1. Basım 2009
464 Sayfa
Ben bu kitabı daha önce okudum , ama herhalde blog açmadan önceye denk düştü ki arattığımda bulamadım :(
O sebepten önceki yorumumu paylaşamıyorum.
Geçen yıl taşınma aşamasında , bu kitabın kitaplığımda olmadığını görüp çok üzülmüş ;
" Ayfer Tunç kitaplarının tamamını kitaplığımda isterim"
diye bas bas bağırmayı , ufak çaplı titremeler eşliğinde hafif bir sinir krizi geçirmeyi tasarlarken ,
"lan yenisini alsam ya" , diye düşünüp , bütün bu eylemlerin gereksizliğine hükmetmiştim.
Evet kitabı okuduysanız , yukarıdaki cümlede hafif bir esinlenme hali görmeniz mümkün :D
Kitabı tekrar edinince , kitaplığıma koyduğum kitaplar mutlaka okunmuş olacak obsesifliği ile yeniden okumak şart olmuştu.
Neyse efem , ben Ayfer Tunç severim , hatta çok severim .
Ama bu kitabını da pek bir ayrı severim.
Bir kere 464 sayfanın her satırında uyanık olacaksınız , öyle yok modum düşüktü,yok dalgınlığıma denk geldi, yok dinlendirsin diye okuyamazsınız bu kitabı.
Sanal alemde biri Cem Yılmaz gösterilerine benzetmişti.
"Her dakikasında tetikte olmalısınız , yoksa şakanın kahramanı siz oluverirsiniz ."
Güzel bir benzetme , bu kitap için kesinlikle uygun.
Kitabı bir kenara koyup tekrar elinize alma şansınız yokmuş gibi okuyorsunuz.
300 küsur karakterin ; kim, kiminle , nerede , nasıl olduğunu başka türlü idrak etmek bir hayli zor çünkü .
Bu fevkalade beyin yakıcı olaylar örgüsünün her satırını severek , bazen sosyal mesajlarını , bazen toplumsal bildirilerini, çoğu mahallenizde karşılaşabileceğiniz karakterleri ve onların aşina olduğunuz hikayelerini okuyorsunuz .
Harika .
Okumayan kalmasın dediklerimden biri daha :)







