11 Ekim 2016 Salı

95-AKIŞI OLMAYAN SULAR - PINAR KÜR

1984 SAİT FAİK HİKAYE ARMAĞANI



2004 Basım
171 Sayfa



"Ancak başkalarıyla yakın ilişkiye girişmemekle koruyabiliyor insan kişiliğini, kötü durumlara düşmekten kurtulabiliyor. Sevilip sayılıyor çevresinde benim gibi . Beni tanıyanların hepsi sever , hiç düşmanım yoktur."

"Belki de o sıralar kötülerin kazanacağını bilmediğimdendi umudu kesmeyişim. Şimdi nereden mi biliyorum kötülerin kazanacağını ?Kazandılar da ondan. Bir vakitler , neredeyse herkesten , herşeyden nefret ettiğimde bile, kıyıda kenarda sevdiğim bir-iki şey vardı.."

"Asıl yaşamımı yaşamadığımı , ama aradığımı duyardım, hiç bulamayacağımı aklıma getirmeyip hemen  o sırada bulamadığım , yakalayamadığım için sabırsızlanır , kimi kez hırçınlaşırdım. "

*************


Harika bir hikaye kitabı , 1984 'te Sait Faik Hikaye Armağanı ödülünü almış.

5 Öykü var kitapta.

Benim en sevdiğim , sonuncu hikaye oldu. Bitmiş Zamana Dair adı.

Kür'ün  kalemi; geçekten kuvvetli.

Hemen okuru esir alıyor. 

Kitap bittiğinde ağzınızdaki o eşsiz tat var ya, henüz doymamış olduğunuzun farkına varmanıza engel oluyor.

Keşke daha uzun yazsa , keşke hep yazsa dediklerimden biri daha .





6 Ekim 2016 Perşembe

94-KURBANI BESLEMEK- KENZABURO OE


Çeviri: Aykut DERMAN
1. Basım 1994
101 Sayfa

"Zavallı biz köylülerini kentlilerden gördüğü muamelenin , pis hayvanların gördüğü muameleden farkı yoktu; öyle ki gereksinme duyduğumuz her şeyi , vadimizi çevreleyen yamaçlardaki belli bir kaç yere düzenli olarak getirip yığıyorlardı."

*****************

Kenzaburo Oe 'dan okuduğum ilk kitap .

Bir uzun öykü.

Kitabın girişinde John Nathan tarafından uzun bir önsöz var , Oe hakkında.

Nobel Ödüllü yazarın , gerçekten harika bir kalemi ve müthiş bir hayal gücü var.

Hiç olmamış bir hikayeyi , tamamen gerçekmiş gibi anlatıyor, öyle ki okurken kendinizi o yamaçlarda geziyor, o derelerde yüzüyor hissediyorsunuz.

Oe'den ilk okuduğum kitap ama son olmayacak.




3 Ekim 2016 Pazartesi

93-SIRÇA FANUS-SYLVIA PLATH

50.YILA ÖZEL BASKI
Çeviri:Handan SARAÇ
Türkçe İlk Basım 1987
Kırmızı Kedi'de İlk Basım 2013
2. Baskı 2013
251 Sayfa

"Aslında benim hiç bir şeyi idare ettiğim yoktu, kendimi bile."

"Eğer birinden hiç bir şey beklemezsen hayal kırıklığına uğramazsın."

"Belki de gerçekten evlenip çocuk doğurduktan sonra insanın beyni yıkanmış gibi oluyor ve ondan sonra totaliter bir devletin kölesi gibi duyuları körelerek yaşayıp gidiyordu."

"Sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkılıp kalan insan için dünyanın kendisi kötü bir rüyadır."

********************

Gizdökümcü şiirin en büyük temsilcilerinden biri kabul ediliyor Plath.

İlk şiirini 8 yaşında yayımlatmış.

Bir yerde, Oğuz Atay ile benzerlik kurulduğunu okudum.

İlla yurdumdan birine benzetmek gerekirse , Tezer Özlü'ye benzetebilirim kendisini.

Oğuz Atay'ın yanından bile geçirmem.

Şiirlerini okumadım lakin otobiyografik olma özelliğini gösteren bu kitabından anladığım , manik-depresif yapısını eserlerine de yansıttığı.

Ayrıca bu kitap ilk romanı ve Amerikanın da ilk feminist romanı diye biliniyor.

Plath 30 yaşında , iki çocuğu (1-3 yaşlarında) odalarında uyurken, kafasını gaz fırınına sokup intihar ediyor.

Ha ama çocuklarının odasına süt ve bisküvi bırakmış ve kapı kenarlarını bantlamış.

Eşini , intiharı için hala suçlayanlar var.

Eşinin sonraki birlikte olduğu kadın da intihar etmiş , hatta Plath'ın oğlu da.

Ted Hughes (eşi) daha sonra anılarını ve Plath'ın günlüklerini de yayımlatmış , ne ki bazılarını yok ettiği hakkında şüpheler hiç bitmemiş.

Plath'ın hayatı ilginç , kitapta anlatılan karakterle benzer özellikleri yok değil.

Fakat uyarayım oldukça melankolik.

Bunalıma sürüklenmemek , neden diye sormamak mümkün değil.

Not:Neden diye sorduğum soruların yanıtını , kitapta bulabilmiş değilim.