Ayrıntı yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ayrıntı yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2015 Salı

66-BİTTİ BİTTİ BİTMEDİ-VEDAT TÜRKALİ

1. Basım 2014
2. Basım 2014
188 Sayfa


Tanımayanlar için yazara dair;

1- Asıl adı ; Abdülkadir Pirhasan 'dır
2-1919 'da Samsun'da doğmuştur
3-İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat'ı mezunudur
4-Kısa dönem Edebiyat Öğretmenliği, uzun dönem sinemacı , aralıklı olarak yazarlık yapmıştır.

Not ; 96 yaşındadır ve hala yaşamaktadır.

5-eski TKP 'lidir.

Kendisininin iddiasına göre ;

Komünist, Marksist ve Lenininist'tir lakin Stalinist değildir. BKNZ ...



Şimdi yazarımızı kısaca tanıdıktan sonra gelelim kitabına;

seyrek olarak yazdığı kitaplarının bir tutkunu  ve kendisini gelmiş geçmiş en kaliteli yerli yazarlar kategorisinin üst sıralarına koymuş biri olarak Usta'nın kitabını eleştirmek haddime mi ? 

Aslında değil fakat bu kitap için yazmadan geçemeyeceğim bir iki şey var.

Usta'nın gelip okuyacağı ya da yorumumu dikkate alacağı da olmadığına göre , atış serbest.

İlk olarak bu kitap, klasik Türkali kitaplarındaki üsluba benzetilememiştir tarafımdan.

Sanki çok samimi yazılmaya çalışılmış ama bir an önce bitirmek için de can atılmış gibi .

İlk başlarda daha önce de kitaplarında yer alan , TKP ve yine cezaevlerinde yapılan zulüm ile girmiş romana.

Ardından 1915 'in 100. yıl olması nedeniyle belki de , ki kendisi "denk getirmedim ama güzel oldu" demiştir  , Ermeni bir karakter almış ve bu mevzuyu da kadın kahramanla birlikte kitaba dahil etmiştir , ne ki bu kadarla da yetinmeyerek kürt sorununa da değinmeden olmaz demiş ve o mevzuyu da eklemiştir kitaba.

Yazarın şu röpotajındaki ifadesi ise ;



"Evvela bunu Ermeniler için değil Kürtler için yazmaya başladım. Sonra anladım ki Kürtler ile Ermenilerin kaderi bir" şeklindedir.

Bu röportajındaki pek çok ifadesine katılmasam da , pek çok görüşünü doğru bulmasam da hakkını vermek lazım , yaşayan en eski  kalem ustalarından biri Türkali .Ayrıca henüz yazmayı bırakmadığını ve   bir kitap daha yazdığını duyunca ister istemez sevindim, umuyorum o kitabı  bitirmek için ömrü vefa eder.







5 Nisan 2014 Cumartesi

33-BİR SON DUYGUSU- JULIAN BARNES


Çeviri:Serdar Rifat KIRKOĞLU
1. Basım 2013
150 Sayfa

"Yapmayı başaramadığımız şey, ileriye bakmak ve sonra da kendinizi o gelecek noktasından geriye bakarken hayal etmek."




İlk sayfada daha kendine bağlıyor kitap.

Lise yıllarında , sıradan bir ergen buluyorsunuz karşınızda.Sonra son hız yaşlanıyor sıradan kahramanımız , fakat birden ....

İşte bu birdeni öğrenmek için okumalısınız.

O adamın hissettiklerini hissetmek için.

İnsan duygularını tahlil için.

Hayatı anlamaya çalışmak için.

Fakat muhakkak okumalısınız , bu sayfası az , ödülü büyük ve kendi harika kitabı.






8 Aralık 2011 Perşembe

PARFÜMÜN DANSI
-
TOM ROBBINS


Çeviri:Belkıs Çorakçı Dişbudak
Ayrıntı Yayınları
361 Sayfa-1995 Basım
(20 Baskı yapmış)


Herhalde ben bu kitabı anlamadım.Anlayamadım.Üzgünüm beğenmedim, beğenemedim.Belki zamanlama, belki ruh halim bilmiyorum , bir türlü kendimi veremedim.Ama tabi ki ben beğenmedim diye siz de beğenmeyeceksiniz diye bir şey yok , okuyun paylaşalım derim:))

ARKA KAPAK
Oyunculuk uçarılık değil, bilgeliktir diyerek çılgınlık derecesinde 'oyuncul' romanlar yazan Tom Robbins, bu romanda hayatımızı var eden en temel kavramlar hakkında düşünmeyhe ve insanın doğayla ilişkisinin kopma sürecinin anlatııldığı düşsel / tarihsel bir yolculuğa çağırıyor bizi. Batı'dan Doğu'ya, oradan da Yeni Dünya'ya uzanan, ölümsüzlüğü kovalayan ve yüzyıllar süren bir yolculuktur bu. Batı acı çekmeyi seven, mantığa, bireyciliğe ve üretime tapınanların diyarıdır. Doğu, aşka, boş zamana, münzeviliğe, bilinmezliğe hayatında yer veren insanların yaşadığı su ve parfüm diyarıdır. Yeni Dünya'da ise sadece 'başarı' ve hırs vardır. Yolculuğun en ilginç kişisi ise keçi ayaklı, zevk ve bereket tanrısı Pan'dır. Pan, insanların duyguları ile düşünceleri arasına duvar çekmeleri, yaşamak yerine, cennete kabul edilmek ve doğayı tahakküm altına almak için çalışmaları; dans çalışmaları; dansı müzik ve aşkal ilgilenmek yerine, doğru ve yanlışla uğraşan Aristo, İsa ve Descartes'a inanmaları ile gücünü yitiren bir tanrıdır. Aynı zamanda Bay Mantıksız, Bay İçgüdü, Bay Hayvani Sır, Bay Çingene, Mastürbasyon, Bay İnatçı Güç, Bay Küstahlık, Bay Doğa Eni İyisini Bilir...dir. Pan'ın en yakın arkadaşları ise 'insanın kalbiyle yaşamasını' savunan kendi kendinin kralı Alobar ve Kama-Sutra'yı bütün incelikleriyle bilen koku bilgesi Kudra'dır. Bugün Pan'ın, Alobar'ın ve Kudra'nın izleyicileri günahlarından pişman olmayan günahkârlar, inançsızlar, şehvetli kadınlar, müzisyenler, âşıklar, asiler, şairler ve delilerdir. Bu kitapta hayatlarını bir 'deney' olarak yaşayanlar anlatılmaz. Onların okumalarına da gerek yoktur !

11 Ekim 2011 Salı

DÖVÜŞ KULÜBÜ
CHUCK PALAHNIUK






Çeviri:Elif ÖZSAYAR
AyrıntıYayınları-215 Sayfa
2001 Basım



        Uzun zamandır okumayı istediğim bir yazardı, PALAHNIUK.Yeraltı edebiyatıyla Hakan GÜNDAY sayesinde tanışmış ve oldukça hoşuma gitmişti.Palahniuk da yeraltı edebiyatı ustalarından sayılan bir yazar , belki bu sebepten çok büyük bir hevesle beklemiştim kitabı.Ancak bilmiyorum belki havanın etkisi, (başka bir şeye bağlamak istemediğimden ,havaya atıyorum bahaneyi ) ben kitabı o kadar da güzel bulmadım.Evet okunmalı ancak benim için mükemmel değil.Hani koparsınız ya dünyadan , okuduğunuz dünyada bulursunuz kendinizi, işte öyle olmadı benim için.

    Yine de beğendiğim bölümler:

''Başka bir yerde , başka bir zamanda uyanabilseydim, başka bir insan olarak uyanabilir miydim?''

''Bİr dakika yeterli.O bir dakika için çok uğraşmanız gerekiyordu; ama bir dakikalık kusursuzluk , harcadığınız çabaya değerdi.Tek bir an .Hayatta kusursuzluktan en çok bunu bekleyebilirdiniz.''

''Mobilya satın alırsınız .Kendinize dersiniz ki , bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe.Kanepeyi alırsınız ve sonraki bir kaç yıl boyunca , hangi işiniz ters giderse gitsin , en azından kanepe sorununu çözmüş olduğunuzu bilirsiniz.Sonra aradığınız tabak takımı.Sonra hayallerinizdeki yatak.Perdeler.Halılar .Sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız.Bir zamanlar sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olmuştur.''

''Binlerce yıldır insanoğlu bu gezegendeki her şeyin içine etmiş , her şeyi boka çevirmişti ve şimdi tarih benden herkesin pisliğini temizlememi bekliyordu.''


ARKA KAPAK:



İstenmeyen yağlar. Pahalı, butik sabunlar. Maaş çekleri, güzel bir ev, zarif mobilyalar. Yalnızlık ve yabancılaşma. Tüketimin susmayan arsız çağrısı. Yalanlar ve yalanlar. Nefret ve öfke.

İlk kez yayımlandığı 1996'dan beri bir yeraltı klasiği olarak anılan Dövüş Kulübü, yeni binyılın eşiğinde geçen bir anti-ütopya öyküsünü anlatıyor. Yaşadığı hayattan nefret eden, ölüm düşüncesini saplantı haline getirmiş, insani yakınlığı kanser dayanışma gruplarında arayan genç bir adam. Aynı dayanışma gruplarının bir başka müdavimi, toplum kaçkını bir genç kadın. Ve Tyler Durden; yalanlar ve mutsuzlukla dolu bir dünyaya kendi yöntemleriyle saldıran yarı çılgın bir kurtarıcı, baştan çıkarıcı bir intikam meleği. Tyler'in felsefesine göre, tüketim kültürünün uyuşturucu etkisinden kurtulmanın yolu, fiziksel acıyla tanışarak yeniden doğmaktır. Çok geçmeden, gecenin geç saatlerinde bar bodrumlarında toplanan gizli bir dövüş kulübü ülkenin dört yanını saracaktır. Ama Tyler'in dünyasında sınırlara ve kurallara yer yoktur. Kendi bedenini örseleyen bir müritler ordusu, toplum düzenini ve konformizmi imha etmek üzere Tyler'in peşine takılır...

Chuck Palahniuk'un ilk romanı, tüketim kültürüne, hırs ve üstünlük duygusuna, güzellik idealine ve iş dünyasına zehir zemberek bir eleştiri yöneltiyor. Palahniuk, karanlık bir mizahla desteklediği güçlü ve çarpıcı üslubuyla, yaşadığımız dünyanın çirkin suretine ayna tutuyor. Son on yılın en özgün, en sarsıcı romanları arasında sayılan Dövüş Kulübü'nü Türkçe'ye kazandırmaktan sevinç duyuyoruz.