Alfa Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alfa Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2017 Pazartesi

PENELOPE -MARGARET ATWOOD

Çeviri:Dilek Şendil
1. Basım 2017
160 Sayfa

"İnsanın yeniyetme oğluyla kavgasında yenik düşmesi hiç kolay olmaz.Boyları sizinkini aştı mıydı, geriye bir tek manevi otoriteniz kalır :eften püften bir silah."

"Acaba birimiz ötekinin söylediği söze inanıyor muydu?
İnanıyorduk elbet.
Ya da birbirimize öyle diyorduk."

*************
Yunan Mitolojisi'nin efsanelerinden Penelope'nin hayatı hem de 12 kızının(hizmetçisinin) ağzından yazılmakta.

Şiir ve şarkılar da kitaba ve hikayelere hareket katmış.

Alfa Yayınları bu işi biliyor sanırım .Mitoloji üzerine yaptığı seriyi de böylece takibe almak mevcudiyeti doğuyor bana .


8 Mart 2016 Salı

22-ARJANTİN RÜYASI- TUĞRUL TÜRKKAN

1. Basım 2015
413 Sayfa



"Bilinci, inanmak istediği için inanıyor , bilinçaltı bilimsel bir şüphecilikle inanmıyor , onun da altı istemsiz düşünce ve davranışlarıyla Tanrı'ya düpedüz inanıyordu."

Kitap, adıma imzalı.

Daha önce 150 sayfa eksik ve başka bir isimle basılmış, sonra Türkkan hikayenin bitmediğine karar vermiş oturup kitabı yeniden yazmış .

Kitap samimi geldi bana hatta ; bir çift yeşil göz için yapılanlar mı , Kerem adı için mi cevabını veremem ama okurken sanki yaşadım hikayeyi.


Filmi çekilse muhteşem olur , hatta öyle ki yeniden senaryo yazmaya bile gerek yok , yönetmen kitabı okusun ve motor desin.


Ve izleyici kendini , kitabın kahramanı gibi Arjantinde buluversin.

Ve Kerem ile beraber Rosa Verde'nin peşine düşsün.


Sonu da , belki pek çok kişi için güzel gelmeyebilir  ama bence harika .

Bazı yerlerde fantazya hissedilir seviyeye gelse de , edebi dokundurmaları, ahlaka bakışı  ve hatta inanç sorgulamaları ile bugün en azından 10. basımda olması lazımdı.

Fakat güzel memleketimde olması biraz zor tabii, çünkü reklam az .

Bu memlekette her şey reklam .

Reklam =satış.

Yine de iyi yazarlar bir gün mutlaka değerini bulacak , tek sorun o bir günün ne kadar geç olacağı.



Türkkan'a teşekkür ediyor , yazım hayatının devamını diliyorum.

Sevgiyle , kitapla kalın .



24 Mart 2015 Salı

27-YENİ ATLANTİS- FRANCIS BACON

Çeviri: Çiğdem DÜRÜŞKEN
1. Basım 2014
106 Sayfa


Ütopya türünde örnek vermeye kalksak 
Thomas More'un Ütopya'sından sonra , aklımıza gelecek 2. kitaptır.

Bacon'ın özel danışmanının dediğine göre ;
"tamamlanmamıştır".

Lakin Bacon , eseri İngilizce yazdıktan sonra , Latince eserlerin ölümsüz olduğuna inandığından , ütopyasını eklemeler yaparak bir de Latince yazar.

Ve yeni bir ada yaratır , bilim ve felsefe ütopyası olduğu söylenen eser aslında dinden de epey etkilenmiştir.

Mesleğinin zirvesinde, rüşvetle suçlandığından ötürü işsiz kalan ve mesleğini bir daha yapamayan Bacon , Yeni Atlantis 'te özellikle rüşvet konusunda oldukça titizlenmiş , adalıların başka isimler ile adlandırdıkları rüşvet'i hoş karşılamadıklarını pek çok satırında konu etmiştir.

Bizim için önemli kısımlar;
 yarattığı ütopik adadaki gelişmişliğe karşın , adadan dışarıya çıkmanın şarta bağlı olduğu ve adalıların dünyanın her yerindeki yeniliklerden ilk elden bilgi sahibi olduklarıdır. 

Bu ütopik bilim ve felsefe adası, yazıldığı zamanı göz önüne alarak değerlendirdiğimizde , gerçekten türünün en iyileri arasında olmayı hak ediyor.

Çok mühim değil ama dikkatimi çektiği için yazmadan geçmeyeyim;
Yazarın, o dönemde Türk sarıklarının görünümü hakkındaki düşüncelerini şu satırlarda görmek mümkün;
"İç giysisi yeşildi , sarığı andıran başlığı da aynı renkte yeşil, zarif şekilde tasarlanmıştı,
Tüklerin taktığı gibi kocaman değildi."







9 Ocak 2015 Cuma

3-DELİLİĞE ÖVGÜ- ERASMUS

Çeviri:Prof. Dr. Çiğdem DÜRÜŞKEN
1. Baskı 2014
263 Sayfa

Stoacı tanımlara göre bilgelik akılla yönetilmekten başka bir şey değil ; oysa delilik tutkuların buyruğuyla yönetilmektir; Iuppiter, insanoğlunun yaşamı tümüyle kederli ve acımasız geçmesin diye akıldan çok ne kadar tutku bağışlamış demek ki? Kıyasladığınızda , adeta kumsalda bir kum tanesi .Dahası aklı kafanın daracık bir köşesine sığıştırmış, bedenin kalanını tutkulara bırakmış.Sonra tek başına duran karşısına zorba mı zorba iki tiran dikmiş; birisi gönlün kalesini ve yaşam pınarı kalbi ele geçiren öfke, diğeri en aşağı uzvuna kadar her yanına hükmeden şehvet. Bu iki askeri güç karşısında aklın ne kadar sağlıklı kalabildiğini insanların sıradan yaşamı bize yeterince kanıtlar; akıl yapabileceği tek şeyi yapar ve boğuk boğuk bağırır; görgü kuralları vazeder ; o zaman bu ikisi kralların eline idam ipini tutuşturup git kendini as dercesine iğrenç şekilde çığlık çığlığa bağırır, ta ki yorgun düşen kral savaşı bırakıp da teslim olana kadar. Ana erkek dediğin dünya işlerini yönetmek üzerine doğduğundan , doğa ona bu bir nebze akıldan biraz fazlasını vermek zorunda  kalmıştır; sağlam bir karar almak için başka her konuda olduğu gibi bu konuda da bana başvurunca , doğrusu ben de adıma yakışır bir karar verdim: Erkeğin yanına bir kadın verilmesini istedim , şüphesiz budala ve sersem bir yaratıktır bu , ama eğlenceli ve tatlı ; deliliğiyle erkeğin o sert mizacını yumuşatabilir ve sevimli hale getirebilir.

***************

Erasmus denince şimdilerde aklımıza, üniversite öğrencilerine başka ülkelerde eğitim hakkı veren bir değişim programı geliyor.

Oysa IV. yy. hümanistlerinden biridir kendisi .İncil derlemeleri , Latince-Yunanca çevirileri ve Thomas More'la arkadaşlığıyla tanınmıştır o dönem.

Hatta benim bugün okumuş olduğum kitap olan Deliliğe Övgü , More'un ismine de bir göndermedir.

Kitabı okumadan önce bilmelisiniz ki, eğer Yunan tanrılarına ilginiz yok ise kitap sizi sıkabilir.

Her ne kadar Çeviri ve dipnotlar fevkalade olsa da ...

Fakat azıcık bile ilginiz varsa , inanılmaz keyif alacaksınız kitaptan.

Yukarıdaki alıntı sadece üslup hakkında ufacık bir ipucu versin diye .Yoksa feminizmi kışkırtmak falan değil amacım :D

Bir de bu kadar uzun zamanda Dünya'da ne kadar az şeyin(ya da hiçbir şeyin) değişmemiş olduğunu görüp kahrolacaksınız.


2 Ekim 2013 Çarşamba

86-FERAYE &ŞAHİKA- SİNAN AKYÜZ


SAVRULAN HAYATLARIN HİKAYESİ

Alfa Yayınları
1-10. Basım 2013
536 Sayfa



Gerçek bir yaşam öyküsünden esinlenilmiş.

Pek çok yaşam var kitabın içinde .

Ama inandırcılık yok.

Ben Sinan Akyüz severim aslında.

İncir Kuşları'nı beğenmiştim.

Burada da yazmıştım

Neden bilmem , kitap bittiğinde hiç bir şey hissettirmedi bana.

İnandırıcılığı yok derken, demek istediğim bu.

Şive olmamasından mı , (sadece Rum'ların konuşmaları şiveli kitapta, Biga'da yaşayanların kusursuz),

ya da benden mi kaynaklı inanın bir şey söyleyemiyorum.

Ama yetmedi kitap bana , gerçek ve tarih iç içe ve ben de çok severim aslında bu tip kitapları ama olmadı , olamadı.





21 Ağustos 2012 Salı

69-İNCİR KUŞLARI-SİNAN AKYÜZ

Alfa Yayınları
1.-5. Basım 2012
320 Sayfa

Bu bir Roman değil , gerçek bir tarih, gerçek bir savaş anlatısı.

Gerçeklerden yola çıkılmış , bazılarımızın okurken insanlığımızı tekrar sorgulayabileceği bir hikaye.

Soykırımın gerçek yüzü...

Sakın ola içindeki aşka kanmayın , bu dünyanın ta kendisi.

Bu kitap okunmalı ve hatta ders niteliğinde okutulmalı.

Sinan Akyüz , benim gözümde yazardı , hatta iyi bir yazardı.

Yanılttı beni , kitap mükemmel.

Bir de sonu mutsuz bitseydi...

Vursaydı...

  bu kitabı okurken Haluk Levent'in yaptığı şarkı geldi kulağıma , belki dinlemek ve izlemek istersiniz...


Bu kitabı okuduktan sonra savaşın nasıl geliştiğini de açıp okuyun derim , reel rakamlara bir göz atın ...Sistematik soykırım nasıl oluyor öğrenelim...

Bosna 'da,
 Yaklaşık 300.000 kişi öldü...
50 .000 kadına tecavüz edildi...
Srebrerenista 'da barış ilan edildikten sonra 
8372 kişi katledildi...
2000 kişi hala kayıp...


Hepsi Müslümandı...