İskender Pala etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İskender Pala etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2015 Perşembe

35-MİHMANDAR- İSKENDER PALA

*Bir Eyüp Sultan Romanı
1. Basım 2014
2. Basım 2014
377 Sayfa


Açıkçası İskender Pala'nın romanlarını severim , keyifle de okurum .
Efsane'sinde hayal kırıklığı yaşamıştım, o ayrı.

Mihmandar da aşk teması yok.Ya da var da kitabın ana fikri değil diyelim, Eyüp Sultan ve İstanbul kuşatması anlatılmış.

İyi yapılmış fakaaaat  kitabı okurken karakter karmaşası yaşamadım desem yalan olacak.

Daha önce mevzuya dahil olmamış bir karakterin ağzından bölüm yazıldıktan sonra karakterin kimliği hakkında bilgi vermek  ya da o karakterin kendisini tanıtması şeklinde bir düzen hakim kitaba ki beni tatmin etmedi.

Okurken kopukluk yaşama sebeplerinden biri bu sanırım. 

Bir diğeri de kurgu mu gerçek mi karmaşası .

Bu kitabı okurken başka bir sürü araştırma yapmak lazım ki , neresi kurgu neresi gerçek ayrımı yapabilelim.Her okuduğumuza sorgusuz inanmamalıyız.

Her ne kadar Pala bir röportajında ," din adamlarına danıştım" dese de , muallakta kalan kısımlar var sanki.

Neyse çok derine inmeyeyim , fakat  ;
bir Şah ve Sultan olmadığına emin olabilirsiniz kitabın.




6 Ekim 2013 Pazar

87-EFSANE-İSKENDER PALA

Kapı Yayınları
1. Basım 2013-379 Sayfa

"Ben demek yakışmaz burada sen var iken; düşer mi söz söylemek, sevgili söylerken ?"

"Özlemek , usanmaktan iyidir demiştim."

"En büyük arzunun bana kavuşmak olduğunu da söylemiştin."


İskender Pala'dan Barbaros Hayrettin'in hikayesi.

Fakat bu hikayenin içine öyle büyük bir aşk girmiş ki , koskoca Barbaros'u aramak zorunda kaldım kitabın içinde.

Ha kötü müydü , ASLA!

Sidi Alkala, nam-ı diğer Seyyid Muradi ve O'nun efsane aşkı Beatrix, nam-ı diğer Billure'nin aşkı o kadar güzeldi ki.

İskender Pala aşk yazsın , sevda yazsın . 

O hep yazsın.

28 Ocak 2012 Cumartesi

10.İki Darbe Arasında

İKİ DAREBE ARASINDA
İlginç Zamanlarda
-
İSKENDER PALA
Kapı Yayınları
231 Sayfa-2010 Basım
(17 baskı yapmış)


Açık olmak gerekirse tam bir İskender Pala hayranıyımdır.
Od
Katre-i Matem
Babilde ölüm İstanbul'da aşk
Şah&sultan
kitaplarını okumuş ve bilgi birikimine ve yazımına hayran kalmıştım ve hatta Od'da kendini aşmış diye   BURADA   yorum da yazmıştım.

Ve lakin yine kıymetli bir arkadaşımdan Pala kendinin yazmış , tv'de anlattı , al bi bakalım ne demiş yorumundan sonra, İskender Pala'nın otobiyografi'sini almıştım.İşte şu anda kafamda yüzlerce sorular olduğu halde kitap bitti.
Ben ki biyografi okumayı bu kadar çok severken iş otobiyografiye geldiğinde aynı hazzı neden hissetmem?
Açıkçası Sayın Pala çok güzel alıntılarla (82-96)yıllara yaydığı askerlik hayatını, karşılaştığı tutumları ve başına gelenleri anlatmış kitapta.Ben kendileri hakkında pek bir fikir sahibi de değilmişim bugüne kadar.
Kitap hakkında yorum yapmayacağım ama çok güzel alıntı sözleri var onları paylaşacağım.
Ve lütfen okumuş olanınız var ise siz de fikirlerinizi paylaşın .


ALINTIDIR...
"Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır."
J. Ortega y Gasset

"İnsanların %99'u sadece var olur, %1'i gerçekten yaşar."
Oscar Wilde

"Bedbaht ona derler ki elinde cühelanın
Kahrolmak için kesb-i kemal ü hüner eyler."
Muallim Naci

ARKA KAPAK
28 Şubat süreci… Hergün bir yığın hüsran…
Günler ilerledikçe dalgalar şiddetini arttırarak dövmeye başlamıştır. kalbinizin duvarlarını ve çaresizliğin sesi çığlık çığlığadır içinizde. Ateş düştüğü yeri yakar ve bir serçe olsun, gagasıyla bir damla su getirmez yangını söndürmeye…
İskender Pala bu defa pek bilinmeyen bir özelliğiyle, “asker kimliğiyle” karşımızda. Usta yazar 12 Eylül’ün hemen ardından başlayıp 28 Şubat sürecinde Yaş kararıyla son bulan Deniz Kuvvetleri’ndeki 15 yılın hikayesini içeriden okuma fırsatı veriyor.
(…) Acı günleri hatırlamak, insana tekrar acı verir elbette. Buna rağmen vaktiyle unutmayı çok zor başardığım o günleri şimdi yeniden hatırlamanın acısını yaşamaya cesaret etmem, sırf tarihe belge bırakma ve belki o savrulmuş insanların hala aramızda yaşadıklarına dikkat çekebilme amacına yöneliktir ve bu yüzden yazdıklarımın tamamı katıksız hakikattir.

2 Kasım 2011 Çarşamba

OD
-
İSKENDER PALA
Kapı Yayınları
2011 Basım-359 Sayfa


Son kitaplarımdan pek umutsuz ve kötümser bahsedince, kendimde aramaya başlamıştım sorunu.Acaba ben mi karamsardım bu aralar.Çünkü bugüne kadar yığınla kitap gelip geçmiştir elimden ve benim beğenmedim dediğim kitap sayısı, bir elin parmaklarını geçmezdi.
Zannederim yanılmışım, bu kitaba hazırlıkmış daha önce mutlu olamadığım kitaplar .İskender Pala'nın yazım tarzını , kelimelerini, benzetmelerini kısacası yazar halini oldukça beğenirim.Katre-i Matem, Babil'de Ölüm  İstanbul'da Aşk gibi kitaplarını okumuş kendisine hayran kalmıştım.YANILMIŞIM!

Yok böyle bir kitap, yok böyle bir yazım ...Beni bu kadar etkileyeceğini nereden bilebilirdim ki.

Tanımlamak olanaksız sadece MÜKEMMEL diyorum.Kesinlikle okunmalı ve kitaplığımızda bulundurulmalı.
İskender Pala, Yunus Emre'yi yazmış kitabında ama nasıl yazmış; ilk 50 sayfayı geçmek biraz zorlasa da sonraki 300 sayfa kayıp gitti ellerimden, bütün tutma mücadelelerime karşı.
Çok beğendim yazayım  bir şeyler ama neresinden başlasam.Aslında bütün kitabı yazmalıyım ama en çok dörtlükler o güzelim dizeler vurdu beni .İşte birkaçı.......

"aşk davasın kılan kişi
hiç anmasın hırs u heva
aşk evine girenlere
ayrık ne meyl ü ne vefa."

"ben ağlarım yane yane
aşk boyadı beni kane
ne akilem ne divane
gel gör beni aşk neyledi"

"gah eserim yeller gibi
gah tozarım yollar gibi
gah akarım seller gibi
gel gör beni aşk neyledi."

"şule bize aydan değil
aşk eri bu soydan değil
rızkımız bu evden değil
derya-yı ummandan gelir."

ARKA KAPAK
Biliyorum,

Biz bu ilden gider olduk,

kalanlara selam olsun, demişti...

Yine Biliyorum,

Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun. Demişti...

Ve Sevgili''ye gittiği o geceden sonra adının dilden dile,

Aşkının gönülden gönüle dolaştığını da biliyorum...

Şimdilerde ona kimisi Âşık Yunus, Miskin Yunus...

Derviş Yunus...Varsın onu da desinler.

Ve Türk yurtlarında, onu en çok Bizim Yunus diye çağırırlar.

Biliyorum...

Ten fânidir, can ölmez

Çün, gitti geri gelmez

Ölür ise ten ölür

Canlar ölesi değil