13 Ocak 2021 Çarşamba

KAĞIT EV - CARLOS MARIA DOMINGUEZ





İlk olarak belirtmeliyim ki kitabı elektronik kitap olarak okudum, sayfa sayısının (62) normal kitaptan farklılık gösterebileceğini hatırlatmakla birlikte kitabın oldukça kısa olduğunu her koşulda söylemek yanlış olmaz. 

Sonrasında da mutlaka şunu söylemek lazım, sağlam bir edebiyat sever iseniz ya da en azından kitabı anlayabilecek kadar sağlam bir edebiyat(çı) iseniz, kitap oldukça iyi. Peki sağlam bir edebiyat sever olduğunuzu nasıl anlayacaksınız, bunun için aşağıya ekleyeceğim sayfalara bir bakınız, bunlar kitapta yapılan atıfların tarafları, içlerinden tanıdıklarınız varsa kitabı anlama kapasiteniz, herhangi bir  okuma severden çok daha fazla olacaktır. 

Hatta ayılıp bayılabilir, başucu kitabınız yapabilirsiniz demek isterdim ama abartı sevmem, bir inceleyin bakalım bu kitabı sevme ihtimaliniz var mı :)



 




Sayfaları tek tek incelediğiniz ve hala blogu okumaya devam etmek istediğinizi varsayan sayfanın pek üşengeç, çok dalgalı yazarı size bir güzellik yapıyor ve kitaptan kendisini en çok etkileyen satırları buraya ekliyor, ayrıcalıklısınız sevgili okur, hürmetler...

‘Yıllar boyunca kitapların masa bacağı yahut üst üste dizilip üstlerine bir örtü serilerek komodin işlevi gördüklerine tanık oldum; pek çok sözlük asıl amaçları için kullanıldığından daha çok, ütü ve düzleştirici olarak kullanılmıştır ve hiç de az değildir içlerinde mektuplar, banknotlar ve sırlar saklayan, raflara gizlenmiş kitapların sayısı, insanlar kitapların kaderlerini de değiştirir. ’






8 Ocak 2021 Cuma

ASIL GERÇEK - DAVID BALDACCI

2013 Basım 


‘Silahlanan bir ulus tetiği çekme konusunda tez canlı olur.’

Ne kadar da manidar bir alıntı değil mi?

‘Zeki bir adam zaferin mutlak bir şey olmadığını anlayabilirdi. Daha zeki bir adam ise yenilgiye uğradıktan sonraki aşamaları başarılı bir şekilde nasıl ele alacağını ve doğru adımları nasıl atacağını belirleyince gerçek anlamda hiçbir zaman nasıl yenilgiye uğratılamayacağını bilirdi. Hepsinden daha da zeki olan adam ise kaybettiğinde dahi aslında kazanırdı.’

Şu anda kendimi en az zeki olan kadar bile zeki hissetmiyorum, zeki olmadığımdan mütevellit herhalde. Gelelim 2021 ‘in ilk kitabına her ne kadar 2020’nin zibilyon adet yarım kalmış kitabından biri olsa da 2021’de bitmesi nedeniyle bu kulvarda kendine yer buluyor, ayrıca keyif benim değil mi istersem 1999’a bile ekleyebilirim. Neden böyle bir saçmalık yapayımın kesinlikle takdire şayan bir sebebi ise okunan kitaptaki tutarsızlıklara atıf yapmak, bundan blog takipçisinin haberdar olmaması benim sorunum mu?

-EVET!

Ve fakat bunun bu kadar ağdalı halde izahından sonra zannederim blog okuru da halet-i ruhiyem konusunu da göz ardı etmeyerek durum değerlendirmesini yapabilir. Uzun uzun araştırılıp yazılabilen denemeler
 ( Long research Essay ) neticesinde kurulan cümlelerimin amansız uzunluklarına takılmayınız. Gelelim kelamın özüne,
kitabımız komplo teorilerinden oluşuyor denilebilir, algı yönetimi hususunu baz aldığını söylersem bir miktardan biraz fazla spoiler vermiş olur muyum, ihtimal... Çin’iydi Rusya’sıydı Amerikasıydı ne arasanız var romanda, bir dünya romanı desek yalan beyanda bulunmuş sayılmayız. Biz kimiz, siz kimsiniz, bu ifadeler biraz abartılı geliyorsa çay içiniz(!),
 dur ya algı yönetimi falan hepten uçtuk. Kitap bir kurgu, ben eskiden çok hümanist, fazlaca romantik bir genç iken ve de detaylara takılarak kitapları okumadığım zamanlarda bu tür bir kitabı okuyunca çok mutlu olurdum, şimdi öyle olmuyor ...
Yazarın bütün kitap boyunca gezdirdiği  ve hemen her ülkenin pek çok şehrinde ‘arkadaşlarının’ evinde kaldırdığı gazeteci baş kahraman kızının, romanın sonunda ‘hiç arkadaşım yok’ demesi canımı sıkıyor mesela. 

Takılmazsanız ne ala, gayet enteresan bile olabilecek bir kurgu iken, hep benim yaşlı ve huysuz bir tip olduğumdan sebep 2 yıldız alacak goodreads’ta benden . 

Bu yıl artık toparlanayım diyorum, mesela kitap okumalarıma geri döneceğim sözümden sonra yarım kitap bile 8 günde bitebiliyor, aman boş ver, kursun (n’olur) son 10 günü ve sonrasında belki de buralarda daha çok bile görebilirsiniz beni (yalancının)... 
Kendinize iyi bakınız sevgili okur, özellikle beden  sağlığı için az yiyip, akıl sağlığı için çok okuyunuz !

SEVGİYLE...




 

28 Aralık 2020 Pazartesi

EMILE - J.J. ROUSSEAU

BİR ÇOCUK BÜYÜYOR

254 Sayfa
Selis Kitaplar

"Eğitim, kaderin ve anne-baba eğilimlerinin uyum sağladığı oranda yararlıdır."

Rousseau'nun ailesinden görmek istediklerini, özellikle bir babanın çocuğa yaklaşımı baz alınarak - kendi babası oldukça ilgisizmiş-, hayali olduğu varsayılan kitap karakteri üzerinden anlatışı var kitapta.

"En çok yaşayan insan en çok yıl saymış olan değil, hayatı en çok hissetmiş olandır."

"Ben çocuğumu böyle eğiteceğim, şöyle yetiştireceğim" ifadeleri belki o zaman için / gerçi şimdi de hak veren çıkabilir, bir miktar yukarında bakma havası estiriyor.


"Daha önce hiç yapmadığınız bir şeyi yapmak, beynin hiç çalıştırmadığınız bölümlerini uyandırıverir."


"Bir çocuk büyüyor" alt başlığı ile yayımlanan kitabın bölümleri de bir çocuğun büyüme evrelerini başlık edinmiş.

"Şu dünyadan ne çabuk gelip geçiyoruz. Hayatın ilk dörtte biri, kullanılması bilinmeden; son dörtte biri de kullanma gücümüz tükendikten sonra geçiyor. Zaten yaşamasını bilmiyoruz ve yaşayamıyoruz."

Kitabı okumaya (hangi cesaretle bilmem) Haziran 'ın 6'sında başlamışım. Bitişi tam olarak bu gün yani Aralık 28'ine geldi. Ben kişisel gelişim kitaplarını genelde lisede iken oldukça fazla okur ve severdim ancak uzun yıllardır ne zaman bir kişsel gelişim kitabı okuyup bitirsem genel olarak aynı hisse kapılıyorum;  bir sayfasında yapın dediğini, diğerinde yapmayın diyor sanki.

Mesela ilk sayfalarda ;
"İnsan bütün hayvanlar arasında en az sürü halinde yaşayabilendir."
derken, sonrakinde 
siz insan gibi bir değerli canlıyı hayvana benzetemezsiniz kardeşim'e dönebiliyor.

Neyse geçen akşam Tedx konuşmalarından birinde Emrah Safa Gürkan kişisel gelişim kitapları için şunu* deyince, aaa hakikaten "evreka" oldum. Bahse konu kelime : oxymoron,

bahse konu konuşmaya erişebilirsiniz. 




Buraya kadar çok çok uzattımsa da, yeni yıl postu, eski yıl bilançosu gibi zırvalıklarım ile bu yıl başınızı şişirmeyeceğimden ötürü bu post için beni affedeceğinizi umut ediyorum.

Bu yıl uzun uzun bilançolar çıkarmak ya da 2021'den beklentilerimi yazmak için mecalim yok açıkçası, zaten sanırım 41 ya da 42 kitap ile yılı kapatacağım, bunların son 12 sini ise okunmuştan saymasak bile olur. 

Çok başka hayaller ile başladığımız 2020, hepimize bir yerden temas ederek geçti, ancak bazılarımızın içinden, çok canından geçti. Üzgünüm daha iyi hissettiğim zamanlarım olsa da henüz eski hissiyatımı, yaşam motivasyonumu yakalayabilmiş değilim. 

Yeni yıl umarım hepimize bol kitaplı gelsin 
AMA
en önemlisi

 sağlıkla,
huzurla,
barışla 

gelsin...
Sevgiyle kalın dostlarım.