21 Ekim 2017 Cumartesi

RUM MEMET- FERHAN ŞENSOY

1.Baskı 2002
2. Baskı 2002
205 Sayfa

"Ekmeğini savaşa banarak yaşayan , bunu kanıksamış ve bir  yaşama biçimi edinmiş ülkeler de var."

"Herkes aptal olsaydı belki çok daha huzurlu olacaktı her şey , yalnızca kimilerinin aptal olması dengeyi bozuyor."

"Herkesin parti kurası , bir tarikata giresi , mason olası ve şu memleketi kurtarmak arzusu depreşmiş durumda . Bu kadar çok kişinin kurtarmaya uğraşması tehlikeli elbette . Çünkü esasen o kadar kurtarıcı gerekmiyor. En azından bu kadar çok milletvekili , bu kadar çok bakan gerekmiyor. Bakan sayısının giderek çoğalması , onların da nereye bakacaklarını şavullayamamasına ve gereksiz sayıda makam arabasına sebebiyet veriyor."

"Zaten kimse okumak için kitap almıyor, kitapçı gezmek , kitap kurcalamak , kitap alırken görülmek , o kitabı herkese göstererek , bakın ben kitap aldım tavrıyla geze geze eve getirmek , evde bir kenara atmak , ilerleyen zaman içinde kitaplık zengin dursun diye başka bir kitabın yanına yerleştirmek , çok yapılan şeylerden. Kitap okumak, ağır iş."

******************

Tek  kelimeyle seviyorum bu adamı.

Yazım tarzı hem güldürüyor hem düşündürüyor beni.

Yaşamak denen şeyden anladıklarımız belki farklı ama yine de her kitabını kapattığımda bir  sonrakini okumak için içimde çok yoğun bir istek oluyor .

Gülerken düşünmeyi de seviyorsanız , kaçırmayın derim :D


Bu arada kitap;
 oldukça kısa ve de iri puntolu hikayelerden oluşmakta .


19 Ekim 2017 Perşembe

DELİ DOLU BİR YAZ -TONI BLAKE

 
Çeviri:Buket ULUKUT
1. Baskı 2012
364 Sayfa


"Gerçekten de iyi olmaktan çok sıkılmış ve yorulmuştu ."

Takasla gelen , takasla gider başlığı altında okumaya çalıştığım bir kitap oldu.

Romantiktir, hafif te gülümsetir diyerek başlamıştım ve fakat kadın kahraman fevkalade mükemmel olup , şiddetle bu halinden kurtulmak için en yakınında ve de en kötü olarak bilinen erkeğe aşık olacak diye o kadar çok sıkıntı yaptı ki beni "darladı " .

Arkadaş "dürüst görünümlü  kocalar aldatabilir" kısmını anladık ta , suçlu bir adamın iyi yönlerini bulacaksın , sonra yaşam tarzlarınız benzemiyor diye kendi hayatına uyduracaksın , üstüne dürüst bir kanun adamı olan babana da( başlangıçta kötü, sonradan toparlamaya çalışan) bir sevgili yapmak nedir gözünü seveyim.

Ben galiba yaşlanıyorum , gerçekten .Yani normal olarak her yıl yaş alıyorum fakat bu kadar sıkılınır mı böyle bir aşktan (!) .

Neyse yeğene de okutayım da , onun da fikirlerini alayım .


17 Ekim 2017 Salı

GÖĞE BAKMA DURAĞI - TURGUT UYAR

1. Baskı 2008
26. Baskı 2017
105 Sayfa 

"Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk."

2. Yeninin önde gelen 3 şairinden biridir Uyar.

"Ne kadar hüzün geçmişse bu dünyadan 
Ne kadar acı geçmişse yaşayacağız."

Bu akımın temsilcilerinden okuduğum ve sevdiğim Cemal Süreya vardı.

"Bir süregen ilkbahar 
Önce diyelim ki şiir bir kuşkudur 
Bir otobüs yolculuğunun kimliğini taşır 
Bir şarkı olup sonbaharda 
Onulmaz bir güzelliğe ulaşır."

Fakat yeğenin elinde görülmüşse mutlaka okunmalıdır düsturuyla hareket eden bir Eylem varmış  :D

Kitabın sonlarındaki şiirlerini daha başka sevdim.

Buraya yazmadığım Kırlardan Geliyorlar'ın tamamını defterime kaydettim.

Evet buraya yazdıklarımdan başka bir de yazmadıklarımı tuttuğum bir defterim var :D

Ve her defasında buraya yazdıklarımdan daha fazlasını onlara yazdığımdan sürekli dolmakta ve ısrarla yer kaplamaktalar:D

Şiir severler kaçırmasın diyelim o halde .

15 Ekim 2017 Pazar

FAHRENHEIT 451- RAY BRADBURY

Çeviri:Zerrin KAYALIOĞLU
Korkut KAYALIOĞLU
4. Baskı 2015
238 Sayfa


"Kitapların kibrit veya ateş kullanmadan da yakılabilmesiyle ilgiliydi .Çünkü, eğer dünya kitap okumayanlarla , öğrenmeyenlerle , bilgisizlerle dolmaya başlarsa , kitapları yakmak zorunda kalmazsınız , değil mi?"

"Fakat tanıdığım herkes bağırıyor vahşiler gibi, dans ediyor ya da birbirini dövüyor .Dikkat ettin mi , bugünlerde insanlar birbirlerini nasıl incitiyor."

"Hayır , hiçbir şey konuşmuyorlar .Çoğunlukla ; arabaların, elbiselerin ve yüzme havuzlarının isimlerini sayıyorlar ve ne kadar harika olduklarını söylüyorlar. Hiç kimse diğerinden farklı bir  şey söylemiyor."

"Hepimiz birbirimize benzemeliyiz .Hiç de , anayasanın dediği gibi , kimse eşit ve özgür doğmamıştır , herkes eşit yapılır.Her insan bir diğerinin sureti olunca herkes mutlu olur , ortada çekinilecek , korkulacak , herkesin kendisini yargılamasına neden olacak dağlar yoktur. Bitişik evdeki kitap dolu bir silahtır. Yak gitsin. Adamın kafasını kopar. İyi okumuş bir adamın hedefinin kim olacağını kim bilebilir ki?"

"Bir evi çivisiz ve ahşapsız inşa edemezsin  Eğer bir evin yapılmasını istemiyorsan , ahşap ve çivileri sakla .Eğer politik bakımdan mutsuz bir adam istemiyorsan , kaygılandıracak bir soruda ona iki bakış açısı verme, birini ver .Daha da iyisi hiç verme . Bırak savaş gibi bir şeyin var olduğunu unutsun .Eğer Devlet yetersizse , havaleliyse ve Vergi delisiyse , insanların devlet üzerinde endişelenmesindense bırak böyle olsun."

"Bu da ölmenin iyi yanlarından biri; eğer kaybedecek bir şeyin yoksa , istediğin riske girebilirsin."

"İşte şimdi kitaplardan neden nefret edilip korkulduğunu anlıyor musun? Onlar yaşamın yüzündeki gözenekleri gösterirler."

***********
Müthiş bir distopya , resmen kalp çarpıntılarıyla okudum . Bittiğinde öyle derin bir nefes aldım ki anlatamam , okurken bu kadar güçlü hisler vermesi müthiş.

Okumayan kalmasın , üstte yazılan cümlelerden yaşadığımız zamanları anlattığını anladınız mı yoksa bir ben mi hissettim :D

11 Ekim 2017 Çarşamba

SEN BENİM DİĞER YARIMSIN- HOLLY BOURNE

Çeviri: Handan SAĞLANMAK
1. Baskı 2014
29. Baskı 2015
535 Sayfa


"İnsan nasıl okumayı sevmezdi ki? Bu gerçek yaşamın sepya tonlarından kurtulup gerçekten heyecan verici bir şeyler tecrübe etmek için tek yoldu."

"Siz kadınlar. Aşkın illa zor olmasıyla ilgili bu takıntınız da ne? Gerçek romantizm sadece felaketler içinde mücadele ederek mi elde edilir ?Neden kızlar hiçbir sıkıntı yaşamadan iyi biriyle tanışmayı hayal etmez ki?

"Gerçek aşk her derde deva olmaz .Gerçek aşk her zorluğu aşamaz. Ve en önemlisi gerçek aşkın sonu her zaman mutlu bitmez..."

********

Bakmayın bu kadar alıntı yazdığıma , kitabı sevmedim.

Tamam hafif , kolay okunur bir kitap olabilir ama sırf üstteki üç cümle için 500  sayfa yazılmış hissi verdi .

En önemlisi de benim için , bu kitabın baskı sayısı .

El insaf demekten başka bir şey gelmiyorsa da elimden ve her ne kadar bu tür kitapları okumanın iyi hissettirdiğini bilsem de 1 yıl içinde 29 baskı nedir , neyinedir anlamadım.

Takasla geldi , takasla gider .


9 Ekim 2017 Pazartesi

AŞK VARMIŞ, AŞK YOKMUŞ-MİNE G. KIRIKKANAT

1.-4. Basım 2011
223 Sayfa

"Yazarlar yaşamı gammazlamak için vardırlar. Kapı ve telefon dinlerler , hatta röntgencidirler.Casuslardan farkları , gerçek öyküleri hayalle evlendirip okurlara satmaktır. Rapor değil ; roman, öykü yazarlar ve iyi ki ciddiye alınmazlar."

Sanırım Kırıkkanat'tan okuduğum  3. kitap. Biyografik aşklar anlatılmakta , eskilerin ünlülerinden. 

Çok sevdim yine :D

Sanırım bu eski zaman hikayelerini , her ne kadar biraz uçuk ta olsalar , seviyorum ben .

Victor Hügo'nun Juliette Drout'la ,
Elizabeth Taylor'un Richard Burton'la olan aşkını ayrı bir sevdim sanki.

Erkeklerin aşkı  hakkındaki fikirlerimi değiştirememiş olmalarına rağmen .


7 Ekim 2017 Cumartesi

JÜLYET - SUZANNE SELFORS

Çeviri:Ebru ÖZDEMİR
2. Basım 2009
296 Sayfa


"Çoğu zaman kendimi, kendi hayatımda bir oyuncu gibi hissediyorum ; ailemin tasarladığı bir yolda yürüyor , repliklerimi söylüyor ve önümü tıkayan talimatları takip ediyordum .Ama esas benim seçmek istediğim , kendi başıma inşa etmek istediğim yol , henüz döşenmemişti. "

Efenim her okuyamama sorununa deva , mevsim geçişlerine şifa olsun diye okunmuş zirilyon adet kitaptan biri daha .

Fakat üstte alıntı yaptığım cümle ne kadar anlamlı değil mi , özellikle ülkemiz gençleri bence tutar bu sözü.

Hayır benim gençliğimin üzerinden o kadar zaman geçtiği halde ben bile tuttum , o derece yani.

Ben aslında kitap hakkında, içeriğine dair pek bir şey yazmam ama bakınız bu postta bir miktar yazmam gerek .

Öncelikle güzel bir gençlik romanı ; macera var , aşk var , Romeo var ve hatta Jülyet bile var :D

Ama asıl anlamlı olan kısmı , zaman yolculuğu ki her kitapta bir miktar mutlaka olmalı gibi hissediyorum son okuduklarımdan sonra .

Fazla gençlik kitabı mı okudum nedir?

Efenim tüm bunlardan sonra ve asıl önemli mevzu şu , kitapta ailesinin yapmasını istediği hatta bu yolda eni konu kendisine söz düşmeyen bir gencin hezeyanları var . 

Tabii aşk , meşk mevzu bahis olunca o kısma çok girilmemiş ama başlarda oldukça detay verilmiş .

Her gencin okuması gerek gibi deli zor cümleler tabii ki kurmayacağım , fakat ne güzel olurdu değil mi , şöyle ne yapacağına karar verebilen gençlerin olduğu kitapların daha çok olması.

Çok popüler kitaplardaki o " adam" sıfatını hak etmeyen , insan vasfına asla erişemeyecek, sadist vasıflı elemanlara aşık olacaklarına ....
İnce düşünceli , birlikte olduğu kişiye mutluluk ve değer verebilen tipler olsalar ve biraz da gelecek hakkında da kafa yorsalar karşı cinse mensuplar .

Bu kadar uzatmak , bu kitap için belki saçma oldu ama , bazen gerçekten yazmasam yaşayamayacağımı hissediyorum :(

Tıpkı okumazsam , nefes alamayacakmışım hissi gibi.

Kitapla kalın ve hayatınız ile ilgili kararlarınızda istikrarlı olun .


5 Ekim 2017 Perşembe

SAPIENS - YUVAL NOAH HARARI

İNSAN TÜRÜNÜN KISA BİR TARİHİ
Çeviri:Ertuğrul GENÇ
1. Baskı 2015
7. Baskı 2015
408 Sayfa

"Tarih öncesi insanlarla ilgili bilinmesi gereken en önemli şey etraflarına goriller ,  ateş böcekleri veya deniz analarından daha fazla etki etmeyen sıradan hayvanlar olduklarıdır."

Bu cümle kitabın ilk sayfalarında karşılaşabileceğiniz , şaşırmamanız gereken cümlelerden biri.

"Hoşgörü , Sapiens'in baskın özelliklerinden biri değildir ."

Homo Sapiens'in "zeki insan " demek olduğunu öğrendikten sonra yukarıda yazan cümleye katılmayanınız olacağını düşünmüyorum , hele de Türkiye'de yaşıyorsanız bunu yaşayarak öğrenmiş olduğunuzu varsaymak yanlış olmaz.

Kitabı okumadıysanız bile adını duymuş ya da görmüş olma ihtimaliniz yüksek diye düşünüyorum o sebepten alıntısı bol bir yorum olacağını şimdiden yazıyorum , sadece alıntıları okumak isterseniz renkli satırları takip edin.

Kitap şu sorular ile devam ediyor ;

"-Sapiens'in başarısının sırrı neydi?
-Birbirinden çok uzak ve ekolojik olarak farklı  yerlerde bu kadar hızla yerleşmeyi nasıl başardı ?"
-Diğer insan türlerinin hepsini nasıl yok oluşa itti?
-Neden çok kuvvetli , beyni gelişmiş ve soğuğa dayanıklı Neandertaller bile bizim katliamımızdan kaçamadılar?"

Bu soruların hepsine dair teoriler mevcut kitapta, insanlık tarihi meraklıları kaçırmayın.

"Eğer Avustralya 'daki yok oluş istisnai bir durum olsaydı , insanların lehine şüphe ederdik .Fakat tarihsel kayıtlar Homo Sapiens'in bir ekolojik seri katil olduğunu kanıtlıyor."

"Ne kadar çok türü ortadan kaldırdığımızı bilseydik , hala hayatta olanları korumak için daha istekli olurduk."

Ve inanılmaz bir ifade gibi gelecek ama ,
"Tarım devrimi tarihin en büyük aldatmacasıdır." diyor yazar.

"Biz buğdayı evcilleştirmedik , buğday bizi evcilleştirdi ." 
şeklinde ifadelerle okurun ilgisini canlı tutmakta oldukça başarılı oluyor.

"Tarih çok az insanın 'yaptığı' , geri kalanların da tarla sürdüğü veya su taşıdığı bir şeydir."

"Etrafımızdaki hapishane duvarlarını yıkıp özgürlüğe kavuştuğumuzda aslında daha büyük bir hapishanenin geniş bahçesine doğru koşuyoruz."

Üstteki söz şu an içinde bulunduğum durum itibarıyla hislerimi birebir yansıtıyor.

Pek çok tespit, bir çok kanıt ve fazlaca teori ile yoluna devam eden kitap yeni sorular çıkarıyor karşımıza ;

"-Küresel ekonomik krizden çıktık mı, yoksa daha kötüsü mü gelecek ?
-Çin süper  bir güç olana kadar büyüyecek mi?
-ABD hegemonyasını kaybedecek mi?
-Kökten dinciliğin yükselişi geleceği de etkisi altına alacak bir dalga mı , yoksa uzun dönemde etkisini yitirecek gerici bir akım mı?
-Çevre felaketlerine doğru mu , teknolojik bir cennete doğru mu gidiyoruz."

Daha fazla uzatarak canınızı sıkmayayım , yukarıda sadece bir kısmı var kitabın barındırdıklarının , o sebepten kitabı okumanızı tavsiye ediyorum .

Çok söylenen bir şey varmış kitap hakkında, güya okuyanların inancını sarsıyor , dinsizliğe itiyormuş.

Eğer bir kitabın yazdıklarını okudunuz diye inancınız sarsılıyorsa , ya inancınızın sağlamlığından şüphe edin ya da size bu zamana kadar öğretilenlerin doğruluğundan.

Keyifli okumalar dilerim.




3 Ekim 2017 Salı

AHLAKSIZ TEKLİF -CECILA GRANT

Çeviri:Can Ali ÇETİN
1. Basım 2013
392 Sayfa

"Her şey sona ererdi. İnsanın istediğinden de kısa bir süre içinde."

Okuma hızıma kavuşmak için okunan  , takasla elime geçmiş olması muhtemel , ilk 300 sayfası +18 olan , asıl hikayenin sadece son 100 sayfada anlam kazandığı bir kitap.

Kısa tutulmuş olsa , beyaz dizi olabilecek kalitede bir şey işte.


1 Ekim 2017 Pazar

İNFAZCI -TREVANIAN




Çeviri: Şen Süer Kaya
1994 Basım
287 Sayfa

"Önemli değil.Onlara ihtiyacı yoktu . Hiçbirine ihtiyacı yoktu."

Trevanian'dan okuduğum 2. kitap. Tam bir polisiye demek yerinde olacak . Psikolojk tahlilleri olsa da okuduğum ilk kitap olan Katya'nın Yazı kadar etkileyici değildi. 

O dağ sahneleri hatırıma geldikçe hala tüylerim ürperiyor.


Sonu her ne kadar şaşırtıcı olsa da, belki de son günlerde kendimde olan durgunluk/yorgunluk ile alakalı kitaptan çok etkilenemedim :(


28 Eylül 2017 Perşembe

TEMİZLİKÇİ/ FRANZ-OLİVİER GİESBERT

Çeviri:Alev ÖZGÜNER
220 SAyfa


"Anne , karşılık beklemeden seven tek varlıktır yeryüzünde .Hep her şeyi verir , ama sonradan aldığı nadirdir.Genellikle yapayalnız ölür."

Son zamanlarda ardı ardına polisiye gerilim okuyorum.

Bilinçli bir tercih değil benimki , öyle hafif olabilecek kitaplara elim gidiyor , bu da sayfa sayısı ve sanki bir macera arayışı halindeyken elimin gittiklerinden.

Ve tabii uzun zamandır da kenarda bekleyenlerden biri .

Ben genel anlamda polisiye -macera türünü severim , çok ta keyif alarak okurum.

Fakat bu kitap benim için tam bir fiyasko.

O kadar gereksiz boş sayfaları da bir kenara bırakalım, konu bütünlüğü, oradan oraya zıplayıp sıçrama durumu ve hiç gereği olmayan +18 sahneleri ile tam bir hayal kırıklığı.

Resmen sadece bitsin , elimde yarım kalıp ta psikolojik baskı yapamasın diye okuduğum ve kesinlikle bana haz vermeyen anlatımı ile belleğimde "aman sakın" etiketi altında yer alacağını düşündüren ender kitaplardan biri.

Yani çok fazla merak ediyorsanız okumayın demem ama ilk aklınıza gelecek kitaplardan olmayabilir kanaatindeyim .

Daha heyecanlı polisiyeler okumanız temennisiyle :D

26 Eylül 2017 Salı

AŞK HAK EDİLMELİ -DARIA BIGNARDI

Çeviri:Eren Yücesan Cenday 
248 Sayfa

"Benim bir merkezim , güvencelerim , dengem yok , kendimi savunmayı bilmiyorum , sadece atlatabildiğim acıların tümünden gelen bir gücüm var ."

"Seni değiştiren başına gelen değil , onu nasıl yaşadığındır."

Enteresan bir hikaye. Romantik bir hikaye beklentisi ile başladığım kitap polisiye-gerilim çıktı. Enteresan bir şekilde de çabucak okuttu kendini.

Bunda sayfa kullanımındaki bonkörlük etkili olmasına etkili fakat hikaye de akıyor sanki. 

Maceradan maceraya koşmuyoruz ama ağır ağır ve derin endişe hakim oluyor üzerimizde  .

24 Eylül 2017 Pazar

KORKUYU BEKLERKEN - OĞUZ ATAY

BÜTÜN ESERLERİ 4
1.-35. Baskı 1984-2012
36. Baskı2013
196 Sayfa


"Hayır, gerçekten ölmedi ; çünkü ben yaşayamazdım ölseydi."

"Ülkeme ve insanlarına kızmaya başladım :Kimsenin doğru dürüst okuduğu yoktu . Doğru dürüst hissetmesini bile beceremiyorlardı .Bu yüzden insan , duyduğu şeyleri söyleyen insanların kültürüne güvenemiyordu. Belki bu zavallılığın , bu yarım yamalaklığın , bu gülünç durumun bile bir aslı , gerçek bir biçimi vardı. "

"Yüzyıllardır bu kadar insan , saçlarını kesip kesmemek ya da belirli günlerde su içmemek için mi bir araya gelmişti? Sonra, kötülük neredeydi ;  kötülük? Görünürde hep sevgi , ahlak , güzellik sözleri vardı ama , bir yerde kötülük olmalıydı; gizlilikten kötülük doğmalıydı .Sonra bunların araları neden açılmıştı peki?"


**************

Oğuz Atayın bu kitabında 8 adet öykü var. 

İçlerinde en sevdiğim Babama Mektup oldu.

Oğuz Atay hakkında ne yazabilirim ki ben ?

Kitap okuyan herkes en azından adını duymuş , Tutunamayanlar'ını görmüş , okumaya heves etmemiştir.

Bütün eserlerini bitirmeye az kaldı diyorum :D

Ve kendime hemen 5.sini edinmeyi istediğimi gösteren notlar alıyorum .

Keyifli okumalar kitapseverler , her nerede okunuyor ya da okutuluyorsa :D






22 Eylül 2017 Cuma

ZÜMRÜT YEŞİL -KERSTIN GIER

Çeviri :Firuzan GÜRBÜZ 
2. Baskı 2013
460 sayfa 

"Aslında kırık bir kalbin atmaya devam edebiliyor olması da tuhaftı. "

Serinin 1. kitabı için TIK.
2. kitabı için TIK.

Bu da serinin 3. ve son kitabı . Gerçi ben kitapta pek son göremedim ama neyse :D

İlk kitabı güzel , 2. orta şekerli , 3. vasat diyebilirim .

Bu tür kitapları okuma hızım için okuduğumdan , benimkine pek katkısı olduğu söylenemez , hatta elimde bir vakit süründü bile diyebilirim :D






20 Eylül 2017 Çarşamba

BABANIZ ATATÜRK -FALİH RIFKI ATAY






2012 Basım
150 Sayfa

"O zamanki arkadaşlarından birinin anlattığına göre,
bir gün komşu çocukları birdirbir oynuyorlarmış.Kendisini de çağırmışlar ,
-Gel sen de oyna! demişler.

Mustafa ;
-Peki, demiş ve olduğu yerde ayakta durmuş.
-Ama eğil de atlayalım, demişler.
Mustafa başını sallayarak :
-Ben eğilmem .Üstümden böyle atlayabilirseniz atlayın , cevabını vermiş."

************

Kitap bir takas kitabı ,yazarın Zeytindağı  adlı kitabını okuduğumdan beri bütün kitaplarını edinmeyi istediğimden elime geçmiş olması muhtemel.

Atatürk hakkında bir şeyler okumak beni her zaman mutlu etmiştir fakat bu kitapta yeni bir şey yok benim için .

Zaten oldukça kısa tutulmuş .

Yine de O'nu okuyabilmek, harika hissetmek için yeterli , okuduklarım, bildiklerim bile olsa .

Bir de şu notu düşeyim , 

hala üzerinden atlamak isteyen onca kişi olmasına rağmen, başını eğmeyen tek kişi O gözümde.




18 Eylül 2017 Pazartesi

MIRANDA'NIN GÜLÜŞÜ -JUDITH MICHAEL


Çeviri: Füsun DOBRA
394 Sayfa

"İnsan kendini anlamayan kişilerle uğraşmaktansa yalnız kalmayı yeğler ."

"Hepimiz hayal kırıklığına uğrar , sevdiklerimizi kaybederiz ; bazen bu acı diner, bazen dinmez, gene de bir yolunu bulur yeni bir yaşam kurarız .Belki umduğumuzdan değişik bir yaşamdır , ama hayal ettiğimizden kötü olması gerekmez."


Bu kitap elime büyük ihtimalle bir takas neticesinde geçti.

Çünkü ne kitap ne de yazar hakkında bir şey biliyorum.

Orta yaşlarda Amerikalı bir kadın ile Çinli bir adamın aşkını anlatıyor.

Buraya kadar hiçbir sorun yok , kitaba başlıyorum kadın Çin'e geliyor ve Çin anlatılmaya başlanıyor , ben merak ediyorum .

Adamla tanışıyor , pazara gidiyor , çarşıya bakıyor , Amerika'lı biri ne kadar beğenirse o kadar beğeniyor(!) Çin'i. 

O beğenmedikçe ben daha çok ilgileniyorum Çin ile.

Bir blogger arkadaşım Çin'le ilgili görüşlerini (genelde olumsuz) esprili ve harika bir dille anlatmış bayıla bayıla okumuştum. Ama dur ya bu ülkede neredeymiş dememiştim (Çin'in nerede olduğunu bilmediğimden değil, merak etmedim anlamında)

Kore dizilerine merak sardığım yıl , 1-2 Çin filmi de izlemiş ama ülkeyi yine merak etmemiştim.

1 tane sevdiğim Çin'de geçen film var fakat orada İngilizce konuşuyorlar diye sadece diyalogları önemsemiştim.

Bahsettiğim şey Çin Seddi , Konfiçyüs , Du Fu  değil , onları zaten duyduk , bahsettiğim şey Çin'de yaşam.


Fakat kitabı okudukça kafayı sıyırıyorum , belki kitapla alakalı  belki değil bilmiyorum , anlatılan tutkulu bir aşk , bir de Çin'deki olumsuzluklar , tek olumlu şey kadının yiyebildiği yemekler ama ben deli gibi Çin'le ilgili daha fazla okumak , Çin'e dair bilgi edinmek istiyorum.

O hırsla kitabın bitmesine 50 sayfa kala kitabı kenara bıraktım , aldım elime bilgisayarımı, internette dolanmaya başladım , internet sonu olmayan bir şey olduğundan , Çin'le başlayan yolculuğum hafif bir Mısır seyahati , ardından mutlaka bir parça Osmanlı tarihi derken bir günü yedim , kitabı bitirmek ertesi güne kaldı.

Şimdi bunları niye anlattım , demem o ki , kitap okuyanları eleştirmek kolay .

Okuduğu şeyi küçümsemek muazzam bir zevk olabilir fakat şöyle bir durum var , belki de hiç umulmadık bir kitap size başka bir şeyler öğrenmenizin kapısını açıyordur. 

Belki daha fazla bilgi alabileceğiniz kitaplara yönlendiriyordur.

Belki de en umutsuz olduğunuz anda , alacağınız 1 kaşık pasiflora yerine geçiyordur.

Demem o ki insanları yargılamak kolay , anlamak zordur .

Anlamaya çalışanı bulmak ise imkansıza yakındır.

Diyeceğim o ki;
biri çıkıp ta diyebilir,
"sen Çin hakkında bir şey bilsen ne , bilmesen ne . Kitap okusan da roman okudukça bir halt öğrenebilme şansın yok."

Çok bilen insan bir şey bilmediğini bilendir . Çok bildiğini zanneden ise  hiçbir şey bilmeyen.

O sebepten çok ta takmamak lazım kim ne söylüyor ...

Mesela ben, bugün 2 yeni şey öğrendim/öğrenmeye çalıştım ve hiçbir canlıya zarar vermedim ise yetiyor o gün bana .

Kitap mı , aşk bakımından eh işte , ön yargı bakımından muazzam.

Mesela şöyle bir cümle var kitapta ki insanın "oha falan" olası geliyor ;
"Amerikalılar kimsenin hakkını yemez "