3 Kasım 2011 Perşembe

SİNEMA GÜNÜ
-
BEHZAT Ç.  - Seni Kalbime Gömdüm


Kaç haftadır sinemaya gidememenin , gidip güzel bir film bulamanın sıkıntısını yaşadıktan sonra , cuma günü olan film günlerimizi Perşembe'ye aldık veeee bu sabah sinemanın önüne geliyoruz  işte aranan bu diyor , hangi filme gireceğimize karar verebilmek için resmen kavga ediyoruz:))))
Behzat Ç., Anadolu kartalları ve Seni Kalbime Gömdüm arasında yaşanan her kafa ayrı fikir savaşını Behzat Ç . kazanarak , mısır kuyruğuna(tabi ki kuyruk falan yok sabahın köründe kimse film izlemek istemiyor bizden başka:)))geçtik.
Film için söylenecek bir şey yok bol küfür , anormal polisler(gerçek hayatta olmadıklarını düşünmeye çalışıyorum) ve bir sürü cinayet olan sıradan bir film, diziyi izleyenler(ben pek tv izlemiyorum ama ilk bölümünü izlemiştim) aşina oldukları karakterlerle karşılaşacaklar.Filmin en güzel yanı Erdal Beşikçioğlu.Tek kelimeyle harika rol yapıyor, bir filmde bu kadar doğal olunabilir herhalde.Kendisine; bize filmi, komedi tadında izlettiği ve bundan sonra telefonları Haaaaa nidasıyla açtırmayı çok hoş biçimde benimsettiği için teşekkür ediyorum...Ve gülüyorum, gülüyorum:))

2 Kasım 2011 Çarşamba

SUZAN DEFTER
-
AYFER TUNÇ
Can yayınları
2011 Basım-127 Sayfa


Ayfer Tunç'un bu kitabı, daha önceki Taş-Kağıt -Makas kitabında yayınlanmış öykülerinden birinin, ayrı olarak kitaplaştırılmış hali.Ben Taş-Kağıt-Makas'ı okuduğum için, hikayeyi tekrar etmiş oldum, gerçi o kitaptaki beni etkileyen hikayeydi.O nedenle sevindim ayrı bir kitap olarak basılmasına . İki günlük var kitapta , karşılıklı olarak yazılan , sırayla mı aynı anda mı okuyacağınıza siz karar vermelisiniz.Ben önce ilkini(sayfaların ön yüzü bir günlük, arka yüzü diğer günlük olarak basılmış) sonra diğerini okuyup şaşırmayı tercih ettim.Hayatlarından kesitlerle birlikte , aile ve içinde yaşayanların bakış açısı var kitapta, kendinizden de bir şeyler bulabilirsiniz, çok ta ütopik değil açıkçası.Ben umutsuz aşkları anlatan öyküleri beğendiğimden, bu öykü de beni etkiledi, bilmiyorum neden, aşklar; kavuşamayınca daha bir kıymetli gözümde.... 

Güzeller:

"Gerçekten güzelleşiyorsa iyi
ben güzelliğini görmeye başladıysam o da iyi
güzelliği yakıştırmaya başladıysam
bu  yazının zaferidir, o belki daha da iyi."

"Ayrılmak, gidenin, kalanın kucağında bir kucak kor bırakmasıdır."

ARKA KAPAK:

"İnsan gençliğini aşka vermezse, gençlik ne işe yarar?"

"Ama kaybeden sonunda siz olmuşsunuz."
"Kayıp mı? Kaç kişi böylesine sevebilmiştir dünyada?"
"Ama bir kucak korla kalan siz olmuşsunuz."
"İyi ya boş değildi kucağım."
"Ama yandınız, kül oldunuz."
"Ama vardım, kül bunun kanıtı."

12 Eylül'ün gölgesinde boğulan bir aşk hikâyesi... Yaşamın kıyısında seyirci olmaktan öteye gidememiş bir erkek... Birbirinin ışığıyla kamaşan iki ayna arasında parçalanan bir kadın... Başkasının gözünde nasıl göründüğünü, iki günlük üzerinden anlatan deneysel bir çalışma. Modern zamanların karmaşık insanlık halleri Ayfer Tunç'un usta kaleminden unutulmaz bir edebiyat şölenine dönüşüyor. 

Suzan Defter, daha önce öykülerinden biri olduğu Taş-Kâğıt-Makas'tan azat olmuş, tek başınalığı hak etmiş bir eser.

OD
-
İSKENDER PALA
Kapı Yayınları
2011 Basım-359 Sayfa


Son kitaplarımdan pek umutsuz ve kötümser bahsedince, kendimde aramaya başlamıştım sorunu.Acaba ben mi karamsardım bu aralar.Çünkü bugüne kadar yığınla kitap gelip geçmiştir elimden ve benim beğenmedim dediğim kitap sayısı, bir elin parmaklarını geçmezdi.
Zannederim yanılmışım, bu kitaba hazırlıkmış daha önce mutlu olamadığım kitaplar .İskender Pala'nın yazım tarzını , kelimelerini, benzetmelerini kısacası yazar halini oldukça beğenirim.Katre-i Matem, Babil'de Ölüm  İstanbul'da Aşk gibi kitaplarını okumuş kendisine hayran kalmıştım.YANILMIŞIM!

Yok böyle bir kitap, yok böyle bir yazım ...Beni bu kadar etkileyeceğini nereden bilebilirdim ki.

Tanımlamak olanaksız sadece MÜKEMMEL diyorum.Kesinlikle okunmalı ve kitaplığımızda bulundurulmalı.
İskender Pala, Yunus Emre'yi yazmış kitabında ama nasıl yazmış; ilk 50 sayfayı geçmek biraz zorlasa da sonraki 300 sayfa kayıp gitti ellerimden, bütün tutma mücadelelerime karşı.
Çok beğendim yazayım  bir şeyler ama neresinden başlasam.Aslında bütün kitabı yazmalıyım ama en çok dörtlükler o güzelim dizeler vurdu beni .İşte birkaçı.......

"aşk davasın kılan kişi
hiç anmasın hırs u heva
aşk evine girenlere
ayrık ne meyl ü ne vefa."

"ben ağlarım yane yane
aşk boyadı beni kane
ne akilem ne divane
gel gör beni aşk neyledi"

"gah eserim yeller gibi
gah tozarım yollar gibi
gah akarım seller gibi
gel gör beni aşk neyledi."

"şule bize aydan değil
aşk eri bu soydan değil
rızkımız bu evden değil
derya-yı ummandan gelir."

ARKA KAPAK
Biliyorum,

Biz bu ilden gider olduk,

kalanlara selam olsun, demişti...

Yine Biliyorum,

Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun. Demişti...

Ve Sevgili''ye gittiği o geceden sonra adının dilden dile,

Aşkının gönülden gönüle dolaştığını da biliyorum...

Şimdilerde ona kimisi Âşık Yunus, Miskin Yunus...

Derviş Yunus...Varsın onu da desinler.

Ve Türk yurtlarında, onu en çok Bizim Yunus diye çağırırlar.

Biliyorum...

Ten fânidir, can ölmez

Çün, gitti geri gelmez

Ölür ise ten ölür

Canlar ölesi değil