20 Mart 2020 Cuma

SEHER - SELAHATTİN DEMİRTAŞ


¨..İnsan hayal kurarken gözlerini kapatır, hiç kimse hayallerimizi görmesin diye yaparız aslında, gözlerimizi kapatınca kendimizden bile saklarız hayallerimizi.¨


Bir öykü kitabı, hem de bir siyasiden, hem de bu kadar hissiyata dokunabilen...

Açıkçası malum sebeplerden önyargılıyım yazara. Bir de öykü sevmem bildiğiniz üzere dolayısıyla eleştiri yapmak çok daha kolay olabilir diye düşünmüştüm. 

Kitabı epub olarak okudum, gerçi elimde öyle uzun boylu da kalmadı, ilk olarak yazarın yalın anlatımı okumayı oldukça akıcı hale getirmiş, okur gibi değil dinler gibi gitti. İkinci olarak belki ülke için sıradan denebilecek öyküler ama gerçek olduğunu, yaşadığımız hayatın tam da içinde olan karakterler olduğunu bilmek etkileyiciliği arttırmış.Belki yakınımızda, kendi çevremizde değiller ama ülkenin genelinde yaşanan gerçekler.

Evet yazar bir edebiyatçı değil o sebepten de edebi kaygıları yok ama belki de tam da bu sebepten sevdirdi kendini. Gerçek olan her şeye bir sempatim var benim. 

Bütün bunları göz önüne alarak diyebilirim ki öykü okumayı sevmeyen benim bile sevdiğim, oldukça etkilendiğim öykü kitaplarından biri oldu kitap. 
Okuyun!

19 Mart 2020 Perşembe

OKUNMAMIŞ KİTAPLAR


Okunmayı bekleyen kitaplarımızı paylaşıyoruz, haydi birbirimizin kitaplıklarını kurcalama vakti :)


Sevgili deeptone okuyamadığım ama okunmak için elimde olan ve sırasının gelmesini bekleyen kitaplarımı merak etmiş:) 


Benimkileri gördükten sonra ‘etmez olaydım’ diyebilir !



Buraya fotoğraflarını koyduğum kitaplarımdan pek çoğunun alınış tarihi minimum 5 yıl öncesine dayanır.


Beş on adedi yayın evlerinin gönderdiği, okuyabilirsem sizlerin olacak inş :)


Bazıları oğlumdan okumak için arakladıklarım:)


Yeğenden tırtıkladıklarım da mevcut içlerinde. Ve içlerinden en az 3 tanesini
 de şu anda okuyorumdur muhtemelen. Genelde tür olarak farklı olmak koşuluyla birden fazla kitap okurum.


Burada 180 ‘den fazla kitap var, çok demeden önce alt satırı okuyun!


1000’e yakın kitap da epub/pdf olarak okunmayı bekliyor! Tabii onları da bu posta ilave etmek isterdim ama 3 gün boyunca bakmak zorunda kalırsınız diye korkuyorum :)


Belki bir çoğunuzun kitap tanıttığınız postlara yazıyorum, ’önerdiğiniz kitapları da okumak istiyorum ancak bunun için bir 150 yıl daha yaşamalıyım sanırım’ diye ve siz de abartıyor diye düşünüyorsunuz ama şahit olduğunuz üzere yanılıyorsunuz:)



Ne yazık ki yeni kitap almıyorum/alamıyorum!


Bunun en büyük sebebi okuyamama korkusu değil ama, yer darlığı :) 

18 Mart 2020 Çarşamba

FLU - FİLM


  İşe gitmek zorunluluğu olmayıp, salgın zamanını evde geçirecek olanlara aktivite olması için izlediğim filmleri yazmaya geldim. Tabii bu filmler ben beğendiğim için buradalar,  yani "aaa neresini beğendin" olmasın 
zevk-renk meselesi.

Neredeyse 1 haftadır, salgın haberleriyle yaşıyoruz, açıkçası ondan önceki 10 gün de şehit haberleri ile alt-üst olan psikolojik durumum odaklanamama sorunu yarattı bende. Ne izlesem, ne okusam, ne yesem, nereye gitsem tat yokmuş gibi sanki. Yaşamın anlamı kalmadı desem belki abartı gelecek ancak inanın öyle hissettirdi şu 2020 . Oysa ne umutlarla başlamıştık hepimiz değil mi?

Bütün bunlardan sonra yeniden bir şeyler öğrenmeye çalışmak için,  bir şeyler okumak için,  izlemek için kendimi zorlamaya başladım. Fakat okumalarım verimsiz, ders çalışmam anlamsız,  twitter takibine ayırdığım günlük süre 20 saati bulmuşken bu filmin önerisi ile karşılaştım.

Film 2013 yapım,  Hyuk Jang(ki kendisini kore dizileri bağımlılığım döneminden pek severim) başrolde.
Sung-su Kim'in yönettiği film -bence- oportünist yönden oldukça hacimli ise de benim sanırım buna ihtiyacım varmış ki oldukça etkiledi. Yaşadığımız günler ile pek bir senkronize oluşu da etkinliğinde önemli bir paya sahip.

Bence izleyin, bir miktar aksiyete artıracak gibi görünse de, izleyin...

Bu arada bu postun altında biraz konuşalım, siz neler yapıyorsunuz, neler hissediyorsunuz, nasıl geçiriyorsunuz bu günleri?