşhur; kelime veya deyimlerin yaygın olarak yanlış bir biçimde kullanılması sonucu , doğrusunun yerini alması halidir."

"Kitap kapağındaki resim Şeyhülislam Cemalettin Efendi'nin eşi Fatma Zehra Hanım'dır. 1902"

"Yavuz Sultan Selim sanılan küpeli resim Şah İsmail'in."

"Bildiklerimiz değil, doğru zannettiklerimiz başımızı belaya sokar. Lincoln."

"Bilinir ki , parlamentoda her söz kayıt altındadır. Oysa gazete - kitap okumayan ve sadece TV'den bilgi edinenler bir gün önce söylenenleri hiçbir zaman akıllarında tutamazlar."

"Devlet adamı olarak yalan söyleyip , hırsızlık yapıp , rüşvet yiyip adaletten kaçabilirsiniz.
Dün...Böyle çok devlet adamı oldu ; okuduk.
Kuşkusuz bugün de oluyor; görüyoruz.
Kimileri yargı önüne çıkarılıyor mu? Hayır!
Ama...Yargıdan kaçsanız da , tarih yazıyor kardeşim!
Yargıdan kaçabilirsiniz fakat tarihten kaçamazsınız.
Katip Çelebi yazdı.
Peçevi yazdı.
Naima yazdı.
Şanizade yazdı.
Koçi Bey yazdı.
Kantemiroğlu Yazdı.
Uzunçarşılı yazdı.
Orhun Yazıtları bile..."

Ve kitaptan bana kalanlar yine uzun bir okunması gereken kitaplar listesi:
Türkiye'nin Düzeni-Doğan Avcıoğlu
Roman Gibi -Sabiha Sertel
Zamanı Süzerken -Haluk Kırcı
Eduardo Galeno- Aynalar
Naomi Klein- Şok Doktrini:Felaket Kapitalizmin Yükselişi
Samuel Huntington-Medeniyetler Çatışması ve Dünya Düzeninin Yeniden Kurulması
Abdullah Ağar-Işıd ve Irak
Sabriye Okkır -Cinayeti Gördük
Nogaylaroğlu- Milli Görüşten Sihuriye
Hikmet Çiçek-ERgenekon Terkibinde Gizli Tanıklar
İlhan Taşçı-Gizli Tanıdık
Simone de Beauvior- Mandarinler
Prf. Dr. Hikmet Özdemir-Ermeni Asıllı Rus Generale Göre....
Mehmet Perinçek- Rus Devlet Arşivlerinden  belgede Ermeni Meselesi
Bernard LewiTarih Notları
Dünya Hepimize Yeter


2 Mayıs 2017 Salı

KENDİ GECESİNDE -İNCİ ARAL

1. Basım 2014
355 Sayfa

"Belki de geriye kalan tek şey oyun da olsa aşktı."

"Vedalaşmayalım. Veda can yakar . Ayrılık sessizce yaşanmalı .Bırakır gidersin , biter."

"Yalnızlık sevildiği zaman daha soylu, daha derin bir anlam kazanıyordu."

"Seçtiğimiz hayat bizi kendine benzetir."

"Hiç kimse olduğunu sandığı kişi değildir."

***************

Bir gay hikayesi diyeceğim ama aslında değil.

Bir kendini arama hikayesi desem , tam karşılamayacak .

Öyle iki arada bir derede yaşanan çalkantılı hayat, hissedilen kafa karışıkları, kendini bulma sorunsalı.

Gay hikayesi değil deme sebebimse , o kadar çok kendini sorgulama var ki hikayede , aşkı bulmak biraz zor .

Sonunu sanki bir yere bağlamak için uğraşmış yazar.

Keşke sonu havada kalsaydı dediklerimden biri.

Bu arada kitabı yeğen'den tırtıkladım, üzerine konuşurken,
 insanların ;

genel olarak cinsel içeriğini fazla bulduğunu, söyledi.

Ben kitabı cinsel içerikli bulmadım .

Yani insanların cinsellik anlayışı bu kadarsa  vah halimize diyeceğim ama Grinin Elli Tonu'nun izlenme oranlarını düşününce yine samimiyetsizliğimizi hatırlatmak zorunda kalıyorum kendime.



12 Aralık 2016 Pazartesi

115-SIZINTI- BARIŞ PEHLİVAN/BARIŞ TERKOĞLU

1. Basım 2012
415 Sayfa

Kitaptan tek söz paylaşmıyorum burada .

Yakın tarihte medyamızın kendi istediğini yayınladığı fakat bütün dünyada başka başka yayınlanmış olan gizli belgeler var kitapta.

Son günlerde yaşanan yeni patlamanın sesleri , etkileri hala sürmekte .

Bu süreçte yeni kitap paylaşımları yapmak istemesem de sanırım bu ülkenin kitaplara ihtiyacı şu yaşananlara inat daha fazla.

Acıları hafifletmez biliyorum , düşen ateşi söndürmek bir yana bir nebze bile azaltmaz .

Ne ki yine de bu ülkeyi değiştirecek şeylerden biri kitaplar .

Daha fazla kişiye ulaşabilsin diye , belki birinizin bile okuma hevesi gelir  diye paylaşıyorum .

Belki bu kitap bazılarını mutsuz edebilir , inançlarını sarsabilir ama okunmalı.

Belki de sadece bir iki ideolojik nedenle yapılan bir sürü şeyi görmezden gelmişsinizdir kim bilir?

Belki de eskide yapılan yanlışlar var diye bugün daha büyük yanlış olanlara sığınmışsınızdır!

Belki de sadece inançlarınızı ortak görmüşsünüzdür de yapılanlara gözlerinizi kapatmışsınızdır!

Ve yine belki de mükemmel değil hiç bir yönetim ama daha iyisini istemeyi bilmek gerekir.

Bunun için ses etmek gerekir .

Eğer;
-Tüpraş/yolsuzlukları
-Eric Edelman'ı
-AKP içinde yolsuzluğa bulaşmış 3 ismi,
-The cemaat'i
-Ege karasularındaki dalgalanmaları
-Şimdinin terör örgütlerini ,
-Eskilerden çuval krizini,
ve ordunun vakti zamanını bilmek isterseniz , okuyun...

Ve de taraf olmak için önce her iki tarafından dinlemek gerektiğini unutmayın...


21 Kasım 2016 Pazartesi

111-ÖLÜ KELEBEKLERİN DANSI - HÜSNÜ ARKAN


İlk Basım 1998
Kırmızıkedi'de ilk basım 2012
2. Basım 2013
3. Basım 2014
154 Sayfa



"Yazdıklarımdan , Tanrı'yla aramda sorun olduğu gibi bir sonuç çıkarılmasını istemem.Ondan , böyle gelişigüzel ve ısrarla söz etmemin tek nedeni , acılarımın anlayışla karşılanmasını umut ediyor olmamdır .Öldüm ve Tanrı burada da yok!Ne yapabilirim?"

"Bir erteleme haliydi yaşadığım .Bir  randevuydum.Ne zaman , kiminle bilinmez .Kısacık hayatımın can sıkıcı bir zorunluluk olduğu duygusuna kapılmıştım."

"Her insan bir çift pabucun içine sığar."

************************

Kitabın ilk sayfasında alttaki alıntı vardı. Bilmem neden etkiledi beni.


"İnsan Ölünce sesi ateşe , 
Soluğu rüzgara ,
Aklı aya , 
Saçı otlara karışır.
Peki insanın kendisi nerede?
Elini ver dostum , 
Bu sırrı ancak sana açıklayabilirim."
Upanişadlar


Kapıldım bu satırların büyüsüne. 

Çabucak bitiverdi kitap , oysa çok ta eğlenceli bir hikaye değildi anlatılan.

Size tabii ki kitaptan bahsetmeyeceğim , tek diyeceğim şey daha iyi Arkan kitapları okumuştum.

Beğenmedim gibi anlamayın sözümü ama , tarz olarak yeraltı edebiyatını anımsattı bana ki ben pek severim bu tarzı.

Fakat herkes sever mi  sorusu, kurcalamakta aklımı.

Siz en iyisi Arkan okumaya bu kitapla başlamayın .

Mino'nun Sİyah Gülü'nü deneyin , hatta mutlaka okuyun diyebilirim.

Bir hayli fazla sorgulama , arayış, ve göç hikayesini okumak isterseniz, bu kitabını da deneyin ,

Etmiyorsanız da boş verin :)


3 Ekim 2016 Pazartesi

93-SIRÇA FANUS-SYLVIA PLATH

50.YILA ÖZEL BASKI
Çeviri:Handan SARAÇ
Türkçe İlk Basım 1987
Kırmızı Kedi'de İlk Basım 2013
2. Baskı 2013
251 Sayfa

"Aslında benim hiç bir şeyi idare ettiğim yoktu, kendimi bile."

"Eğer birinden hiç bir şey beklemezsen hayal kırıklığına uğramazsın."

"Belki de gerçekten evlenip çocuk doğurduktan sonra insanın beyni yıkanmış gibi oluyor ve ondan sonra totaliter bir devletin kölesi gibi duyuları körelerek yaşayıp gidiyordu."

"Sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkılıp kalan insan için dünyanın kendisi kötü bir rüyadır."

********************

Gizdökümcü şiirin en büyük temsilcilerinden biri kabul ediliyor Plath.

İlk şiirini 8 yaşında yayımlatmış.

Bir yerde, Oğuz Atay ile benzerlik kurulduğunu okudum.

İlla yurdumdan birine benzetmek gerekirse , Tezer Özlü'ye benzetebilirim kendisini.

Oğuz Atay'ın yanından bile geçirmem.

Şiirlerini okumadım lakin otobiyografik olma özelliğini gösteren bu kitabından anladığım , manik-depresif yapısını eserlerine de yansıttığı.

Ayrıca bu kitap ilk romanı ve Amerikanın da ilk feminist romanı diye biliniyor.

Plath 30 yaşında , iki çocuğu (1-3 yaşlarında) odalarında uyurken, kafasını gaz fırınına sokup intihar ediyor.

Ha ama çocuklarının odasına süt ve bisküvi bırakmış ve kapı kenarlarını bantlamış.

Eşini , intiharı için hala suçlayanlar var.

Eşinin sonraki birlikte olduğu kadın da intihar etmiş , hatta Plath'ın oğlu da.

Ted Hughes (eşi) daha sonra anılarını ve Plath'ın günlüklerini de yayımlatmış , ne ki bazılarını yok ettiği hakkında şüpheler hiç bitmemiş.

Plath'ın hayatı ilginç , kitapta anlatılan karakterle benzer özellikleri yok değil.

Fakat uyarayım oldukça melankolik.

Bunalıma sürüklenmemek , neden diye sormamak mümkün değil.

Not:Neden diye sorduğum soruların yanıtını , kitapta bulabilmiş değilim.






11 Haziran 2016 Cumartesi

58-KADIN- YILMAZ ÖZDİL


Kırmızı Kedi Yayınları
1. Baskı 2015
324 Sayfa

Yılmaz Özdil'den kadınlar, ülkemin kadınları .

Bu kitabı okurken aklıma gelen şiirlerden biri :


KADINLARIMIZ

Ülkemin gerçeklerinden biri , nasıl yazsam tam olarak ifade edemeyeceğim acılarımız.

Yaşayan ama varlığı her zaman erkekten sonra gelen insanlarımız.

Analar , çocuklar , kadınlar.

Tecavüzü , tacizi geçtim , çalışması bile hoş karşılanmayan, hatta okumasına bile müsaade edilmeyen, ülkemin sessiz çığlıkları.

Alın işte bu kitabı okuyun diyemiyorum, okumayın erkekler .

Sakın durup düşünmeyin .

Siz haklarnda hükmünüzü çoktan vermişsiniz zaten.

Darağacındakinin sandalyesine tekmeyi atmışsınız.

Ben neyin hakkından bahsediyorum.

Neyi anlayın istiyorum değil mi?

Not: Her defasında ısrarla yineliyorum , bu memlekette bir şeyler değişir, değişmez değil.

Ama önce kadınlar değişecek , okuyamayan kızlar kendi kızlarını okutacak .

Çalışamayan kadınlar kendi yetiştirdikleri kadınları çalıştıracak .

Kendi kızlarına nasıl davranılsın istiyorsa , gelinlerine o şekilde muamale edecek.

Ve en önemlisi;
 kendi yetiştirdikleri erkeklere, kadına saygıyı öğretecek.

O erkeklere , kadınlara nasıl davranılması gerektiğini gösterecek. 

Başka yolu yok bu düzeni değiştirmenin.

Yoksa 3-5 çocuk yapmakla , hatta çocuk doğurmuş olmakla ...

Dışarıya çıkarmamakla ,dayakla , tecavüzle , tacizle , baskıyla olmaz.