Merhaba Sayın okuyan, yeni bitirmiş olduğum bu kitabı alıntılarıyla ve bencileyin yazacağım.
Kitap ilk kez 1968 yılında E yayınevinin ilk kitabı olarak, yayınevi kurucusu Aydın Emeç çevirisi ile yayımlanmış. Orijinal adı da The Painted Bird. Elimdeki 2011 basımı, 239 sayfa... Muhtemelen bana sahaflar turlarımdan birinden hatıra, yine muhtemelen yasaklı kitaplar listelerinde üst sıralarda yer alışı etken bu buluşmaya.
"Çocukları tehlikeye düştüğünde yardımına koşmazlarsa neye yarardı anneler, babalar!"
Aslında kitap sarsıcı.
II. Dünya savaşında ailesinin, korumak için uzak bir köye gönderdiği 6 yaşında küçük bir çocuğun 12 yaşına kadar yaşamı var kitapta.
Bu çocuğun yaşadıkları ve hayatında iz bırakmışlar, her birine 1 bölüm ayrılarak ve 14 bölümden oluşan öyküsü anlatılıyor, çocuğun ağzından.
"Ne yağmurun, ne rüzgarın, ne de ateşin işlenen suçların izlerini silemeyeceğine inanılırdı. "
Sonunda yazar otobiyografi değil kurgusal dese de o dönemi gerçekten yaşamış olanların otobiyografik yazıtlarından anlaşılan, bu kitabın gerçek olma ihtimalinin bulunduğu. Doğu Avrupa'da yasaklı kitaplar listesinde uzun yıllar üst sıralarda yer alması da bu anlatılanlar üzerindeki gerçekliği arttırıyor.
"Tanrı, bütün olayların üstünde olduğuna göre, bu köylüler neden dinleri, papazları ve kiliseleri için korkuyorlardı."
Kitap belki mekanik bir anlatıma sahip fakat edebi bakımdan değeri sanırım tartışılır. Bence yazar teknik olarak fazlaca yetkin olunca da betimlemeler çok stratejik olabilir. İster etkilenerek okuyun anlatılanlardan, ister edebi açıdan değerlendirin okuyun. Bazı kitaplar insanların vahşetini gün yüzüne çıkarıyor, bir kesim insan bu vahşet anlatılmasını sakıncalı buluyor bence büyük puntolarla yazılması gereken, herkes tarafından okunması hatta ezber edilmesi gereken kitaplar bunlar.
"Çok seviyorum kitapları. Çevremizdeki dünya kadar gerçek; neredeyse ondan daha zengin bir evren fışkırıyordu sayfaların arasından. Hayat boyu, yanından geçtiğimiz kişilerin düşünceleriyle isteklerini öğrenebiliyorduk kitaplardan. "
Bu Doğu Avrupa da olsa böyle, Orta Doğu da olsa böyle, bu dünyadaki en vahşi varlık insan ne yazık ki.
"İlk günahın korkusu, iyi bir Hıristiyanın kafasını nasıl kurcalıyorsa, ailenin gölgesi de herkesi öylece eziyordu ."
Akıl sağlığınızın statik kalabildiği, beden sağlığınızın fazladan korunmaya ihtiyaç duymayacağı güzel günlere...

