13 Ağustos 2019 Salı

YETENEKLİ BAY RIPLEY - PATRICIA HIGHSMITH

Ingilizce'den çeviren: Esra birkan
1. Baskı 2001
2. Baskı 2016
312 sayfa


Bir anti-kahraman hikayesi.

Beş kitaplık serinin ilk kitabı.

Polisiye kısmı en az yer tutan kısım kitap boyunca(bence), vurucu ya da heyecanlı kısım ise polisiyenin olduğu kısımlar.

Eşcinsellik ile borderline 'ın(bu benim olabilir diye düşündüğüm rahatsızlık belki başka bir karşılığı da vardır ) belirgin izleri.

Aşk, eh işte ...

Ve sebepsiz eylemler...

Nedenleri belki de serinin diğer kitaplarındadır, kim bilir!

Bir de filmi varmış ve denilene göre kitabından iyiymiş, henüz izlemedim :)


9 Ağustos 2019 Cuma

İNSAN OLMAK - ENGİN GEÇTAN

Metis'te 1. Basım 2003
16. Basım 2018
180 sayfa

Geçtan önsözde diyor ki;

"Bu kitapta, insanın kendi kendisine tutsak olmasına yol açan kısır döngülerin oluşum nedenlerine ve yaşanış biçimlerine ağırlık verilmiştir.  Çünkü insan, kendisine karşıt düşen davranışların nasıl geliştiğini göremedikçe, özgür olabilmek için neyi aşması gerektiğini de bilemez."

Terminolojik olmayan anlatımıyla gönlümde bir yer edindi yazar.

"İnsan, varolduğu günden bu yana sürekli olarak, içinde yaşadığı dünyayı ve evreni tanımaya ve anlamaya çalışmış, ancak bu çabası içinde en az taşıyabildiği varlık yine kendisi olmuştur. "

Geç buldum ama hemen bırakmamaya ahdettim.

"Kadercilik ve uyuşukluk, çevreyle baş edememenin doğal sonuçlarıdır. "

Bireyin kendi farkındalıkları için, karakter analizi ve psikolojisine açıklamalar bulacağı türden bir şey.

"Güçlülük, yürekli olmayı gerektirir. Yüreklilik ise insanın kendi gerçekleriyle yüzleşebilmesini içerir. "

Gelişim psikoljisinde Freudyen yaklaşımın tam karşılanamadığı yerde, tecrübelerin devreye girdiği bir birikim patlaması.

Tekrar Freud ve Jung okumalıyım, hem de en acilinden.


"...insanlığın kendi yazgısını denetleyebileceği bir üst-sistem, ancak
 alt-sistem olarak bireylerin kendi yazgılarını yönlendirme sorumluluğunu üstlenmeleriyle gerçekleştirilebilir. "


Bakmayın sayfa sayısına, ciddi söylüyorum salim kafayla, düşüne düşüne, irdeleye irdeleye, sayfalarını çize çize ve en önemlisi kafa yorarak okunacak bir kitap. Zaten bu şekilde okumuyorsanız, göz kası egzersizi yapıyorsunuzdur. Yapmayın!




SDNEY LONDON - DANVERS SERİSİ



304 Sayfa

182 Sayfa 

295 Sayfa 

3 Ağustos 2019 Cumartesi

EVE DÖNÜŞ ŞARKISI- JODI PICOULT

April yayıncılık 
Çeviri: Dilek Berilgen CENKCİLER
482 Sayfa

"Bir anda artık o insan olmak istemediğime karar verdim. Dünyayı aldatıyor gibi yapmak istemiyordum, çünkü aldatmıyordum. Başka birinin benim için plan yapmasını istiyordum, çünkü kendi başıma başarılı olduğum asla söylenemezdi. "
"Bir insanın sizin için doğru olduğunu, söylemek zorunda olmadıkları söylediklerinden daha da önemli olduğu zaman anlıyorsunuz. "


Blogda aradığımda Bir Daha Bak adlı kitabını buldum, muhtemelen Kız Kardeşim İçin olanı blogdan önce okudum. İlk iki kitaptan sonra "bütün kitaplarını edinmek istiyorum" demişim. Çünkü farklı bir tarzı, günümüz yaşantılarına farklı bakış açılarından bakmanızı sağlayacak hikayeleri vardı. Bir de hikayeyi okur okur ve sonunda kesinlikle olaya daha spesifik bakan birinin gözünden neticeye ulaşırdınız. 

Bu kitabı ne zaman edindiğimi bile hatırlamıyorum. Geçen yıl boyunca bir sınavdan öbürüne, bir projeden diğer ödeve ve tabii staja ayrılan zamanımda yeterince kitap okuyamadığımdan şikayet edip durdum ama bakmayın siz insan isterse her zaman okumaya vakti kalır. Benimki biraz da bahanesi hazırlardan oldu.  Ve sonunda her şey bitti dediğim 27 Temmuz'dan sonra ise bir ne yapacağını bilememe, bir dizi başlama, bir film yarım bırakma şeklinde devam ederken günlük hayatıma "ya ben niye okumuyorum eskisi gibi" diye düşünerek, beni saatlerce kendine bağlayacak bir kitap arayışına girdim. Çünkü ne zamandır okumayı bırakmamış olsam da elime 3 ya da 4 saat kitap alabilmişliğim yok. 

Uzattım ama Picoult'un kitabını görünce ilk aklıma "işte bu" demek geldi. İlk iki kitabına bakarak diyebilirdim ki beni 3-4 saat  kendine bağlayacak kitaplardan biri olabilir. Nitekim de kitabı 482 sayfa olmasına rağmen bir günde bitirdim.

Ancaaak, ben hep önceki iki kitabındaki vurucu anı beklesem de, yazar da sonunda sürprizimsi bir şey yapmış olsa da beni tatmin etmedi. Öncelikle hikayede çok fazla ayakları yere basmayan şey vardı, bir diğeri LGTB 'li bireylerin L harfini karşılayan kesimini anlatıyor olsa da ben bir türlü o hissi, o samimiyeti yakalayamadım. Ha hikaye acayip enteresan, oldukça acıklı, inişi çıkışı bol . Belki de sadece ben böyle düşünmüş olabilirim, yani yaptığımın öznel bir eleştiri olduğunu unutmayın belki sizde uyandırdıkları bambaşka olabilir. 

Yine de Picoult'un bir sonraki kitabını edinmek için tereddüt etmem, bütün bu anlattıklarıma rağmen.

Sevgiyle, kitapla kalın.



31 Temmuz 2019 Çarşamba

BÜYÜK KARDEŞİM ATATÜRK- MAKBULE ATADAN

2. Baskı 2016
214 Sayfa

Kitap;
 1 Kasım 1951- 22 Mart 1953 yılları arasında Yeni İstanbul gazetesinde Makbule Atadan'la yapılan gazete söyleşisini içeriyor.

İki bölümden oluşan söyleşinin ilk bölümü;  Zübeyde Hanım'ın gençliği ile başlıyor, nasıl evlendiği, Mustafa Kemal'den önce olan çocukları, Ali Rıza Bey'in yaşamı, o dönem içinde yaşanılan hayat koşulları, bilhassa kadın ve kızların ahvali gibi konuları ele alarak devam ediyor.

İkinci bölüm,
 Mustafa Kemal'in çocukluğunda başlayıp, 13 Mart 1899'da İstanbul'daki Harp Okuluna girişiyle son buluyor.

Açıkçası kitapta Mustafa Kemal Atatürk'ten ziyade bir dönemi -o dönemin Yunanistan'nını- anlatmış Makbule Hanım. Savaş, göç, kadına bakış, Yunanistan'da Osmanlının nasıl göründüğü , çeteler, muhacirler detaylıca aktarılmış.

Ben daha ziyade Atatürk'ün birey olarak daha detaylı ve özel tanımlamalarını bulacağımı umarak başlamıştım kitaba ancak o dönemi okumak ta - hele ki yaşamış birinin ağzından çıkıyorsa- oldukça etkileyiciydi. Her ne kadar o dönemi belki defalarca okumuş olsam da bıkmadan daha defalarca okuyabilirim. 

Tarih severlerin kaçırmaması gerektiğini düşünüyorum.

Bilhassa Atatürk hakkında her yazılanı okumak isteyenler varsa, ya da benim gibi kütüphanelerinde bir Atatürk köşesi oluşturmaya azmetmişler ise edinilmesi gerekenlerden biri.

Bir iki alıntı ile yorumumu bitiriyorum, hepinize keyifli okumalar olsun, sevgiyle...

********

"Memlekette idare soysuzlaşmasından çok daha tehlikeli bir düşman olduğunu unutmamak lazım. Bu düşman, taassuptur."

"Aldatmak, devlet kasasını soymak, rüşvet almak sosyal bir fazilet haline gelmiş..."

"Askerlik bugün olduğu gibi, en kutsal bir vatan hizmeti değil, yalnız fakit vatandaşların sırtına çöken ağır bir yüktü. Bedelini veren askerden kurtuluyor. Medreseliler ise rahat ne bedel var ne askerlik. "

"Osmanlı padişahları arasında kültür düşmanlığı ile tanınmış olanlar çoktur. Fakat bunların başında Abdülhamit gelir. Onun sultanlığı zamanında her türlü fikir hareketi, sırf idare maksadıyla durdurulmuştur. O'na göre halk ne kadar bilgisiz kalırsa o kadar kolay idare edilir."

"..bizde her şey yasak. Düşünmek, öğrenmek, fikir sahibi olmak yasak...Burada yasak olmayan şey, dalkavukluk, iki yüzlülük..."




21 Temmuz 2019 Pazar

SERGÜZEŞT- SAMİ PAŞAZADE SEZAİ /ÇEKİLİŞ SONUCU




Çekilişimizin kazananı Burcu Odacı. Tebrik ediyor, şansı daim olsun diliyorum. Keyifli okumalar olsun. 







İstek Yayınlarında 1. Basım 2018
112 Sayfa


!!!Türk klasiklerinin ilklerinden biri, İstek Yayınları işbirliği ile içinizden birinin olacak, artık bildiğiniz üzere tek yapmanız gereken yorum bırakmak.

Son Katılım 27.07.2019 Cumartesi 00.00


"Hayatımız son dakikalara, felaketimiz son derecelere yaklaştığı zaman ani bir teselli, ilahi bir yardım, kırık kalplerimizin çoğunun imdadına yetişir."

Sadeleştirmesini Prof. Dr. Mehmet Kanar yapmıştır.

Eser Türk edebiyatında romantizm'den realizme geçiş eseri olarak görülür. O dönemin sorunlarından kölelik ve insanların parayla alınıp satılması konu edilmiştir. Sami Paşazade Sezai'nin hayat hikayesi ile değerlendirildiğinde otobiyografik unsurların olduğu görülür.

 Edebiyat severlerin mutlaka okuması, tarih meraklılarının da kaçırmaması gerekir. Tarih ne alaka demeyin, ülkenin o döneminin bir kesitini, realist bir bakış açısıyla görmeyi sağlar.


Not: Sergüzeşt; Farsça "ser: baş" ve "guzeşt :geçmiş" kelimelerinin birleşiminden oluşup, "macera, serüven" anlamında kullanılmıştır.


8 Temmuz 2019 Pazartesi

EDEBİYATIN AYKIRI ÇOCUKLARI- ANDREW SHAFFER

Çeviri: Çetin Soy
1. Baskı 2014
249 Sayfa

Kitapta bahsi geçen kişiler, edebiyat dünyasındaki izleri asla yadsınamayacak isimler. Fakat bu isimlerin yaşamlarını normal kabul edebilmek(Normal ne demekse!) mümkün değil.

Mesela  sadizmin isim babasının Marquis de Sade olduğunu bilir miyiz? Peki bu isim babalığını hak etmek için yaşamı boyunca elinden geleni ardına koymadığından haberdar mıyız?

Ya da Samuel Taylor Coloridge'ın Kubilay Han'ı yazarken ciddi miktarda afyonun tesirinde olduğunu?

İçlerinde en masumu olan Balzac'ın günde 50 fincan sade kahve içtiğini?

Madam Bovary'nin en çok yargılanan kitaplar arasında olduğunu?

Oscar Wilde'ın kadınsı kıyafetler, makyajlı hali ve davranışlarıyla (evli ama eş cinsel olduğunu saklamaz) gazetelerde alay konusu olduğunu?

Bütün bunlara rağmen yazarın da dediği gibi:

"Tüm zamanların en iyi 100 romanının dilediğiniz listesini açın. Fitzgerald'ların, Faulkner'lerin ve Hemingway'lerin arasında çok sayıda sakin, ayık edebiyatçı göreceksiniz. Hayır aykırı edebiyatçılar arkalarında o değerli yapıtları şoka uğratan davranışları sayesinde değil, 
onlara rağmen bıraktı. "