7 Aralık 2016 Çarşamba

114-TÜFEK, MİKROP VE ÇELİK - JARED DIAMOND

Çeviri:Ülker İNCE
26. Basım 2015
611 Sayfa


"İnsan topluluklarının yazgıları"

alt başlığı ile çıkan kitap , insanlık tarihine ışık tutmak adına önemli bir kaynak.

"Anlamak çoğu kez sonuçları tekrarlamak ya da ebedileştirmek amacına değil , o sonuçları değiştirmeye çalışma amacına hizmet eder."

Sonuçları değiştirmek istiyorsak , sebepleri iyi anlamalı, analiz edebilmeliyiz.

Bunun için de önce öğrenmemiz gerekir.

Kabul ediyorum ki tarih , her zaman bir miktar eksik kaldığımı hissettiğim türdür.

Okuduğum kitaplarda da her ne kadar yakın tarihi takip etmeye çalışıyorsam da asla istediğim seviyeye ulaşabilmiş değilim.

İnsanlık tarihi ise her zaman bir ucundan başlamak istediğim ama hep ötelediğim gurupta yer aldı.

Fakat yaş geçiyor ve bir yerden başlamak şart :D


"Tarih farklı halklar için farklı yönde gelişti ama bu çevresel farklardan dolayı böyle oldu , o halkların biyolojik farklılıklarından dolayı değil."

Bir yerden başlayacaktım ama en başından başlamak istiyordum , şu sıralar fazlaca okunan bu kitabı tercih etmemin sebebi budur , tarihe en başından başlama isteği :D

"İnsanlık tarihinin temel olgularından biri, Güneybatı Asya'nın Bereketli Hilal denen kısmının tarihte ilk önemli bölge olmasıdır.Kentlerin , yazının , imparatorlukların , (iyi ya da kötü ) uygarlık dediğimiz şeyin ve uzun bir zincir oluşturan bütün gelişmelerin başlangıç noktası burası olmuş gibi görünüyor."


Kitabı yavaş okudum , neredeyse 2 ay elimde kalmasının sebebi olarak sayfa sayısını göstermem mümkün değil , kitap o kadar dolu ki bilgi açısından sindirerek okumak lazım.

"Orta çağda teknolojinin akışının yönü bugünkü gibi Avrupa'dan İslam alemine değil, büyük oranda İslam aleminden Avrupa'ya doğruydu."

Düşünerek , anlamlandırmaya çalışarak okuduğum kitap 2 ay boyunca başucu kitabım oldu.

"İster bir şeflik olsun , ister bir devlet , herhangi bir sınıflı toplum için insan şunu sormalıdır: Halk kendi çileli emeğinin ürünlerinin hırsızkratlara aktarılmasına niçin göz yumuyor?"

Bir de kitap öyle şeyler anlatıyor ki, tarih tekerrürden ibaret sözü adeta mıh gibi aklıma kazınıyor.

"Hırsızkratların halkın desteğini kazanmalarının son çaresi hırsızkrasiyi haklı çıkaracak bir ideoloji ya da din inşa etmeleridir."

"Bütün kıtaların 13.000 yıllık tarihini 600 sayfalık bir kitaba sığdırmak demek , her kıtaya her 150 yıl için ortalama bir sayfa ayırmak demektir, bu da kısalığı ve basitliği kaçınılmaz kılar."

Yazarın da dediği gibi , sadece bu kitabı okuyup insanlık tarihinin tamamını okudum diyebilmenin imkanı yok.

"Tüfek, Mikrop ve Çelik'in konusu, son 13.000 yıl içinde farklı ana karalarda karmaşık insan toplumlarının niçin farklı geliştiğidir."

Tarih konusunda bilgisizliğim , kitabın ne derece doğru önermeler geliştirdiğinin analizini yapabilecek seviyede değil , ama bir başlangıç kitabı olarak okunabilir, anlaşılması kolay bir kitap .
İçinde fazla bilimsel kelimelerin olmaması ya da dilinin sadeliği kitabı okurken , okura keyifli zaman geçirtebilme özelliğini de birlikte kılıyor.

O sebepten ben gibi yeni tarih okumaya başlayanlar ya da çok okuyup analiz yapmak isteyenlere tavsiye edebileceğim bir kitap.

Yine de siz bir tarihçiye danışın :D







.

28 Kasım 2016 Pazartesi

113-PSİKOPAT- TAMI HOAG

Çeviri:Ender NAİL
1. Baskı 2009
440 Sayfa

"Çocuklar tüm kötü şeyler için daima kendilerini suçlarlar.Bunun nedeni kendilerinin etraflarındaki , dünyanın merkezi olduklarını düşünmeleri ve meydana gelen tüm kötü şeylerin kendi yaptıkları bir hatadan kaynaklandığı fikrine kolaylıkla saplanmalarıdır."


*******************

85. kitabım olarak okumuşum bu yıl , Hoag'ı.

Tamamen tesadüf eseri tanışmışım.

İyi ki de tanışmışım ...

Ölümden Daha Derin kitabını okuduktan sonra Kağıt Salıncak'a yazarı sevdiğimden bahsetmiştim. o da bana evde 1-2 kitabının olduğundan bahsetmişti, tabii ki eve gittiğinde getirmesinin istemek te bu noktadan sonra şart olmuştu :D

Salıncak kitapları getirdiğinde elimde olan bir sürü kitabı ötelemek istemiyor fakat Hoag okumayı , diğer kitaplardan bir tık fazla istiyorum.

Kaçışı yoktu , bu kadını da Tess abla gibi markaja almak zorunluluğu doğmuştu.

Gerilim yazıyor Hoag abla , gerim gerim germiyor belki ama insanda bir heyecan bir adrenalin yükseltisi oluyor.

Bu kitabında , yine ters köşe yapmaya çalıştı fakat , belki de tam olarak nokta atışı yaptırmayarak enteresan bir şekilde , katili bulduğumda bile aynı sürükleyicilikle kendini okutmayı başardı.

Hoag  2. kitabın ardından , hala okumayı istediklerim arasında .

Asla bir Tess Gerritsen olamayacak belki gözümde ama yerini muhafaza etmeyi başardı , bu da demek oluyor ki bu blogda , daha fazla Hoag kitabı görmeniz olası.

Yağmurların geri döndüğü , bendenizin de kitaplarına kavuştuğu (malum vizeler ) şu günlerde , kahve ve kitap ikilisini şiddetle tavsiye ederim , Hoag olması zorunlu değil tabii , ama yine de bir şans verin kendisine derim :)










23 Kasım 2016 Çarşamba

112-FRIDA KAHLO: AŞK VE ACI- RAUDA JAMIS


Çeviri:Hülya Uğur Tanrıöver (Tufan)
1.-5. Basım 2002-2001
6. Basım 2013
304 Sayfa

"Şafak hep çok uzaklarda , şafağın artmasını mı arzuluyorum , yoksa asıl istediğim gecenin daha derinine mi dalmak , bilmiyorum.Evet belki de her şeyi bitirmek istiyorum."

"Kimi yeniyetmelere egemen olan 'Ben kimim?' sorusunun sıkıntısını yaşamak zorunda kalmadım .Attığım her adım bir olguydu ; ben de onunla birlikte vardım."

"Neden yürümek için ayaklarım olsun ki , uçmak için kanatlarım var..."

*****************

Bir fasulyenin faydaları adlı kitap yorumuna daha hoş geldik, hep birlikte geldik çünkü ben de kitap için neler yazacağımı merak ediyorum , belki de sizden fazla ediyorum çünkü ne yazacağımı ben de henüz bilmiyorum.

Hımmm, mesela kitabın en hoşlanmadığım taraflarından biri şu oldu ;

Sayfa 22: Kahlo'nun doğduğunda anneannesi , babaannesi ve dedelerinin ölmüş olduğu bilgisi verilmiş, 
Sayfa 23; Kahlo'nun vaftiz töreninde çıkan isim koyma tartışmasını anneanne yatıştırmış(!)

Tabii bu hata kitabın bana göre en elle tutulur hatası, çünkü size şu şudur diyebiliyorum.

Frida hep merak ettiğim kadınlardan biri olagelmiştir.

Bir devrimci diye anılması da elbette etkilemiştir bu düşüncemi.

Bir diğeri , anatomik resimleri ...

Hangi hislerle , hangi yaşanmışlıklardan yola çıkılarak yapılmış o resimler?

Neyin ifadesiydiler?

Sanki bütün sorularımın cevaplarını alıvercekmişim gibi başladım okumaya ,

okuduğum onlarca karakterden,  hangisinin hayatını anladığımı düşündüysem?

Kitabın yazarının Kahlo olmadığını anlamak için de kitabı okumaya başlamam gerekiyormuş (hep eksiler karşı tarafa değil canım , kendimi de eleştirebiliyorum )

Kahlo gerçekten yaşamı boyunca , acıların kadını olmuş .

Aynı oranda aşklarıyla konuşulmuş.

Resimlerini kimi anlamış , kimi ben gibi cahilliğini çaktırmamaya çalışarak bakmış.

Devrimi savunmuş ama burjuva kıvamında yaşamış.

Troçki ile pek bir ahbaplık kurmuş , lakin sonu pek te beklenen gibi olmamış.

Tabi tek tek hayatına kimlerin girdiğini yazamamış yazar ama anlaşılan kısa ve acılı ömründe epey renkli yaşamış.

Kitabı beğenmedim , net.

Niyesi de şu ; sosyal medyada o kadar görmek, insanın kafasındaki kurguda çok etkili.

Beklenti tavan , oysa çok başka anlatılabilir miydi diye bitince kitap.

Ya da çeviri olması mı , anlaşılmayı bu kadar zor kılan?

Kafamda deli sorular ve anlayamadığım hayatlar.

Anlayan biri bana da anlatsa; ne kadar , neden ve nasılları .




21 Kasım 2016 Pazartesi

111-ÖLÜ KELEBEKLERİN DANSI - HÜSNÜ ARKAN


İlk Basım 1998
Kırmızıkedi'de ilk basım 2012
2. Basım 2013
3. Basım 2014
154 Sayfa



"Yazdıklarımdan , Tanrı'yla aramda sorun olduğu gibi bir sonuç çıkarılmasını istemem.Ondan , böyle gelişigüzel ve ısrarla söz etmemin tek nedeni , acılarımın anlayışla karşılanmasını umut ediyor olmamdır .Öldüm ve Tanrı burada da yok!Ne yapabilirim?"

"Bir erteleme haliydi yaşadığım .Bir  randevuydum.Ne zaman , kiminle bilinmez .Kısacık hayatımın can sıkıcı bir zorunluluk olduğu duygusuna kapılmıştım."

"Her insan bir çift pabucun içine sığar."

************************

Kitabın ilk sayfasında alttaki alıntı vardı. Bilmem neden etkiledi beni.


"İnsan Ölünce sesi ateşe , 
Soluğu rüzgara ,
Aklı aya , 
Saçı otlara karışır.
Peki insanın kendisi nerede?
Elini ver dostum , 
Bu sırrı ancak sana açıklayabilirim."
Upanişadlar


Kapıldım bu satırların büyüsüne. 

Çabucak bitiverdi kitap , oysa çok ta eğlenceli bir hikaye değildi anlatılan.

Size tabii ki kitaptan bahsetmeyeceğim , tek diyeceğim şey daha iyi Arkan kitapları okumuştum.

Beğenmedim gibi anlamayın sözümü ama , tarz olarak yeraltı edebiyatını anımsattı bana ki ben pek severim bu tarzı.

Fakat herkes sever mi  sorusu, kurcalamakta aklımı.

Siz en iyisi Arkan okumaya bu kitapla başlamayın .

Mino'nun Sİyah Gülü'nü deneyin , hatta mutlaka okuyun diyebilirim.

Bir hayli fazla sorgulama , arayış, ve göç hikayesini okumak isterseniz, bu kitabını da deneyin ,

Etmiyorsanız da boş verin :)


19 Kasım 2016 Cumartesi

110-BİLGE ADAMIN KORKUSU -PATRICK ROTHFUSS

KRAL KATİLİ GÜNCESİ:2. GÜN
Çeviri:Cihan KARAMANCI
3. Baskı 2014
1139 Sayfa

"Biz insanlar bir şeyi sevdik mi severiz .Mantığın bunda yeri yoktur.Hatta mantıksız sevgi pek çok açıdan gerçek sevgidir."

"Biri sana hayatından bir parçayı anlattığı zaman sana hakkın olanı değil , sadece bir hediye verir."

"Kendini geliştirmek her insanın görevidir.Eğitimin faydalarından yoksun bir adamın hayvandan farkı yok gibidir."

"Bir şey ne kadar çekici hale gelirse gelsin riskleri değerlendirmelisin.Onu ne kadar çok istiyorsun ve ne kadar yanmayı göze alıyorsun..."

"En fazla şeyi cevap veremediğimiz sorulardan öğreniriz..."

"Bir şeyi sevdiğin zaman onun da seni sevdiğinden emin olmalısın .Yoksa onun peşinden koşarken başına açılmadık dert kalmaz."

"Bazen bir insanın alabileceği en iyi yardım , başka birine yardım etmesidir."

"Bazen yapabileceğin en iyi şey gitmektir."

********************

Şimdi normalde ben serileri art arda okumam , illa araya başka kitaplar , başka hikayeler alırım . 

Alırım ki , serinin devamını okurken ilk okuduğum kitaptan parçalar hatırlayabileyim .

O anımsamalar yüzümü güldürsün , mutlu etsin beni , bazen keşke dedirtsin...

Fakat tabii her istediğimiz olmuyor.

Bu seriyi art arda okuma sebebim  malum ;
 kitaplar ödünç :)

Bu seri ; daha önce de  yazdığım gibi Taht Oyunları'nın ilk kitabından sonra okuduğum en iyi fantastik oldu.

Enteresan bir şekilde bağımlılık yapıyor.

Naif bir anlatımı var ,o kadar macera var anlatılan  ama aslında o kadar sakin bir dil kullanılıyor ki siz eliniz böğrünüzde okumuyorsunuz kitabı.

Usul usul işliyor, ve hep bu bölümün sonunu da okuyayım tadı kalıyor geriye .

Hep bir "ne olacak" sorusuyla ama heyecana gark olmadan akıyor işte.

Anlatmaya çalışmak zor tabii , okumak lazım .

Sayfa sayısı bakımından da maşallah 2 kitaptan, 4 kitap çıkarmış rahat .

Hele bu bildiğin baca tuğlası kıvamında.

Artık okurken yaptığım kol kaslarını , en uygun kiloda ağırlık kaldırmaya başlayarak değerlendirebilirim.

Hayır hiçbir şey için okumasanız da , bu kol kasları için okunur kitap .







16 Kasım 2016 Çarşamba

109-BALIKÇIL GÖZÜ -URSULA K. LE GUIN

Çeviri:Çiğdem Erkal İpek
1. Basım 1997
4. Basım 2014
163 Sayfa

"...çünkü hiçbir zaman tek başına yürüyemiyordu , hiçbir zaman tek başına bir şey yapamıyordu, hiçbir zaman.Çünkü her şeyi erkekler yönetiyordu .Her şeyi kendilerine göre yapıyorlardı . Ve yaşlı kadınların hepsi de onların tarafındaydı."

"Şiddet hiçbir şeyi kazandırmaz, öldürmek hiçbir şeyi kazandırmaz - sadece bazen insanların istedikleri şey , bir hiç oluyor. İstedikleri şey ölüm oluyor.Ve bunu da elde ediyorlar."

************

Ursula konusunda ne yazarsam yazayım taraflı olacak .

Bloğumu takip ediyorsanız biliyorsunuzdur , kendisine olan hayranlığımı.

Ne yazsa okurum diyebileceğim kalemlerden biri diye düşünmeseydim bile bu kitabını okuduktan sonra fikrim değişirdi.

Balıkçıl Gözü harika bir distopya.

Mülksüzler'den sonra okuduğum en iyi kitabı bana göre .

Bugüne kadar hiç Ursula okumamışsanız çok şey kaybediyorsunuz, Mülksüzler'i okumamışsanız hiç distopya okumamışsınız , Balıkçıl Gözü'nü okumamışların ise vay haline.

Bu kitabı okuduktan sonra ne hissettiğinizi de yazın bana .

Beğenmeyen olamaz mı , olur elbette , kitap bencil görüşler doğurur. 

Belki de bencilliğin tek hoş görüldüğü yer , kitap yorumlarıdır .

Benim fikirlerim bunlar ama yine de :)

Okuyun , hem de hemen :D




12 Kasım 2016 Cumartesi

108-RÜZGARIN ADI-PARTICK ROTHFUSS

KRAL KATİLİ GÜNCESİ:1. GÜN
Çeviri:Cihan KARAMANCI
5. Baskı 2015
736 Sayfa

"Haksız yeren suçlanmak zordur, ama hayatlarında bir kitap açıp okumamış veya yaşadıkları yerden yirmi kilometre bile uzaklaşmamış kişilerin sana tepeden bakması daha zordur."

"Öyle birini, yani size sarıldığı zaman hiç düşünmeksizin gözlerinizi dünyaya kapayabileceğiniz bir kişiyi bulabilirseniz , kendinizi  şanslı sayın .Sadece bir günlüğüne , hatta bir dakikalığına bile olsa ."

"Zihnimizin sahip olduğu en büyük beceri belki de acıyla başa çıkmaktır."

"En uslu köpek bile yeterince tekmelenirse , kendisine uzanan eli ısırır."

"Güvende olmanın en iyi yolu , düşmanlarını sana zarar veremeyeceklerine inandırmaktır."

"Gurur aptalca bir duygudur ama oldukça güçlüdür."

"Ne kadar da gençtim.Ne kadar da budalaydım . Ne kadar da bilgeydim."

"Her masalın dünyanın bir yerinde derin kökleri bulunur."

"Çok az şey sorgusuz sualsiz itaat kadar sinir bozucudur."

"Bilgelik cüretkarlığı bastırır."


**********************

Yaptığım alıntıların fazlalığına bakarak ta kitabı sevdiğimi anlayabilirsiniz ama ben yine de size kitabı okurken hissettiklerimden bahsetmek istiyorum.

Kalemfili ve Kağıtsalıncak  konuşmadan önce kitabı okumak istemiş , ufak bir araştırmanın ardından salıncak'ın bir arkadaşında bulmuş ve okumak için rica etmiştik .

Sonra Kalemfili, Kasım için serinin 2. kitabını seçtiğini yazmış instagramda. 

Salıncakla konuşmuşlar , araya bir de Korefenomeni attırmışız , okey masasını bekliyoruz .

Her şey iyi güzel de , biz ; ben, salıncak ve kore ilk kitaba daha başlamamıştık bile .

Sonunda zaten kasıma kadar vakit var diyen Kalemfili , bizi bekleyebileceğini belitti de rahat bir nefes aldık.

Almaz olaydık , şöyle ki , kitap 736 sayfa , Salıncak'ın vizeleri , benim elimde bitirilmesi gereken kitaplar var , bu arada ikimize sadece bir kitap düştüğünü göz ardı ediyoruz :D

Efendim sözü uzattım fakat bu kadar karmaşık başlayan kitap , elime alır almaz akmaya başladı .

Salıncakla kitap için köşe kapmaca oynadık.

Yarım kitaplarım yine yarım kaldı...

Ve ben kitaba bayıldım .

Uzun zamandır bu kadar harika anlatımda bir fantastik okumamıştım.

Sanırım en son, Game of Throns'un ilk kitabı bu kadar heyecan vermişti.

Çok güzel , çok akıcı , hem felsefi, hem masalsı . 

Sayfa sayısına takılmayınız , :D

Bir hafta sürmedi zannediyorum bitirmek ki şu aralar fazlaca meşgulüz:D