İran Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İran Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2019 Perşembe

RUBAİLER - ÖMER HAYYAM

Farsçadan Çeviren: Prof. Dr. Ali Güzelyüz
1. Baskı 2012
187 Sayfa

 XI-XII. yy'da yaşamış Ömer Hayyam, aslında  bir matematikçidir.İkinci ve üçüncü derece denklemleri sınıflandıran ilk kişidir. Newton ve Pascal'ın bulduğu binom formulünü de aslında ilk kez Hayyam bulmuştur, batıda matematik, cebir ve fizik üzerine el yazması eserleri mevcuttur.

 Astronomi, felsefe, fizik ve metafizik konularında çalışmaları vardır fakat dünya onu rubaileri ile tanır. Dünya tanır derken abartmıyorum, bizim edebiyatımızda çevirileri yapılmadan önce batıda çevirileri okunmaktadır. 

Hemen yanı başımızda yaşamış Hayyam'ı ne yazık ki hâlâ pek tanıyanımız yoktur. 

Rubai üstadı olarak bilinen Hayyam'ın satırları inanılmaz, tabii edebiyat ile ilgilenenler için daha manidar gelecektir.

Aşağıya bir, iki örnek bırakıyorum, en azından fikir sahibi olmanız dileğiyle...

"Dün çarşıda bir çömlekçi gördüm,
Bir çamur parçasını tekmeliyordu, 
O çamur parçası, kendi diliyle ona:
"Ben de senin gibiydim, bana iyi davran." diyordu."

"İster iki yüz, üç yüz, ister bin sene hayat sürsen de,
Bu köhne, yıkık saraydan atacaklar seni yine de!
İster kral olsun, ister sokak dilencisi;
Aynı değeri biçecek ölüm her ikisine de."

"Bu çorak yerde, insanın elde edeceği, 
Ölünceye dek üzülmekten başka bir şey değildir,
Ne mutlu çabuk gidene dünyadan;
Huzurlu olan, dünyaya hiç gelmeyen kişidir!"




28 Ağustos 2017 Pazartesi

YARALARIM AŞKTANDIR-FURUĞ FERRUHZAD





Çeviri: Haşim Hüsrevşahi 
5. Baskı 2017
296 Sayfa



"VEDA
...
Senden uzaklara götürüyorum 
ey umarsız umutların cilvesi 
diri diri gömeyim diye bir daha 
olmasın seninle buluşma hevesi."

"TANRILIK İSYANI
Ey tanrı şayet tanrı olsaydım bir anlığına 
kopardım kendimden , kopar uzaklaşırdım 
Bu ihtiyar dünyanın viran  caddelerinde 
kaftanım , asam olmadan giderdim 
Benim korkum yüreklere korku salmazdı 
 asilere cehennem vaadi vermezdim 
ya cennet yolunu kısa tutardım , ya yeni bir cennet doğururdum..."

"İNANALIM SOĞUK MEVSİMİN BAŞLANGICINA

Ben düşüncelerin , sözlerin ve seslerin aldırmazlık dünyasından geliyorum
Ve bu dünya yılan yuvasına benzerdir
Ve bu dünya 
Öyle insanların adım sesleriyle doludur ki 
Seni öpüyorken
kafalarında seni asacakları urganı örüyorlar..."

********

İran modern şiirinin en cesur kalemidir Furuğ.

Şöyle yazılır kendisi için kitabın uzun ön sözünde;
"Ferruhzad erkeğe hitaben , tamamen kadınsı duygusallığı ile şiir söylemiş tek kadındır."

Ferruhzad , dönemi itibariyle İran'da bir kadın tarafından hiç yazılamayacak cesur cümleler kurar ve 32 yıl çok cesur yaşar .

1 yaşında oğlunu bir daha asla göremeyeceğini bilse de boşanır kocasından mesela .

Evli bir adama aşık olur .

Babası bir askerdir ama Ferruhzad onun disiplinine girmeyi reddeder.

Annesinin sadece dinsel olarak varolduğunu , maneviyatta beraber olamadıklarını yazar şiirlerinde.


Film çeker , kamera arkasına geçer , kısacık ömründe (yurt dışında) ödüller alır.

İran'da ise yerden yere vuruluyordur.

Aç ta kalır yeri geldiğinde, memleketinden uzak ta .

Ama evlat hasreti bitmez ve cüzzamlı bir çocuğu evlat edinir .

32 yaşında şaibeli bir trafik kazası ile ölür ama çilesi bitmez .

Çünkü mollalar cenaze namazını kıldırmayı reddeder.

2 günün sonunda bir yazar arkadaşı kıldırır namazını ve toprağa kavuşur .

Oysa şiirler yazmıştır  toprak üzerine , kavuşmak üzerine.

Bizde de pek bilinmez zaten , pek anılmaz.

Belki asi tavrından , belki kurallara uymayışından ya da düzene isyanından .

İsyan, hakkıyla yapılıyorsa bile hoş karşılanmaz ülkemizde.

Ama kesinlikle okunmalı , en azından hayatı bilinmeli dediklerimden .


18 Mayıs 2016 Çarşamba

49-KÖR BAYKUŞ- SADIK HİDAYET


Çeviri:Behçet NECATİGİL
Farsça İlk Basım 1936
Türkçe İlk Basım 1977(Varlık Yayınları)
YKY'de İlk Basım 2001
13. Basım 2015
95 Sayfa

Kitap 95 sayfa fakat hikaye 70 sayfa.
İlk 15 sayfa Behçet Necatigil tarafından İran Edebiyatında Sadık Hidayet anlatılıyor.
Son 10 sayfa ise Bozorg Alevi'nin yazdığı Sadık Hidayet biyografisine ayrılmış.

Bozorg Alevi , Sadık Hidayet'in en yakın arkadaşı.

Kitabı (hikayeyi) okumaya başladığımda , ilk 10-15 sayfa neredeyse her satırıyla etkiledi beni.
 Sonrasından da etkilendim tabii lakin ilk sayfalar ayrı güzeller benim için .

O sebepten hemen o etkileyen satırları sizlerle paylaşmam lazım :)


*******************

"Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen , kemiren yaralar."

"Çalışacağım yazmaya, aklımda kalanları , olaylar zincirinden zihnimde kalanları yazmaya.Belki genel bir sonuca varırım, hayır , fakat içim rahat eder , inanabilirim kendim.-Çünkü benim için hiç bir önemi yok , inanmış inanmamış başkaları.- Lakin tek korkum ; yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan."

"-Bana benzeyen, görünüşte bendeki ihtiyaçlara , tutkulara, arzulara sahip bu insanlar niçin kırarlar beni?Ancak benimle eğlenmek , bana çatmak için yaratılmış bir avuç gölgeden başka bir şey mi bunlar?"

"İki sevdalı hep aynı hisse kapılmazlar mı, birbirlerine önceden rastladıkları , aralarında esrarlı bağlar olduğu duygusuna kapılmazlar mı?Bu dünyada ya onun  aşkını isterim , ya da kimsenin!"

"Bense onun  gözlerine muhtaçtım, bir bakışı yeterdi ; felsefenin bütün müşküllerini , teolojinin bütün muammalarını çözmeme yeterdi.."

"Oydu bütün hayatımı zehirlere bulayan .Hayır, hayatım ta baştan zehirlere bulanmıştı benim. Ben başka türlüsünü değil, ancak zehirlenmiş bir hayatı yaşayabilirdim."

"Böyle durumlarda herkes , güçlü bir alışkanlığa , bir tutkuya sığınır;Ayyaş içer, edebiyatçı yazar, yontucu taşı yontar, acısını dindirmek için. Her biri , en kuvvetli iç güdüsünden medet umar ve gerçek sanatçı , kendi bağrından şaheserler yaratır."

"Hayat denen şeyden el çektim, bıraktım, pekala, gitsin elimden !Ben gidince de , adam sen de , kim isterse okusun benim bu kağıt parçalarını .Ne gelecek umurumda , ne onlar.Yaşıyorsam , yazma ihtiyacı beni zorluyor da ondan."