24 Mart 2017 Cuma

DİLEK EVİ - RUDYARD KIPLING

Çeviri:Mukadder YAYCIOĞLU
1. Basım 1999
2. Baskı 2005
149 Sayfa

"Ne kadar ileri gittiğimizi ancak geriye dönüp baktığımızda anlayabiliriz ."

Borges 'un önsözü ve Borges seçkisi bir kitap Dilek Evi.

İçinde 5 hikaye var :
*Dilek Evi
*Sahibler Savaşı
*Siperlerin Madonnası
*Allah'ın Gözü
*Bahçıvan

Borges'ı en çok etkileyen Bahçıvan'mış. Kendisi der ki;
"Olaylar gerçekçi fakat öykü gerçekçi değil."

Anladınız siz onu.

Kipling de enteresan bir yazarmış, biraz biyografik çalışma yapmaya değer zannederim.

Babil Kitaplığı dizisinden gelen kitaplar ile genelde aram oldukça iyi.

Yeğenden tırtıklamakla da aram iyi olunca , akıbeti okunmak oldu .:)

İspanyolca'm olmamasına , hatta orijinali okumamış olmama rağmen çeviride sıkıntı olmadığını düşünüyorum.

Hikayeler farklı, hem de kelimenin tam anlamıyla.




22 Mart 2017 Çarşamba

CRESS - MARISSA MEYER


BİR AY GÜNLÜĞÜ SERİSİ 3

Çeviri:Beril Tüccarbaşıoğlu UĞUR
1. Basım 2015
2. Basım 2016
546 Sayfa


Serinin 1. kitabı : CINDER
2. Kitabı :    SCARLET

İlk kitapta Cinderella , 

2. kitapta Kırmızı Başlıklı Kız olursa

 bu kitapta Rapunzel olması normal :D 

Ama tabii ki sadece eski zaman masal kahramanları  yok kitapta , gelecekte hem de çok ileri bir gelecekte geçiyor , 4. Dünya savaşından 100 yıl sonrasında :D

Ve benim sevdiğim bir seri olmaya 3. kitaptan sonra da devam ediyor :D




20 Mart 2017 Pazartesi

DİDEM MADAK -AH'LAR AĞACI

1.Baskı Everest 2002
2. Baskı Metis 2012
10. Baskı Metis 2016
73 Sayfa


Kitapta 9 şiir var , hepsi birbirinden güzel.

"-Ah'lar ağacı
Güzin Ablası kitaplar olan bir kızdım, 
İçim sıkılmasa o kadar 
Tek bir satır bile okumazdım.
..........

Arttım , fazlalaştım ,
Eksikli yaşamaktan 
Ah'lar ağacıyım , gibisi fazla .
Başka bir şey istemem 
Artık beyazlaşan üç-beş tel saçıma, 
Hesabımı tam vermekten başka ."


********
"-Siz Aşktan N'anlarsınız Bayım?
.......
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca 
Balkona yorgun çamaşırları asmayı 
Ki uçlarından çile damlardı .
Güneşte nane kurutmayı 
Ben acılarımın başını 
Evcimen telaşlarla okşadım bayım.
Bir pardösüm bile oldu, içinde kaybolduğum 
İnsan kaybolmayı ister mi?
Ben işte istedim bayım.
Uzaklara gittim .
Uzaklar sana gelmez , sen uzaklara gidersin 
Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar Bayım!"

Bunlar sadece bir kaç satır kitaptan , bakmayın 73 sayfa olduğuna , çok şey anlatmakta :)


18 Mart 2017 Cumartesi

KAN BÜYÜSÜ -NORA ROBERTS

Çeviri:Gözde SOYKAN
1. Basım 2016
415 Sayfa

"Suçlu olanların uykusu çok az kaçar."

Sırf bu kitap , sırf bu kitaptaki kahramanların hikayesi için bitirdim seriyi.

Ama umduğumu buldum diyemiyorum.

Zaten bitişi belli bir hikayeyi , tekrar okumuş oldum.

Oysa bir şaşırtmaca , bir son dakika golü olmalıydı bu kitapta.

Roberts'ın günaşırı kitap yazdığını düşünürsek , canı sıkıldığı günlerde yazdıkların biri daha diyebilme cüretini gösterebiliriz.

Sanırım bu yazardan, bir sonraki kitabım ya bir Dallas kitabı olur , ya da hiç olmaz .




16 Mart 2017 Perşembe

PARÇALANMIŞ GÜLÜŞLER -TOLGA YAZICI

1. Baskı 2016
299 Sayfa

"Yalnız ve kararsız kalınca içilecek en yegane ve ucuz şeydir çay."

"Biz birer çay bardağıydık ve dudak payı bile bırakmayacak kadar acıyla dolmuştuk."

"Biliyorum ki aramak 
Kendini kabetmektir,
Biliyorum ki aranmak 
Sevildiğini bilmektir."

"Bazı insanlar sevgisini gösteremez , "seni seviyorum " diyemez,  onun yerine "çay içelim mi?" der."

"Biz insanlara sunulan en büyük mutluluk sebebiydi 'hayal kurmak' .Gerçi hayat dediğimiz şey de bu yüzden enteresan.Yine kendisi sayesinde türettiğimiz 'hayal kurmak ' terimini yine kendisi yıkabilir. Hem de sadece bir harfin yerini değiştirerek; 'hayal kırmak'."

"Sağlam bir damarını yakalayabilseydik dünyanın , bir şekilde iki kişi kolundan tutup birimiz de en sağlam damarına , belki de atardamarına bu huzuru enjekte ederdik.Çünkü mutluluk kavramımız öğle azalmıştı ki insanlık olarak , buğulu bir cama yazılan yazı kadar silik ve etkisizdi.Bu yüzden bazı insanların yanmayı bile göze alarak , Tanrı'ya ve düzenine kafa tutması gerekti."

"Aynı anda gezmek, aynı anda görmek , aynı anda her yerde bulunmak...Dünyadaki en boktan histir geç kalınmışlık hissi .Heleki bu , hayat olunca bir yere yetişeyim derken , hiçbir yere yetişemiyor insan."

"Yıllardır böyledir ve hiçbir zaman değişmeyecektir.Bu coğrafyanın rüzgarını da yakılacak ağıtları da Tanrı'dan önce siyah takım elbiseli diplomatlar belirler."

*********

Bir blog arkadaşımın , SAFRANSARI 'nın kitabı Parçalanmış Gülüşler.

O sebepten belki de yapacağım yorum, oldukça tarafsız olabilir (!):D

Yani siz benim yorumuma aldanıp kitap hakkında hüküm vermeyin , kitabı alın , okuyun sonra kara verin.

Hem blog, hem de yeraltı sever olunca insan gerçekten de kitap için yazılacak çok şey yok .

Çok sevdim .

Kitaba öykülerden oluşuyor demek doğru olsa da öykülerdeki karakterlerin bir bağı olduğunu hissedebiliyorsunuz, bu anlamda roman havasını da alabiliyorsunuz kitaptan.

Çok sevdiklerim de oldu içlerinde, bu bize fazla dediklerim de.

Neden fazla , çünkü biz kitaplara karşı ön yargıları fazla olan insanlarız.

Tolga harika bir işe imza atmış , tebrik ediyorum.

Kitapta gözüme çarpan teknik aksaklıklar var , Tolga'ya söylediğimde , 2. baskıda düzeleceğini ifade etti.

Bence yeraltı severler çok çok severek okuyacak , ama +18'e takılanlar da mutlaka olacaktır .

+18 'den kasıt; küfür . Ama insanımız bu konularda pek bir ahlak kumkuması kesilir , oysa edebiyat özgürlüktür.

Bu kadar özgürlük bana ters diyenler olabilir , önceden uyarmış olalım.

Yeraltı edebiyatı olduğu göz önüne alınarak okunmaya karar verilmeli , allı güllü bir aşk arayanlar hüsrana uğrayabilir , gerçi öylesi de var kitap ta ya neyyse  :)

Neyse şu aralar çok yazacak şeyim var bu konuda , kalemi sivriltmeden çekilmekte yarar var sanırım , teşekkürler Tolga.

Bol okurlu olsun kitabın , daha çok kitaplarını okumak düşsün bize de :)






15 Mart 2017 Çarşamba

SCARLET -MARISSA MEYER


BİR AY GÜNLÜĞÜ SERİSİ 2
Çeviri: Deniz ARI
1. Basım 2015
3. Basım 2016
486 Sayfa

CINDER ile okumaya başladığım serinin 2. kitabı. 

Kerem'in kitaplığından itina ile araklanmıştır .

Bu seriyi sevdim , hem gelecekte geçiyor ki oldukça uzak bir gelecekten bahsediyoruz , 4. dünya savaşından sonrası diyeyim, siz anlayın.

Hikaye kahramanları ise geçmiş masal kahramanlarından esinlenilmiş.

Enteresan bir kombinasyon yani.

Bir de kolay okunan bir anlatımı olunca , eh bir okura düşen keyfine varmak olmasın mı?




14 Mart 2017 Salı

Bir GÜN Bir YER -EYÜP SULTAN

Bilenler biliyor , bilmeyenler için ;
AÖF(Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi ) 
Türk Dili ve Edebiyatı 2. sınıf öğrencisiyim.
'Yaşın biraz geçkin değil mi?' diyenler olabilir, öğrenmenin yaşı yok diye düşünenlerdenim.
(Yaşım 35 )
Bu bölümde okurken pek çok bilmediğim şey öğreniyorum edebiyata dair .

Ve bir de diller , edebiyatımızı anlamak için , bunlardan biri de malumunuz olacağı üzere Osmanlıca.

Fakat bu ölü dili sadece kitaplardan çalışarak öğrenmek oldukça meşakkatli , 1. yıl bir miktar zorlanarak ta olsa geçebildiğim Osmanlıca 'yı hakkıyla öğrenebilmek adına İSMEK'in(İstanbul'da yaşayanlar için ücretsiz pek çok bölümde ders/kurs alabileceğiniz kurum) Osmanlıca kursuna yazıldım 2016 ekim ayında .

Şu anda 2. kur olarak; Osmanlıca Kolay Metinler 'i alıyoruz , bu kur için alan çalışması olarak ta Eyüp Sultan'daki mezar taşlarını okumayı uygun gördü öğretmenimiz.

Öğretmenlik işini hakkıyla yapan , bu konuda bizlerin taleplerini karşılamaya çalışan , bu uğurda 'yeter ki öğrenmek isteyin' mantığı güden pek kıymetli bir öğretmenimiz var , Sabiha öğretmenime (okumayacak olsa da) kocaman bir teşekkür ediyorum buradan.



Nihayet 12.03.2017 Pazar olarak kararlaştırılan alan çalışması gününde , havanın inanılmaz soğuna ve yağmura rağmen Eyüp Sultan'dayız.

Eyüp Sultan , İstanbul'un Eyüp İlçesinde yer alan Eyüp Sulan Camii'nin bulunduğu , Eyüp Sultan Hazretlerinin yattığı rivayet edilen yerdir.



Peki kimdir bu Eyüp Sultan ,
wikipedia'ya göre;
Ebu Eyyûb El-Ensarî - doğum adı Halid bin Zeyd bin Kuleyb (Arapçaأبو أيوب الأنصاري; ö. 672[1] veya 674[2]), Türkçede Eyüp Sultan olarak anılan en büyük Sahabelerden biridir. İslam peygamberi Muhammed'i Mekke'den Medine'ye göç ettiği zaman evinde ilk misafir eden sahabidir. Bu misafirlik süresi yedi aydır. Bu sebeple kendisine bu olaydan sonra Mihmandar-ı Nebevî veya Mihmandar-ı Resul de dendiği olmuştur. Daha sonra 90'lı yaşlarında katıldığı ikinci İstanbul kuşatması sırasında şehit olmuştur. Vasiyeti üzerine İstanbul surlarının dibine gömüldüğü rivayet edilir. Fetih'den sonra Akşemsettin manevi keşif yoluyla mezarını bulur. Şu anda onun adına bir türbe, kendi adı ile anılan Eyüp semtinde ve kendi adı verilen Eyüp Sultan Camii'sinde bulunmaktadır.
Eh oraya kadar gitmişken türbenin içine girmemek olmaz .Etrafındaki çinileriyle de ayrıca ünlü olan türbenin ne yazık ki orijinal kalabilen çinileri çok az. 




Orjinalleri görmek için Louvre Müzesi ziyaret edilebilir ama Eyüp'te de restorasyonları yapılmış , yine de orijinal hallerini görebilmeyi dileyeceğiniz fevkalade bir sanat var.



Türbede Eyüp Sultan yatıyor mu , yatmıyor mu tartışmasına girmeyeceğim ama herhalde yerli turistlerin İstanbul'da en çok ziyaret ettiği yerlerden biri olduğunu söylersem , zannederim yanılmış olmam. Değişik inanışlar ile ritüellerin de yapılması ile kutsal kabul edilen bu yer , dilek dileyenlerin de uğrak yeri.


Alan çalışması yapmak için burasının seçilme nedenlerinden biri , Eyüp Mezarlığı.
Eyüp Mezarlığı'nda padişahlar, sadrazamlar, şeyhülislamlar, vezirler, kumandanlar, hanım sultanlar, saray mensupları, din, tasavvuf, ilim, fikir, sanat adamları, şairler ve halktan kişiler gömülmüştür.







Bu kişilerin mezar taşları Osmanlıca olup, bizim gibi Osmanlıca öğrenmeye çalışanlar için muazzam bir pratik yeridir.


"Ecdadımızın mezar taşlarını bile okuyamıyorlar(!)" demesinler diye , gittik ve 3 saat boyunca , bulabildiğimiz -sağlam kalmış- mezar taşlarını inceledik.
Kimlerin mezarlarını ya da taşlarını incelediğimizden önce şunu belirtmek isterim , ecdadımızın mezar taşlarının okunmasını isteyenler , o taşların kıymetini bilmeliler.


Yazık ki hiçbir şeyine  kıymet vermediğimiz ülkemde , mezarlıklar da bu sorumsuzluktan paylarını fazlası ile almışlar.
Pek çok taş kırılmış , bu kırılmaların doğal sebeplerden olduğu kabul edilse bile , gelişigüzel yerlere atılmış görüntüsü kabul edilir gibi değil.


Gelelim bizim gördüklerimize , ilk uğradığımız Sokollu Mehmet Paşa türbesi .

Nobel ödüllü yazar Ivo Andric'in aynı isimli bir kitabına da konu   olan Drina Köprüsü'nde de imzası vardır Sokolovic Mehmet Paşa 'nın. Ve tabii Mimar Sinan'ın 
:)



Yine Sokolovic Mehmet Paşa ile aynı köyden olan Lala Mustafa Paşa. Ve 28 yıl Şeyhülislamlık yapmış olan Ebussuud Efendi.



Şehzade Mehmet Kazım ve nice Sultanlar ....



Çok uzun bir yazı oldu biliyorum :)



Belki de sıkıldınız, çünkü sadece tarihe ilgi duyanların önemseyeceği şeyler bunlar.



Yine de sizlerle paylaşmak , kulaktan dolma olan bilgileri görsel olarak ta görmenizi ya da görmüş olanlarınız için kısa(!) bir hatırlatma için paylaşmak istedim.




Eyüp mezarlığı çok büyük , biz 2- 3 saat kadar gezebildik ve zannederim çok az yerini görebildik.



Daha çok görülecek /okunacak mezar taşı olmasına rağmen iliklerimize işleyen yağmur ve soğuğa direnemeyip , yeni alan çalışmaları için öğretmenimizden söz alarak Eyüp'ten ayrıldık.



İstanbul'da ne kadar kalırım , hayat bizi nerelere götürür bilinmez ama bu şehir görülmeye değer.


Burada olduğum sürece hep bilmek , hep öğrenmek arzusu duyuyorum.








Hatta okumaya , öğrenmeye , gezip-görmeye olan aşkım zannederim bu ilde zirve yaptı.



Dünyada pek çok görülecek yer var , öğrenilmesi gereken pek çok şey, umuyorum benimle birlikte yaptığınız/yapacağınız bu gezilerde sıkılmayacaksınız.