19 Ocak 2017 Perşembe

GRİNİN ELLİ TONU/KARANLIĞIN ELLİ TONU/ÖZGÜRLÜĞÜN ELLİ TONU VE GREY--E.L.JAMES




Grinin Elli Tonu Çeviri: Sevinç Seyla Tezcan
3. Baskı 2013
572 Sayfa

Karanlığın Elli Tonu Çeviri: Sevinç Seyla Tezcan
640 Sayfa

Özgürlüğün Elli Tonu Çeviri:İstem Erdener
467 Sayfa

Grey Çeviri:İstem Erdener
600 Sayfa



"Koşulsuz sevgi her çocuğun ebeveynlerinden görmeyi hak ettiği şeydir."

Kitap görselleri Grinin elli tonundan , diğerlerini e-kitap olarak okudum.

İlk e-kitap tecrübemdi ve sevdim.

Oldukça rahat okunuyormuş bu e-kitaplar; sebebi , tablet küçük olduğundan eliniz ağrımıyor , ve ışıksız ortamda bile okuma yapabiliyorsunuz , illa ışık aramıyorsunuz .

Seriyi çok kolay okudum , başladım , bitti.

Finaller ile aynı hafta başlamış olmamın da etkisi var tabii, çalışmaktan kaçmanın 50 yoluna döndü okumalar.

Kitap yorumuma gelince , zaten okumayan az sayıda kişiden biri olduğum göz önüne alınırsa size ne söyleyebilirim bilmiyorum.

Kitapları okumayanlar da filmini izlemiştir.

Ben ilk olarak filmini izlemek istedim , ilk 10 dk sonra sıkıldım.

Sonra takas yaparken bu kitabı elime geçince , başladım , beğendim de işin garibi, sonrasında yeğen ya bunları e-kitap olarak oku , serilere ara veriyorsun ama bunlara verme , merak ediyorum fikirlerini dedi.

Hımmm, ne diyeyim ki :D

Kitap için;
"Grey'in çocukluğuna inmekle, yok ya kız bu kadar da salak olamaz" arasında bir yerde takıldım.

Ama kendini okutuyor , enteresan bir şekilde .

Oldukça kolay okunuyor çünkü.

Finaller mi yaklaşıyor başla , finallere kadar bitir , o derece yani.

Finallerden çaktığımı yazmamın gereği yok herhalde :D

Neyse içinde sadece mazoşizm var dersem yalan olur , sanırım sevgi de bulabilmek olası.

Yani direkt pornografi değil , ama öğeleri mevcut .

Okuyun efendim , okumayan kalmasın.

Not: Okunacak kitaplarım arasında , instagramda bu kitabın olduğunu gören bir arkadaş ;
"buna kitap diyebilir misiniz" 
diye sormuştu .

Kitap işte , sayfaları var, kapaklı , ciltli falan demiştim .

Edebi değerinden bahsediyorum , demişti.

Edebi değeri olmaması , kitap değil demek midir , sizin fikirlerinizi merak ediyorum.

Yorum olarak yazmak istemezseniz , mesaj atabilirsiniz :D



18 Ocak 2017 Çarşamba

UZUN HİKAYE -MUSTAFA KUTLU

Dergah Yayınları 
1. Basım 2000
114 Sayfa

"Ben ne yazabilirim ki?
Yazdığım neye yarar?"

2013'te okumuşum kitabı , o zamanki yorum için;

Kitaplığıma koymuş ve unutmuşum.

Geçen ay Kerem'in öğretmeni , ödev olarak bir çok yazarın , pek çok kitabını liste halinde verip , bu kitaplardan biri hakkında rapor istemiş.

Listedeki bazı isimlerin kitaplığımda olduğunu görmek , müthiş mutlu etti beni.

Uzun Hikaye de onlardan biriydi, listedeki tüm kitapları aldım ama önce bu kitabı Kerem'e verdim okuması için.

Hem kısa hem de anlamlıydı bana göre.

Okuyup getirdiğinde , elime aldım ve ilk bir kaç sayfasını okuduktan sonra özlediğimi anlayıp, bu samimi hikayenin satırlarında kayboldum yine.

Filmi de var , duymamış olanlar için , okumanın zor olduğunu düşünenler için

-ki hikayede çok kısa aslında , film süresince okumanız bile mümkün belki de- . 

Mutlaka okuyun dediklerim içinde .

Kutlu'nun kitaplarını almayı hep istiyorum ama...

Ah o ama...


16 Ocak 2017 Pazartesi

BİR GÜN - DAVID NICHOLLS


Çeviri: Nalan Işık ÇEPER
20. Baskı 2013
535 Sayfa

Kitabını okumayanların bile filmini bildiğinden eminim, o sebepten az ve öz olacak tanıtım.

Fakat filmini izleyenlere çok net söyleyebileceğim bir şey var ki ;
bu kitap ve film karşılaştırmasında 
kitap , açık ara filmden iyi.

Ana fikri zannımca Carpe Diem ne yazıkki bu kitap boyunca Em ve Dex'in kafalarını birbirine vurma isteğimi bastıramadı.

Tabii ki sonu ile gönlümü aldı :D

Malumunuz ben bu tip sonları pek severim , aslında tam bunları değil ama elimizdekiyle yetineceğiz artık.

Filmin kadrosu da iyi , hatta kitap kapağı filmden , özellikle Dexter'ı temsil eden beyefendiyi pek sevdik :D

Evet serseri falan ama n'apsın garip ,  günü yaşıyor.

Mantık çerçevesinde bakarsanız , pek çok yerde eleştiri hakkını kullanmak isteyeceksiniz.

Ve o kadar durağan olmasına rağmen kitabını sevdim , hemen kaptırıp bitirebildim diyemesem de :)





14 Ocak 2017 Cumartesi

BİTİK ADAM -GIOVANNI PAPINI


Çeviri: Sinem CARNABUCİ
1. Basım 2016
271 Sayfa

"Çocukluk aşktır , neşedir , kaygısızlıktır ancak ben geçmişteki kendimi hep ayrık , mahzun ve düşünceli görüyorum."

"En derin gerçeklik , her zaman geç ya da en son keşfedilendir."

"Bu bir romansa , aşksız bir roman olacak .Bu bir hikayeyse , kadınsız bir hikaye olacak ."

"Nedeni , nasılı beni hiç ilgilendirmiyordu .Sadece ilgi çeken , sadece merak uyandıran kültürlü ve akıllı insanların arasında olmak , kenarda kalmak , ikinci ya da üçüncü sırada olmak istemiyordum. Bir saçmalık ya da bir çılgınlık da olsa , o saçmalığın kaşifi , o çılgınlığın başkahramanı olmak istiyordum!"

"Neler fısıldıyorsunuz öyle kendi aranızda ?Biliyorum insanların arkasından kötü konuşmaktan , sessizce iftiralar atmaktan ve onları onlar yokken suçlamaktan başka bir şey bilmezsiniz siz , biliyorum .Fakat bu rezilliğe benimle devam etmeyin .Dışarı çıkın , günışığına çıkın , avaz avaz bağırın.!Utanmıyorum , kaçmıyorum .Yükselmek ve bildiğim yere uçmak için suçlanmak ve rezil olmak istiyorum.."

"Ulaşılmaz yükseklik yoktur, çok kısa kanaatler ve yetersiz soluklar vardır."

"Belki her şeyi yapabileceğimi bilmek bana yetecekti ve hiçbir şey yapmayacaktım."

"Dünyayı yöneten kim olursa olsun , her zaman muhalefet tarafında olacağım."
***********

Kitap Monokl Yayınlarının hediyesiydi, hediye kitap okumalarım biraz geriden geliyor çünkü öncesinde fotoğrafladığım kitaplarım oluyor .

Ve onları okumaya öncelik vermeye çalışıyorum  , yine de bazen listemi altüst edip , gelen kitapları ön sıralara taşıyorum .

Nedeni hem kitabı merak etmem hem de daha çok kitapseverin  kitaba ulaşmasını istemem.

Bu kitap ta yerini buldu , her kitap hediyesinde neden bu kadar mutlu olduğumsa ayrı bir tez konusu :D

Neyse gelelim asıl mevzumuz olan Bitik Adam'a.

Papini'den Kaçan Ayna'yı okumuştum daha önce , yorumuna "bu blogda ara" sekmesinden ulaşabilirsiniz.

Yazarı çok az bilmeme rağmen adıyla merak uyandırıcı bir kitaptı benim için.

Bitik Adam , otobiyografik özellikler barındırması sebebi ile de ayrıca çarpıcı.

Fakat bu adam nasıl bitmiş , nasıl bir iç sorgulamasına girmiş arkadaş.

Belki de çokça satırına hak vereceğiniz, kızmadan edemeyeceğiniz bu içsel durum değerlendirmeleri , bu gelgitli ruh halleri.

Kelimeler nasıl kifayetsiz bu kitabı anlatmak için , bilseniz.

Bitik Adam kitabını henüz okumamış olmanız belki dünyanın sonu değil ama okumayacaksanız , çok şey kaçıracaksınız .





9 Ocak 2017 Pazartesi

YABAN -YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU

Bütün Eserleri 1
1.-68. Baskı 1983-2013
69. Baskı 2014
198 Sayfa


"Biliyordum ki , toprak katı ve tabiat zalimdir ve insan cinsi bozuk bir hayvandan başka bir şey değildir; biliyordum ki, insan hayvanların en kötüsü , en bayağısı ve en az sevimli olanıdır."

"Yazıklar olsun, seni sevmesini bilmeyenlere ; ey gamlı ülke .Seni sevip , senin sessiz dramın içinde gömülüp gitmekten başka korku çekenlere!.."

"Köylüde mülkiyet duygusu her şeyin üstündedir, derler . Uzun yüzyıllardan beri devam eden dış istilalar , iç eşkıyalıklar , Türk köylüsünde bu duyguyu da köreltmiştir. Hepsinin içinde , semavi bir afet esnasında bir koyun sürüsünün ürkekliğinden bir şey var."

"Edebiyatı , sanatı başkaları yaparken hoş bulurum .Fakat kendim bundan çekinirim. Edebiyat ve sanat dünyasında  yalnız dahiler vardır. Ondan ötesi, bir alay zavallı taklitçi, bir alay zavallı maskaradır."

*************************
Bu tür tarih kokan eski kitapları okuduğumda , ilk düşündüğüm şey ;

ülkemde neden hiç bir şeyin değişmediği oluyor.

Yani evet kurtuluş mücadelesi yıllarını geride bırakmış olabilir ama ülke halam yaşam mücadelesi veriyor.

Her ne kadar hikayede köylü açısından Yaban kalan karakterin fikirlerine, düşüncelerine (özellikle köylüler hakkındakilere) kızsam da , şunu da kabul etmem gerekir ki adam haklı.

Evet çok acı bir gerçek bu ama ne yazık ki haklı.

Ana fikri bu değil belki hikayenin ama hala o kadar geride kalmış ve o kadar aynı ki köylerimiz.

Sadece doğudan bahsetmiyorum , aynı şeylerin belki daha az hissedilir de olsa içine girdiğinizde , bir-iki hafta kaldığınızda o kadar rahat aradaki uçurumların farkında oluyorsunuz ki.

Neden ?

Evet hikaye boyunca , Yaban da pek çok kez bunu sorguluyor ve onun da dediği gibi , sanırım bunda onların olduğu kadar , belki en çok ülke yöneticilerinin suçu var.

Hep bir kendini kurtarmaya çalışma , hep bir kendi bacağından asılma derdi, hep bir egoizm ve gelinen nokta o kadar acı ki.

Bakın Avrupa'ya , Amerika'ya falan demek istemiyorum ben, fakat daha bilinçli olmak neden bu kadar zor.

Neden bu kadar duyarsızlar , neden hep arada uçurum oluyor halkın temsilcileri ile halk arasında .

Bıraksanız sayfalar yetmez bu konuda yazacaklarıma ama ...

Mutlaka okunması gereken kitaplar arasında görüyorum kitabı, bence bu ülkede yaşayan her vatandaşın okuması lazım .

Ve ne kadar aynı yerde saydığımızı -ne yazık ki - görmesi...




7 Ocak 2017 Cumartesi

GRAPON KAĞITLARI -DİDEM MADAK


1. Basım 2000
9. Basım 2015
68 Sayfa

BUĞU
I. Ölü mavi bir kelebeğim
Kuruttum kanatlarımı 
Mavi bir bilyenin göbeğini öptüm
Her dehlize girdim , her sırrına erdim 
Çocuklar gibi ölmeyi bilmeden öldüm.

II.
Ölümlüler ülkesinde bir terzi ipek keser , sim diker geçmişe 
Saçlarını örer yılların 
Ay bile fırlar sahneye o zaman 
Canı acır ama tango yapar yine de 
Kayıp fotoğraflar bulunur ansızın 
Hayatın ve yılların gizli derinliklerinde.

*********************

Evde kendinizden başka kitap okuyan olması demek, farklı türde okumalar yapabilmek demek.

Didem Madak ismini, kitapkurdu yeğenden duydum.

Kendisi de ŞURADA yazıyor.

Şiir severim , eskiden daha çok severdim , yaş ilerledikçe bir miktar ilgi kaybı yaşadığımı inkar etmiyorum ama genel olarak şiir okumaktan keyif alırım.

Madak 'ı çok erken yaşta kaybetmişiz.

Yaşadığından haberim bile olmamış , oysa o kalemiyle, anlatmak istedikleriyle iz bırakmış bu dünyada.

Şiirlerinden sevdiklerim oldu, sevemediklerim de...

Hep eskilerle kıyasladığımdan mı , yoksa biraz romantizmle bağdaştırdığımdan mıdır bilmem şiiri , sanki ile yani arası kaldım .

Başka kitaplarını okumayı isterim , yeğen edinirse neden olmasın .

Fighting kuzu :D



6 Ocak 2017 Cuma

MİLYARDER -MICHAEL DE SAINT PIERRE

Çeviri:Attila TOKATLI
1. Basım 1971
412 Sayfa

"Sınırsız bir yalnızlığın ürünüdür her yapıt."

Bu kitap 1. basım , çok okuyanı olmayan kitabın Fransız ve ödüllü yazarını da çok bilmiyoruz sanırım.

Giriş cümlemin bu olmasındaki sebep, öncelikle kitabın elime geçiş şekli ;

geçen yıl İstanbul'a taşınmaya çalışırken , 2 çöp poşetini atmasını rica ettim eşimden ,geri geldiğinde  elinde 10-15 adet 1. basım kitap vardı.

Kitaplar zamana yenik düşmüş ve sayfaları sararmış olsa da , kondisyonları oldukça iyi ve orijinallerdi.

Eşim çöpün kenarına bırakılmış bir kutu kitap olduğunu , bu kitapları da onların içinden aldığını söylediğinde ufak bir şok yaşadığımı itiraf etmekten çekinmeyeceğim.

Kitapların hepsini tek tek sildim ve kendimce bakımlarını yapıp havalandırdım , o zaman bu kitapsever arkadaş için üzülmüştüm fakat bu kitabı okuduktan sonra kendisine bir teşekkür borçlu olduğumu söylemek zorunluluğu doğmuş bulunuyor.

Zira belki bana kalsa bu harika kalemle asla tanışamayabilir, ödüllü bir yazarı ve  iyi bir kalemi okumaktan mahrum kalabilirdim .

Milyarder, adıyla müsemma bir kitap , gerçekten bir milyarderi anlatmasının yanında , para ve aile ilişkileri konusunda bize gerçekçi ve  keyifli bir hikaye sunuyor , sanırım filmi de yapılan kitabı, adeta bir Fransız filminden aldığım keyifle okudum .

Teşekkürler , kitap kıymeti bilmeyen kardeş , teşekkürler "Eylem görse bu kitaplara kıyamaz" diye düşünen eşim :D