Çeviri:Leyla Tonguç Basmacı
1. Basım 2011
121 Sayfa
Ayet El-Aras ile Rachel Levy'nin gerçek hikayesi...
Festival du Premier Roman Ödülü almış.
Yaşadığımız dönemde okumam tamamen tesadüf.
Hatta kötü bir tesadüf.
Oğlumu okula gönderemediğim, markete giderken bile önüme bakamadığım , etrafta şüpheli şahıs kolladığım günlerde bu kitabı okumak , üzerimdeki baskı açısından hiç iç açıcı olmadı.
Yine de dedim ki belki o psikolojiyi anlamak açısından , empati olayıma , idrak kabiliyetime bir nebze olsun şifa olur.
Ne yazık ki hala bir insanın diğer insanları gözünü kırpmadan öldürmesini , bunun için önce kendinin öleceğini bilerek hareket etmesini anlamıyorum .
Hatta bunu bir ideoloji için yapmasını tamamen akıl dışı buluyorum.
Milyon yıl da geçse anlayamayacağım ender şeylerden biri .
İntihar desem, ona bile bir miktar anlayış gösterebilirim fakat diğer insanları (sivil olup olmaması önemli değil , insan sıfatı taşıması yeter) öldürmeyi aklım , havsalam almıyor.
Anlatabilecek bir babayiğit varsa çıksın anlatsın bana.
Dediğim gibi kitap konu itibarı ile yanlış döneme denk geldiğinden yazmak istediğim şey çok .
Kafanızı daha fazla şişirmeden kitaptan altını çizdiğim cümleleri yazayım .
"Güm!ve gökyüzü insanların kafasına iniyordu, cehennemin kapıları açılıyordu ve her şey bir süreliğine temizleniyordu."
"Hasan ilk anda çığlık duymuyordu, siren duymuyordu, yanık kokusu almıyordu, hiç bir şey hissetmiyordu; sadece gökten inen tozlarla birlikte içine büyük bir huzur indiğini hissediyordu."
"Belki de herkes kelimeler yerine bakışlara , yüz ifadelerine , hareketlere dikkat etseydi birbirini anlamak daha kolay olurdu .Çünkü bakışlar , yüz ifadeleri ve hareketler , insanların söylediği kelimelerden daha merhametlidirler."
"Babası O'na , Tanrı sensin , derdi.Odanda şiir okuduğun zaman sensin.Yeni bir şey öğrendiğin zaman sensin.Bir zulme hayır dediğin , bir haksızlığı desteklemeyi reddettiğin zaman sensin."




