Hüsnü ARKAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hüsnü ARKAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2019 Cumartesi

UZUN BİR YOLCULUĞUN BİTTİĞİ YER - HÜSNÜ ARKAN

 Kırmızı Kedi ilk basımı 2013
292 sayfa


"Yenilmiş çocuklar olarak birbirlerinin yüzlerine baktıklarında, geleceği aydınlatacak bir parça umut, birazcık ışık arıyorlardı. "

"Sonra, uzun bir yolculuğun bittiği yerde, ağır demir kapıların siren seslerini andıran gıcırları, bir çelik çekmecenin açılışı, soğuk bir beden, soğuk bir yüz. "

"Vatana taban olacak temeller çatırdıyor, ocaklar ateşe verildi; yanan gelecektir. Gelecek ne zaman gelecek? Bilinmiyor. Belki hiç gelmeyecek."

"Bugün, ikindi namazından sonra dört cenaze kalktı.  Biri, daha çocuk yaşta... Yakınları, arkadaşları başında uzun sure bekleştiler. Sonra ellerini yumruk yapıp havaya kaldırdılar. Yakalarına delikanlının fotoğrafını iğnelemişler; öyle gülümsüyor. Gözlerim olsa ağlardım."

***************************
Arka kapak yazısı (ki fotoğrafı aşağıda) aslında kitabın konusunu çok net ifade ediyor ama son satır tam olarak karşılıyor mu hikayeyi? Bence 12 Eylül dönemini yansıtmaktan çok bireylerin ruh hallerini, hissettiklerini/ hissetmediklerini, yaşamlarını yansıtmaya daha fazla çalışıyor ve evet zaman olarak 12 Eylül dönemi seçilmiş.
 Bir de aslında çift katmanlı bir hikaye hem Abdülhalim Bey'in çocukluktan itibaren I. Dünya savaşına ve Ruslara esir oluşuna hatta sonrasında yaşamının nasıl sürdüğüne, hem de torun çocuğu Enver Rıza'nın 12 Eylül zamanı, siyasi bir gazete yazarı olarak yaşadıkları, aile ilişkileri anlatılıyor, bir büyükdedenin, bir torun çocuğunun gözünden. 

Geçişler;
 hem yazı karakteri hem de sayfa ayrımları net yapıldığından okunuşu kolay. Hüsnü Arkan kalemini oynatmışsa, her iki zamanda yaşayanların hislerini kendi içinizde duyarsınız. Öyle etkili. 

Bu kaçıncı kitap Hüsnü Arkan'dan okuduğum, tek bir şeyden kesinlikle eminim;
O'nun karakterlerini hisseder okur, onlarla yaşar, onları duyar...

Bu arada hikayeye katılan yan karakterler ise ayrı bir hikayeye konu olabilecek cinstendir, merak ettirir. Keşke dedirtir okura, bunun da yaşamını yazsaydı. Belki kitabın sayfa sayısını çok tutmalıydı kim bilir. Ama her ne yazarsa yazsın okunası, edinilesi işler çıkar kaleminden yazarın. 

Okuyun, mutlaka...

21 Kasım 2016 Pazartesi

111-ÖLÜ KELEBEKLERİN DANSI - HÜSNÜ ARKAN


İlk Basım 1998
Kırmızıkedi'de ilk basım 2012
2. Basım 2013
3. Basım 2014
154 Sayfa



"Yazdıklarımdan , Tanrı'yla aramda sorun olduğu gibi bir sonuç çıkarılmasını istemem.Ondan , böyle gelişigüzel ve ısrarla söz etmemin tek nedeni , acılarımın anlayışla karşılanmasını umut ediyor olmamdır .Öldüm ve Tanrı burada da yok!Ne yapabilirim?"

"Bir erteleme haliydi yaşadığım .Bir  randevuydum.Ne zaman , kiminle bilinmez .Kısacık hayatımın can sıkıcı bir zorunluluk olduğu duygusuna kapılmıştım."

"Her insan bir çift pabucun içine sığar."

************************

Kitabın ilk sayfasında alttaki alıntı vardı. Bilmem neden etkiledi beni.


"İnsan Ölünce sesi ateşe , 
Soluğu rüzgara ,
Aklı aya , 
Saçı otlara karışır.
Peki insanın kendisi nerede?
Elini ver dostum , 
Bu sırrı ancak sana açıklayabilirim."
Upanişadlar


Kapıldım bu satırların büyüsüne. 

Çabucak bitiverdi kitap , oysa çok ta eğlenceli bir hikaye değildi anlatılan.

Size tabii ki kitaptan bahsetmeyeceğim , tek diyeceğim şey daha iyi Arkan kitapları okumuştum.

Beğenmedim gibi anlamayın sözümü ama , tarz olarak yeraltı edebiyatını anımsattı bana ki ben pek severim bu tarzı.

Fakat herkes sever mi  sorusu, kurcalamakta aklımı.

Siz en iyisi Arkan okumaya bu kitapla başlamayın .

Mino'nun Sİyah Gülü'nü deneyin , hatta mutlaka okuyun diyebilirim.

Bir hayli fazla sorgulama , arayış, ve göç hikayesini okumak isterseniz, bu kitabını da deneyin ,

Etmiyorsanız da boş verin :)


22 Aralık 2015 Salı

84-MENEKŞELER , ATLAR, OBURLAR- HÜSNÜ ARKAN

1. Baskı 2001
Kırmızı kedi'de 1. Baskı 2012
2. Baskı 2012
3. Baskı 2013
206 Sayfa

"Dünya büyük bir tımarhaneydi , anlatacak çok şey vardı."

"Her kadın bir yerde ölüyordu .Her erkek , içinde kadınlardan kalmış şeyleri öldürerek büyüyordu."

"Kendim için bir şey yapmıyordum ; bu doğruydu.Ama söz konusu başkalarıysa , aptallığım çoktan köleliğe dönüşmüştü."

"Söz öldürüyor ve hiç bir iz bırakmıyordu."

*************************

Nereden tanıdık geliyor diye düşünüyorsunuz , eğer benim bloguma tesadüfen gelmiş ve Arkan için daha önceden yazdıklarımı okumamışsanız.

Müziklerinden tanımışsanız da şanslı sınıftansınız lakin kitaplarını okumuşsanız , işte o zaman daha şanslı olan seçilmişlerdensiniz. 

En sevdiğim kitabı , Mino'nun Siyah Gülü'dür.

Sonra Hırsız ve Burjuva'yı okuyup bütün kitaplarını edinmek için söz vermiştim kendime.

Bu ise epey zamandır elimde okunmayı beklemekteydi.

Zaten son yıllarda sekteye uğrayan okuma hızım bu yıl dibe vurmuş vaziyette.

Sağlık olsun .

Yine bir" daha erken okusaymışım ya şu kitabı " ruh haliyle bitti kitap.

Arkan okumadığınız her gün kaybınızdır diyorum .

Mutlaka okunası , hayran olunası kişilik.



Not: Kitap paylaşımı yapıyorum ama dün sabah itibariyle gerçekten çok üzgünüm, Sergül Kato (Yolun Neresindeyim) bebeğini , Efsun'unu kaybetti. Rabbim kimseye evlat acısı yaşatmasın , bu acıyı yaşayanlara da başta Sergül olmak üzere sabır versin.


19 Aralık 2014 Cuma

121-HIRSIZ VE BURJUVA- HÜSNÜ ARKAN

1. Baskı 2014
218 Sayfa

"Bu küçük leş yiyicilerin doymaları için bir çöplüğün varlığı tek başına yeterli değildir."

"Açlık , yalnızca sözlük anlamlarıyla açıklanabilecek bir olgu değildir . Onunla bir kez sınanmışsanız , bu sınanma tokluk durumunda da bir hastalık nöbeti gibi kendini gösterir. Bu yüzden karnını henüz doyurmuş olanlar bile , ancak zevk için avlananlara , biriktirmek için biriktirenlere nasip olan eşsiz erdemlerin, üstünlüğün , yıkıcılığın , bencilliğin  yol açtığı huzursuz bir ruh hali içinde yaşarlar. Yalnızca hayvanlar değil , çöp denizini yukardan gören kimsesizler mezarlığının çevresindeki barakalarda , briketten yapılmış kulübelerde oturan yüz hanelik mahallenin sakinleri de böyle yaşarlar."

"Siz,  önündeki kağıda ağaç , çiçek , ev ve çekirdek aile resimleri çizdiğinizi sanırsınız ama bu sıradan konu başlıkları aslında kaçışın , üstüne yürümenin , sığınmanın , meydan okumanın , alıp kaçmanın ve bırakıp gitmenin, teslim olmanın ve silah çekmenin, aptallığın ve donanımın renkli dünyasına paldır küldür bir girişi simgeler."

"Dünyayı sırtıma yıkan sensin...
Ben bundan şikayet etmiyorum ; sen de etme !"

"İnsan gördüklerine mi inanır , yoksa inandıklarını mı görür?"

"Hüküm sahipleri gerçeği saçlarından tutup tarih kitaplarının sayfaları arasına sürüklerken ondan geriye bir iz kalır.Kuşku , bu izin insan aklındaki yansımasıdır."

"Evren'in yaşamındaki en masum şey hayal kurmaktı; çünkü bunu yapmakla kimseye zarar vermiş olmuyor , yalnızca geleceği planlıyordu."

"Evren'in de kötü anıları vardı ama anlatıyor muydu ?
Yalnızken yeterince canı sıkılıyordu , bir de onunlayken sıkılmak istemiyordu."

"Hayat böyleydi ! Büyük davaların bir kaç büyük adamı vardı. Milyonlarca küçük adam , bir kaç büyük adamın hikayesini beslemek için ölüyorlardı."

"Şeref konusunda biraz hassastı ; çünkü şerefli biriymiş gibi hiç yaşamamıştı."

#guzokumasenligi
#senlikbahaneokumaksahane 

24
.

                                     

21 Temmuz 2014 Pazartesi

68-MİNO'NUN SİYAH GÜLÜ-HÜSNÜ ARKAN

1. Basım 2011-252 Sayfa

2014 yılının en iyi 2. kitabını okudum.

Tabii, benim için en iyi .

Şimdiye kadar okuduğum kitaplar için böyle bir sıralama yapmamıştım fakat bu iki kitap gerçekten çok iyiydi.


İkincisi de bu oldu.

Gerçekten müthiş bir anlatım, 60'lardan, 80'lerden , şimdilerden bir hikaye.

Hüsnü Arkan bir müzisyen fakat müzisyen kimliğinin ötesinde harika bir duygu adamı olduğunu , kadınların ağzından yazdığı bu kitapla kanıtlamış.

Çok güzel , çok gerçek , çok hisli bir hikaye.

Çok ta anlamlı.

*******
"Galiba annem de halam kadar yalnızdı.Üstelik onun , yeşilin bin bir tonuyla boyanmış uçsuz bucaksız bir ovası , yağlı boyaları , resim kartonları ve tuvalleri de yoktu, yalnızca kitapları vardı..."

"...Kaz ayaklarıma , burnumun eğrisine , saçlarıma...Boyam gelmiş...Ojelerime baktım, vişne çürüğü...Ellerim çok güzel olmuş.Çok hoş olmuşum, yaşlanmışım."

"Evlendiğimde , benden on beş yaş büyüktü. Ben sonradan arayı kapattım; adamlar daha yavaş büyüyorlar."

"Büyümek böyle bir şey olmalı; bir sepyanın içinde yer almak, sonra da renklenerek alakasız bir şeye dönüşmek..."

"Birini ölümüne kırdıysan ve bu tamir edemeyeceğin bir şeyse sen de orta yerinden kırılmışsın demektir.Farkında olmasan da..."

"Ton farkları mühim, şekerim!İnsan insana benzemiyor ."

"Mutluluk kolay elde edilen bir şey değildi; sahip olmak için ağlayıp zırlamak gerekiyordu."

"Tevazu, bir gösteriş ya da hayatımızdaki küçük bir ayrıntı değildir , şekerim.Kişinin , kendini anlamadığını kabul etmesidir.Kendini anlayanlara gelince ...Onlara inanma!"

"Velhasıl, akciğer enfeksiyonu gibi pek çok meselenin sebebinin sevda olduğunu bendeniz pek erken öğrendim.İcabını da pek erken yerine getirdim; evlendim."

"İnsan genç yaşlarında da nasıl mutlu olunacağını bilseydi ya da mutsuzluk pahasına cesur olabilseydi ne iyi olurdu."

"Şimdi , bir avuç çocuktular , anarşisttiler falan diyorlar ya, kulak asma!Bu kadar haksızlık varken, ya ne olacaklardı?"

"Artık biz başka bir şeye aittik; geleceğe aittik.Gelecekte kriz istemiyorduk, büyük dalgalanmalar ve savaşlar istemiyorduk; kapitalizmi istemiyorduk.Şimdi düşünüyorum da ; hala istemiyorum..."

"Yaşadıklarımızı böyle yaşıyorduk; olağanmış gibi, anlatmaya değmezmiş gibi..."

"Bu dünyada herkes , bir şeyleri başka bir şey sanıyor."

"Boyun eğiyoruz, gizliyoruz, gizleniyoruz; ayağa kalkıp diklenmeye bir türlü cesaret edemiyoruz.Oysa insan dediğin , bir kaç kitap kurtarmak için yok olmayı göze alabilmeli."