Prix Medicis Ödülü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Prix Medicis Ödülü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2016 Cuma

9-DAHA- HAKAN GÜNDAY

1. Baskı 2013
417 Sayfa


Daha'yı 2 senedir bekletiyorum.

1. Baskı olarak görünmesinin nedeni bu, hala 1. baskısının bulunabilmesi ise mucize gibi.

Neden ? Bu kadar okunmuş görünen , üzerine onlarca yorum yapılan bir kitap neden ilk baskıda hala?


Geride bıraktığımız yıl "Encore" adıyla Fransızca'ya çevrilen  ve Fransa'da Prix Medicis ile "En İyi Yabancı Roman Ödülü"'nü alan kitaptır "Daha".

Hemen tamamını alıntılayıp , şu postu sayfalarca uzatmak istediğim kitaptır. 

Diğer kitapları gibi değildir ; kolay okunur .

Lakin diğer kitaplarına benzer  yanları yok değildir;

zor hazmedilir.

Hakan Günday ,  kendime özel yaptığım sıralamaya göre, En İyi'lerim arasında üst sıralardadır.

Hatta her okuduğum kitabından sonra , birinciliğe  "Daha" fazla oynamaktadır.

O nasıl bir yazım , nasıl bir üslup , nasıl bir anlatım abi , biri bana anlatsın.

Hatta direk Hakan Günday anlatsın. :D


Ben deli , divane gibi anlatıyorum ama tür olarak çok kişinin hoşuna da gitmez.

Çünkü reeldir anlattıkları , kurgu gibi görünür ama aslında gerçeğin ta kendisidir.

Hakan Günday sevmeyen arkadaşlar , film dalında Zeki Demirkubuz'dan da hazzetmezler.

Biri edebiyatın 'yeraltı' sıdır, diğeri  sinemanın.

Bu kadar gerçeği kaldıramam ,zaten gerçek hayat yeterince ağır , kitaplarda bari toz pembe olalım diyenler , aman diyeyim , bulaşmayın.

Zinhar ciddi mide bulantısı , gerçek takıntısı , inanamama gibi yan etkileri olabilir.

Neyse çok uzattım , aslında "DAHA"  çok şey yazacaktım da , siz sevgili kitapseverleri sıkmayayım.

Zira bir miktar (bence çok az ama size çok  fazla gelebilecek) alıntı paylaşacağım "daha".



*************************************
"Geçmişte yaşayan bir ben vardım .Başka da kimse yoktu."

"İnsanları çaresiz bırak , iç organlarından roket yaparlar."

"Nasıl aşık olunur bilmiyordum ama böyle bir şey olmalıydı...Doğru hamleler , doğru anlar  peşinde koşmak ...Avlanmaktan pek bir farkı yoktu aslında.Hatta dünyanın ilk leopar desenli giysisini üreten adam da böyle düşünmüş olmalıydı.Aşk , avlanmakla ilgiliydi.Yoksa hangi kadın bir hayvan gibi görünmek isterdi?"

"Ama bugünü ,dünü unutmak için yaşamak , hiçbir halta yaramadı. Aksine ...Unutulması gerekip te unutulamayanlar , katlana katlana çoğaldı.Meğer önce yarını unutmak gerekiyormuş..."

"Son olarak da Türkiye , doğusundaki aynaya bakınca şişman olduğunu , batısındaki aynaya bakınca da kemiklerinin sayıldığını düşünen , üstüne giydiği hiçbir şeyi kendine yakıştıramayan , bulumik ve depresif bir genç kızdı."

"Demokrasi! En mantıklısı buydu.Sonuçta toplumla lider ilişkisi , aynı kafeste kapalı kalmış bir insanla bir hayvanın durumundan pek farklı durumda değildi.Diktatörlükte kafesin kapısı birden açılır ve içeri aç bir aslan atılırdı.Ama demokrasi , insanın ne tür bir hayvanla kafese kapatılacağını seçme özgürlüğüydü."

"Lider yalan söyleyerek yönettiğini sanıyor , halk da uyduğu bütün kanunların kendi iyiliği için konduğuna inanıyor, ülkenin tek yayın organı olan radyonun spikeri de her şeyi görüyor, ancak deli taklidi yapıyordu."

"İtaat , iradesinden vazgeçen için , dünyanın bütün hatalarını yapabilme özgürlüğüdür."

"Bir şempanzeye dokunmakla bir insana dokunmak arasında ne kadar fark olabilir ki ?İkisi de aynı primattan gelmiyor mu?Adem denilen primattan...Evet belki biri diğerinden daha zekiydi, doğru!İç güdülerini kullanıp şempanzeliğe sapmış ve evrimine doğayla uyum içinde devam etmişti .Diğeri de, bütün salaklığıyla , tatminsizlikten geberen bir yaratığa dönüşmüş ve kendini doğanın dışında bulmuştu."

"Sonuçta ben bir deliydim...Ama insanlara dokunacak kadar değil!"










i