"...benim yerime o benim elime doğmuş olsaydı bile, bugünkü kadar içim titreyemezdi babama."
Turnike.
Aslı Tohumcu okumuşum daha önce ben, 2018'de
Yok Bana Sensiz Hayat adlı kitabını.O kitabın yorumundan bu yana da hiselerimde çok bir değişim olmamış yazarın kalemine dair. Aslında bunu söylemek belki de çok doğru değil çünkü bu kitaptaki bir iki hikayesinden, en azından hikayelerin içindeki bir iki cümleden fazlaca etkilenmiş olabilirim. Fakat genel kanım çok Aslı Tohumcu okuru olmadığım. Sanırım tam da şu anda bunu itiraf etmiş oluyorum, anlamıyorum bazı kitapları :) Post modernist kalemleri seviyorum desem de bazılarını, özellikle hikaye formundakileri yakalamam kolay olmuyor.
"Sıkıldım, gitmem gerek, arkada bırakmam. Sana da olmuştur, her şeyi bırakıp gidiverebilme, elindeki çay fincanını mesela, başlangıç olarak tabi, öyle masa ıslanmasın diye itinayla falan değil bırakmak elinden, artık nereye düşerse, yapmakta olduğun işi, evi barkı, dostları, aileni, hiçbir şeyi ve hiç kimseyi takmadığın bir an olur, öyle işte."
Kitabı ille okuyun, hayatınıza anlam katacak öyküler bulacaksınız gibi beylik laflara gerek yok. Fakat ille de öykü sever ille de post modern tutkunu iseniz, ya da edebiyatı teknik bağlamda etüt edecekseniz, hikaye tahlillerinde kariyer planlıyor iseniz okuyun.
Karanlık öyküler okurken, aydınlık günleriniz olsun. Sağlıkla kalın.


























