ZATEN ÖLMÜŞ OLAN BİR KÖPEĞİ YARALAYAMAZSIN
Çeviri:Nilgün BİRGÜL
1. Baskı 2014
222 Sayfa
"Öylece dikildim.
Ruhum dışarıda.
Bedenim içeride."
"Sözcükler , gece vakti bile yatağımda beni uyandırdılar.
Sözcükler tavana kendilerini resmettiler.
Zihnimdeki hatıra sayfalarında kendilerini yaktılar."
"Bazen yanlış yere gidersin ama doğru yol gelip seni bulur.Takılıp düşebilirsin ya da onunla konuşabilirsin.Hatta gün geceye soyunurken gelip elini tutmanı , yanlış yerde durduğunu , içinde bulunduğun yanılsamayı unutmanı isteyebilir."
"Sadece durup baktığın , kendini ondan soyutlarken dünyanın seni unutmasını seyrettiğin anlar var. Üstesinden geldiğin ve olduğun kişiyi yok ettiğin anlar.
Sana sesleniyor ama orada değilsin.
Hiçbir şey duymuyorsun.
Hiçbir şey görmüyorsun.
Başka yere gitmişsin.Kendini farklı tanımladığın , hiçbir şeyin sana dokunmadığı bir yere .Başka hiçbir şey düşüncelerini yönlendiremiyor.Bir an için , kömür karası gökyüzünde , sadece kendinsin."
"Eğer içimde sokaklar varsa koridorlar da olmalı."
*************
Markus Zusak'ın ;
adlı kitaplarından oluşan serinin 3. kitabı.
Cameron'un kendini bulması .
Genelde seri kitaplarda ilk kitap , diğerlerini de okuma sebebimdir.
Oysa bu seride 3. kitap hikayenin zirvesiydi.
Ergen dünyası ama reel bir dünya.
Reel hisler.
Reel yaşam.
Ve anlar ; aileye dair , yaşananlara ait.
Zusak yazım dili çok faklı bir yazar.
Kitap Hırsızı'nı okuyanlarınız varsa bilirler ne demek istediğimi.
Fakat bu kitapta , daha yalın , daha anlaşılır dili ve daha etkili sanki.
Zusak okumalarım devam edecek , başka çevrilmiş kitabı var mı bilmiyorum ama görür görmez edineceğim kitaplar arasında.







