31 Mart 2022 Perşembe

AYLIK / MART '22

Verimsiz başlayan ama yarıdan sonra hızla verimliye kayan bir ay oldu, güzel oldu (bence). İçlerinden izlediğiniz, okuduğunuz varsa yorumlarda buluşalım :)

"Bir hastalığın belirtilerini fark ettiğinde
 genelde geç olur."


Netflix 19 Mart'ı son tarih olarak belirleyince izlemek farz oldu.  Dizisi de izlenecek kesinlikle💜
Bu son tarihten beni haberdar eden sevgili blogdaşıma teşekkür ederim :)


⭐⭐⭐⭐
Serinin 2. Filmi, her Fransız yapımı gibi sessiz, soluk ama derin ama gizemli...
Bu film serisini de yine bir blodaşım önerdiğinden O'na da teşekkür ederim :)


Friends'in 2. Sezonu, ilkinden daha iyiydi 😉

Kore BL dizilerinde güzel işlere imza atacak bence, bu da ön gösterimi gibi olmuş.  

Deep'e selam olsun diyor üçlemenin sonuna geliyorum, bu filmin 2. Olduğuna dair duyumlar aldım senin fikrin nedir, ne diyon bu sıralamaya deep? 😁
Yukarıda da görüldüğü üzere filmini izleyip beğenmiştim,  dizisine de bayıldım.  Çoook uzun zamandır bu kadar hızlı izlediğim bir yapım oldu mu emin değilim.  Bir şansı hak ediyor bence,  bir de not; Türkler her yerde. Gerçekten her yerdeyiz.  Bunu Avrupa'da gezerken de fark edebilirsiniz, Silent Patient okurken de, Downtown Abbey izlerken de... (Türk 'ten kasıt ırk değildir,  bunu anlatmak için Türkiyeli mi demek lazım, Türkiye'de yaşamış mı, yolu Türkiye'ye uğramış mı bilmiyorum, bilen ya da önerisi olan varsa önerilere açığım.)
İlk 2 sezonu Netflixten izlemiştim, zaten hastane dizilerinin hastasıydım o sebeple sevmemem için bir neden yoktu fakat bu diziyi sevdiğim zaman bir şey sevebilmek için çabaladığım zamanlardı ve bundan ötürü benim için çok kiymetliydi. Fakat Netflixte 3 ve 4 . Sezonu yok, inat ettim izlemedim bu kadar zaman, çünkü İngilizce altyazılı izlemek istiyorum vs. Fakat yine yeniden travmatize zamanlar geliyor bknz:Nisan, ve ben mesela Nisan'ın ilk haftasını nasıl yaşamadan/atlayarak geçebilirim diye düşünüyorum.  En kötüyü yaşamış olduğumuz zamanlarda sevdiğimiz şeyleri yapmak: bunları yaparken o keyfin alınamaması ile yada o zamanın daha kolay atlatılması ile geçirilebilir  
Bu dilemma içinde başladım diziye su anda 4. Sezona başlamamak için zor tutuyorum kendimi.  Hastane dizisi sevenler kaçırmasın. (4. sezona da başladım :)

Ahaha iyiydi ya, keyifliydi . Bl yapımlara farklı bir yaklaşım, Bl olmamak için direnen bir karakter üzerinden esprili ve biraz şapşalca anlatılmış :D

Ve tabii ki okuduklarım, bu ay ilk 15 günde sürünerek geçerken diğer 15 günde koşturduğum, sıkıldığım fakat hem izleme hem okuma bakımından verimli geçirdiğimi düşündüğüm bir ay oldu. Artık normal diye bir şey kaldı mı bilmiyorum ama eski rutin hayatıma dönmek istiyorum, her ne kadar imkansız olduğunu bilsem de :D 
Buraya kadar okumuş olup posttan ayrılmayan sevgili sabır taşı arkadaşlarıma saygılar sunarım, seviliyorsunuz :)
Kalın sağlıcakla...

25 Mart 2022 Cuma

ATATÜRK VE KAYIP KITA MU - SİNAN MEYDAN


    İnkılap kitap evinin 2017'de 1. baskısını yaptığı kitabın daha önceki 7 baskısı başka bir yayın evinden yapılmış.
    Açık konuşmak gerekirse kitabı, her ne kadar Atatürk'e dair ne yazıldıysa okumak istiyorum desem de, ben değil eşim aldı, ve fakat pek tabii kendi okuma hevesiyle almadı.  Ancaaak "Sen oku bana özet geçersin" düsturuyla hareket etmeyi pek seven 'bağzılarından' esinlendiği için değil, teknik yayınlar dışında başka bir şey okuyamadığından bu yola başvurdu, defalarca denediğine ben şahidim :D Vermeyince Mabud, bizimkine yapacak pek bir şey kalmıyor :D

    Kitap 5 bölümden oluşuyor, ilk olarak Mu Uygarlığına dair bir takım ön bilgiler verilip, 2. bölümde Tahsin Mayatepek'e yer veriliyor.  3. kısım Tahsin Bey'in araştırmalarına ayrılırken 4. kısım J. Churchward üzerinde daha doğrusu O'nun din hakkındaki düşüncelerine ayrılmış. 5. bölümde Atatürk Mayatepek ve Churchward yazılarından kendi okumalarını yapıyor, ve aldığı notlar üzerinde duruyor yazarımız. 
    Biraz spoiler olacak ama zaten halihazırda konu belli o sebepten bu satırları yazmaktan imtina etmiyorum.
 Mu Kıtasının varlığı J. Churchward tarafından bazı tabletlerdeki yazıların okunduğu iddiası ve bütün insanlığın kaynağı gösterilmesi, ari ırkın kökeni vs. kitabın konularından olup, Atatürk'ün Cumhuriyet sonrası bütün ulusu bir çatı altında birleştirebilirim çabaları ile Türklerin kökeni, Türkçenin kökeni, dil birliği ya da benzerliğinden ilerleyerek Türk ırkını ayrıcalıklı kılabilme çabaları ve bununla ilgili çalışmalara ve bilimselliğe inancı doğrultusunda yaptırılan bir araştırma mevzu bahistir. Sonrasında Mexico'ya giden/gönderilen Mayatepek'in fazla bilimsellik ile Churchward'ın kitaplarından parçaları Ata'ya raporları, bu raporlarda yazanlar, yazımsananlar, varsayımlananlar, yazılmayan ama anıştırılanlar vs. yer almakta.
    Kitap belli bir düzen ile ilerliyor fakat, tabii ütopik  yanı çok olan bir tez olduğundan ve havada asılı kalan pek çok detayı bulunan bir konuya temas ettiğinden ve yine pek tabii bütün kanıtların ele geçememesi ile biraz fantastik bir anlatıya dönüşmüş sanki. 
    Türkiye'de yaşayıp kendini Türk olarak tanımlayan ya da ırkı bir fark olarak algılamayan her bireyin arzusu birlik olabilmek fakat bunun Türkler açısından ya da sadece Türk ırkı birliği ile olabilmesinin çok imkanı olmadığı artık kabul edilip, bilimsellik üzerinden elimizde olanı geliştirmeye çalışmalıyız bence. 
    Yoksa dedemizin dedesinin adı bile muğlak iken Orta Asya steplerinde hayali atları koşturmak, pudra şekeri ile kafa bulmak gibi bir şey olur, mazallah "aya dört şerit yapacağız" diyenlere inanacak bir kitle bile hasıl olabilir . Din konusunda da aynı düşünüyorum, yok onun dili dinin diliymiş te o sebepten kutsalmış masallarını geçin, önce anladığınız dilde dininizi öğrenin öyle gelin. Ya da dininizin dilini iyi öğrenin ki karşınızdaki birey konuya hakimiyetinizi takdir edebilsin ve sizin söylediklerinizi anlama ve kritik etme şansı olabilsin. Uzun ve meşakkatli mevzular, çoğunlukla sözle yüz yüze  en tanıdıklarımı bile ikna edemediğimden, yazı yoluyla doğru anlaşılabileceğim umudu yok o sebepten kısa kesiyorum, Aydın havası olsun. 

    Bu arada şuna da değinmeliyim ki;
Sinan Meydan'ın kitabın son kısmındaki tespitleri de en az Mayapetek'in yazıları kadar yanlı, ki ben o yana meyyal biri olarak söylüyorum bunu, ille de Ata'nın dini inancını kanıtlama çabası gereksiz. Tıpkı alkol kullanmasının kınanması kadar anlamsız. Aldığı alkol de inançları kadar şahsına aittir, beni bu ülkeye hizmetleri ilgilendirir. Lafla peynir gemisi yürütülmeye çalışılan bir ülkede hiçbir yere gelmek kabil olmayacak, 100 sene önceki icraatın esamesi okunamayacaktır. 
İcraat istiyoruz, din şerbetiyle uyutulmaktan yorulduk artık. Vatan, bayrak aşkı bu değil, olmamalı, üretmeyen bir millet, liyakati önemsiz sayan bir kodaman sınıfı bile olsa eninde sonunda kaybetmeye mahkum olacaktır, işin kötüsü kaybedilen şey geri kazanılabilecek gibi değil.
    İnsan dil, din, ırk ya da sair diğer zımbırtılardan muaf olmalı . Zaten halihazırda ortalama 65 sene olan ömrünü ayrışarak, ayrıştırarak heba etmemeli. Saygı en önemli meziyet. Herkese tavsiye ederim. 
    Sevgiyle, kitaplarla kalın. 




 

22 Mart 2022 Salı

TANGLED SERIES- EMMA CHASE

"Benim olayım tamamen kendi kendini yönetmedir. İrade. Kontrol. Hayattaki yolumu kendim belirlerim." 

2015 basım 433 sayfa, Ephesus yayınlarından çevirmen koltuğunda Deniz Beril Bacaklılar var, dipnotları kendi eklediyse buradan tebrik etmek isterim kendisini zira işini muazzam yapmış.
 
Kitap hediye hem de Şule Uzundere 'den, bir kere daha    "tenk yu" arkadaşım.  2. Kitabını da aşağıda göreceksiniz bu yüzden hemen bitti deyip gitmeye kalkmayınız :D 🙄 3. ve 4. kitapları da İngilizce haliyle bulup indirdim bile, niyeyse :D

Çekilişi kazandığımda Şule bir liste gönderdi, o listeden bu kitapları kolay okuyacağımı düşünerek seçtim ve tam olarak hakkını verdiler diyebilirim, çok düşünmeden hızlıca okuyabilirsiniz. Seri 4 kitap, ismi gibi de karmaşık bir ilişki öyküsü var kitapta. Bu kitabın olayı şu; hikayeyi erkek kahramanın ağzından dinliyoruz ve bu erkek/kahraman, hikayeyi arkadaş ortamında anlatır gibi anlatıyor. 

Açıkçası bu tür kitapları fazlaca okumuşluğum olduğundan çok şaşırtıcı bir hikaye değildi benim için ama bu kitabın farkı bir günde bitirebilmem oldu. Bir günde bu türde 2 -3 kitap bitiren benim için büyük bir olay değil gibi geliyorsa da aslında son 2 yıldır bu kadar hızlı bitirdiğim ilk kitap olma özelliği ile diğerlerinden ayrıldı.
Dediğim gibi siz sevgili okurlara "muhakkak okuyun" diyebileceğim bir kitap değil, ama çıtır çerez severler bu kitabı da severler :D 



2.KİTAP
381 sayfa olan kitabı yine Deniz Beril Bacaklılar çevirmiş, basım yılı 2015 .

"Hayat devam ediyor... ve seni de yanında sürüklüyor...sen gitmek istemesen de."

 Yaptığım tek alıntı bile kitabın en sönük karakterinden olunca 
kitap hakkında ne diyebileceğimi bilemiyorum, hızlı okunuyor kesinlikle.  İlk kitaptaki kahramanlarının hikayesi devam ediyor, fakat bu defa olan olayları kadın kahramanımız anlatıyor. İlk kitaba sırf hızlı okumuşluğumdan ötürü Goodreads'te 3 yıldız vermiştim buna 2 verdim. Çok fazla hedefe zorlanmış hikayeler, eğer sağlam bir ters köşe yapamayacaklar ise o kadar hazırlık gereksiz ,  hikayeyi o kadar sündürmek anlamsız geliyor bana. Geldik, okuduk, mutlu olduk demek için okunuyor bu tür kitaplar. Bulmaca istesem Sudoku çözerdim neden kelime bulmaca ile vakit harcayayım ki, bütün kelimelerin verildiği bir bulmacayı çözmek (bence) keyifli değil. 

Yine de bütün bu yakınmalarıma rağmen bu tür kitapları seviyorsanız bu kitabı da seversiniz, ama her kesime hitap etmeme olasılığını göz ardı etmeyiniz. 
Kendinize çok iyi bakın arkadaşlarım, sağlıkla kalın .