Gezdim-Gördüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezdim-Gördüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ekim 2017 Pazar

BALKANİKA - GEZİ

Bu gezi tamamıyla eşimin programına uyularak ,oğlum , ben ve KAĞIT SALINCAK düzenlemesi üzerine kuruludur. Oldukça amatörce ve kısıtlı sürede yapılmıştır o sebepten sadece görebildiğim şehirlerden seçilmiş fotoğraflar ve dipnotlar ekleyeceğim.

Her şehirde 1 gece kaldığımızdan , şehre ulaşım ne kadar kısa sürede olduysa o kadar çok yer gezme şansımız oldu.

İlk olarak Bulgaristan Sofya ile başladık gezimize , ülkeden çok erken çıkmamıza rağmen (memleket sınır kapısına yakın olunca oldukça kolay oluyor :) Sofya'ya ulaşmamız biraz uzun sürdü .


SOFYA

Bulgaristan'ın başkenti , Avrupa'da yaşamın başladığı 2. şehir.1382-1878 arasında Osmanlı 'nın hükmü altındaymış .

Şu anda 1.5 milyon civarı bir nüfusa sahip.

İlk gezmek istediğimiz yer 1600 yıllık , erken Hristiyanlık dönemine ait Rotonda  idi fakat bir miktar programdan sapmış olabiliriz , ilk yemek yemek için yer aradığımızdan programa değil , gelişine , görüşüne bir gezi oldu.

Rotonda'yı ararken karşımıza;
Nedelia Kilisesi çıktı.



Çok kısa bir yürüyüş sonunda da ;
Aziz George Rotondası ile karşılaştık


fotoğrafın çekildiği konumdan solunuza döndüğünüzde sizi 
Banya  Başı cami karşılıyor ,Mimar Sinan'ın eseri diye biliniyor cami.

Caminin arkasında ise bir müze , tabii ki giremedik çünkü geç kalmıştık.





Müzenin yan tarafından girip çok kısa bir yürüyüş ile 
Alexander Nevsky Katedrali'ni



Katedral'e yürürken de,




Sönmeyen Ateş diye anılan Meçhul Asker Anıtını görebilirsiniz, Türk -Rus savaşında ölen Bulgar askerler adına 1981'den beri yanıyormuş ateş.



BELGRAD


2. durağımız Sırbistan'ın başkenti Belgrad'tı.

Burada zamanımız oldukça kısıtlı  olduğundan, ısrarla görmek istediğimiz tek yer 




Alternatif akımın mucidi, Sırp asıllı Nikola Tesla 'nın eviydi.

Biraz daha zamanımız olduğunu fark edince , Dünyanın en büyük Ortadoks Katedrali  olan Aziz Sava 'yı görmeye gittik .







Sadece aşağıda gördüğünüz muazzam şaşalı kısmın tadilatı bitmiş olmasına rağmen kapıları açık, hayret etmemek elde değil hele de yıllardır İstanbul'da "tadilatta" denilerek sokulmadığımız onca tarihi yapıyı düşününce.



SARAYBOSNA -SARAJEVO


Bosna Hersek'in başkenti olup, 1463 'te Osmanlı ile gelişmiş bu şehri çok beğendik.
Umut Tüneli


Latin Köprüsü
BaşÇarşı
Burada oturup demlenmiş tavşan kanı çayınızı ya da Türk kahvenizi içip , kendinizi Türkiye'de hissedebilirsiniz.

Katedral

Ferhadija Camii

MOSTAR

2005 yılında Dünya Mirasları Listesine girmiş

Mostar Köprüsü , Bosna savaşında tamamen yıkılmış fakat orijinaline sadık kalınarak tekrar yapılmış.

Bu köprüde gelenek olan köprüden atlama seramonisini de görme şansımız oldu .

KARADAĞ-ULCİNJ
Burasını o kadar beğendik ki :) Balkanlara gidenler mutlaka uğramalı diye düşünüyorum :D
Şunu da belirteyim İstanbul- Antalya/İstanbul -Adriyatik arası kilometre aynı. Kendi aracınızla buralara gelmeniz de hiç zor değil .


OHRID-MAKEDONYA

Kiril alfabesinin bulunduğu kilise 




MANASTIR-MAKEDONYA
Buraya ulaştığımızda saat 19 civarıydı ve İdadi'nin kapalı olacağını düşünüp üzülüyorduk , 
 mutlu olduğumuz çok zamanlar yaşamış olmalıyız ama şansımıza bu kadar şükür ettiğimiz başka bir an hatırlamıyorum.



Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın mezun olduğu askeri idadi, bir kanadı komple Ulu Önder'e ayrılmış ,sonrasında gezdiğimiz diğer kanattaki arkeolojik kısım , gördüklerimizden sonra oldukça yetersiz geldi gözümüze .

İdadi'nin içinde başka Türklerle karşılaştık ve selam vermelerine ayrıca mutlu olduk.


ÜSKÜP

Bir Roma inanışına göre ; içinden nehir geçen şehirler kutsalmış , bugüne kadar ben de gördüğüm bu özelliğe sahip şehirlere her zaman daha fazla hayran kaldım , Üsküp de bunlardan biriydi.

Bir diğeri de , yolunuz düşerse mutlaka görün diyeceğim 
Budapeşte'dir , muazzamdır , fevkaladedir ,anlatılmaz görmek gerekir.


Bu süslü köprülerin bir tarafında Makedonlar , diğer tarafında Müslümanlar yaşıyor ...


Köprülerin içinde en eskisi, Osmanlı'nın yapmış olduğu tarihi köprü.



Yeni köprüler o kadar şaşaalı ki sanki bu Osmanlı yapısı unutturulmaya çalışılmış gibi.


Gezdiğimiz hemen pek çok yerde Türkçe konuşan vardı , zaten bütün şehirlerde Osmanlı izleri görmek mümkün , tabii savaşlar çok fazla tahrip etmiş fakat yine de hemen tamamı geri döndürülmeye çalışılmış/çalışılıyor.

Bütün gezdiğimiz yerler boyunca kendimizi anlatmak için sıkıntı çekmediğimiz gibi yemek için de sıkıntı çekmedik , Börek aşağı yukarı benzer yazımlarıyla her yerde , Kebap dedikleri de bildiğiniz köfte ve tabii ki neredeyse bütün Avrupa şehirlerinde rastlayabileceğiniz dönerciler her yerde :D

Buraya kadar sıkılmadan okudu/izledi iseniz teşekkür ediyorum :)

29 Ekim CUMHURİYET Bayramımız Kutlu olsun 😄
















27 Ağustos 2017 Pazar

YILDIZ ŞALE KÖŞKÜ -İSTANBUL'DA BİR YER


İşin aslı hazır İstanbul'dayken , gezmediğimiz yer kalmasın :D

Değil tabii ki , tamamen kartımızın süresi bitmeden bir -iki yer görme telaşı .
Şöyle ki müzelere İş Bank kartınızla her yıl 1 ay -sınırsız giriş ile ücretsiz gezme hakkınız var .Biz Ege'den başladık gezmeye , Efes'ti , İzmir Atatürk Evi'ydi derken İstanbul'a geldiğimizden beri bir kez daha Arkeoloji Müzes'ni ve Pargalı İbrahim Paşa'nın Sarayı 'nı(şimdi adı değişmiş ya neyse) da gezdik.


Hala Rumeli Hisarı'nı görmediğimi hatırlayan eşim , haydi gidelim deyince çıktık yola , güya kendisi bakmıştı giriş -çıkış saatlerine fakat günlerine bakmamış :D Gittiğimiz gün çarşamba olunca haliyle giremedik Hisar'a. Neyse dönerken Yıldız Parkı'na girelim dedik , zira iki yıldır Kerem dibinde okuduğu,  defalarca önünden geçtiğimiz halde bir defa bile girmedik içine .



 Yıldız Parkı'na girdikten sonra bir müddet eşimle buluşmakta sıkıntı yaşadık çünkü ben Beşiktaş'taki kapıdan yürüyerek girdim o da motoru bırakmak için üst kapıdan girmek istedi .
Ve park bir miktar büyük , 2 adet cafe/restaurant mevcut , bunlarda yemek yiyebilir ya da çay kahve içebilirsiniz.

Yıldız Parkı
 üst kapısından çıkınca 500 metre yukarısında Şale Köşkü.

III.Selim'den 
II. Abdülhamit'e kadar eklemeler yapılarak oluşturulmuş.

En son yabancı misafirlerin konaklaması için kullanılmış, oldukça görkemli bu yapı çok mahzun.

Zira geleni-gideni oldukça az.




Müze kart geçmiyor , giriş 10 Lira (sanırım ).





İçinden çekilmiş tek kare yok çünkü fotoğraf çekmek yasak.



Fakat çok hoş , çok muhteşem bir yapı . Restore edilmeyen yerleri daha bir güzel .


406 metrekarelik tek parça Hereke halısını ve benzersiz çini sobalarını görmek muazzam bir keyif .



Sobalara dikkat zira tip olarak tamamen porselen vazo gibi ve devasa görünüşleri ile görülmeye değerler.Görevli "soba bunlar" demese dikkatimizi çekmeyeceklerdi.



Eğer İsranbul'da iseniz ya da yolunuz düşerse , bu sessiz ama mağrur yapıyı görmeden geçmeyin , yürümekten korkmuyorsanız , dönüşte Yıldız Parkından geçip , harika köşklerde çay/kahve içebilir , yemek  yiyebilirsiniz.

Hem de şu 




ya da şu manzara eşliğinde:)


İstanbul içinde bu kadar yeşili bulmak bir mucize.


23 Mayıs 2017 Salı

FESHANE -İSMEK- KİTAP KAFE


Bilenleriniz biliyor ya , bilmeyenler için boş zamanlarımda :) A.Ö.F. Edebiyat 2. sınıf öğrencisi olduğumdan , ve bölümde Osmanlıca Derslerini vermek zorunluluğu bulunduğundan , İsmek'in Osmanlıca kurslarına gidiyorum Ekim'den beri. 

Bu Pazar günü için Öğretmenimiz , Feshane'de Osmanlıca okuma yarışması olduğunu , kursumuzdan 5 kişiyi götüreceğini söyledi.

Pazar Günü 13.00'te Kağıt Salıncak'la (Yeğenim oluyor ) Feshane'deydik.




İsmek'in bir çok branşı olduğundan , genel olarak bir gezmek istedik.


Salıncak bu odaya bitti.:D




Dediğim gibi pek çok branşı var , biz bir kaç kare yakaladık sadece.


O karelerden en beğendiklerimi ekliyorum , umarım hoşunuza gider.



İstanbul'da iseniz , uğramadan geçmeyin derim.
Yarışma kısmını anlatmıyorum , anladınız siz onu :D



Yarışmadan sonra , daha önce alan çalışmasında gördüğümüz bir kafenin yakınlarda olduğunu hatırlayıp , uğrayalım dedik .



Eyüp'teki bu Kitap Kafe'yi de tamamen siz sevgili takipçilerim :)))(hülolooghlsngbfa) için ekliyorum.



Biz oldukça beğendik mekanı , Salıncak Çilekli Limonata, ben Moka tercih ettim.



İsmek'in kafesini kurstan arkadaşlar ile talan etmesek , tatlıları da deneyecektik ama yolumuz düşerse bir dahaki sefere diyerek veda ettik.

Kasanın üzerindeki yazıyı çok beğendik , Nazım'ı zaten eskiden de severdik :D



Yolunuz düşerse bir kahve, bir çay içmeden geçmeyin der, hepinizi yeni mekanlarda, kitap olan her yerde görmeyi dilerim .