Bereket Denizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bereket Denizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2022 Çarşamba

BAHAR KARLARI -YUKİO MİŞİMA

BEREKET DENİZİ I

Püren Özgören çevirisi olan kitabın elimdeki nüshası 3. basımdır ve basım yılı 2015'tir. 



 "...insanın bütün yaşamı bazen bir anlık duraksama yüzünden yön değiştirebilir. O an, bir kağıt gibi tam ortasından katlanır sanki. Böylece alt taraf üste çıkar, daha önce görülen tarafsa sonsuza dek görünmez olur. " 

    Kitabın bende uyandırdıklarına geçmeden önce bilhassa yazar konusunda bir iki laf etmek lazım diye düşünüyorum, zira 4 kitaptan mütevellit bu seriyi okumamın sebebidir yazar.  

    Bu şekilde söyleyince çok iddialı olsa bile bunun sebepleri var. Geçmişte, 2012 ve 2014 yıllarında yazardan 2 kitap daha okumuş olduğum görülüyor blogda.  2012'de Yaz Ortasında Ölüm isimli öykü kitabını okumuşum, yorum olarak uzun soluklu yazmamış olsam da etkilenmiş olmayım ki 2014'te Denizi Yitiren Denizci 'sini okumuşum ve yine enteresan gelmiş olacak ki notlarımda yazar için ya da yazara dair bir iki satır karalamışım. Fakat aslında bu seriden önce okumam gereken başka bir kitabını not almış olsam da nedense bir türlü  sırayı o kitaba getirememişim :( 

    Blogun böyle zamanlarda kafanıza dank ettirdiği bir şey de şu oluyor: Bir yazarı merak etmişsiniz, daha önceden kitaplarından okumuşsunuz, üzerine daha fazla okumak istemiş ve 2015'te basılmış kitabını edinmişsiniz, fakat bunu okumak 2022'ye denk gelmiş. 7 yıl ya, yazıyla yedi( 7 )koca yıl, ki onlarca kitap okudum diye sevindiğiniz zamanlar, ve bütün o zamana inat şak diye istediğiniz hatta edinmiş olduğunuz kitapları bile okuyamadığınızı yüzünüze vurması... Hayata, planlarımıza, ömür denen zaman mefhumuna dair felsefik cümlelerimi burada yazmak çok isterim ama ....

    Neyse ben yine gereksiz alınganlıklara düşmeden kitaba/seriye geçeyim, dediğim gibi 4 kitaplık serinin ilk kitabıdır Bahar Karları, açıkçası başı ve sonu oldukça belirgin bir çerçeveye sahiptir, yani serinin devamını getirmek bu kitaptan sonra zorunluluk gibi gelmedi bana ama yazarımıza tek kitap yetmemiş ve devamını yazmış, şu halde bize düşen  eninde sonunda el mahkum okumak olacak. 

    Yazar Japon olunca hikaye pek tabii Japonya'da geçmekte olup, olaylar Japon -Rus savaşı sonrası olan dönemde, 1900'lerin ilk çeyreğinde geçmekte, gelenek ile modernizm gitgelleri oldukça hacimli şekilde ele alınmış, betimlemeler zincirleme tamlamalar ile karışmış, uzun cümleler ile derdini dile getiren bir kitap çıkmış ortaya. 

    Mişima, bu kitabında betimleme seven beni bir miktar yordu, belki o anlattığı gençliğin bezginliğini oldukça iyi aktardı  ama hep söylediğim o Asyalı yazarlardaki sinematografik anlatım Mişima'da bir tık daha az hissedildi sanki, oysa Mişima'da da bahçenin içindeki sekizinci büyük Kiraz ağacının, en büyük dalındaki yaprağın, 6. damarına denk gelen tırtılın kıvranışı, oldukça ustaca betimlenmişti. Bu sinematografik anlatımın yetersiz bulunuşunun benimle ve yaşadığım konsantrasyon sorunlarımla alakalı olma olasılığı da var, bunu göz ardı etmek istemem, yine de sanki bir tık diğer Asyalı yazar efektlerinden daha az nasiplenmiş gibi.

    Fakat hikaye; özellikle karakter analizleri bakımından oldukça iyi. Bence hemen her okur bir Asyalı yazar okumalı...Ha bu ille 4 kitaplık seri olmalı mı bilemem fakat bloğumda başka yazarlar var bu konsepte uygun hem de oldukça etkileyici ve muhteşem yazma yetenekleri ile beni hayran bırakmışlıklarını bilhassa belirttiğim. 

    Bu kadar muallak yazdığım bir sürü cümleden kendinize göre çıkarım  yapın ve yazarı ya da kitabı okuma kararınızı siz verin canım okuyanlarım, kalın bakalım hoşça :D