31 Ekim 2014 Cuma

109-FİL - ELIO VITTORINI

 Çeviri:Gönül ÇAPAN
1. Basım 2000
104 Sayfa


Özgün adı; ;Il Sempione Strizza l'occhio al Frejus (Semplon , Frejus'e Göz Kırpıyor)  muş.

Ayrıca kısa olmasına rağmen , roman olarak tanımlanıyor.

Ve yazarımızın en sevdiği kitabıymış.

Açık ve gerçekçi bir yaklaşımla fakat acındırma ya da ağlak edebiyatı yapmadan da yazılabilirmişi gösteriyor , bu hikayede yazar.

Yazıldığı dönem itibarı ile işçi evlerine ne kadar aylık girdiğini ,iş bulmanın ne kadar zor olduğunu anlatıyor.

Bir de -herhalde kitabın bizdeki adı olmasına sebep- fil diye anılan bir büyük baba var evde , ona bakmanın ne kadar zor olduğu ve gurura değiniliyor.

Kısacası , az ve öz yazılmış , müthiş bir hayat romanı , okunmasını şiddetle tavsiye ederim.

******************


"Onların bilgelikleri de buraya kadar ya , vakti gelince , ancak gidecekleri yere varacak güçleri kaldığını anlamalarında."

"O kadar gururludurlar ki , yakınlarının saygısını kaybetmek ağır gelir onlara." 




#guzokumasenligi
#senlikbahaneokumaksahane 

12.



30 Ekim 2014 Perşembe

MİM-PATLAYAN BALONLAR

PATLAYAN BALONLAR mimlemiş beni , kendisine teşekkür ediyor hemen sorularına geçiyorum :D

Kurgusal ama bu mim haber vereyim dedim :D






Romantik: Bir süredir hoşlandığın biri var. Konuşmaya 

çekiniyorsun ama artık bu belirsiz gidişatı yönlendirmen 

lazım...


Bu soruya evliliğinin 15. yılında biri olarak cevap vermek zor tabi :D Bunu konuşmaya çekindiğim ama benimle konuşmasını çok istediğim blogger arkadaş olarak değiştiriyorum (kurgu da kalmadı arkadaş) .
Bir kere yorum atarım , olmuyorsa olmuyordur  :D



Dram: Çocukken öyle bir şey yaptı ki kuzenin senin kör 

olmana neden oldu ama bunu aileleriniz bilmiyor. 

Herkese her şeyi anlatır ve o kuzeninle konuşur musun

, yoksa acını içine atar, hiçbir şey olmamış gibi 

kuzeninle konuşup yaşamına devam mı edersin?


Ya dalga mı geçiyorsun, kazara falan mı bu yaptığı  şey , hayır değilse kuzen muzen dinlemem onu da kör ederim :(



Bilimkurgu: Süper bir gücün olacak. Bunun ne olmasını 

istersin?

Süper bir gücüm olsa , reel bakarak duruma, diyebilirim ki evi temizlerim ;)


Macera: Gece uyurken eve hırsız girdiğini fark 

ediyorsun. 

Dahası, hırsızın odana süzülüp çekmecelerini 

karıştırdığını duyuyorsun. Ne yaparsın?


Bu soruya 2 olasılıkla cevap veririm ;


1-Oğlum evdeyse, sesimi çıkarmam

2 -Evde yalnızsam ,  hırsız benden korksun :D



Komedi: Resmi bir ortamdasın. Deri koltuğa oturduğunda koltuktan ses çıktı ama herkes o sesin senden çıktığını düşünmüş olabilir...

Yaaa ama ya çok sıkılıyorum kalabalıklarda , bir de böyle şapşalak durum olmasın bana ya , başkasına olsun ben güleyim :D


Korku: Elinde bıçak olan bir katil üzerine doğru geliyor. 

Kurtulmak için ne dersin?

Yine olasılıklı cevaplar
1 -Benim elimde ne var
2-Kaçarım


Şimdi de sırada reklamlar var: http://patlayanbalonlarr.blogspot.com.tr/ da en sevdiğin bölüm?


Aslında kendisiyle yeni yeni tanışma çalışmaları yapıyoruz , fakat hem okuduklarından , hem izlediklerinden hem de diğer hobilerinden karma olarak bloguna alabilmesini seviyorum , benim hayalim de blogda bunu yapabilmekti fakat gördüğünüz üzere olmadı.



Bu mim'i beni hep unutuyorlar bu mim olayında  diyen ;

Kontes'e geitsin :D



108-İLK AŞK- JOHN GREEN

 Çeviri: Çiçek ERİŞ
1. Baskı 2014
313 Sayfa


"Ama kitaplar hep vardı.Kitaplar esas Terk Edilmişler'dir: 
Bırakın ve sizi sonsuza kadar beklesinler;
ilgilenin,
hemen sizi sevsinler."

"Yani hepimiz önemliyiz;
belki çoktan az ama hiçten fazla."

************************

Öncelikle matematik sevenlerdenseniz , kesinlikle bir tık daha fazla zevk alacaksınız okurken.

Enteresan olasılık formüllerini , kahramanımız hayatının aşkları için anlamlandırmaya çalışıyor.

Zeki ama dahi olmayan bu elemanın , bir de Müslüman kankası var ki evlere şenlik.

Gülümseyerek okudum.

Ara ara gülümsemeyi abartıp , enteresan sayılabilecek sesler de çıkartmış olabilirim.

Green'in aşkı komiklikle espritüellik arasında yazdığı ve kahramanımızın onca yıllık aşk hayatını formüle ettiği , yine kitap okumaya değinmeden geçmediği güzel kitabını sevdim.

Aslında Green'in kitaplarını Kerem almıştı ve sadece Aynı Yıldızın Altında'yı okuyabildi.

Güz okuma şenliği için okuduğum bir kitaptan daha memnun ayrılıyorum.

Okuyun , seveceksiniz.

#guzokumasenligi
#senlikbahaneokumaksahane 

11.

28 Ekim 2014 Salı

107-KAYBEDEN ÖLECEK- PATRICK SENECAL

 Çeviri: Yaşar İLKSAVAŞ
1. Baskı 2010
269 Sayfa


"-Ama Tanrı hiç bir zaman cinayeti teşvik etmedi , Maude!Hiç bir zaman...
-Ahlaksızlık hüküm sürdüğü için Sodom ve Gomorra'yı yaktı! Musa'yı izleyen firavunun tüm ordusunu suda boğdu! Tüm günahkar insanları Tufan'da yok etti!Tanrı milyonlarca insanı öldürdü, Mösyö Yannick! Jacques da aynı şeyi yapıyor! Kötülük'ü ortadan kaldırıyor!"

***********

Bu kadar basit bir kazanın , bu kadar inanılmaz sonucu olur mu?

Olur , cevabını veriyor yazar bize.

Çok fena gerildiğim, kahramanlarının hiç birinin kişilik analizlerini yapamadığım kitap.

Biri-ikisi değil alayı şizofren :D

Şizofren diyorum ama şizofren tanımına tam olarak uymuyorlar, cani desen tam karşılamıyor , kötü desen yanından geçmiyor.

Arka kapağı okursanız biraz daha net anlayabilirsiniz aslında , benim anlatmak isteyip te anlatamadıklarımı.

Tam bir psikolojik savaş verdim , kitap boyunca.

Not: Kitabın orijinal adı , 5150,rue des Ormes.

5150 Elm's Way olarak filmi varmış.

Bu Elm's way , benim izlediğim Elm Sokağı olamaz değil mi :D

#guzokumasenligi
#senlikbahaneokumaksahane 

10.

27 Ekim 2014 Pazartesi

Meme Kanseri Bilinçlendirme MİMİ !



Buralı Olmayanlar Lokali'nin başlattığı, Zihnin Arka Sokakları   aracılığıyla da haberimin olduğu, meme kanserine dikkat çeken bir mim var. Mimin kuralı çok basit: pembe eşyalarınızın fotoğrafını çekip paylaşıyorsunuz. 



Genelde meme kanseri dendi mi akla ilk kadınlar geliyor şüphesiz ama erkeklerin de bu illete yakalandığını biliyor muydunuz?


Amerikan Kanser Topluluğu'nun sadece Birleşik Devletler için 2014 tahminleri şu yönde:

- Yaklaşık 232,670 kadına yeni meme kanseri tanısı konulacak.
- Yaklaşık 62,570 kadına yeni meme kanseri başlangıcı tanısı konulacak.
- Yaklaşık 40,000 kadın meme kanserinden hayatını kaybedecek.

Aynı kuruluşun rakamlarına göre Amerika'da meme kanserini yenmiş 2.8 milyon kadın bulunmakta. Ayrıca son yıllarda vakaların sayısında ciddi bir artış görünmüyor. 

Peki ya  erkekler ?

Meme kanseri erkeklerde kadınlara oranla 100 kat daha az görülüyor. Bir erkeğin yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski binde bir. 

Topluluğu'nun Birleşik Devletler için 2014 tahminleriyse şöyle:

- Yaklaşıl 2,360 erkeğe yeni meme kanseri tanısı konacak.
- Yaklaşık 430 erkek meme kanserinden hayatını kaybedecek.

Ne yapmalı ? 

Doktorlar kanserin her türünde olduğu gibi bunda da erken tanıya dikkat çekiyor. Bu konuyla ilgili detaylı bilgi için Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kanser Daire Başkanlığı'nın hazırladığı güzel bir bilgilendirme sayfası var.

* * *

Kanser çağımızın illeti maalesef; ama erken tanıyla üstesinden büyük oranda gelinebiliyor. Yeter ki bilinçli olalım. Bu mimi ne kadar çok sayfada paylaşırsak, o kadar fazla insanı bilinçlendirmiş oluruz. O yüzden bu yazıyı okuyan herkesten ricam mimi kendi sayfasında paylaşması.


Not: Zihnin Arka Sokaklarına  farkındalığı  ve böyle bir etkinlikte beni de unutmadığı için teşekkür ediyorum , yazısının çoğunu aynen kopyaladım , kendisi de demiş zaten isteyen herkes yapsın diye ve fakat bana göre sorumluluk almaya hazır bütün bloggerların farkındalığını tek bir post için bile olsa göstermesi lazım , bu siyasi bir görüş değil, etnik köken önemli değil , cinsiyet problem değil, bu doğal ve neredeyse kaçınılmaz sonlardan biri . Lütfen Farkında OLUN!


26 Ekim 2014 Pazar

106-SEN OLMASAYDIN BEN NE YAPARDIM- GUILLAUME MUSSO

 Çeviri:Nükhet İZET
1. Baskı 2012
251 Sayfa


"Hepimiz tanırız onu ...
İçimizi kemiren yalnızlıktır bazen.
Uykumuzu kaçıran ya da sabahlarımızı zehir eden .

Okuldaki ilk günün hüznüdür .
Lisenin bahçesinde onun daha güzel bir kızı öpüşüdür.
Bir aşkın sonunda Orly'dir ya da East Garı.
Asla birlikte yapılamayacak çocuktur.
Bazen ben 
Bazen siz


                Ama kimi zaman da 
Bir tek karşılaşma yeter ..."

Satırlarıyla başlamakta kitap.

"Onun hayali hikayeler yazmak . İnsanları etkileyecek , onların içine dokunacak hikayeler, sıradan insanların başına gelebilecek sıra dışı hikayeler yazmak istiyor.Çünkü hakikat ona yetmiyor."

Diyerek bu hikayenin yazılmasına açıklık getirdiğini düşünüyorum.

"..., çünkü tüm kalbini verince , bir daha hiç sevememe tehlikesi baş gösterebiliyor."

Musso, yine tek gerçek aşkı yaşatıyor kahramanlarına.

"İyi ve kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta yanında olacağına  söz vermişti.Üzerine titreyeceğine ve onu koruyacağına söz vermişti ama insan hep yapabileceğinin çok daha fazlasını vaat eder."

Sonra hikayesinde kahramanlarının aşk hayatını bir kenara koyup , bambaşka bir kurgu başlatıyor. 

"Her şeyi kaybetmeyi göze alarak her şeyi kazanmayı umut etmektir , sevmek.Bazen de sevdiğinden daha az sevilme tehlikesini bile göze almaktır."

Ve sıradan hayatlar süren kahramanlarını sıra dışı olaylarla bir araya getiriyor.

"Bazen insan kendinin bile bilmediği bir hatanın cezasını çekmek ister gibi kendi kendini acıya mahkum ediyor."

Arada geçen olayları ve tesadüflerin aslında planlanmış işler , karşılaşmalar olduğuna değiniyor.

"Kaybolan güven , bıkkınlık , bezginlik , kötü seçimler , baştan çıkarmanın yanıltıcı ışıltıları , pis adamların etkileyici sesleri, pis kadınların uzun bacakları , yazgının adaletsizliği;
Hepsi birden elbirliğiyle aşkı yok eder."

Azıcık ta imkansızlıklar ve fantastik olaylar ekliyor ki , gerçekliğini yitirsin hikaye .

Ve bir iki de espri katıyor ki , tadından yenmesin.

-Bir kadın sana 'hayır' dediğinde bunun anlamı çoğunlukla 'evet ama korkuyorum' demektir.
-Yaa başka?
-Sana 'belki' dediğinde, bu da çoğunlukla 'hayır ' demektir.
-Peki ' evet' dediğinde nedir?
-'Evet ' dediğinde 'belki, evet' demektir.
-Peki sadece, kısaca ' evet ' derse?
-Tek başına 'evet' kelimesine kadın dilinde pek rastlanmaz.


24 Ekim 2014 Cuma

105-OLDUĞU KADAR GÜZELDİK- MAHİR ÜNAL ERİŞ

1-2. Baskı 2013
3. Baskı 2014
124 Sayfa

"Hay ben böyle aşkın ıstırabını !" deyip kalaylayamıyorsun çünkü, aşk da senin ıstırap da."

"Sen yokken , yani sen evde aşk acısıyla , bittikçe altüst edilen bir kum saati gibi damla damla tükenirken, bu insanların hepsi yaşamaya devam ediyorlar.Elektrik faturası yatırıyorlar, sinemalara gidiyorlar, araç muayenesi yaptırıyorlar , kat karşılığı arsa için müteahhitlerle pazarlık ediyorlar, arabalara , dolmuşlara , teknelere , trenlere biniyorlar, konuşuyorlar, gülüyorlar , kavga ediyorlar, ter kokuyorlar, ayakkabı boyatıyorlar...Bir sen yoksun içlerinde ve bunun farkında bile olmuyorlar.Seni bu hale koyan bile onların arasında dolaşıyor, yaşıyor , ediyor ama sen evde oturmuş , dünya durdu sanıyorsun."

"Hayran hayran bakardı bana , sussam öpüverecek gibi.Offf! Git aklımdan n'olur!"

Çocukken , o bıyıklı favorili arkadaşlarını bizden daha çok sevdiğini , onlar öldükleri için ve onları özlediği için bizi bir türlü sevemediğini , bize bu yüzden bir türlü öyle gülemediğini düşünürdüm babamın.Çünkü babamın gülüşü , devrim ihtimalinin sıcak olduğu günlerde , pankartların afişlerin arasında bir yerlerde donup kalmıştı, biz çözemiyorduk."

"Mahzun değildi , buruk ama inceden mağrurdu.Çok konuşmuyordu ama bize birçok şey anlatmanın bin türlü yolunu bulmuştu."

"Öyleyse yaşamak , hayata karşılık hayallerden vazgeçtiğimiz bir kaybetme biçimidir."

****************

Bu kitapla yazar 60. Sait Faik Abasıyanık Hikaye Armağanı'nı kazanmış.

Kitabın içinden sadece 'Benim Adım Feridun ' bir dergide yayınlanmış , diğerleri Eriş'in annesi ve babası aferin desin diyeymiş.

Çok güzel hikayeler bunlar.

Yakın tarih kokuyor buram buram.

Ve fena halde duygulandıran babalar , acayip düşüncelere haiz evlatlar.

Bazı zamanlar var ki okumaya , dinlemeye doyamaz insan.

İşte benim için tam o yıllar.

Bir de tam attığını vuran cümleler.

Enteresan laf ebecikleri.

Güzeldi , hem de çok...


8.


23 Ekim 2014 Perşembe

ÖDÜL, HEM DE DARTLISINDAN :D


Sevgili Ha Polyanna Ha Fulyanna , Fulya Küçükaksoy  ve Hatıra Koleksiyoncusu bana ödül göndermişler, aldım , teşekkür ederim.

Şimdi bu ödülün de bazı kuralları varmış.

1-Ödülü verenin linkini de veriyormuşuz .

http://kucukaksoyfulya.blogspot.com.tr/

2-Ödül resmi paylaşılacakmış.

Bakınız yukarıdaki resim.


3-15 tane arkadaşımıza da bu ödülden veriyormuşuz :D

İşte bu kısım biraz sarpa sardı bende, zira kim ödülü aldı kim almadı diye hatırlamam çok mümkünlü değil, ben de şöyle yapıyorum ki kimse kırılmasın...En son yorum bırakan 15 arkadaşımı ödüllendiriyorum, sevgiyle...

Saadet Uslu
~♡ηυяѕαℓкιмι™
Eren O.




104-BİR ODADAN BİR ODAYA- ELİF GÜNEY PÜTÜN

Çeviri: Nükhet İZET
1. Baskı 2012
171 Sayfa

"Hayatım boyunca yalnız yaşayacağım, gençken öleceğim ve hiç çocuğum olmayacak."

"Yalnız yaşayacağım ve böylece, kimseyi özlemeyeceğim."

"Belki erkek olsaydım seçim hakkım olurdu.
Beceremedim.
Gökkuşağının altından geçemedim..."

"Evet , sizi sevmiyorum deme cesaretim yok.
Siz sevgiden ne anlarsınız ki?
İnsanların , öyle 'seviyorum' demekle , sevebileceğini mi sanıyorsunuz?
BABA olmak , insanın kendini sevdirebilmesine yeter mi?
Peki ya siz, siz beni seviyor musunuz?"

"Ne direncim kaldı ne de yazma isteğim ...
Alnım cama dayalı , ağzımda bir şarkı:
"Unutma Beni!"

9 Eylül 1984
"Ona bir daha hiç sarılamayacağım,
Bir daha hiç soytarılık yaparak bizi güldüremeyecek.
Bir daha hiç mutfakta aşçılık dersi vermeyecek , sosyalizm, komünizm, halk , görevler, ödevler hakkında hiç söylev çekmeyecek.
Bir daha bana hiç aptal demeyecek."

"Birbirimizin yanından geçtik , bir günden bir güne geçer gibi."

*******************

Eli Güney Pütün, Çirkin Kral lakaplı Yılmaz Güney'in kızı.

Yılmaz Güney'in kızı olmasını anlatıyor kitabında.

Bir döneme damgasını vuran, milyonların hayranlığını kazanmış birinin, kızıyla ilişkisini...

Aslında ünlü bir babayla, kızının  ilişkisini...

Hatta o kadar ustalıkla anlatıyor ki bunu , okurken bunları yazanın şimdi büyük bir kadın olduğunu değil, o küçücük kızın ağzından duyduğunuzu düşünüyorsunuz.

Çoğu zaman göz yaşlarınıza hakim olmayarak, sinirlenerek, Kral'a kızmaya başlayarak...

İnanamayarak...

Yılmaz Güney'i baba olarak tanımak isterseniz, bu oldukça objektif kitabı mutlaka okumalısınız.

Elif Güney'in de dediği gibi belki de kızgınlığınız babasına değil de kızına olacaktır.

Bu kitap ,çok büyük bir cesaret örneği...

7.

                                      

22 Ekim 2014 Çarşamba

SİNEMA GÜNÜ- İNCİR REÇELİ 2




Dün gittik filme .

Kaç zamandır salonu bu kadar dolduran bir film izlememiştik.

Not:Cem Yılmaz'ı görmedim , o sebepten bu kıyas sadece benim salonda gördüğüm filmleri kapsar.*

Full değildi ama , yine de 15 kişi kadar vardık.

Ben bu filmin ilkini de çok beğenmiştim.

Bunu da beğendim.

Konusundan ziyade Halil Sezai'yi beğendiğimi de itiraf ediyorum.

Yakışıyor beyaz perdeye.

Konuya hiç girmiyorum zira eksik taraflar vardı filmde , bazı uyuşmazlıklar fakat hem müzikler hem de Halil Sezai süperdi.

Bir de ağır arabesk tavırlar biraz fazlacaydı fakat bunu başrol kız Şafak Pekdemir'in modern duruşuyla kırmışlar bir nebze.

Yalnız bir şey dikkatimi çekti , başrol kızımız film boyunca titreyip durdu, hayır sebebini de anlamadık yani.

Neyse , Halil Sezai'yi daha farklı yapımlarda da görmek istiyorum ben , hakkını veriyor yaptığı işin .

Not:Kerem'in bir dönem takıntısı olan İsyan'ı duyamayışımız da üzdü biraz bizi :D