1. Baskı 2013 Ağustos
11. Basım 2013 Eylül
599 Sayfa
Öncelikle kitap;
43. Orhan Kemal Roman Armağanı'nı almış.
Ne güzel değil mi , ben de büyük ihtimalle kitabı bu sebepten almışımdır.
Ardından kitabı açıp içine bakıyorum ,
ilk sayfada yazar kitabı;
Ethem Sarısülük
Abdullah Cömert
Mehmet Ayvalıtaş
Medeni Yıldırım
ve
Ali İsmail Korkmaz'a ithaf ettiğini yazmış.
İsimler tanıdık değil mi?
Fakat bu isimlerin içinde bir isim var ki, biri bana bu ismin diğerlerinin arasına nasıl girdiğini anlatsın.
Medeni Yıldırım
Bu şahsın diğerlerinin arasında yer almasının nedenini, nasılını anlatın bana arkadaşlar .
Diğer isimlerle hangi ortak paydada buluşuyor?
3 yaşındaki çocuğa anlatır gibi ,
üst kat komşunuz 85 yaşındaki Halime Teyze'ye anlatır gibi,
Bizimkiler'deki sarhoş Cemil'e anlatır gibi anlatın.
Anlatın ama, gerçekten bilmek istiyorum, bu ismi hiç duymamış olanlar da bir zahmet Google amcaya sorsun.
İthaf kısmını geçtikten sonra kitabımız başlıyor , denilene göre ; romanımız kurgu.
Saçma salak isimler verilmiş karakterler , eğlencelik espriler , şamata bir anlatım ile okur iyice sersemletildikten sonra Menderes'in asılması mevzuu , komutanların hafif paranoyaklıklarının konuşulduğu telefon konuşmaları derken ,dank diye baş kahramanımızın amcasının ölümüyle Fatsa-Ünye arası bir yolculuğa sürüklüyor okuru.
Amca ardında biraz bir şeyler de bırakıyor fakat amcadan kalanlara miras demek , Türkiye tarihi açısından yeterli olmayacak.
Sımsıkı ve birbirine geçmiş , kaynaşmış hatta kim kimin nesi olduğu muallakta bırakılmış(kitabın sonunda anlaşılır hale getiriliyor) aile ilişkileri işlenirken , küt diye Ermeni meselesine geçiş yapan yazar(bu meselede asla Ermeni adı geçirilmemiş lakin en ufak detayına kadar yazılarak ,okurun yanlış anlamasına meydan bırakılmamıştır) , kahramanın elindeki kanıtları da bir bir yazdıktan sonra ," ohooo daha neler var da ben anlatmayayım" şimdi diyerek okuyucu meraklandırılmış hatta bir ara" bak şimdi haberin oluyor ama 15 sayfa sonra başıma neler gelecek" diyerek kitabın yazarının da olaya dahli olduğu es geçilmemiştir.
Yere göğe sığdırılamayan, dudak uçuklatan fiyatına rağmen binlerce baskı yapmış kitaba , benim hislerimi paylaşarak yorum yapan Ali Bey'in yazısına da yer vereyim ki tek olmadığım anlaşılsın.
Diyeceksiniz ki bu kadar eleştiriden sonra beğendim diyemezsin!
Derim ,
anlatım güzel.
Kitaptaki kahramanlardan biri işlediği cinayeti ve ardından ölüyü nasıl parçalara ayırdığını anlatırken kahkaha atabilirsiniz.
Ciddiyim .
Ben bile güldüm.
Komik !
Gerçekten.
Son olarak esas oğlanın bir -iki cümlesiyle bitireyim , gülümsediklerimden :D
"Ben katil değilim, dedim.Sinirlenip edip kimseyi vurmam.Biri beni kandırır, dolandırırsa kandırılıp dolandırıldığım için kendimi suçlarım.Birini vuracaksam kendimi vururum."
Not : Bu uzun ve yetersiz anlatımı buraya kadar okumayı başardıysanız teşekkürler.
Kitaba 6 Ağustos'ta başlayıp ,düne kadar bitmemesine sebep defalarca elimden atmam ve sonra daha ne yazmış olabilir ki merakımdan , bir de başladığım işi bitirme tutkumdan .