5 Aralık 2021 Pazar

ŞEYLER - GEORGES PEREC

 


1. Basımı 1998'de yapılmış olan Les Choses, Fransızca'dan dilimize Sevgi Tamgüç tarafından çevrilmiştir.

    "Bir şeylerin, yaptıklarının önemli, gerekli, çok değerli olduğunu, korkak çabalarının onlar için bir anlam taşımadığını, gereksinim duydukları bir şey olduğunu, kendilerini tanımalarına, değişmelerine, yaşamalarına yardımcı olabilecek bir şey olduğunu kendilerine kanıtlamasını isterlerdi."


    2 bölümden oluşan anlatı roman olarak tanımlanmışsa da  bence bir uzun öykü de sayılabilir. 1960'larda Fransa'nın dahil olduğu 7 yıl savaşı döneminde, 2 sıradan üniversiteli Fransız'ın yaşam öyküsüdür anlatılan.  İlk bölümde Fransa'daki devrimci hareketlere katılmaları, arkadaş çevreleri ile yaptıkları mesleklerin sıradanlığını kırmaya çalışmaları, 2. bölümde Sfaks/Tunus'a uzanan hikayeleri ile aslında son olmayan bir son ile bitirilmiştir.
    Çok fazla "şey" kelimesinin kullanılmaması dikkat çekse de çok fazla "şey"den bahsedilmiştir; herkes tarafından önemli görünen aslında önemsiz şeyler ve insanların yaşamında bazen bu yaşamlara yön veren şeyler, aslında hedeflenen şeyler ile elde edilen şeyler bunların başında geliyor. 

    "En mutsuz insanların kendileri olmadıklarını söylüyorlardı.Belki de haklıydılar. Ne ki modern yaşam, başkalarının mutsuzluğunu yok ederken onların mutsuzluklarını göklere çıkarıyordu; ötekiler doğru yoldaydı."

    Kitabı sevdim diyemiyorum ama net olarak ta şuyundan hazzetmedim demek çok mümkün değil, 2 günde okumuş olmamdan sebep aslında enteresan bir şekilde akıcı yazılmış denilebilirse de kolay anlaşılabilirliği tartışılır.
    Yazarın önceki okuduğum kitabını pek sevdiğimden bir şans daha vereceğim muhtemelen kitaplarına... Siz de verin bence :D 
    Sevgiyle, sağlıkla, hoşça kalın arkadaşlar...

2 Aralık 2021 Perşembe

KURTLARLA YAŞAM- MISHA DEFONSECA

 


Zehra Gençosman çevirisi ile 1. Basımı 2013'te YKY tarafından yapılmış bu roman oldukça enteresan. 

"İnsanlar, hayvanlara yaptıklarını kendi türdeşlerine de yapıyorlar ve yaptılar da. İnsanları da aynı şekilde astılar. İnsan, yeryüzünün lanetli yağmacısı."

Konu malumunuz 2. Dünya Savaşı, konudan malum olduğu üzere Yahudi bir kahraman ve hayat hikayesi anlatılıyor kitapta, daha doğrusu 7 yaşında bir kızın Almanya, Polonya, Ukrayna'yı içine alan hayatta kalma mücadelesi.  Buraya kadar konu gayet bilindik, pek çok roman yazıldı üzerine fakat kitabı enteresan yapan burası değil,  yazar kendi hayatımı anlattım diyor kitap için yaptığı ilk röportajlarında, buraya kadar da bir sorun yok zira pek çok yazar o dönem hayatını konu etti zaten romanlarında...
Enteresan olan yazarın sonradan hikayenin kurgu olduğu söylemi. 1998 de benim gerçek hayatım bu dediği; 7 yaşında Yahudi bir çocuğun Belçika'da anne babasız kalmasını, hayatta kalma mücadelesini  anlatmışken , 2008'de itiraf ettiği üzere aslında 4 yaşında Katolik bir çocukken babası nazilerce alınmış ve konuşturulduğundan ötürü "hain" olarak damgalanmış. Bu sebepten de yazar bu kurguyu yaratmış ve bunu oldukça iyi pazarlayabilmiş.

"Pek çok soru soruyorum. Artık hangi duaları istiyorlarsa onları okuyorum, itaat ediyorum, evet ben, küçük dişi kurt. Yavaş yavaş insanların mimiklerini, ikiyüzlülüğünü öğrenmeye başlıyorum."

 Sanırım bu ikiyüzlülüğü kopya da edebilmiş reel hayatında yazar, zira Amerika dahil, Avrupa'nın pek çok ülkesinde toplantılara katılıp hıçkırıklarla bu kitapta anlattığı hikayeyi insanlara gerçek gibi anlatmış...

 Bu bilgileri XO yayınlarının sahibi B. Fixot kitabın sonuna eklemiş, keşke önsöz olarak konulabilseydi kitaba, "kurgu olduğunu bilsem de basardım kitabı" diyen yayıncının beyanını esas alsak bile kitabın konu ve inandırıcılık açısından okurda biraz hayal kırıklığı yaratması muhtemel.

 
Bu kadar spekülasyon yeter buraya, size söyleyebilecek olduğum şeylerden biri bence kitap kurgu da olsa gerçek te olsa gerçek olamayacak kadar fantastik.  Bu fantastik buraya uymadı ama uyan bi kelimem yok şu an için. 
 
Bu kelimeyi nasıl anlatsam, 7 yaşında bir kız çocuğu orta Avrupa'da tur üstüne tur atıyor hem de vahşi yaşamın içinde,  kurtlarla arkadaşlık ediyor, aç kalıyor,  ormanda kalıyor, asker öldürüyor, ve ailesini aramaktan asla vazgeçmiyor.  

İnanamadım anlatılanlara, mümkün olması çok zor şeyler.  Mesela kahraman 17 yaşında olsa muazzam bir ütopya ya da inanılırlık seviyesi yüksek bir biyografi olabilirdi fakat 7 yaş gerçekten çok zor. 

Kitap Gibi bloğunun sahibi Gül Hanım'ın hatırlaması ile farkına vardım ki; kitabın ya da hikayenin filmi de çekilmiş hem de 2021 yılında, ilgilenenler 

Yine de bütün bu anlattıklarıma rağmen merakınızı celbetti ise okuyun, sağlıkla kalın, hoşça kalın...


1 Aralık 2021 Çarşamba

KASIM 2021


Hiç beklemediğin bir sabah bir telefon çalar, ve sana sabretmeyi yeniden yaşatır ....

 DİZİLER 

Don't Say No için diyebilirim ki, asıl çift yerini yan çift almalıymış. Bir de daha uzun olabilecek yerlerin uzatılması gerekirken, gereksiz yerler niye sakız edilir bilen beri gelsin. 


Gökçe Bahadır muhteşem bi şey olmuş bu dizide, diyeceksiniz ki 'sanki eskiden değil miydi?' Eskiden de öyleydi ve fakat sanki her geçen zaman bu kadına hep iyi yönde dokunuyor. Ayrıca diğer bütün roller de iyi, konu malumunuz kırmızı çizgili fakat bence iyi bir iş olmuş , özellikle yerli yapımlar bence bu platformda kendini oldukça aşıyor. 
  Bir de hikayenin kahramanlarının gerçek oluşu...


NEREYE GİTTİM 

Memlekete gittik arkadaşlar, o sebepten de ayın son 5 günü ne kitap, ne spor, ne blogda bir hareket olamadı, sağlık olsun. 


Ergene her daim kötü kokuyordu,  fakat bu defa sanki olağanüstü, katlanılamaz kıvamındaydı. Ne söylesem az, hissetiklerim söyleyemediklerim içimde dağ gibi...Yazık benim canım yurduma...


KİTAPLAR 

Keşke daha çok okuyabilsem... Keşke şu konsantre olamama halinden kurtulabilsem...