Araştırma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Araştırma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2017 Perşembe

SAPIENS - YUVAL NOAH HARARI

İNSAN TÜRÜNÜN KISA BİR TARİHİ
Çeviri:Ertuğrul GENÇ
1. Baskı 2015
7. Baskı 2015
408 Sayfa

"Tarih öncesi insanlarla ilgili bilinmesi gereken en önemli şey etraflarına goriller ,  ateş böcekleri veya deniz analarından daha fazla etki etmeyen sıradan hayvanlar olduklarıdır."

Bu cümle kitabın ilk sayfalarında karşılaşabileceğiniz , şaşırmamanız gereken cümlelerden biri.

"Hoşgörü , Sapiens'in baskın özelliklerinden biri değildir ."

Homo Sapiens'in "zeki insan " demek olduğunu öğrendikten sonra yukarıda yazan cümleye katılmayanınız olacağını düşünmüyorum , hele de Türkiye'de yaşıyorsanız bunu yaşayarak öğrenmiş olduğunuzu varsaymak yanlış olmaz.

Kitabı okumadıysanız bile adını duymuş ya da görmüş olma ihtimaliniz yüksek diye düşünüyorum o sebepten alıntısı bol bir yorum olacağını şimdiden yazıyorum , sadece alıntıları okumak isterseniz renkli satırları takip edin.

Kitap şu sorular ile devam ediyor ;

"-Sapiens'in başarısının sırrı neydi?
-Birbirinden çok uzak ve ekolojik olarak farklı  yerlerde bu kadar hızla yerleşmeyi nasıl başardı ?"
-Diğer insan türlerinin hepsini nasıl yok oluşa itti?
-Neden çok kuvvetli , beyni gelişmiş ve soğuğa dayanıklı Neandertaller bile bizim katliamımızdan kaçamadılar?"

Bu soruların hepsine dair teoriler mevcut kitapta, insanlık tarihi meraklıları kaçırmayın.

"Eğer Avustralya 'daki yok oluş istisnai bir durum olsaydı , insanların lehine şüphe ederdik .Fakat tarihsel kayıtlar Homo Sapiens'in bir ekolojik seri katil olduğunu kanıtlıyor."

"Ne kadar çok türü ortadan kaldırdığımızı bilseydik , hala hayatta olanları korumak için daha istekli olurduk."

Ve inanılmaz bir ifade gibi gelecek ama ,
"Tarım devrimi tarihin en büyük aldatmacasıdır." diyor yazar.

"Biz buğdayı evcilleştirmedik , buğday bizi evcilleştirdi ." 
şeklinde ifadelerle okurun ilgisini canlı tutmakta oldukça başarılı oluyor.

"Tarih çok az insanın 'yaptığı' , geri kalanların da tarla sürdüğü veya su taşıdığı bir şeydir."

"Etrafımızdaki hapishane duvarlarını yıkıp özgürlüğe kavuştuğumuzda aslında daha büyük bir hapishanenin geniş bahçesine doğru koşuyoruz."

Üstteki söz şu an içinde bulunduğum durum itibarıyla hislerimi birebir yansıtıyor.

Pek çok tespit, bir çok kanıt ve fazlaca teori ile yoluna devam eden kitap yeni sorular çıkarıyor karşımıza ;

"-Küresel ekonomik krizden çıktık mı, yoksa daha kötüsü mü gelecek ?
-Çin süper  bir güç olana kadar büyüyecek mi?
-ABD hegemonyasını kaybedecek mi?
-Kökten dinciliğin yükselişi geleceği de etkisi altına alacak bir dalga mı , yoksa uzun dönemde etkisini yitirecek gerici bir akım mı?
-Çevre felaketlerine doğru mu , teknolojik bir cennete doğru mu gidiyoruz."

Daha fazla uzatarak canınızı sıkmayayım , yukarıda sadece bir kısmı var kitabın barındırdıklarının , o sebepten kitabı okumanızı tavsiye ediyorum .

Çok söylenen bir şey varmış kitap hakkında, güya okuyanların inancını sarsıyor , dinsizliğe itiyormuş.

Eğer bir kitabın yazdıklarını okudunuz diye inancınız sarsılıyorsa , ya inancınızın sağlamlığından şüphe edin ya da size bu zamana kadar öğretilenlerin doğruluğundan.

Keyifli okumalar dilerim.




24 Ağustos 2017 Perşembe

ESKİ YUNAN VE ROMA TARİHİNE GİRİŞ -OĞUZ TEKİN

1.-8. Baskı 2008-2014
9. Baskı 2015
327 Sayfa

"Tiran sözcüğünün kökeni , Lydia dilinde "bey" ya da "efendi" anlamına gelen "tyrannos" a dayanır. Oligarşi ile yönetilen kent-devletlerinde , yönetimi zorla , yasal olmayan bir şekilde ele geçiren kişiye tiran (zorba-despot) denirdi."

Kocaman ve bilgi küpü olan bir kitaptan neden tek alıntı yaptım diye düşünmeyin , o kadar çok yer işaretledim ki hangi birini yazacağımı bilemedim.

Kitabı Sosyal Bilimlerde okuyan yeğenin hocası tavsiye etmiş.

Tarih okumalarına yeni yeni başladığım zamanlar olduğundan profesyonel  önerilere daha bir dikkat ediyor, daha bir önemsiyorum.

O sebepten aldığım tarih kitaplarını bir kenara bırakarak bu kitaba öncelik verdim .

İyi de ettim , Kerem'in isteği ile bir daha yaptığımız Ege tarih turunda oldukça yararlı olduğunu , daha bir bilinçli gezdiğimi düşünüyorum .

Çünkü Eski Yunan ve Roma tarihinin hatırı sayılır bir kısmı batı Anadolu'yu  anlatmakta. 

Şimdi bu tür kitapları okudukça ne kadar pişmanım bugüne kadar tarihten uzak kaldığıma .

Okuyun , okutun diyeceklerimden .



22 Nisan 2017 Cumartesi

HİROŞİMALAR OLMASIN -OKTAY AKBAL

1. Baskı 1985
187 Sayfa

*"Babamı geri ver, anamı
Dedemi, ninemi,
kızlarımı , oğullarımı 
Geri ver
Beni geri ver
Geri ver insanlığı
Bu yaşam sürdükçe bu yaşam
Hiç bitmeyecek olan 
Barışı geri ver. "
                                     Sankichi Toga

"Bu gençler , bu çocuklar , Hiroşima cehennemini yaşamamışlar .Duysalar da , okusalar da , bir masal gibi gelmiştir onlara . Yaşlı kuşaklardaki o durgunluk yok onlarda .Yakınları , anaları , babaları , akrabaları yok mu kurbanlar arasında ? Vardır elbet , ama ölenler unutulur kısa zamanda .Yaşayan kişi , ölenle ölmez , yaşamını sürdürür unutarak ölenleri .Yaşamın yasası bu."

"Utanmak yetmez, anlamak gerek , insanlığın yalnızca teknik ilerleme olmadığını..."

********
Oktay Akbal , Hiroşima'ya giden ilk Türk gazeteciymiş, hem de 25 yıl sonra.

Kitap iki kısımdan oluşmakta, ilki;


*Hiroşimalar Olmasın 

Bu kısımda en çok etkilendiğim,


Sadako Sasaki 646 adet kağıt Turna Hikayesi.

Şimdi burada anlatmayı çok istiyorum ama anlatmayacağım , kitabı alın ve okuyun istiyorum çünkü :D

İkinci kısım ise ;

*Orta Asya'dan Baltık Kıyısına

Burada da Akbal'ın Orta Asya gezisi yer almakta , en çok etkilendiğim ise Aytmatov ile tanışıp , konuşması.

Akbal ile geç tanışmış olabilirim ama kesinlikle yola birlikte devam etmek istediğim yazarlardan .

Adını daha önce duyan varsa beri gelsin, niye hiç tanımıyoruz , duymuyoruz bu isimleri biz ?


23 Haziran 2015 Salı

55-REİS- SONER YALÇIN/DOĞAN YURDAKUL

GLADIO'NUN TÜRK TETİKÇİSİ

1. Basım 1997
20. Basım 2003
55. Basım 2014



Soner Yalçın okumayı seviyorum .

Her bitirdiğim kitabından sonra kitapta geçen dipnotlardaki isimler ve kitaplar hakkındaki cehaletim pekişmiş oluyor.

Ne kadar az şey bildiğimi bir kez daha anlatıyor bana , Yalçın'ın kitapları.

Bu kitabı Doğan Yurdakul ile birlikte yazmış.

1997 'de basılmış kitap , bana okuma sırası gelene kadar 20 yıl geçti üzerinden .

Fakat kitap bittiğinde açık söyleyeyim ben de bitmiştim.

 Eskiden inandığım ,güvendiğim pek çok birime/kuruma  ne zamandır kuşkuyla yaklaşmaya başlamışken , artık dehşete kapılıyorum.


Kitapta Abdullah Çatlı'nın hayatı anlatılıyor dense de, bana göre bir Türkiye gerçeği var .

Ve bırakın sağı-solu , bu kitabı okuduktan sonra bir daha anlıyorum, dünyada can almak ne kadar kolay .

Can alan kişiler;

İdeoloji , para, uyuşturucu , adına türlü bahaneler bulmuş olabilirsiniz yapılanların , bana sorarsanız , yalnızca KATİLsiniz.


Her satırına sorgusuz sualsiz inanmak olmaz tabii ki, bunun için dipnotlarda geçen yazar ve kitap isimlerini de not etmiş bulunmaktayım.

22 adet kitap ismi not etmişim , sadece bu kitaptan.

Sanırım Soner Yalçın'ın kitaplarını ve onun kitaplarında kaynak gösterilen kitapları okumak için bile kalan ömrüm vefa etmeyecek.






25 Mayıs 2015 Pazartesi

47-İMPARATORLUĞUN SON NEFESİ-İLBER ORTAYLI




*OSMANLI'NIN YAŞAYAN MİRASI CUMHURİYET


1. Basım 2014
302 Sayfa

"Bir devir ve bir medeniyet düşünün ki , bir yanda Shubert'ler, Bethoven'ler , bir yanda Rückert'ler ve bütün bunlara eşlik eden felsefi birikim... Mesela Hegel "Hiç kimsenin Osmanlı Tarihi yazdığı yoktu" diyor, bunu kendine dert ediniyor."

"Maalesef büyükannelerimizin çeyizi üzerindeki merak ve iştiyakımız tarihi vesikalar üzerinde gösterilmiyor."

" 'Yeni harflerin kabulüyle eski kültürümüz bitti' deniliyor.Sanki eski kültürümüzle eskiler çok iyi bağ kurmuşlardı. Eski tarihlerimiz, eski vesika derlemelerimiz maalesef bizden evvel ecnebiler tarafından yayınlanmışlardır."

"Osmanlı maliyesini iflas ettiren Dolmabahçe Sarayı 'nın inşası değildir, Kırım Harbi'dir."

"Savaş 28 Temmuz 1914'te başladı. Biz üç ay sonra 29 Ekim 1914'te katıldık .Bu çok açık belirtilmiştir.Sözde bize sığınan ve aldığımızı söylediğimiz Goeben ve Brelau, yani Yavuz ve Midilli zırhlılarının fes giydirilerek yerinde bırakılan Alman personelinin Karadeniz'e çıkıp izinsiz şekilde Rus limanlarını bombaladıkları hikayesi doğru değildir ve alçaltıcıdır. Hükümetin bu resmi mazeretinin doğrusunu söylemek lazım.Hem Enver Paşa 'nın hem de Bahriye Nazırı olarak Cemal Paşa'nın bu Alman komutan ve askerlere Rusya ve Kırım sahillerini bombalama emrini bizzat yazılı olarak vermeleriyle savaşa girdik."

"Unutmayalım, Sarıkamış için Batı'dan sevk ettiğimiz askerler yazlık üniformalarıyla cepheye götürülmüşür."

"Türkiye'nin bu savaşta (Çanakkale) kaybedeceği insan unsuru en önemli sorundu; nitekim bu sorun 1940 'ların sonuna kadar bir nesil boyunca da kendini hissettirecekti."

"Memleketimizin adını Türkiye (Turchia) Türkmenia olarak koyanlar da biz değiliz ;İtalyan gözlemcilerdir.Çünkü tüccar İtalyanlar o tarihte Akdeniz medeniyetinin sözcülerdir.Coğrafya ve dünyayı çok iyi bilmektedirler. Bizim koyduğumuz isim ise Roma İmparatorluğu'dur(İklim-i Rum veya Devlet-i Rum)."

"(Osmanlıca İçin)
Aslında II. Abdülhamid'in bile böyle bir değişimi düşündüğüne dair emareler mevcuttur.Çünkü  eski yazı içinde sesliler olmadığı için zor öğreniliyordu, arkaik imla kalıntıları vardı.

Bazı insanlar bunu bir drama haline getirdiler.'Alfabe değişimiyle kültür gitti ' diye yaygın bir kanaaat söz konusu ...

Halbuki kaldırılan yazı Çince değil; sistem olarak fonetik bir alfabedir.Akdeniz bölgesinin bir ucundan başlayan İbranca ve diğer sami dilleri alfabeleri , Fenike alfabesinden Ari diller olan Yunanca ve Latince'ye kadar gelir."

*************
VE DAHA NELER NELER!!!



2 Mart 2015 Pazartesi

19-KAYIP SİCİL: ERDOĞAN'IN ÇALINAN DOSYASI- SONER YALÇIN

1. Basım 2014
2. Basım 2014
401 Sayfa


Kitabın adından da çok net anlayacağınız üzere , yazılan dönemin Başbakan'ı , şimdinin Cumhurbaşkan'ı Recep Tayyip Erdoğan'ın sicilini işlemiş konu olarak  Soner Yalçın .

Hem de "nereden nereye" dedirtecek kadar detaylı araştırmalar.

Mesela soy ağacından başlamış kitaba . Sonra eğitim hayatına el atmış:

"Çok çalışkan bir öğrenci değildi.
Kur'an-ı Kerim 'den ancak bütünlemede geçebildi.
Arapçası zayıftı; tek ders sınavından 5 alabildi.
Tefsir 6...Hadis 7...Fıkıh 7...
Din derslerinin zayıflığına karşın Milli Savunma dersi 8'di.
En iyi dersi beden eğitimiydi, 10'du; futbolcuydu çünkü."

Ortaöğretim kısmından sonra üniversite hayatı hakkında da okuyucuyu bilgilendirmiş Yalçın;

"Erdoğan , Başbakanlık resmi internet sitesine göre ;
Marmara Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi mezunu.
AKP'nin resmi internet sitesi ve Erdoğan'ın kişisel sitesi de aynı bilgiyi veriyor;
Marmara Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi.
İyi de...
Marmara Üniversitesinin ne geçmişte ne de bugün böyle bir bölümü yok!
Erdoğan'ın , TBMM'de yazan biyografisinde ise mezun olduğu okul ;,
Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi .

Başbakanlık ve AKP'nin resmi sitesine göre Erdoğan 1981 mezunu,

oysa 1981'de "Marmara Üniversitesi" diye bir üniversite yok!"

Şeklinde beyanatlarından sonra Yalçın;

"Hayatlarında hep bir abartı var...
Ve biz düzeltmek için kitap yazıyoruz! "

 açıklamasıyla bu kitabı can sıkıntısından yazmadığını anlatmaya çalışıyor.

Ardından Cumhurbaşkanı olan Erdoğan'ın Belediye Başkanlığı dönemine de değinip ,
İGDAŞ,
KİPTAŞ,
BİT,
İETT,
İSKİ, 
METRO 
gibi  büyük harfler ve kısaltmalardan ibaret zannettiğimiz bazı kısaltmaların ne anlama geldiğini hala anlamamış bazılarına detaylıca anlatmış.

Ardından eşi ve çocukları hakkında da bizleri bilgilendirmeyi uygun görmüş:

"Mayıs 1998'de İstanbul Şişli Abide-i Hürriyet Caddesi'nde saat 11.45 sularında 34 ABR 93 plakalı Opel marka otomobil , kırmızı ışıkta geçince, peşine siren sesleri çalarak polisler takıldı.Otomobil kaçarken yaya geçidine 5 metre kala 64 yaşındaki Türk Sanat Müziği İstanbul Radyosu sanatçısı Sevim Tanürek'e çarptı; 30 metre sürükledi.
Sanatçı Tanürek ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldı, 6 gün sonra öldü.Ogün o saatte direksiyonda bulunan kişiyse, Bilgi Üniversitesi öğrencisi 19 yaşındaki Ahmet Burak Erdoğan'dı."

"Bilal Erdoğan ; Kartal İmam Hatip Lisesini bitirdikten sonra türban sorunu olmamasına rağmen ABD'ye gitti; 2003'te Boston'daki Harward Üniversitesinde kamu yönetimi alanında yüksek lisans yaptı. Birikimi var!"

Ardından şimdi Cumhurbaşkanı olan dönemin Başbakanının adli kayıtlarından örnekler vermiş Yalçın;

"14 Ocak 2000
Erdoğan Avusturalya'nın Melbourne şehrinde yayın yapan SBS radyosuna verdiği mülakatta kendisini, hapse girmesi nedeniyle Abdullah Öcalan ile karşılaştıran bir kişiye" Sayın Öcalan şu an , düşüncelerinin değil almış olduğu kellelerin hesabını veriyor.Bense düşüncelerimden dolayı 4 ay hapis yattım, aramızdaki fark çok büyük." şeklinde cevap verdi.
Şehitlerden 'kelle ' diye söz etmesi ve Öcalan'a 'sayın' demesi nedeniyle büyük eleştiriler yapıldı.Şehir Anaları Derneği tarafından aleyhinde sembolik bir manevi tazminat davası açıldı.Davacıların avukatlığını Kemal Kerinçsiz'in yaptığı davada İStanbul Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 12 Aralık 2007 tarihinde Erdoğan'ın 3 kuruş tazminat ödemesine karar verdi.
Hakim, kararında şehitlere 'kelle' ve yasadışı silahlı örgüt liderine 'sayın' denmesinin dil sürçmesi olamayacağına hükmetti."

 Ve özel olarak yazdığı bunlar gibi bir sürü ayrıntıdan sonra 2002-2013 yılları arasında Türkiye 'den bazı istatistikler vermiş;

"Türkiye'de Dış Borç:
2002'de 129.592 milyar $
2013'te 388.243 milyara$

Kişi başına düşen borç 
2002'de 1.963 $
2013'te 5.105 $

Cari açık;
2013 'te 83 milyar $

Türkiye'de  toplam kredi borcu;
2002'de 6.308 milyon
2013'te 333.661 milyon

1980'de nüfus 50 milyon , sendikalı işçi sayısı 2.5 milyon,
2013'te nüfus 75 milyon, sendikalı işçi sayısı 680 bin.

Türkiye ortalama eğitim süresiyle 187 ülke arasında 127.

Türkiye'de 15 yaş üstü kadınların %12'si okuma yazma bilmiyor. Üniversite mezunu %9.

Kendinden en az 31 yaş büyük erkeklerle evlenen yaşları 16-19 arasındaki kızların sayısı ;
7 Milyon 163 Bin 931.

Türkiye 'de 15 yaş altı gelinlerin resmi sayısı ;
181 Bin 36.

2002 -2010 yılları arasında fuhuş suçları %220,
Irza geçme ve çocuklara cinsel taciz suçları %125 arttı."


Benim size yazdıklarım kitabın barındırdıklarının ufacık bir parçası , bu kitaptan bana kalansa 15' e yakın kitap okumam gerektiği, zira içinde verilen kitap isimlerini not ettim ve umuyorum onları okuma şansım da olacak .  




12 Temmuz 2014 Cumartesi

64-BEYAZ MÜSLÜMANLARIN BÜYÜK SIRRI-SONER YALÇIN

EFENDİ-2*
1. Basım 2006
435 Sayfa


Soner Yalçın, Erasmus'tan şu sön sözle noktalamış kitabı;

"Madem ki söyleyeceklerim doğru , ne diye susayım ki.."


Kimse susmasın istiyoruz her zaman , susmak çözüm değil .

Anlattıkları doğru mu yanlış mı diye düşündürmesi bile yeterli.

İlk kitapta olduğu kadar isim karmaşası yok demek isterdim , fakat aynen devam .

Gerçi ilk 150 sayfayı soluksuz okudum da diyebilirim , bu kadar isme rağmen.

Bir de sağolsun tarih yazarlarımız sürekli iç sesleri ile yazıyorlar kitabı.

Bu sesler sayfa altlarına dipnot düşülebilir oysa.


Geçen kitapta da bilgi birikimine hayran olmuştum Soner Yalçın'ın.

Bu kitapla hayranlığım pekişmiş oldu.

Okumalıyım dediğim çok fazla kitap var bu anlamda.

Fakat bu kitapları okumak biraz zor.

%100 dikkat ve konsantrasyon gerekli.

Notlarım , post-itlerim , ufak yığınlar halinde birikti.

Yine inş , bu kitaptan aldığım kitap isimleri , bir gün okuduklarımın arasında yer bulur.



5 Ocak 2014 Pazar

1- EFENDİ-SONER YALÇIN


Beyaz Türklerin Büyük Sırrı
Doğan Kitap
1. Basım 2004-elimdeki 86. Baskı
566 Sayfa



2012 yılını Soner Yalçın'ın Samizdat'ıyla kapatmıştım.İstedim ki 2013'ü de yine bir Soner Yalçın kitabıyla kapatayım.15 Aralıkta okumaya başladığım kitabı maalesef ancak bitiriyorum.
O kadar çok yerde post-it kullanmışım ki :)



Öyle hemen 2 -3 günde bitirilebilecek bir kitap değil çünkü.İsimlerin çokluğu , herkesin herkesle akraba olması, okumayı ya da anlamayı güçleştiren şeyler kitapta.

Fakat yakın tarih adına yazılmış ,  teferruatla ; araştırılmış, sorgulanmış , okunmuş , öğrenilmiş bir kitap.

Kitabın içinde alıntı yapılmış , kaynak kullanılmış , okunması gereken o kadar çok kitap var ki , sırf o kitapları öğrenmek için bile okunmalı kitap.

Dr. Nazımla başlıyor hikayemiz , İzmir'in önde gelen burjuvaziyi sonuna kadar yaşayan 4-5 ailesinin (Evliyazadeler, Uşakizadeler,Yemişçizadeler, Kapanizadeler) bireylerinin Osmanlı zamanlarındaki siyaset ve memleket yönetimindeki etkilerine değiniyor .

Sabetay Sevi'ye kısaca değindikten sonra , bu ailelerin Sabetayist olduklarını açıklıyor.

Hatta Yunanistandan , Selanikten gelenlerin dönme Yahudi , Sebatayist , Mason olduklarını ve bu kişilerin İttihat ve Terakki içinde söz sahibi olduklarını , hatta ve hatta nereyse sarayda çok fazla sözlerinin geçtiğini anlatıyor.

Günümüze gelene kadarki zamanda da bu aileler , siyasetle ve ülke ekonomisiyle yakın ilişkilerini korumuşlar.
Ölseler de, asılsalar da, hatta intihar edip , çıldırsalar da vazgeçmemişler siyasetten.

Bu Aileler çıkış noktası oluyor kitabın , tarih adına ne varsa, kim varsa yazılıyor.Bilmediğimiz , çok şey var kitapta.Atatürk'e pek dokunmuyor ama , geçiyoruz onu...

Bazı tespitler var ki , günümüzde bile geçerli , tarih tekerrürden ibaretmiş sözü geliyor sıklıkla aklıma.

KİTAPTAN
"Bu toplumun tarihinde sık görülecek bir toplumsal hareketsizlik , o günlerde de yaşanacak , millet sadrazımının sürgüne gidişini sesizce izleyecekti."

"Devletin 'sinir merkezlerinin' hep belli ailelerin kontrolünde olması tesadüf mü?é

27 Nİsan 1911 Tevfik Rüştü der ki;
"Hürriyetsizlikten çok, devletin zayıflığından, millerin geriliğinden , sefaletinden ıstırap duyuyorum."

"Tanzimatla Fransızlaşan, II. Abdülhamit ve ittihatçılar döneminde Alman'laşan Türkiye , DP döneminde hızla Amerikan'laşmaya başlamıştı."

1954-1958 arasında 258 gazeteci mahkum olmuştur.






21 Mayıs 2013 Salı

47-BUMERANG-MICHAEL LEWIS

Scala Yayıncılık
Çeviri:
Neşenur DOMANİÇ-Nusret AVHAN
2013 Basım-223 Sayfa


İzlanda, Yunanistan, ABD, İrlanda ve Almanya ekonomilerindeki 2002 tarihinden sonraki değişimler , bu değişimlere halkın verdiği tepkiler anlatılmakta kitapta.

AÖF 'te bana 1 yıl kaybettiren,

Finansal Yönetim gibi kabus bir dersten sonra anlayabilir miydim ki bu kitabı.?

Anlaşılır , oldukça yalın bir dille yazılmış , yer yer güleriz ağlanacak halimize dedirten espriler  hafiften gülümsetmekte , Almanya 'yı okurken sesli gülmeye de geçebilirsiniz:))

Bazı gerçekler var ki kesinlikle farkındalık yaratabilir.

Yazarın 2 kitabı daha varmış , notlarımı aldım , kesinlikle okunacaklar listesine:)

Kitaptan :
"Sahte bir refah yaratmak için çok fazla borçlanırsanız, geleceği bugüne ithal edersiniz".