Anti-Kahraman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anti-Kahraman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2019 Salı

YETENEKLİ BAY RIPLEY - PATRICIA HIGHSMITH

Ingilizce'den çeviren: Esra birkan
1. Baskı 2001
2. Baskı 2016
312 sayfa


Bir anti-kahraman hikayesi.

Beş kitaplık serinin ilk kitabı.

Polisiye kısmı en az yer tutan kısım kitap boyunca(bence), vurucu ya da heyecanlı kısım ise polisiyenin olduğu kısımlar.

Eşcinsellik ile borderline 'ın(bu benim olabilir diye düşündüğüm rahatsızlık belki başka bir karşılığı da vardır ) belirgin izleri.

Aşk, eh işte ...

Ve sebepsiz eylemler...

Nedenleri belki de serinin diğer kitaplarındadır, kim bilir!

Bir de filmi varmış ve denilene göre kitabından iyiymiş, henüz izlemedim :)


10 Eylül 2015 Perşembe

68-ALIKLAR BİRLİĞİ- JOHN KENNEDY TOOLE


Çeviri:Püren ÖZGÖREN
İlk Türkçe Basım yılı : 1994
Kırmızı Kedi'de İlk Basım:2014
419 Sayfa


İlk olarak belirtmek istediğim şey, kitabı beğendim :)

 Şimdi bunu yazıyorum ama;   kafam dağılsın yeter  , hayal alemine götürsün , yeni dünya kurdursun , toz pembe düşler gördürsün okuduğum kitap  düşüncesinde olan bir okursanız , büyük ihtimalle kitabı beğenmeyeceksiniz, hatta okurken sıkılacak ve yarım bırakacaksınız.

Zira ne 1981 Pulitzer Ödülü almış olması, ne de  yazarın kitap basılmadan 11 yıl önce intihar etmesi , ve hatta bu ödülün ilk kez hayatta olmayan birine verilmiş olması bile size kitabı bitirtebilecek kriterler değil.

Hatta bazı okurların ," aynı bizim İvedik la" demelerine de kesinlikle kanmayın, yok öyle bir şey.

Daha da ileri gideyim , Amerikan kültürüyle çok haşır neşir değilseniz , size komik te gelmeyecek kitap .

Zaten bence kesinlikle komiklik olsun diye yazılmamış .

İncelikle araştırılmalı ve önemsenerek, özümsenerek okunmalı .

Klasik olur mu bilmem ama kült kesinlikle.

Kitap için ise;

İgnatius , yani kitabımızın ana karakteri tam bir anti-kahraman. 

Çirkin, şişman , pis ve tabii ki çalışmaktan hoşlanmıyor. 

Ha ama yazar olmak gibi bir hayali için arada sırada karalamalar ve mektuplar yazıyor.

İşte bu elemanın  diğer insanlar  , iş ahlakı, hayata bakışı , oldukça sıra dışı olmasına rağmen beni hayran bırakıyor.

Kahkahadan kırıldığım tek satır dahi yok.

Fakat sık sık gülümsemeye benzer haller içine girdiğimi de itiraf ederim.

Bir de Püren Özgeren'in çevirisi gerçekten iyi.

Bunu yazıyorum çünkü bazı okurlar kitaptaki şiveden rahatsız olmuş , arkadaş kitaptaki şive için nasıl böyle bir çevirmeni eleştirebiliyorsunuz, anlamamın imkanı yok.

İlk başta irite etmiş olabilir ama karakterler oturdukça o şivenin ne kadar gerekli olduğu anlaşılabiliyor zaten.

Sonu ya da sonu demeyeyim de son 100 sayfası  harika ötesiydi , tabii benim için.





Genel bir taratmada da gördüm ki , okuyanı var.