16 Haziran 2015 Salı

52- GECEYARISI ÇOCUKLARI- SALMAN RUSHDIE

Çeviri: Aslı BİÇEN
1. Basım 2000
492 Sayfa


"Anlatacak öyle çok hikaye var ki, bir sürü, birbirine geçmiş bir hayatlar olaylar mucizeler yerler rivayetler bolluğu, olanaksızla olağanın son derece yoğun bir karışımı! Ben bir hayat yutucusuyum ve beni tanımak için , bir tek beni tanımak için sizin de bütün hepsini yutmanız lazım."

"belki de insan büyük kalabalıkların arasında birey olarak kalmak istiyorsa kendini biraz groteskleştirmeli."

"Öğrendim ; hayatımın ilk dersi; kimse sürekli açık gözlerle dünyaya tahammül edemez."

"Bir tek hayatı anlayabilmek için bütün dünyayı yutmanız lazım."

"Soruyorsunuz: Bunlar on yaşında mı?

Cevap veriyorum: Evet, ama.

Diyorsunuz ki: On ya da neredeyse onbir yaşındaki çocuklar bireyin toplumdaki yerini tartışır mı?Ya da sermayeyle emeğin düşmanlığını? Tarımsal ve endüstriyel bölgelerin iç gerilimleri açıklanıyor muydu?Ya da sosyo-kültürel mirastaki çatışmalar?Dört bin günlük bile olmamış çocuklar kimliği ve kapitalizmin iç çatışmalarını mı tartışıyordu? Daha yüz bin saatlik bile olmamışken Gandhi ve Marxlenin'i, iktidarla iktidarsızlığı mı kıyaslıyorlardı?Kolektivite bireysellikle karşıtlaştırılıyor muydu? Tanrı Çocuklar tarafından öldürülmüş müydü? İddia edilen mucizelerin doğru olduğunu  varsaysak bile çocukların sakallı koca adamlar gibi konuştuklarına inanabilir miyiz?

Diyorum ki:Tam da bu kelimelerle konuşmuyorlardı; hatta hiç kelime kullanmadan, düşüncenin daha saf diliyle konuşuyorlardı; ama evet , temelde sözü edilen bunlardı; çünkü çocuklar yetişkinlerin zehirlerini akıttıkları kaplardır, bunu da bizim yerimize yetişkinlerin zehiri yapıyordu."

*******************

1981 Booker
1982 James Tait Black
1993 Booker of Booker

ile RUSHDIE'ye dünya çapında ün kazandıran kitaptır .

Hindistan tarihi ve politikasına eleşetirel yaklaşımı nedeniyle Hindistan'da yasaklanmıştır.

Ben yazarla aslında 1988 yılında çıkardığı Şeytan Ayetleriyle tanışmak istemiştim .

Şeytan Ayetleri aynı zamanda yazara Humeyni tarafından ölüm fetvasının verildiği kitaptır.

Ne yazık ki nette hiç baskısını bulamadım , 2014 Beyoğlu sahaflar  fuarında gezinirken, tesadüfen bu kitabını gördüm , açıkçası o kadar çok okumak istediğim yazarın hangi kitabı olsa alacaktım ne ki bu kitabı olması daha da cazip geldi.

Çünkü hem yazarla bir kitabıyla tanışmak  hem de bu kitabın yasaklı  bir kitabı olmasını istiyordum.

Kitap gerçek bir mucize.


Dünyada  magic realism diye anılan bir tür. 

Kitap mı okuyorsunuz , film mi izliyorsunuz , hayal mı kuruyorsunuz yoksa düş mü görüyorsunuz belli değil.

Hindistan yakın tarihi hakkında da fikir ediniyorsunuz bu arada, pek çok bilinmeyen detayla.

492 sayfa olduğuna da bakmayın çok rahat 1000 olurmuş , mini mini puntolarıyla , hiç olmayan satır aralarıyla , asla yer verilmeyen kenar boşluklarıyla ve hatta arada unutulan noktalama işaretleriyle ciddi anlamda sığdırılmaya çalışılmış bu 492 sayfaya.

Otobiyografik kısımlar da var , hayal alemine yolculukları da , tarih te var içsellikte , kısaca kitapta yok yok .

Ve fakat asla kolay bir kitap değil , ne okunuşu ne de anlaşılabilirliği için bu tanımı kullanabilirim.

Sizi ciddi anlamda zorlayacak bir kitap istiyorsanız , kaçırmayın .







4 Haziran 2015 Perşembe

51-DERİN MAVİ- DEEP TONE


1. Basım 2015 
145 Sayfa

*Oysa Belki

En güvercin beyazı şiirlerimi 
sana yazacağım 
ünlem olmayacak hiç

*Şiirler de Kaçar Yıldız Gibi

Çalkalansın şiirler 
suskun dudaklarımızda
ve
yağmur altında kurumasın 
kirpiklerimizdeki yalnızlık

*Ekinoks

Sen de gel 
güneşin aşkı olamadık
yağmurun aşkı olalım

*Günışığında Yıldızlar

Alacakaranlıkta bir ateş topunu 
geceyarısında güneşi beklemek gibi
beklemek şafakta ilk öpücüğü
fısıldamak ismini
ormanda rüzgarın fısıltısı gibi

*Kendini Sen Sanan Şiir

Ayaklarını suya sok bu şiirden 
okurken kalbin serinlesin
uykudan önce oku 
 belki sen de düş görürsün

*********************

Yazarın ilk kitabını okuduktan sonra kitap hakkında değil de yazar hakkında bir şeyler yazmıştım.

Kitabın yazarı hakkında bilgi almak isterseniz , lütfen bir


Bu kitabı bitirdikten sonra ise artık kitap hakkında bir şeyler yazmak istiyorum;

Kitapta 41 şiir var ki yukarıda bazılarından satırlar paylaştım.

Fakat kitap yalınızca şiirlerden oluşmuyor.

41 de kısa hikaye var .

41 kere de maşallah :D

Yazarın hikaye yazdığını biliyordum fakat şiir yazdığından haberdar değildim.

Bu kitapla kaleminin şiirde de iyi olduğunu görmüş oldum.

Şiirin her dizesi vurucu olmayabilir fakat içinde etkili satırlar muhakkak olmalıdır kalıcı olabilmesi için ki yazarımız bunu başarabilmiş.

Öyküleri ise, aslında O'nun öykülerinin yıllardır okuyan biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki gerçekten güzeller.


Tek kusuru var kısa olmaları .

Tabii bu benim için kusur , bazı okurlar için ise kitabı cazip hale getiren bir özellik.

Deep tone'dan uzun hikaye ya da roman bekliyorum ve bunu her fırsatta dile de getiriyorum , çünkü hemen her hikayesi tadı damağımda kaldı dedirtiyor.

2. kitabını okuduğum yazarımıza , yazın hayatında başarılar diliyorum , okuru çok olsun.

3. kitabını da sabırsızlıkla beklediğimi belirtmek isterim.

Yazarımızın diğer yazılarına kişisel blogundan da ulaşabilirsiniz , bunun için ise alttaki isme tıklamanız yeterli olacaktır;


**Not: Deep selam arkadaşım bu satırlar da senin için.

Bloggerda senin gibi birini tanıyacağımı söyleseler inanmazdım , sanal adı üzerinde içinde yalan olan bir alem.Ne ki sen tanımadan sevdiğim blogdaşlarımdan birisin , umuyorum ki yazıların gibi dostluğun da daim olsun.

Belki öylesine başladığın , plan program yapmadan giriştiğin bu hobi sana hayatındaki en güzel kalıtları bıraktı , umudum devamının da gelmesi yönünde.

Biliyorum ki hayatında en çok istediğin şeylerden biriydi yazdıklarının kitap olabilmesi.

Azmine , istikrarına hayranım. 

Bütün istediklerinin olduğu bir yaşam dilerim , en güzelinden olsun her istediğin...

Yazın yolculuğun, bol okurlu olsun, kitaplarını çok satanların arasında görmek kısmet olsun bana da .

Sevgiyle hep...





2 Haziran 2015 Salı

50-SONUNCU -TAHSİN YÜCEL


1. Baskı 2010
330 Sayfa


Öyle bir kitap düşünün , öyle bir kitap ki; tek büyük harfi ilk tümcesinin başında , tek noktası ise 24.718 'inci sayfasının sonunda olsun. 

Yazılması 40 yıl alsın.

İsmi de Serencam olsun.

Sonuncu; Serencam'ı   , yazarının ve çevresindekilerin hayatlarını anlatmakta ama ne anlatım.

Bir kere kitap 330 sayfa ama rahat 660 sayfa da olabilirdi çünkü puntolar oldukça küçük ve sayfalar bir hayli tutumlu kullanılmış. Bu hem beğendiğim hem de okurken beni zorlayan bir düzen.

Kitabın geçtiği tarihler de sanıyorum 1950 ve 60 yıllar olabilir , büyük bir Fransız hayranlığı ve Hariciyeci dededen kalma malların satılarak bir mirasyedi hayatı sürülmesinden edindiğim kanı bu.

Kitaplara şekil açısından yaklaşılması ; Serencam'ın bir türlü tam olarak okunamamasına- yani başlayıp tamamını okuyan kimse yok kitabı-   rağmen bütün dünyada görsel olarak ilgi çekmesiyle anlatılmaya çalışılmış.

Tahsin Yücel 6 ayda yazmış kitabı.

Türkçeye hakimiyeti , bazen gerçekten karakterlerdeki bezginliği hissettirmesi harika.

Üslup ve işleyiş hemen her klasikte olduğu gibi ağdalı fakat vazgeçilemez.