11 Aralık 2017 Pazartesi

İSKENDERNAME- AHMEDİ

Öyküleştiren : Mehmet KANAR
1. Baskı 2011
70 Sayfa

"İşte bu dünyanın hali budur .Felek bazen üzer, bazen sevindirir. Bir değirmene benzer ; biri gelir biri gider."

Bloğumda bu ve benzeri kitapları görmeniz bundan sonra daha sıklıkla olacak , öncelikle buna hazırlamak isterim sizi.

Bunun 1. sebebi ,  Edebiyat 3. sınıf öğrencisi olmama dayandırılabilir .

2. 'si de Türk Edebiyatı sevenleri içindir.

Bu tarz okumalarıma Ahmedi ile başlama sebebim , Ahmedi 'nin XIV. yüzyıl Divan Şiirinin asıl kurucusu ve üstadı  sayılmasıdır.

İskendername'sini seçmem ise , tarihi öneme sahip (Makedonyalı ) Büyük İskender'den bahsetmesidir.

Aslında Ahmedi bu eseri Emir Süleyman için yazmış fakat Emir Süleyman'nın ölümü üzerine, Yıldırım Beyazid'in oğlu Süleyman Çelebiye takdim etmiştir.

Eserin sonuna eklediği Dasitan-ı Tevarih-i Müluk-ı Al-i Osman adlı manzum Gazavatname de İlk Osmanlı Tarihi sayılması bakımından oldukça önemlidir .

Her iki kısmında 10.000 beyit olan eserin , tarihi bakımdan Büyük İskender'in gerçek yaşamını anlatmaktan çok , bir çerçeve hikaye içinde farklı bilim dalları hakkında bilgi verdiği kabul görür.

Hatta Ahmedî bu mesnevide 3 farklı şahsiyete 3 sembol yüklemiştir; Aristo aklı, İskender ruhu, İskender'in savaştığı Dara, nefsi temsil eder.

Tabii bu 70 sayfalık kitapta , asıl metni okumak /okuyabilmek mümkün değil . Mehmet Kanar 'ın hikayeleştirdiği kitabı genel olarak kafamda netleştirebilmek maksadıyla okuduğumu düşünebilirsiniz.

Ahmedi hakkında yazılacak çok şey olmasına rağmen , buraya kısaltarak yazışımı da yine bu bloğu, okuduklarımı yazdığım defterimin bir özeti kabul etmeme bağlayabilirsiniz. 

Sevgiyle, kitapla kalın ...




9 Aralık 2017 Cumartesi

BAKİRENİN KIZLARI - JEANE WESTIN

Çeviri:Güntülü Tercanlı & Havva Arslan
1. Baskı 2010
424 Sayfa

"Kitaplar bir kimsede zaten yoksa , akıl vermezler .Fakat birazcık akıl varsa onu geliştirirler."
                                                  ARİSTO

Eğer beni sürekli takip ediyorsanız , bu kitabı gördüğünüzde "Eylem'in okuma hızı düşmeye başlamış" diye düşünmüşsünüzdür.

Evet itiraf etmek gerekirse şu aralar pek okuyabildiğim söylenemez.

Bu tarz bir kitabın bile elimde bir hafta süründüğü düşünülürse , hiç okuyamıyor olduğuma bile kanaat getirilebilir .

Ancak şöyle bir durum var ki , bu yıl Edebiyat derslerine çalışmamı zorunlu hale getirdim , evet bu işi de yine her zamanki gibi kendim başardım.:D

Alttan aldığım , üstten topladığım derslerle ve tabii ki düzenli ders çalışmayışımla bu işi de başarabildim ve kendimi tam bir deli çıkmazına soktum .

Fakat her zorluğun üstesinden gelinebilir olduğunu düşünenlerden olduğumdan , kuyruğundan da olsa yakalayıp , uzatmadan bu bölümü bitirmek için mücadele etmeye başlamış bulunmaktayım.

O sebepten , kitap okumalarım neredeyse sıfır durumuna geldi (roman türünden bahsediyorum, hiç okumadığım kadar ders kitabı okuduğumu da buraya not olarak düşüvereyim )fakat ağır da olsa yine okumaya devam etmek zorundayım ben , çünkü okumanın anlamı benim için nefes almakla eş değer .

Okumuyorsam , anlayın ki artık nefes de almıyorum :)

Gelelim kitabımıza , kitap için öncelikle yeğen'e teşekkür etmeliyim , şu aralar şöyle beyaz dizi kıvamında ,akıcı bir şeyler olsa okurum aslında deyince ve İngiltere tarihine merakımı bilince , 'tarihini okuyamıyorsan fantazyasını oku' diyerek , bu kitabı getirdi.

Her İngiltere Historical Romans'ında(tarihi aşk ) olduğu gibi VIII. Henry 'siz bir İngiltere düşünülemez, diye düşünen yazarımız da yine onun Anne Boleyn'den olan kızının dönemindeki entrikalardan oluşan bir, yok iki aşk sığdırmış kitaba.

Açıkçası ilki oldukça güzeldi benim için, ne ki 2. 'si için aynı şeyi söylemem pek mümkün değil, sanki ille de 400 küsur sayfa yazması gereken yazarın uzatmaları gibi olmuş .

Yine de her şeye rağmen kolay okunur, çok düşündürmez, edebi yönden zayıfça kitabı okuduğuma memnunum , hiç okunmamış , kitaba , kağıda dokunulmamış zamandan kıymetli gözümde bu tür  kitaplarla geçirilen zamanlar.

Hep belgesel de izleyemeyiz ki ama değil mi arada bir de reklam arası vermek gerekmez mi sizce de ?





4 Aralık 2017 Pazartesi

HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM -AHMED ARİF

Metis Yayınlarında 8. Basım 2014
181 Sayfa 

"İÇERDE
Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı , kör pencere ,
Yastığım , ranzam , zincirim,
Uğrunda ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki masum resim,
Haberin var mı?
Görüşmecim yeşil soğan göndermiş,
Karanfil kokuyor cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin."

Bu şiiri şimdilerde çokça duyuyoruz , fark ettiniz mi Manuş Baba'nın şarkısını dinlerken?


Manuş Baba'nın harika yorumuyla , daha bir ayrı güzel olmuş .

Bu şarkıyı duyduğumdan beri nereden tanıdık geldiğini araştırmayı vazife saydım .

Ahmed Arif okumadım daha önce diye düşünüyordum , oysa şarkıyı ilk kez duyduğum zaman bile o kadar tanıdıktı ki , bir yerlerde kesişmiş yollarımız demek ki:D

Buna istinaden de bütün şiirlerini tekrar okumalıyım fikri oluştu, yeğen de kitabın kendisinde olduğunu söyleyince getirmesini istemek zorunluluk halini aldı .

Bu yıl herhalde en çok şiir okuduğum yıl olacak :D

Ahmed Arif'in politik tavrından bahsetmemek olmaz ama o kadar buraya yazmak istemiyorum ki.

Yine de satırları çok iyi .





29 Kasım 2017 Çarşamba

YANSIMA / LANDE - DENİZ ERBULAK

1. Baskı 2015
424 Sayfa

"Kuytu köşeleri severdi kızı.Kışı , soğuğu, rüzgarı , karı , yağmuru sevdiği gibi."

"Bazen yansımanın yolu değişir .Başka bir hayatın içinden geçer .Sonra o başka hayattan senin gibi biri gelir ve bize kaderden bahseder."

"Bu bir  oyun .Birileri yazarın üzerinden bu oyunu kuruyor...ve hepimiz bu kurulan oyunda yönetiliyoruz."

********

Bu kitap bir harika ;

Hem kurgu , hem gerilim, hem distopik, hem fantastik , hem korku ,hem macera  , hem seri ve hepsinden güzeli yerli bir kalemin elinden çıkma.

İnanmazsınız ne zamandır bu kadar heyecan verici bir kitap okumamıştım , hele de yerli bir yazardan , hele de bir kadın yazardan.

Deniz Erbulak , her kitabında olduğu gibi bu kadar şeyin içine , nezaketi de sığdırmış .

Nasıl yapıyor bilmiyorum ama kitabı üzerinde yazarın ismi olmadan okusanız bile Deniz Hanım aklınızdan geçebilir gibi geliyor bana.

Çünkü o nezaketi verebilecek başka bir kalem daha yok .

Bu kadar sert bir hikayede bile hem de .

Serinin devamını da edindim ve okumak için sabırsızlanıyorum .

Deniz Erbulak için de kütüphanemde özel bir bölüm oluşturma zorunluluğu doğuyor bu durumda , görülüyor ki kendisiyle daha çok kitapta buluşacağız .





26 Kasım 2017 Pazar

OYUN USTASI -JAMES DASHNER

Çeviri:Selim Yeniçeri
1. Basım 2016
302 Sayfa


Yine Kerem'den okuduğum bir serinin ilk kitabı .

Bilgisayar oyunları sevenlerin oldukça seveceği bir seri diye düşünüp , ben bu seriye devam etmeyeceğim sanırım falan diyordum ki kitap öyle bir bitiş yaptı ki sırf o bitişin hatırına okuyacağım seriyi ...


23 Kasım 2017 Perşembe

MEŞHUR YENİKAPI CİNAYETİ -MÜJDAT GEZEN

1. Basım 2004
3. Basım 2004
245 Sayfa

"Bu ülkedeki hukuk sistemi çökmüş .Ne yargıçlar , ne savcılar , ne avukatların mutlu olduğu bir ülkede hukuk sistemi nasıl iyi ve doğru olabilir ?"

"Adı üstünde sıkıyönetim , sıkıcı bir yönetim biçimi yani..."

Efendim alt ismi "acayip bir roman " olan , iç kapakta yer alan "bu kitaptaki gerçekler tamamıyla yalan yalanlar tamamıyla gerçek " yazısıyla beni meraka salan bir kitap oldu kendileri .

Daha önce 1-2 kitabını okumuşluğum var ustanın , eskiden dizi ve filmlerini de izlerdim yalan yok.

Bu kitap ;
 3  arkadaşın, 70-80 dönemi İstanbul'unda sanat ve özel yaşamları hakkında bilgi veriyor .

Ne kadarı biyografik unsur taşıyor çok fena merak etmekle birlikte , hikayedeki arkadaşların, gerçek hayatta kimler olabileceği hakkında varyasyonlar üretip durdum  okuduğum zaman boyunca .

 Ustadan, hem o dönemin genel siyasi havasını alabileceğiniz, hem de üniversite hayatları ve gençlik  farkındalıklarını takip edebileceğiniz , oldukça yalın yazılmış , bir hikaye .

Kitabı kapattığınızda siz karar verin gerçekliğine .

Okumuşlar ise şuraya yazıversin gerçekliğinin olabilme ihtimalini bu hikayenin, sevgiler , kitaplı günler dilerim.


21 Kasım 2017 Salı

TOPRAK ANA -CENGİZ AYTMATOV

Çeviri: Refik ÖZDEK 
1. Basım 1995
143 Sayfa 


"Toprak ve su insanlar arasında eşit olarak paylaştırılınca , kendi tarlamız olunca , kendi tarlamızı sürüp eker, kendi ürünümüzü kaldırınca biz de mutlu olacağız ."

"İyilik , yola düşen, yoldan toplanan bir şey değildir .Tesadüfen ele geçen bir şey değildir. İnsan iyiliği ancak başka bir insandan öğrenir." 

************
Bir kadının toprakla, kendi yaşamı ve dünya düzeni üzerine konuşmaları var kitapta.

Öyle bir kadın ki savaş onlara değmeden , yalın mutluluğu bulmuş.

Sevmiş ve sevilmiş.

Savaşla gelen yıkım ...

Bir hayat ki,  bütün dünya insanının bir şekilde nasibini aldığı.

Bir mutlu yaşam , savaşla yıkılan.

Çok etkili bir kitap Toprak Ana , Aytmatov yine yalın dili ve bütün yaşananları hissettirebilen kalemi ile biz okurlara yaşatıyor kitabı , okutmaktan ziyade.




18 Kasım 2017 Cumartesi

YARIM KALAN KADINLARA- NICHOLE BERNIER

Çeviri:Özlem YÜKSEL
1. Baskı 2014
331 Sayfa

"Yalnızlık bir nimetti. Ama bir başkasının yanındayken yalnız kalmayı başarmak bir sanattı ."

"Büyümek biraz da başkalarını suçlamak yerine başarısızlıklarını kabul etmektir."

Hani bazen bir şeye bakarsınız ama gördüğünüz yalnızca o şeyin suretidir , aslını ancak hissederek, yaşayarak öğrenebilirsiniz .

Mektuplar var kitabın özünde , göçüp giden bir kadının ardında bıraktıkları .

Yanlış bilinen doğruları.

İnsanların inandıkları ...Oysa hepsi yalandı...

Belki de kimsenin tahmin edemeyecekleri...

Oysa her şeyi bildiklerini zannetmişlerdi...




P.S.:Son zamanlarda dinlediğim bir parçayı koyuyorum şuraya , belki de siz de seversiniz :D









16 Kasım 2017 Perşembe

ÇOLUK ÇOCUK -PATTI SMITH

Çeviri: Yiğit Değer Bengi
2.-3. Baskı 2011
302 Sayfa

"Kendimi tamamen kitaplara kaptırmıştım .Hepsini okumayı istiyordum ve okuduğum her kitap yeni arzular tetikliyordu."

"Ne kadar iyi olmayı istesem de asla mükemmel olamayacağımın farkına varmıştım."

"İnsanoğlu sanat yaratabiliyordu ve sanatçı olmak başkalarının göremediği şeyleri görmek demekti."

Patti Smith; Punk Rock ' ın "vaftiz anası" diye tanınıyor , Robert Mapplethorpe aşkı ile biliniyor .

Robert'a söz verdiği üzere yazmış bu kitabı da zaten .

Dali 'nin ; "Sen bir karga , gotik bir karga gibisin "dediği; şarkıcı, şair, yazar, çizer vs...


Amerikalıların sanata da, hayata da bakışı karşısında hayretten hayrete düşürüyor kitap .

Aşkı yaşayış ve algılayış şekilleri üzerine ise tek kelime edemiyorum .

Otobiyografide bu kadar yalın , bu kadar reel kendini anlatabilecek olan var mıdır diye düşündürüyor...

Buradan benim de sevdiğim Before The Night 'ını dinleme şansınız olsun :D



13 Kasım 2017 Pazartesi

PENELOPE -MARGARET ATWOOD

Çeviri:Dilek Şendil
1. Basım 2017
160 Sayfa

"İnsanın yeniyetme oğluyla kavgasında yenik düşmesi hiç kolay olmaz.Boyları sizinkini aştı mıydı, geriye bir tek manevi otoriteniz kalır :eften püften bir silah."

"Acaba birimiz ötekinin söylediği söze inanıyor muydu?
İnanıyorduk elbet.
Ya da birbirimize öyle diyorduk."

*************
Yunan Mitolojisi'nin efsanelerinden Penelope'nin hayatı hem de 12 kızının(hizmetçisinin) ağzından yazılmakta.

Şiir ve şarkılar da kitaba ve hikayelere hareket katmış.

Alfa Yayınları bu işi biliyor sanırım .Mitoloji üzerine yaptığı seriyi de böylece takibe almak mevcudiyeti doğuyor bana .


10 Kasım 2017 Cuma

SAKIN ALDANMA , İNANMA, KANMA -REFİK HALİD KARAY

206 Sayfa 


"Vücudumuzun elbiseye olan ihtiyacından fazla hissiyatımızın örtüye ihtiyacı vardır."

"Beşeriyetin ne kadar gerilediğini anlamak için halkın tramvay arabalarına nasıl binip indiklerini görmek kafidir."

"Sakın aldanma, inanma , kanma! Ne aşıkın sazına , ne mebusun sözüne , ne hacının lafına , ne papazın putuna ..."

"Sırma saçlılar kel çıktı , badem gözlüler kör...Parada gözüm yoktur diyenler Karun'a döndü , Harun bildiklerimiz Haccac'ı geçti ! Artık kuru lafa aldanma, sahte ise inanma , şuna , buna kanma...Kürk giydireceğiz derler, külahını kaparlar; dost görünürler , ciğerini yakarlar; gömleğini aşırıp hasırlara sararlar , 'haydi yürü !' deyip öne katarlar , sonra birer birer savuşup ateşe seni atarlar.Ayanı da böyle , mebusu da maazallah ..."

"Sakın aldanma , inanma , kanma... Yalan dolan makaraları yine sağılmaya başlanacak diye , yine elimizdekiler kapılıp deve yapılacak; toklar çekilip biraz da açlar yalanacak ....Bu işin kühnü budur ! Polis zannedeceksin , harami çıkacak ; nimet diye gideceksin, tuzak çıkacak; melek görünecek, şeytan çıkacak...Gözünü açmazsan yine yumurtalar cılk çıkacak!"

"Katliama başlasalar :'Ne musip icraat !'
Çam devirseler: 'Ne nezaket!'
Maskara olsalar:'Ne şeref!' diyorlar."

"İki düzine devlete meydan okusak :'İsabet!' diye pehpehliyorlar milleti eli bağlı uçuruma koştururken :'Kurtulduk !' diye seviniyorlar , devleti düşmanlara teslim ederken :'Yeni devir , teceddüt ' diye alkışlıyorlar ."

"Hülasa insan her şeye benzeyebilir , hatta bazen insana bile!"





9 Kasım 2017 Perşembe

TEHLİKELİ İLİŞKİLER - JULIA LONDON

Çeviri:Aslı Karasuil
1. Basım 2013
462 Sayfa

"Bunun bilimsel bir eser olması gerekmiyor , lordum .Bu yalnızca eğlenmek için okunması gereken bir roman ."

Kahramanımızın yukarıdaki sözlerinin tam olarak bu kitap için söylenebilir olduğunu belirtmeliyim.

Aşk ve gurur çakması olmuş demek te yerinde olur sanırım.

Her ne kadar onun yerini tutamasa da , sevdiğiniz bir eseri andırması bile okurken keyif verebiliyor bazen :)


6 Kasım 2017 Pazartesi

PARANOYA -TAMI HOAG

Çeviri: Ender NAİL
2.Basım 2007
525 Sayfa 

"Nedense hiç kimse bir türlü elindekilerle yetinemiyordu .Belki de daha iyisini , ulaşamayacağını umut etmek insanın doğasında vardı."

KOJAK(Kovac) 'la yeni bir macera daha , Tami ablamız da Tess abladan sonra başımızın tacı olacak gibi duruyor.

Seviyorum yarattığı bu karakterli ,dürüst , polis abimizi .

Yine bizim ülke için düşünecek olursak fantastiğe kaçıyor diyebilirsiniz ama onlarda neden olmasın dediğimiz bir polisiye -macera.

Sanırım artık kurumlara olan inancım o kadar azaldı ki , kişiler üzerinden yapılabilecek çok ta bir şey olmadığını düşünüyorum.

Dürüstlük , doğruluk , işini doğru yapmak ise unuttuğumuz özellikler .

Belki de  bu özlem , bu kadar sevmeme sebep bu tür kitapları .

Neden olmasın diyebilsem yetecek ama ....



4 Kasım 2017 Cumartesi

UZUNHARMANLAR'DA BİR DAVETSİZ MİSAFİR -SEZGİN KAYMAZ


1. Baskı 2017
323 Sayfa

"Başı ve sonu olan hikayelerdir belki beni ilgilendiren ...Değişik hayat tarzları , farklı bakış açıları ...Belki maceralar .Mutluluklar , hüzünler , hırslar , intikamlar , yere sağlamca basmalar , eğilip bükülmeler , dimdik durmalar , yıkılıp düşmeler, korkular, ümitler, hayaller...Ne bileyim...Milyonlarca insanın yazdığı bir şehrin üzerinde kanatlanıp uçmak gibi sanki...."

"-Sen yaşamayı bilmiyor musun Musa? Onu mu merak ediyorsun? Ondan mı hep roman hep roman?"

********

Ben neden seviyorum bu adamın yazdıklarını , neden tam da o zamanda okumak istediklerimi yazmış oluyor çok yıllar öncesinden .

Küfür bile yakışır mı durduğu satıra bu kadar ,  bu kadar şaşırtır mı  insanı bir kitap , bu kadar korkarken düşündürür mü en derin cinsinden...

Oluyor efendim , yazıyor bazıları hem de  yıllar öncesinden ...

Tam olarak 1 günde okudum 323 sayfayı , bir bu kadar sayfası olsa yine aynı gün biterdi kuşkusuz.

Bölüm başlarına koyduğu güzel alıntılarıyla, ayrıca gönlümü fethetti.

Sezgin Kaymaz, her okuduğum kitabından sonra  bir kere daha "iyi ki okudum " dedirtiyor.

Kalemi hiç durmasın dediklerimden , sanırım yeni bir kitabına başlamak için aradan bu kadar uzun zaman geçmesine izin veremeyeceğim.



2 Kasım 2017 Perşembe

MUHAYYELAT -GİRİT'Lİ ALİ AZİZ EFENDİ

Hazırlayan :Kerim Çetinoğlu 
288 Sayfa

İlk olarak bu kitabı neden tekrar okuduğum meselesini açıklamam lazım . Bilenlerin bildiği , bilmeyenlerinizin şimdi öğreneceği üzere AÖF(Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi ),Türk Dili ve Edebiyatı 3. Sınıf öğrencisiyim.

Bu bölüme başlarken şöyle düşündüğümü hatırlıyorum , bu kadar kitap okuyorum ve fakat Türk Edebiyatını tam anlamıyla bilmiyorum .

Evet gerçekten böyle düşünmüş fakat Türk Edebiyatından bu kadar bihaber olduğumun farkında olamamışım.

Gerçi bunda derslerde henüz modern edebiyat kısmına geçememiş olmamın da katkısı vardır diye düşünüyorum .

Her ne ise , bu bölümün ilk iki sınıfında Osmanlıca öğrenmemiz icap ediyor .Bu sebeple de İsmek 'in Osmanlıca kursları bizim için bulunmaz nimet oluyor.

Bu yıl 2.yılım İsmek Osmanlıca sınıfında , o sebepten bazı edebi parçaları okumak ta kaçınılmaz oluyor. 

Giritli Ali Aziz'in Muhayyelat'ını Türk Klasiği olarak kabul etmiş , okumuş , kitaplığıma da yerleştirmişim zamanında .

İyi ama kursta Muhayyelat'tan bir parça okumaya kalkınca baktım ki ben bu hikayeleri anımsamamaktayım .

Kitapta pek çok hikaye mevcut , bizim kursta okuduğumuz ise Çin Şahının Kızı Ferahnaz 'ın hikayesiydi .

Sadece bu bölüm yerine bütün kitabı tekrar okumak tercihim oldu tabii.

Neyse ben aslında size Giritli Ali Aziz Efendi ve Türk Edebiyatındaki yerinden falan bahsedecektim fakat baktım ki yazdıklarım bir hayli yer tutmuş , bunlarla başınızı şişirmeyeyim , merak edeniniz bir zahmet Google amcaya müracaat  ediversin diye düşünerek yazıma son vereyim.

Fakat bu notu eklemeden geçersem ayıp olacak kanaatindeyim ,

Muhayyelat:Hayal edilmiş olan şeyler, demek. 


31 Ekim 2017 Salı

DRACULA - BRAM STOKER/PASCAL CROCI

Çeviri:Alev ER
1. Basım 2010
2. Basım 2010
158 Sayfa


"Bir şey onu ne kadar önemli buluyorsanız o kadar önemlidir."

"Ağlamak bazen bize iyi geliyor elbette : Havayı temizliyor kuşkusuz , yağmurun yaptığı gibi..."

Dracula; nam-ı diğer Vlad Tepeş , nam-ı diğer Kazıklı Voyvoda .

Bu arkadaşın enteresan bir hikayesi var , bizim tarih kitapları pek ilgi çekici yazılamadığı için tarih dersinde öğrenemediğim şeyleri daha sonra okuduğum  kitaplardan ya da izlediğim filmlerden öğreniyorum ne yazık ki.

Vlad Tepeş , Fatih Sultan Mehmet ile birlikte büyümüş , birlikte eğitim görmüş bunları ben bu yıl izlediğim, bir filmden öğrendim , sonradan nasıl bir tiran haline geldiği enteresan geldiğinden takas listeme Bram Stoker'ın kitabını ekledim ve fakat gelen kitap çizgi roman çıktı , olsun varsın . 

İşin kötü tarafı deli gibi çizgi roman okuyan bir nesilde yetişmeme rağmen , çizgi roman sevmem .

Buna rağmen bu kitap elime ulaştığı zaman ilgimi çekti .Hem çizimleri hem de kullanılan baskı kalitesi muhteşem .

Hikaye bir miktar değişmiş ama fark etmez, zira filmde de bildiğin koskoca tarihi/Fatih'i değiştirmişlerdi.

İlk defa bir çizgi romanı keyifle okudum ki çizimler çok kasvetli :D

Dediğim gibi ben sevdim , eğer çizgi roman severseniz bu enteresan hikayeyi de göz ardı etmeyin.


29 Ekim 2017 Pazar

BALKANİKA - GEZİ

Bu gezi tamamıyla eşimin programına uyularak ,oğlum , ben ve KAĞIT SALINCAK düzenlemesi üzerine kuruludur. Oldukça amatörce ve kısıtlı sürede yapılmıştır o sebepten sadece görebildiğim şehirlerden seçilmiş fotoğraflar ve dipnotlar ekleyeceğim.

Her şehirde 1 gece kaldığımızdan , şehre ulaşım ne kadar kısa sürede olduysa o kadar çok yer gezme şansımız oldu.

İlk olarak Bulgaristan Sofya ile başladık gezimize , ülkeden çok erken çıkmamıza rağmen (memleket sınır kapısına yakın olunca oldukça kolay oluyor :) Sofya'ya ulaşmamız biraz uzun sürdü .


SOFYA

Bulgaristan'ın başkenti , Avrupa'da yaşamın başladığı 2. şehir.1382-1878 arasında Osmanlı 'nın hükmü altındaymış .

Şu anda 1.5 milyon civarı bir nüfusa sahip.

İlk gezmek istediğimiz yer 1600 yıllık , erken Hristiyanlık dönemine ait Rotonda  idi fakat bir miktar programdan sapmış olabiliriz , ilk yemek yemek için yer aradığımızdan programa değil , gelişine , görüşüne bir gezi oldu.

Rotonda'yı ararken karşımıza;
Nedelia Kilisesi çıktı.



Çok kısa bir yürüyüş sonunda da ;
Aziz George Rotondası ile karşılaştık


fotoğrafın çekildiği konumdan solunuza döndüğünüzde sizi 
Banya  Başı cami karşılıyor ,Mimar Sinan'ın eseri diye biliniyor cami.

Caminin arkasında ise bir müze , tabii ki giremedik çünkü geç kalmıştık.





Müzenin yan tarafından girip çok kısa bir yürüyüş ile 
Alexander Nevsky Katedrali'ni



Katedral'e yürürken de,




Sönmeyen Ateş diye anılan Meçhul Asker Anıtını görebilirsiniz, Türk -Rus savaşında ölen Bulgar askerler adına 1981'den beri yanıyormuş ateş.



BELGRAD


2. durağımız Sırbistan'ın başkenti Belgrad'tı.

Burada zamanımız oldukça kısıtlı  olduğundan, ısrarla görmek istediğimiz tek yer 




Alternatif akımın mucidi, Sırp asıllı Nikola Tesla 'nın eviydi.

Biraz daha zamanımız olduğunu fark edince , Dünyanın en büyük Ortadoks Katedrali  olan Aziz Sava 'yı görmeye gittik .







Sadece aşağıda gördüğünüz muazzam şaşalı kısmın tadilatı bitmiş olmasına rağmen kapıları açık, hayret etmemek elde değil hele de yıllardır İstanbul'da "tadilatta" denilerek sokulmadığımız onca tarihi yapıyı düşününce.



SARAYBOSNA -SARAJEVO


Bosna Hersek'in başkenti olup, 1463 'te Osmanlı ile gelişmiş bu şehri çok beğendik.
Umut Tüneli


Latin Köprüsü
BaşÇarşı
Burada oturup demlenmiş tavşan kanı çayınızı ya da Türk kahvenizi içip , kendinizi Türkiye'de hissedebilirsiniz.

Katedral

Ferhadija Camii

MOSTAR

2005 yılında Dünya Mirasları Listesine girmiş

Mostar Köprüsü , Bosna savaşında tamamen yıkılmış fakat orijinaline sadık kalınarak tekrar yapılmış.

Bu köprüde gelenek olan köprüden atlama seramonisini de görme şansımız oldu .

KARADAĞ-ULCİNJ
Burasını o kadar beğendik ki :) Balkanlara gidenler mutlaka uğramalı diye düşünüyorum :D
Şunu da belirteyim İstanbul- Antalya/İstanbul -Adriyatik arası kilometre aynı. Kendi aracınızla buralara gelmeniz de hiç zor değil .


OHRID-MAKEDONYA

Kiril alfabesinin bulunduğu kilise 




MANASTIR-MAKEDONYA
Buraya ulaştığımızda saat 19 civarıydı ve İdadi'nin kapalı olacağını düşünüp üzülüyorduk , 
 mutlu olduğumuz çok zamanlar yaşamış olmalıyız ama şansımıza bu kadar şükür ettiğimiz başka bir an hatırlamıyorum.



Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın mezun olduğu askeri idadi, bir kanadı komple Ulu Önder'e ayrılmış ,sonrasında gezdiğimiz diğer kanattaki arkeolojik kısım , gördüklerimizden sonra oldukça yetersiz geldi gözümüze .

İdadi'nin içinde başka Türklerle karşılaştık ve selam vermelerine ayrıca mutlu olduk.


ÜSKÜP

Bir Roma inanışına göre ; içinden nehir geçen şehirler kutsalmış , bugüne kadar ben de gördüğüm bu özelliğe sahip şehirlere her zaman daha fazla hayran kaldım , Üsküp de bunlardan biriydi.

Bir diğeri de , yolunuz düşerse mutlaka görün diyeceğim 
Budapeşte'dir , muazzamdır , fevkaladedir ,anlatılmaz görmek gerekir.


Bu süslü köprülerin bir tarafında Makedonlar , diğer tarafında Müslümanlar yaşıyor ...


Köprülerin içinde en eskisi, Osmanlı'nın yapmış olduğu tarihi köprü.



Yeni köprüler o kadar şaşaalı ki sanki bu Osmanlı yapısı unutturulmaya çalışılmış gibi.


Gezdiğimiz hemen pek çok yerde Türkçe konuşan vardı , zaten bütün şehirlerde Osmanlı izleri görmek mümkün , tabii savaşlar çok fazla tahrip etmiş fakat yine de hemen tamamı geri döndürülmeye çalışılmış/çalışılıyor.

Bütün gezdiğimiz yerler boyunca kendimizi anlatmak için sıkıntı çekmediğimiz gibi yemek için de sıkıntı çekmedik , Börek aşağı yukarı benzer yazımlarıyla her yerde , Kebap dedikleri de bildiğiniz köfte ve tabii ki neredeyse bütün Avrupa şehirlerinde rastlayabileceğiniz dönerciler her yerde :D

Buraya kadar sıkılmadan okudu/izledi iseniz teşekkür ediyorum :)

29 Ekim CUMHURİYET Bayramımız Kutlu olsun 😄