29 Aralık 2015 Salı

87-TEHANU- URSULA K. LE GUIN


Çeviri : Çiğdem Erkal İPEK
1. Basım 1996
215 Sayfa


"Birbirlerine çok benziyorlardı da tamamen farklıydılar; 

gömülü bir taş ile yükseklerde süzülen bir kuş kadar farklı."

*******************

Basım yılının 96 olması, kitabı sahaflardan almış olduğumun göstergesi.

Yerdeniz serisinin 4. kitabı, bu kitabı 3. kitaptan10 yıl sonra yazmış yazar.

Aslında 3'leme olarak kalsa daha mı iyi olacakmış , sorusuna;
 sanırım 5. kitabı da okuduğum zaman karar verebileceğim.

Ged ile çıktığımız yolculuğa , Tenar ile devam ediyoruz.

Yazım; üslup olarak ta , bana geçirdiği hisler bakımından da ilk 3'ten farklı .

Yazarın verdiği 10 yıllık ara çok belirgin geldi bana.

Diğer kitaplarını daha yavaş okumak zorunda kalmıştım .

Bu daha masalımsı ya da kolay anlaşılır .

Üzerinde düşünülecek çok şey yok , her şey açık ve net anlatılmış. 

İlk 2 kitabın verdiği keyfi diğerleri veremedi , bu net.

Bir de Tehanu 'yu o kadar çok görmüştüm ki sanalda, tek kitap zannına kapılmış,Mülksüzler'i bitirdiğim dönemde görüp düşünmeden edinmiş  ve seri olduğunu o zaman öğrenmiştim .

Bana hep tek kitap izlenimi vermişti oysa.

Bir de o kadar çok anlatılması ,özellikle seriden değil de Tehanu'dan bahsedilmesi , beklentimi çok yükseltmiş te olabilir.

Yazarın bütün kitaplarını okumadım fakat okuduklarım içinde farklı olan , okuyun mutlaka dediğim kitap ;

Mülksüzler.

Neden diye sorsanız cevap veremeyebilirim  ama o kitap beni çok fazla etkilemişti.

Herkese aynı gelecek diye bir şey yok tabii.

Mevzuyu çok dağıttım , serinin 4. kitabını EPİCHAN ile okuduk .

Ya da okumaya karar verdik diyelim , O maşallah ilk gün daha bitirmiş te , beni mahcup etmemek adına son güne kadar bir şey söylememiş :D 

Ben de son gün olarak bir gün seçtiğimizden , o güne kadar bitirmemek için direndim :D.

Birlikte okuma/izleme olayını da bir türlü yapamıyorum , itiraf ediyorum.

Yine de kendisine çok teşekkür ediyorum , sanırım O'nun blogunda göremeyeceksiniz bu kitabı ama mutlaka bloguna göz atın , mutlaka  size göre de bir tanıtımı vardır diye düşünüyorum.

Epichan , benim kronolojik okumalarına , ya da okumalarındaki sisteme hayran olduğum bloggerlardan biri .

Belki de  O'nun kadar teknik okuyan ya da okuma tekniği olan tanıdığım başka blogger olmayabilir.

Saygılar sunuyorum kendisine , beni kaile alıp , birlikte kitap okumayı önermesi bile büyük onur benim için.






27 Aralık 2015 Pazar

86-YILLAR SONRA - İPEK ONGUN


BİR GENÇ KIZIN GİZLİ DEFTERİ 11
1. Basım 2014
330 Sayfa




Artık herkes tarafından kabul edilmelidir ki bir nesil İpek Ongun ve O'nun Serra 'sı ile büyüdü.


Ben genelde okuldaki ya da ilçedeki/ildeki kütüphanenin müdavimiydim.

O zamanlar bu tarz popüler kitapları kütüphanede bulmanın imkanı olmadığından yerli /yabancı klasikler ile kitap açlığımı doyurmaya çalışırdım.


Lise boyunca 2. el kitaplarla okudum.

Kendi kitaplarımızı yarı fiyatına satar , bir üst sınıfın kitaplarını yarı fiyatına satın alırdık biz.


Mali durumu çok iyi olan arkadaşlarımın da aynı hareketi yaptığına defaatle şahit olmuşumdur.

Evlendikten sonra eşim "kitap satılır mı , ne enteresanmışsınız "demişti.

Belki küçük çevre , yetişme tarzı adı neyse artık ama biz böyleydik , belki de bu sebepten İpek Ongun kitaplarıyla tanışamadık pek çoğumuz Serra'nın yaşlarında.

Evlenip , tekrar deli gibi kitaplara sardığım bir dönemde sırf o zamanlara inat edinmiştim bir-iki kitabını.

O zamanlar çok büyük hevesle okuduğum bu seriden , tekrar elime aldığım olmamış hiç.

Aradan yıllar geçmiş .

Geçenlerde yeğen 12. kitabı görüp 11'i okumadığını fark edip edinmişti , Yıllar Sonra'yı. 

Sanırım 1 gün bile dolmadan bitirdi .

Sonra da "bu kitabı okuyan birini bulsam da konuşsam , yok ki çevremde okuyan" gibi bazı damar sözlerle bık bık etrafımda gezinmeye başladı.

Ben de onun okurkenki hallerine kanıp , dayanamadım;
 "ver bari "dedim, tamam tamam 

Serra ne alemde diye merak ta etmiyor değildim :D

Yeğen okurken sürekli kıkırdıyordu.

Ben kitabı hep gözlerim dolarak okudum .

Sanırım kuşak farkı dedikleri şey , tam da bu.

Bu kitapta Serra'nın kızının günlükleri var , arada bir iki de Serra'dan sayfalar.

Hoş bir geriye dönüş oldu benim için.

Serra'yı şimdi okumak, ne kadar değişmiş olduğumu gösterdi bir kez daha.

Not: İpek Hanım da  "bu son" demesin artık lütfen, belli ki gelmeyecek bu serinin sonu yaşadığı müddetçe.

Sevgiyle...



25 Aralık 2015 Cuma

85-UMUDUNU ASLA KAYBETME - ONUR OKALAN

1. Baskı 2014
144 Sayfa

"Bugün dostunmuş gibi yanında duranlar yarın yaşanan tüm güzellikleri unutup gidiyor."

***************************

Tamamen tesadüf eseri elime geçti kitap.

En başından anlatmak lazım ama baştan uyarıyorum sıkılmanız muhtemel.

Hikayemle ilgilenmeyip, kitaptan haber almak  isteyenler ,  kırmızı ile yazılan kısımları görmezden gelsinler .

33 yaşında ve yüzemeyen bir balık olduğumu belki zirilyon kere söylemiş/yazmışımdır.

İstanbul'a gelmeden daha Kerem'in "ben spor yapmak istiyorum , vücut çalışmak istiyorum" gibi söylemleri oluyordu.

Fakat gym için yaşının küçük olduğunu düşündüğümden , "İstanbul'a gidersek , bakalım bir gidelim de , ay aman yerleşiyoruz bir dur " diyerek bu zamana kadar erteledim.

Sonra taşınma telaşı falan azalınca Kerem yine aynı istekleri dile getirdi.

Ben de biraz nette araştırınca , gym yapmanın bir yaş sınırı olduğunu ,  ergenlik dönemindeki çocukların yapmasının çok uygun olmadığını okuyunca ,bir- iki uzman da bunu teyit edince , Kerem el mahkum vazgeçti bu isteğinden.

Fakat bir şey yapacak yani duramıyor çocuk :D 

Evimizin yakınında kapalı yüzme havuzu da olan bir spor salonu var , yüzmek gerçekten pek çok spor ile çalıştırma fırsatı bulamayacağınız kadar çok kasınızı çalışıtırıyor.

Konsantrasyon , nefes gibi dengeleri de geliştirme konusunda harika bir spor.

Kerem 'den yüzme için okeyi alınca konuşmaya gittim , fakat yaş 14 olunca mecburen bir ebeveyn ile kayıt yapabileceklerini , ebeveyn olmadan tek başına yüzmesine de izin veremeyeceklerini öğrendik.

Spor deyince bizim ailede yan çizen ben olurum .

O sebepten eşime sen git dedim hatta bir hayli de ısrar ettim .

Olmadı.

"Madem havuza gidilecek , artık o yüzme öğrenilecek"  şeklinde gelen talimatla , kendimi hem suda hem de  Aysun Hoca'nın karşısında buldum.

Kerem yüzüyor, ben titriyorum.

Kerem yüzüyor , ben korkuyorum .

Kerem yüzüyor , ben çalışıyorum.

 8 ders sonunda en azından sudan korkmamayı öğrendim :D


Fakat bu kadar zamanda bile Hoca'mla kitap muhabbeti yapmaktan geri kalmadım.

Zaten kitapları anlatacağım kadar yüzmeye çalışsaydım , kesin şimdi kurbağalıyordum :D

Yine Aysun Hoca'yla kitap  muhabbeti yaparken , Onur Okalan'ı tanıyıp tanımadığımı sordu .

Ve kitabından bahsetti .

Hatta üşenmedi derslerden birinde yanında getirdi.

İyi de oldu .

Kitabı aldığım günün ertesinde kitap bitmişti.

Aslında kitabı okumadım da izledim sanki .

Şimdiki zamanlarda geçen hikayede ; genç insanların hayatlarındaki karar anları ve bazen de yaşamın onlara getirdikleri ile yüzleşmelerinin öyküsü anlatılmakta.

Umudunu Asla Kaybetme, daha önce senaryo yazarlığı da yapmış genç yazarımızın 2. kitabıymış.

Yaşı o kadar genç ki;  ileride çok güzel işler yapıp , çok etkili satırlara imza atacağına inanıyorum

ve

hangi meslekle uğraşırsa uğraşsın ama yazmaktan asla vazgeçmesin umuyorum.