Binlerce kelime yazdığım bu ekrana şimdi şu cümleleri kurmak ne kadar zor.
Blogumu açtığım ilk zamanlarda , yorumları ile tanıştık.
Sonrasında sosyal medyanın diğer mecralarında da devam ettirdik arkadaşlığımızı ,
telefon numaralarımızı verdik birbirimize , sesimizi duyduk , whatsapptan yazıştık.
Hayat Kitap 'ın sahibiydi Sinem.
Hastaydı , günümüzün illet denilebilecek hastalığından muzdaripti , kanserdi .
Fakat hiç hasta gibi değildi , hep umut doluydu , 28 yaşındaydı daha ve hayata tırnaklarını sımsıkı geçirmişti , kitaplar okuyor,sınavlara giriyor , eşini deli gibi seviyor , annesini yere göğe koyamıyordu.
Ne çok insana örnek gösterdim O'nu, bakın dedim , ne acılar çekiyor ama umudunu hala kaybetmiyor, sımsıkı tutunmuş hayata , sizin mırın kırın ettiğiniz sıkıntılar ne ki dedim , alın görün Sinem kanseri yendi umuduyla ...
Yenmişti , iki ay öncesinde nüks ettiğini öğrenene kadar , yeniden hayata diğer insanlar gibi karışabileceği günleri sayıyordu.
Bana defalarca buluşacağımızı , görüşmek istediğini , mutlaka beni göreceğini söyledi , geçen yaz planlar yaptık , günler koyduk görüşmek için.
Bir sürü zamanımız vardı , benim yaz aylarındaki yoğunluğum hiç durulmadı , bahanelerimizin biri bitti biri başladı...
Görüşemedik...
Olmadı...
En büyük keşkem oldu Sinem ...
Hayatımın 35 yılının üzerine kalın, siyah bir çizgi çekti .
Eh be deli kız , neden ...
Sen gittin , yüreğim yangın yeri oldu .
Sen gittin , benim örneklerim bitti ...
Sen gittin , iyilerden biri yitti...
Cennet mekanın olsun güzel yürekli kardeşim ,
şablonum senin ellerinden çıktığı şekliyle kalacak.
Not: Sinem'e Allah'tan rahmet , ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum .

